İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/161 K.2009/207

Hukuk Genel Kurulu 2009/19-161 E. , 2009/207 K.

Esas2009/161Karar2009/207Tarih27 Mayıs 2009Okuma5 dk · 1.018 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/161
Karar No
2009/207
Karar tarihi
27 Mayıs 2009
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.018 kelime·5 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2009/19-161 E. , 2009/207 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 26/12/2006

NUMARASI : 2006/443-2008/833

Taraflar arasındaki "kayıt kabul" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.12.2004 gün ve 2004/452-128 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 22.09.2005 gün ve 2005/3317-8958 sayılı ilamı ile, (….Davacı vekili müvekkilinin alacağının İngiltere'de yargı kararına bağlandığını, bu kararın kesin delil olarak tanınarak 188.442.284.782,32 TL. alacaklarının iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili davacı yanın söz konusu yabancı mahkeme ilamının tenfizi için ayrıca dava açtığını, iş bu davanın derdest sayılması gerektiğini; kaldı ki sözleşmenin Türkiye'de kurulduğunu, esas uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini; tanıma ve tenfıze ilişkin de karşılıklılık bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece davacının dayandığı yabancı mahkeme kararının eda davası sonunda verildiği ve belirli bir paranın tahsili hükmünü içerdiği; bu kararın Türkiye'de infazının ancak tenfıze karar verilmekle mümkün olduğu, davacının ise yabancı ilamın içeriğine uygun düşmeyecek şekilde tanıma istediği, bu durumda tenfıze karar verilemeyeceği ve kayıt kabul kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı tarafından açılan kayıt kabul davasında alacağın İngiliz mahkeme kararı ile hükme bağlanarak kesinleştiğini, yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm şeklinde tanınarak talepleri doğrultusunda bir karar verilmesini istemiştir.

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 42 nci maddesi, "yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfız şartlarını taşıdığının mahkemece tesbitine bağlıdır. Tanımada 38 nci maddenin (a) ve (d) bentleri uygulanmaz" hükmünü içermektedir.

Bu durumda mahkemece anılan hüküm doğrultusunda yabancı ilamın tenfız şartlarını taşıyıp taşımadığının (anılan yasanın 38 nci maddesinin a ve d bentleri hariç) araştırılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddinde isabet görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava; davacının, iflasına karar verilen davalıdan alacaklı olduğunu hükme bağlayan yabancı mahkeme kararlarının kesin delil olarak değerlendirilmesi (tanınması) suretiyle; kararlara konu alacağın iflas masasına alacak olarak kaydedilmesi istemine ilişkindir.

Yerel Mahkeme davanın reddine karar vermiş; bu karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire metni yukarıda bulunan ilamla bozulmuş; mahkeme gerekçesini tekrarlayarak ve genişleterek önceki kararında direnmiştir.

Tercüme edilmiş metinleri dosyaya sunulan ilam örneklerinden ve kesinleşme konusundaki açıklamaları içeren belgelerden; davacı tarafından davalı aleyhine İngiltere’de açılan dava sonucunda, Manchester Ticaret Mahkemesinin 30.05.2001 ve 23.07.2001 tarihli ilamlarıyla, davalının satın aldığı kumaşlar nedeniyle davacıya faiziyle birlikte belirli bir miktarda ödeme yapmaya mahkum edildiği anlaşılmaktadır.

Dosya kapsamına göre, davacı, önce bu ilamların tenfizi istemiyle 07.11.2002 tarihinde İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nde dava açmış, o dava devam ederken İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesinin 20.06.2003 günlü kararıyla, davalı şirketin iflasına ve iflasın 20.06.2003 gününde açılmasına karar verilmiş ve hüküm 18.07.2003 günü kesinleşmiştir.

Davalının iflasına karar verilmesi üzerine, anılan tenfiz davası 08.04.2004 günlü oturumda takipsiz bırakılmış ve 15.07.2004 tarihinde de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili, İstanbul 3. İflas Müdürlüğüne 06.02.2004 tarihli dilekçeyle başvurarak, İngiltere’de alınan mahkeme kararları uyarınca iflas tarihi itibariyle müvekkilinin 188.442.284.782,32 TL. alacaklı olduğunu ileri sürmüş ve bu miktardaki alacağın iflas masasına kaydedilmesini istemiştir. İflas Masası, 06.02.2004 günü; tenfiz davasının devam etmekte olduğu ve henüz alacağın kesinleşmediği gerekçesiyle, kaydettirilen 188.442.284.782,32 TL. alacağın tamamının reddine karar vermiştir.

Bu ret kararı üzerine açılan eldeki davada, davacının, iflasına karar verilen davalıdan alacaklı olduğunu hükme bağlayan yabancı mahkeme kararlarının kesin delil olarak değerlendirilmesi (tanınması) suretiyle; kararlara konu alacağın iflas masasına alacak olarak kaydedilmesi istenilmiştir.

Yerel Mahkemenin bozulan önceki kararının ve ona ilişkin bozma ilamının tarihinde yürürlükte bulunan 2675 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 38. maddesinde tenfizin, 42. maddesinde de tanımanın koşulları düzenlenmiş; sonradan yürürlüğe giren ve anılan Kanunu yürürlükten kaldıran 27.11.2007 gün ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un tenfiz şartlarına ilişkin 54. ve tanımayı düzenleyen 58. maddelerinde de paralel nitelikte hükümlere yer verilmiştir.

Anılan her iki kanundaki düzenlemelere göre, tanıma; yabancı mahkemelerden verilmiş kararların Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil olarak kabulünü sağlayan bir hukuksal yoldur.

Tenfizden farklı olarak, tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de -bir Türk Mahkemesi kararı gibi- infazına değil; sadece, ilişkin bulunduğu olgu ve uyuşmazlık bakımından kesin delil veya kesin hüküm olarak kabulüne olanak verir. Tenfiz veya tanıma şartlarını taşımayan bir yabancı mahkeme kararının, bazı hallerde takdiri delil olarak değerlendirilmesi dahi olanaklıdır.

Yukarıda da belirtildiği gibi; somut olayda, davacı önce yabancı mahkeme kararlarının tenfizi istemiyle Türkiye’de tenfiz davası açmış, yargılama sürerken davalının iflasına karar verilmesi üzerine, tenfiz davasını takipsiz bırakarak, yabancı mahkeme kararlarına konu alacağın iflas masasına kaydedilmesini istemiş, istemi reddedilince de eldeki davayı açarak, yabancı mahkeme kararlarının alacak konusunda kesin delil olarak tanınmasını, buna bağlı olarak da, kararlara konu alacağın iflas masasına kaydını istemiştir.

Belirtilmelidir ki; yabancı mahkeme kararına konu alacağın iflas masasına kaydedilmesi, alacağı hükme bağlayan yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesi anlamına gelmez. Başka bir ifadeyle, salt, hüküm altına aldığı alacak iflas masasına kaydedilmekle, yabancı mahkeme ilamı Türkiye’de tenfiz edilmiş olmaz.

Çünkü, bir alacağın iflas masasına kaydedilmesi, sadece ve ancak, İcra ve İflas Kanunu’nun öngördüğü prosedür çerçevesinde gerçekleşecek olan işlemlerin yürütülebilmesi için gereken adımlardan sadece birini oluşturur ve bu adım, alacağın tahsili sonucunun gerçekleşmesi için tek başına yeterli değildir.

Dolayısıyla, tanıma kararıyla alacağın tahsili (yabancı mahkeme kararının infaz edilmesi) değil, yalnızca alacağın masaya kaydı sağlanır; tanınan yabancı mahkeme kararı bu kayıt işleminin dayanağını oluşturur.

Böylesi bir sonucun elde edilmesi için ise, direnme kararında ileri sürülenin tersine, tenfiz kararı alınması zorunlu değildir. Bu açıklamalara göre, somut olayda davacının, yabancı mahkeme kararlarının tanınması suretiyle alacağın iflas masasına kaydedilmesi yönündeki isteği hukuka uygundur. Yerel Mahkemece yapılması gereken, olayda tanıma koşullarının gerçekleşmiş olup, olmadığını araştırıp; ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir. Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece, gerekçesi ve sonucu itibariyle aynı yöne işaret eden Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 27.05.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/161, K. 2009/207, 27 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 26/12/2006
  5. Numarası : 2006/443-2008/833
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/161
Karar No
2009/207
Tarih
27 Mayıs 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2009/162 K.2009/9621
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2009/162 K.2009/199
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2009/163 K.2009/9278
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2009/163 K.2009/200
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/163 K.2009/222
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2009/164 K.2009/6166

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.