İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/363 K.2008/366

Hukuk Genel Kurulu 2008/10-363 E. , 2008/366 K.

Esas2008/363Karar2008/366Tarih7 Mayıs 2008Okuma5 dk · 1.026 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2008/363
Karar No
2008/366
Karar tarihi
7 Mayıs 2008
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.026 kelime·5 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2008/10-363 E. , 2008/366 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

İzmir 2. İş Mahkemesi

TARİHİ : 03/04/2008

NUMARASI : 2008/31-2008/159

Taraflar arasındaki “rücuan alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 2. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 19.07.2007 gün ve 243-431 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.12.2007 gün ve 17170-21097 sayılı ilamı ile, (...Dava; iş kazasından doğan rücuan tazminat istemine ilişkin olup, yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.

Bozma kararımızda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesinin 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E: 2003/10, K: 2006/106 sayılı Kararı ile, 26. maddedeki “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir.

26. maddedeki anılan cümlenin iptali ile Kurumun rücu hakkının yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirin tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir. Tazmin sorumlusunun sigortalıya veya hak sahiplerine yapmış olduğu her türlü ödemenin Kurumun rücu hakkından düşülmesine imkan yoktur.

Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra kurumun rücu hakkı kanundan doğan bağımsız rücu hakkına dönüşmüştür.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinde açıkça gelirlerde meydana gelen artışların istenemeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 26. maddeye dayanılarak açılan rücu davalarında artışlar istenemeyeceğine göre, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerine davalıların toplam % 65 kusur oranının uygulanmasıyla belirlenecek miktardan, ilk rücu davasında ilk peşin değere ilişkin olarak hükmedilen miktar düşülerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

Bahse konu yasa değişikliğinden önce verilip kesinleşen ilk rücu davasındaki peşin sermaye değerine ilişkin miktar, ilk peşin sermaye değerin yanında kanun, kararname, katsayı artışı nedeniyle gerçekleşen artışları da içermektedir. Hal böyle olunca, mahkemece, o davada hükmedilen artışlara ilişkin miktarın iş bu davadaki gelirin ilk peşin sermaye değerinden düşülemeyeceği olgusu da gözetilmelidir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Anayasa Mahkemesinin 21.03.2007 gün ve 26469 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas, 2006/106 sayılı Kararı ile, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve gelir artışlarından doğan Kurum zararının işverenden tahsiline olanak tanıyan “... sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere ...” bölümü Anayasa’nın “sosyal devlet” ve “hukuk devleti” ilkelerine aykırı bulunarak iptaline karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararları Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra yürürlüğü girmekte olup, yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır (Anayasa m. 153). Diğer taraftan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 76. maddesinde “Hakim re’sen Türk Kanunları mücibince hüküm verir” yönündeki yasal ilke gözetildiğinde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının, kesin hüküm halini almamış (derdest) davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

İptal kararı ile ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgular karşısında Kurumun rücu hakkı, Kanun gereğince sigortalıya veya haksahiplerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin toplamı ile gelir bağlanırsa, bu gelirin ilk peşin sermaye değeri ile sınırlı bulunmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2007 gün ve 2007/10-973-975 sayılı kararı)..

İşverenin davalı olarak gösterildiği kesinleşen ilk rücu davasında, davaya konu zararlandırıcı sigorta olayının oluşumunda % 50, dava dışı işveren vekili ise %15 oranlarında kusurlu bulunmuştur. Anılan davada, sigortalıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri ile birlikte, bu gelirde meydana gelen artışlar talep edilmiş, davalının kusur oranı dikkate alınarak karar verilmiştir. Eldeki davada, işveren yanında, ilk davada taraf olmayan işveren vekili de davalı gösterilerek müştereken ve müteselsilen istemde bulunulmaktadır.

Uyuşmazlık; ilk (kısmi) rücu davasında hüküm altına alınmış olan gelir artışının, (o davada) hüküm altına alınmayan ilk peşin değerli gelirin kusur farkına mahsup edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Sorunun çözümünde; “kazanılmış hak” ve “kesin hüküm” kavramlarının üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır:

Kazanılmış haklar, hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Diğer yandan, maddi anlamda kesin hüküm, yargısal kararlara tanınan hukuksal gerçeklik niteliğidir. Maddi anlamda kesin hüküm sayesinde, mahkeme kararlarına güven duyulması ve bu kararların uygulanması, yanlar arasındaki uyuşmazlığın bütün bir gelecek için son bulması, çelişik kararlar verilmesine engel olunması, toplumsal yaşam için zorunlu olan hukuksal istikrarın sağlanması amaçlanır.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı öncesinde 506 sayılı Kanunun 26. maddesine dayalı olarak açılan davalarda Kurumun rücu alacağı, sigortalı ya da hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği miktarla sınırlıdır. Davacı Kurumun, belirlenen bu miktar ile sınırlı olmak üzere; gelirin ilk ve artışa ilişkin peşin sermaye değerleri karşılığının tahsilini istemesi, iptal öncesi yasal düzenlemelere uygun bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi kararlarının mahkemeleri bağlayıcı niteliği açıktır. Ne var ki bu etki, kararın yayımlanması ile ortaya çıkar, derdest olan davalar açısından geçerlidir. Artışların bir bölümünün ilk rücu davasında hüküm altına alınmış olması, maddi anlamda kesin hüküm niteliğindedir. Davacı Kurumun rücu hakkının hukuksal temelinin ve kapsamının Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasındaki tanımı, kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı, engelleyici nitelikte sonuç doğurmayacaktır.

Sigortalı veya haksahiplerine bağlanan gelirde meydana gelen her artış ya da değişiklik ayrı bir olgu niteliğindedir. İlk peşin değerli gelir ile artışlar nedeniyle açılan ilk rücu davasının kesinleşmiş olması, ilk peşin değerli gelirin (ilk davada hüküm altına alınmayan) kusur farkı nedeniyle kesin hüküm engeli oluşturmayacağı da belirgindir. Eldeki davada, sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri, artışlardan bağımsız, ayrı bir olgu, ayrı bir değer ifade etmektedir.

Davacı Kurum yönünden kazanılmış hak oluşturması ve kesin hüküm nedeniyle olumsuz dava şartı niteliğinde bulunmaması karşısında, mahkemece, ilk peşin değerli gelirin hüküm altına alınmayan bölümünün kabulü gerekirken, ayrı birer olgu durumunda bulunan gelir artışlarına ilişkin hüküm altına alınan miktar nedeniyle istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Yerel mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve yasal olgular dikkate alınarak yapılacak inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, 07.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2008/363, K. 2008/366, 7 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 03/04/2008
  5. Numarası : 2008/31-2008/159
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2008/363
Karar No
2008/366
Tarih
7 Mayıs 2008

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2008/364 K.2008/3249
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2008/364 K.2008/2760
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2008/364 K.2008/364
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/364 K.2008/373
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2008/365 K.2008/2761
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2008/365 K.2008/365

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.