İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/421 K.2008/422

Hukuk Genel Kurulu 2008/4-421 E., 2008/422 K.

Esas2008/421Karar2008/422Tarih4 Haziran 2008Okuma6 dk · 1.175 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2008/421
Karar No
2008/422
Karar tarihi
4 Haziran 2008
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.175 kelime·6 dk okuma·4 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2008/4-421 E., 2008/422 K.

HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ

KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI

MANEVİ TAZMİNAT

ŞİKAYET HAKKI

818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 49 ]

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 76 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (İzmir Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi)'nce davanın kısmen kabujüne dair verilen 15.06.2006 gün ve 2004/291 E., 2006/204 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinin 04.07.2007 gün ve 2006/10324 E., 2007/9020 sayılı ilamı ile, (...Davacı vekili, müvekkilinin D... Universitesi'nde profesör olduğunu, Doç.Dr. olan davalının müvekkili hakkında haksız olarak şahsi dava açtığını, müvekkilinin beraat ettiğini, bu dava nedeniyle müvekkilinin manevi olarak çok yıprandığını iddia ederek manevi tazminat istemiştir.

Davalı, şikayet hakkını kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dışı olan hasta, davalı doktorda muayene olmuş, yapılan patolojik test sonucu hastaya kanser teşhisi konulmuş, tedavi için ameliyat olması gerektiği söylenmiştir. Davacı doktorun yaptığı muayene sonucunda ise, hastada kanser dokusu olmadığı ve daha önce konulan teşhisin yanlış olduğu belirlenmiştir. Bunun üzerine hasta, davalıya giderek davacının teşhisini söylemiş ve ayrıca davalıyı Tabipler Odası'na şikayet etmiştir. Bu olaylar üzerine davalı, hastanın beyanları doğrultusunda davacı hakkında şahsi dava açmıştır.

Davalı, Sulh Ceza Mahkemesinde davacı hakkında hakaret iddiasıyla şahsi dava açmıştır. Yargılama sonunda davacı yeterli delil elde edilememesi nedeniyle beraat etmiş ve karar kesinleşmiştir. Sulh Ceza Mahkemesinde dinlenen davalı (şahsi davacı) tanıkları, şikayet dilekçesinde belirtilen hususları doğrulamışlar, ancak mahkeme, hastanın ve davacı (sanık) tanıklarının beyanlarına itibar etmiştir.

Ceza Mahkemesinde dinlenen tanık beyanları, ceza dosyası içeriği ve dava dışı hastanın şikayet dilekçesi ile kanser olmadığı halde kanser teşhisi koyan doktora hastanın söyleyebileceği ifadeler dikkate alındığında, şikayet hususunda yeterli emarenin bulunduğu açıktır.

Bu nedenle şikayet hakkının kullanıldığı kabul edilerek açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup, kararın bozulması uygun görülmüştür...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Davalı vekili

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı. E... Üniversitesi Tip Fakültesi Genel Cerrahi Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yaptığını, davalının ihtisasını yanında tamamladığını, doçent olduğunu, davalının dava dışı hasta Şengül'ün göğsündeki kitle nedeniyle patolojik inceleme sonunda ameliyat önerdiğini, aynı hastanın kendisine gelmesi sonucu kanser kuşkusu taşıyan örneklerin yeniden patolojide incelendiğini, kanser hücrelerine rastlanılmaması üzerine durumun hastaya anlatıldığını;

hasta Şengül'ün, davalı doktoru şikayet edeceğini beyan ettiğini, ileri geri konuştuğunu, davalıya gittiğini, görüşme sonrasında davalının, kendisi aleyhine Sulh Ceza Mahkemesinde şahsi dava açtığını ileri sürerek, davalının şikayeti sonucunda sanık olarak yargılanmasına üzüldüğünü, kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek 6.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesiyle, meme cerrahisi konusunda uzman olduğunu, dava dışı hasta Şengül'e teşhis koyup ameliyat önerdiğini, hastanın bu teşhisle yetinmeyerek davacıya da muayene olduğunu, ameliyatın gereksiz olduğunun davacı tarafından kendisine bildirildiğini, hastanın bunun üzerine muayenehanesine gelerek davacının hakaretamiz sözlerinden bahsettiğini, şahsi dava açması üzerine davacının Sulh Ceza Mahkemesinde yargılandığını, şikayet hakkını yerinde kullandığını, bazı emare ve bulguların mevcut olduğunu, sanık olarak yargılanmasının tazminat hakkını vermeyeceğini, davanın reddini cevaben bildirmiştir.

Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak kurulan karar Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyize konu bu davada davacı, kişilik haklarına saldırı nedeniyle Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinden kaynaklanan manevi tazminat isteğinde bulunmuştur.

Dava dışı hasta Şengül, davalı doktora başvurduğunda, patolojik test yapılmış, kanser teşhisi konulmuş, tedavi amacıyla ameliyat olması gerektiği söylenmiştir. Daha sonra hasta Şengül'ün davacı doktora gitmesiyle yapılan muayene ve yeniden yapılan patolojik inceleme sonucu, hastanın kanser olmadığı ve önceki teşhisin yanlış olduğu anlaşılmıştır.

Hastanın sarf ettiği sözlere dayanılarak davalı doktor tarafından davacı doktor aleyhine Sulh Ceza Mahkemesinde hakaret iddiasıyla şahsi dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonunda davacı, delil yetersizliğinden beraat etmiştir. Sulh Ceza Mahkemesinde dinlenen davalı (şahsi davacı) tanıkları, davalının şikayet dilekçesinde belirttiği iddialarını doğrulamışlar; davacı (sanık) tanıkları ve hasta Şengül, davacının beyanları doğrultusunda ifade vermişlerdir.

Sulh Ceza Mahkemesince, davacı (sanık) tanıkları ve hasta Şengül'ün beyanına itibar edilerek davacının (sanığın) beraatine karar verilmiştir.

Sulh Ceza Mahkemesinde dinlenen tanık beyanları ve dava dışı Şengül'ün Tabipler Odası'na verdiği şikayet dilekçesi gözönüne alındığında, davalının davacı aleyhine şahsi ceza davası açması için yeterli emarenin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının şahsi ceza davası sonunda beraat etmiş olması, tamamen yargı görevinin yasalara göre takdir hakkı kullanılmak suretiyle yerine getirilmesine ilişkindir.

Somut olayda ve özellikle kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat ve buna karşı Anayasal şikayet hakkının kullanılması gibi çatışan hakların sınırının belirlenmesinde davacı lehine değerlendirilecek nitelikte bir neden teşkil etmez. Esasen beraat kararı, hiçbir zaman şikayet hakkının kişilik haklarına zarar verecek şekilde hukuka aykırı kullanıldığının ölçüsü olmaz. Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamaları da bu doğrultudadır.

Kişinin gerçek bir olguya dayanan iddiasını kısmen ya da tamamen doğrulayacak kanıtlara dayanarak (bu kanıtlar dava açılması ve mahkumiyet için yeterli olmasa dahi) resmi mercilere başvurması ya da ceza davası açması uygulama ve doktrinde hukuka uygun bir davranış olarak kabul edilmektedir. Bu davranış hak arama özgürlüğü kapsamında mütalaa edilmektedir.

Aksi görüşü kabul etmek, yani her ihbar ve şikayetin yapılabilmesini ve ceza davası açılabilmesini her halükarda mahkumiyet için yeterli delil ikamesine bağlı tutmak; özellikle delillerin takdiri sonucu beraat halinde de şikayetçi ya da davacıyı manevi tazminat tehdidi altında bırakmak, hak arama özgürlüğünü sınırlamak ve kişilik hakları karşısında bu özgürlüğü yok etmek olur. Böyle bir yorum, Medeni Kanun ve Anayasa'nın kişilik hak ve özgürlükleriyle güttüğü amaca ters düşer.

Kişinin Anayasa ile sağlanması amaçlanan özgürlük ortamında yaşaması, gelişme ve faaliyet göstermesi, ona verilmiş görevleri yerine getirebilmesi için gerekli olan özgürlükler, yasal yollardan kullanıldığı ölçüde kısıtlanamaz ve kimse bu özgürlüğü kullandığı için tazminatla sorumlu tutulamaz.

O halde, bazı delil ve emarelere dayanılarak gerçekleşen bir şikayet yada açılan ceza davası sonunda verilen beraat kararı, soyut olarak o şikayet veya davanın hukuka aykırı olduğunun delili sayılamaz. Haksız şikayet ya da haksız ceza davası açıldığı hukuksal sebebine dayanan manevi tazminat davalarında, şikayet ya da dava hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı, bir başka ifade ile şikayetin veya davanın hukuka aykırı olup olmadığı sorunu ancak, şikayetçinin veya davacının şikayetine dayanak yaptığı kanıtların hukuk hakimi tarafından değerlendirilmesi ile çözümlenmelidir. Ceza hakiminin delilleri takdir konusundaki kanaati, hukuk davasına etkili değildir.

Bu durumda, davalının, davacının suçsuz olduğunu bildiği halde onu zararlandırmak amacıyla dava ettiği sabit olmadığından; davacı aleyhine bazı delil ve emarelere, özellikle tanık beyanlarına dayanarak dava açtığı anlaşıldığından, verilen beraat kararı delil yetersizliğine dayandığından deliller mevcut olup, sanığın cezalandırılmasını gerektirecek yeterlikte olmadığı belirlendiğinden manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi mümkün görülmemiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan nedenlere ve Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve 1981/4-56 E, 1982/438 K; 10.10.2001 gün ve 2001/4-602 E, 680 K; 24.11.2004 gün, 2004/4-604 E, 608 K; 09.02.2005 gün ve 2005/4-13 E, 37 K; 21.09.2005 gün, 2005/4-468 E, 514 K; 22.03.2006 gün 2006/4-66 E, 99 sayılı Kararlarında vurgulanan ilkelere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 04.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2008/421, K. 2008/422, 4 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Hak Arama Özgürlüğü
  4. Kişilik Haklarına Saldırı
  5. Manevi Tazminat
  6. Şikayet Hakkı
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2008/421
Karar No
2008/422
Tarih
4 Haziran 2008

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2008/422 K.2008/422
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/422 K.2008/428
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2008/423 K.2008/4224
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2008/423 K.2008/7154
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2008/423 K.2008/8046
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2008/423 K.2008/423

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.