İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/660 K.2008/677

Hukuk Genel Kurulu 2008/1-660 E., 2008/677 K.

Esas2008/660Karar2008/677Tarih5 Kasım 2008Okuma8 dk · 1.524 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2008/660
Karar No
2008/677
Karar tarihi
5 Kasım 2008
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.524 kelime·8 dk okuma·6 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2008/1-660 E., 2008/677 K.

HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE

İVASIZ TASARRUFLARIN BUTLANI

TAPU İPTALİ VETESCİL

2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 277 ]

2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 278 ]

2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 283 ]

2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 284 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki “

“Tapu iptali ve tescil”

” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 26.2.2007 gün ve 5/81 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 3.12.2007 gün ve 11510-11673 sayılı ilamı ile (....Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davada dayanılan hukuki sebebe ilişkin olarak ileri sürülen vakıalar 5.2.1947 tarih 20/6 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ile kanıtlanamadığına göre; davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA “

“ karar verilmiş; davacı Orhan Küçük vekilinin karar düzeltme istemi üzerine ise, 1.H.D.nin 2.4.2008 T 1833-4232 sayılı ilamı ile “

“...Dava, tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre taraflar arasındaki çekişmenin inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkin olup, davacı tarafından iddiasını ispatlayacak şekilde 5.2.1947 tarih 20/6 Sayılı içtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği biçimde taraflar arasında düzenlenmiş bir belge ibraz edilmediği anlaşılmaktadır.

Ancak, dosya arasında bulunan dava dışı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) (Tarişbank) tarafından eldeki davanın davalısı aleyhine açılan tasarrufun iptali ve davası sonucu İzmir 1 .Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.12.2005 tarih 2002/556 esas, 2005/692 karar sayılı kararıyla taraflar arasında yapılan işlemin alacaklıyı zarar uğratmaya yönelik bulunduğu ortada gerçek bir satışın bulunmadığı gerekçesiyle temliki işleme konu taşınmazlardan bir tanesinin alacağı karşılamaya yeterli olduğu kabul edilerek, bu taşınmaz hakkında tasarrufun iptaline karar verildiği ve kesinleştiği görülmektedir.

Hal böyle olunca, söz konusu mahkeme kararının tarafların tapuda yapılan işlemdeki iradelerinin belirlenmesi bakımından değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek bir irdeleme ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.

Anılan husus karar düzeltme isteği üzerine bu kez yapılan inceleme sonunda anlaşıldığından, davacının karar düzeltme isteğinin HUMK'nun 440.maddesi gereğince kabulü ile Dairenin 3.12.2007 tarih 2007/11510 esas, 2007/11673 karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına, yerel mahkemece kurulan 26.2.2007 tarih 2006/5 esas, 2007/81 karar sayılı hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA...karar verilmiştir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacı, maliki olduğu beş parça taşınmazı davalıdan aldığı borca teminat olmak ve diğer alacaklı ve bankalardan mal kaçırmak amacıyla davalıya temlik ettiğini, davalının, borçları için ödediği bedeli iade etmek istemesine rağmen, kabul etmeyerek taşınmazları iade etmediğini, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp kesinleşen 16.12.2005 tarih, 2002/556 Esas, 2005/692 Karar sayılı ilamda taşınmazların alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla davalıya temlik edilidği hususunun saptandığını ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davacının taşınmazları satışa çıkarması üzerine satın aldığını, hem taşınmazın üzerindeki ipotekleri kaldırdığını, hemde üzerine satış bedeli olarak 100 bin dolar ödediğini,davacının iddiasını yazılı delille kanıtlaması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini cevaben bildirmiştir.

Mahkemece, iddianın yazılı belge ile kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafın bildirdiği İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.12.2005 tarih ve 556-692 sayılı ilamının incelenmesinde; davacının TMSF (Tarişbank), davalıların Hacı ve Orhan olduğu, davanın 44 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 2 nolu mesken ile, 1 parseldeki 1,2 ve 3 nolu taşınmazların Orhan tarafından Hacı 'e temlikinde satış bedelinin çok düşük olduğu,

tasarrufun alacaklılara zarar vermek kastı ile yapıldığı ileri sürülmek suretiyle, İcra İflas Kanununun 277-278.maddeleri uyarınca tasarrufun iptali istemine ilişkin bulunduğu ve sonuç itibariyle mahkemece "... satış bedelinin resmi senette yazılı olan bedelden daha yüksek olduğunun yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği böyle bir belgenin sunulamadığı, satış bedelinin daha yüksek olduğuna dair sadece beyana itibar edilemeyeceği, taşınmazlardan bir tanesinin borcu karşılamaya yeterli olduğu gerekçesi ile "...

44 parseldeki 2 nolu meskenin satışına ilişkin tasarruffun iptali ile takibe konu alacak ve ferileri ile sınırlı olarak alacaklı davacıya taşınmazın haciz ve satışını isteme yetkisi tanınmasına, diğer taşınmazlarla ilgili isteğin reddine" karar verildiği, 28.3.2006 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar mahkemece tasarrufun iptaline ilişkin bu davanın inançlı işlem olgusunu kanıtlanamayacağı gerekçesi ile önceki kararda direnilmiş ise de, anılan bu dava davacının mal kaçırmak amacıyla taşınmazları düşük bedelle devrine ilişkin iradesini ortaya koyma yönünden güçlü bir delil teşkil eder. Mahkemece bu husus gözönünde bulundurularak, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

Açıklanan nedenlerle; Özel Dairenin bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 5.11.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Bilindiği üzere “

“tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile gerçek durumu onlardan gizleyerek kendi gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarına ”

”muvazaa ve bu şekilde yapılan işlemlere de muvazaalı işlemler denilir. Bir başka söyleyişle muvazaa “

“ açıklanan beyanlarının gerçek maksatlarına uymadıklarını bildikleri halde, akitlerin kastettikleri durumdan başka bir ilişkide kendilerini anlaşmış gibi göstermeleri hali (7.10.1953 t, 8/7 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme kararı) “

“tarafların üçüncü kişileri, aldatmak amacıyla kendi gerçek iradelerine uymayan haksız eylem niteliğinde anlaşmaları”

”dır. (4.HD-9.4.2007 t, 2654/4665 E,K)

Muvazaalı bir hukuki işlemden bahsedebilmek için a)Tarafların iradeleri ile beyanları arasında isteyerek yaratılmış bir uygunsuzluk, b) üçüncü kişileri aldatmak (muvazaa) niyeti, c) Taraflar arasında gizli işlemi yaratan muvazaa sözleşmesi bulunmalıdır.

Muvazaa davası, yani yapılan işlemin muvazaa nedeniyle hükümsüz olduğunu belirtmek için açılan tespit davası ile tasarrufun iptali davası amaçları bakımından birbirlerine yaklaşırlarsa da gerçekte nitelikleri, koşulları, doğurduğu sonuçlar bakımından birbirinden farklıdırlar. Tasarrufun iptali davası, borçlunun tasarruf işlemlerinden zarar gören ve elinde aciz belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Ne varki, tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından geçerli olarak yapılan tasarruf işlemlerinin davacı bakımından hükümsüz olduğunu tesbit ettirmek için açıldığı halde, muvazaa davasında borçlunun yaptığı tasarruf işleminin gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tesbiti istenir.

Tasarrufun iptali davası, aynı olmayıp kişisel (şahsi) bir dava olduğu halde, muvazaa davası ayni bir davadır. Muvazaanın kanıtlanması halinde dava konusu mal, borçlunun malvarlığından hiç çıkmamış hale gelir. Taşınmaza ilişkin muvazaa davalarında hakim tapu kaydının da borçlu adına düzeltilmesine karar verir. Muvazaa iddiası, zamanaşımına bağlı olmadan ileri sürülebildiği halde, iptal davasının, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren en geç hak düşürücü süre olan beş yıl içinde açılması gerekir. (İİK. m.284.)

İİK.nun 277.vd maddelerine dayalı olarak açılmış iptal davasının amacı, alacaklının davaya konu mal üzerinde, cebri icra yolu ile alacağı miktarla sınırlı olarak hakkını almasını sağlamaktır.

Kural olarak iptal davasına konu edilen tasarruflar, muvazaalı akitlerden farklı olarak hukuken geçerlidir. Başka bir ifade ile muvazaalı akitlerde, görülen akit değil tarafların gerçek iradelerine uygun bulunan akit tarafları bağlayıcı olduğu halde İcra ve İflas Kanununun 277. ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufular özel hukuk ilişkisi açısından geçerliliğini korumaktadır. Bu nedenle, alacaklının gerçek alacak ve ayrıntılarına yetecek miktardaki tasarrufun iptali, bunun dışında kalan kısmı geçerliliğini koruyacağından, olduğu gibi bırakılması gerekmektedir. Kanun koyucu bu özelliği gözeterek “

“ iptal davasının sübutu halinde davaya konu teşkil eden mal üzerinde icra koğuşturması yapılabileceğini, davanın konusu taşınmaz mal olduğu takdirde ise, 3. şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmeksizin taşınmazın haciz ve satışının istenebileceğini”

” öngörmüştür. (İİK. m.283)

Somut olayda davacı Orhan , düştüğü ekonomik sıkıntı nedeniyle borçlarını ödeyemediğini, daha önce iş ve arkadaşlık ilişkisi bulunan davalı Hacı ’den borç para aldığını, karşılığında davaya konu toplam beş parça taşınmazı davalıya tapudan satış yoluyla temlik ettiğini, borcunu ödediği halde davalının taşınmazları geri vermediğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.

Davalı, üzerlerinde ipotek bulunan taşınmazları bedellerini ödeyerek davacıdan satın aldığını, satışın gerçek olduğunu davanın reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece davacının iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine hüküm önce onanmış, karar düzeltme aşamasında daha önce görülen tasarrufun iptal davası sonunda verilen kararın tarafların tapuda yapılan işlemdeki iradelerinin belirlenmesi bakımından değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

Hemen belirtilmelidir ki davacının ileri sürdüğü inançlı işleme ilişkin vakıaların 5.2.1947 gün 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ile kanıtlanması gerekir.

İzmir 1.asliye Ticaret Mahkemesinin 16.12.2005 gün 2002/556 E, 2005/692 K sayılı dosyasında davacı TMSF (Tarişbank) görülmekte olan davanın davacısı Orhan Küçük ve davalısı Hacı Ertek’i hasım göstermek suretiyle tasarrufun iptali isteğinde bulunmuş, anılan mahkemece İİK.278/III-2 maddesi uyarınca, taşınmaz bedelinin düşük gösterilmesi suretiyle satış yapıldığı gerekçesiyle tasarrufun iptali ile İzmir 1.İcra Müdürlüğünün 2002/3403 sayılı dosyasında takibe konu alacak ve ferileri ile sınırlı olarak alacaklı davacıya (TMSF- Tarişbank) taşınmazın haciz ve satışını isteme yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.

Kesinleşen bu kararla TMSF (Tarişbank) dava konusu beş adet bağımsız bölümden birinin borcunu karşılamasıyla alacağına kavuşmuştur. Geri kalan bağımsız bölümlerle ilgili satış işlemi geçerliliğini korumaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut bakıldığında; davacının inançlı işleme (taraf muvazaasına) ilişkin iddiasının yazılı belge ile ıspatı zorunludur (HUMK.m.290). Bu davadan önce görülen İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.12.2005 gün, 2005/556 Esas 2005/692 sayılı kararının güçlü delil veya HUMK.nun 292. maddesi anlamında (İddianın tamamen ıspatına yetmemekle beraber, bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraftan sadır olmuş bulunan) yazılı delil başlangıcı sayılması olanağı da bulunmamaktadır.

Bu durumda davanın reddine ilişkin yerel mahkemece verilen direnme kararının onanması inancı içinde çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2008/660, K. 2008/677, 5 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Hak Düşürücü Süre
  4. İvasız Tasarrufların Butlanı
  5. Tapu İptali Vetescil
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Karşı Oy Yazısı
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2008/660
Karar No
2008/677
Tarih
5 Kasım 2008

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/661 K.2008/661
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2008/662 K.2008/18151
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/662 K.2008/678
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/663 K.2008/663
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/664 K.2008/665
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/666 K.2008/666

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.