İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/222 K.2009/299

Hukuk Genel Kurulu 2009/13-222 E., 2009/299 K.

Esas2009/222Karar2009/299Tarih1 Temmuz 2009Okuma6 dk · 1.245 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/222
Karar No
2009/299
Karar tarihi
1 Temmuz 2009
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.245 kelime·6 dk okuma·3 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2009/13-222 E., 2009/299 K.

ALACAK DAVASI

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.06.2007 gün ve 2006/121-2007/196 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22.12.2008 gün ve 2008/13031-15201 sayılı ilamı ile,

(“

“…Davacı, dava dışı kardeş'i A.. O....

K... ve onun mirasçıları ile daha önce aralarında çeşitli davaların görüldüğünü, bu davalardan biri olan Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2000/1075 E. sayılı davada, taşınmazlarının tapu kaydı üzerine konulan tedbirin, anılan davanın 1.10.2002 tarihinde reddedilerek kesinleşmesi üzerine 22.10.2002 tarihinde kaldırıldığını, bu arada aynı kişiler tarafından aynı mahkemede 2002/895 E. sayılı tazminat davası açıldığını, bu davada da tedbir talep edildiğinden,

tüm taşınmazlarını kaybedeceği korkusuna kapıldığını, gerek bu husustaki müzayaka hali gerekse davalıların hileli söz ve telkinleri sonucunda, açılan tescil davasındaki tedbirin kalkmasından hemen sonra ancak tazminat davası devam etmekte iken 30.10.2002 tarihinde Ümraniye Şerifali Çiftliği, 3367 parseldeki hissesini, daha sonra geri alacağına inanarak,

tapuda 78.000 YTL bedel gösterilmek suretiyle gerçekte ise bedelsiz olarak davalılara devrettiğini, aleyhine açılan tazminat davasının kısmen kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra taşınmazın kayden iadesi için davalılara başvurmuşsa da talebinin kabul edilmediğini, oysaki taşınmazını zor durumda kaldığı için muvazaalı bir biçimde bedelsiz ve geri alacağına inanarak devretmiş olduğundan, yapılan satışın geçersiz olduğunu, bu nedenle taşınmazın değeri kadar zarara uğradığını ileri sürerek,

fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 78.000,00 YTL. nin faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 11.1.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle de talebini 1.800.000,00 YTL'ye çıkarmıştır.

Davalılar, satışın yapıldığı tarih ile dava arasında 3 yıl 7 aylık bir sürenin geçtiğini, müzayaka ve hile iddialarının Borçlar Kanununun 21. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, muvazaa ve inançlı işlemin ise yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, bu hususta tanık dinlenemeyeceğini, tapuda resmi şekilde yapılan sözleşmenin aksinin de ancak aynı kuvvette bir delille ispat edilebileceğini,

davacı aleyhine kardeşi tarafından Kadıköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2000/1075 E. sayılı açılan tescil davasının ve o sırada görülen diğer davaların davacı lehine sonuçlanması nedeniyle olayda müzayaka halinden de söz edilemeyeceğini, davacının taşınmazını tamamen kendi iradesi ile ve bedeli karşılığında sattığını, Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2002/895 E. sayılı tazminat davasında, dava konusu taşınmazın rayiç değerinin 27.5.2002 tarihi itibariyle 115.508.074.534 TL olarak tespit edilmesi nedeniyle satış tarihindeki bedelin de rayice uygun olduğunu,

bölgede 2003 yılından sonra taşınmaz fiyatlarında meydana gelen değer artışı dolayısıyla davacının taşınmazını geri alabilmek amacıyla bu yola başvurduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, dinlenen tanık beyanları gereğince davalıların babası Selami Kaplan’ın bilahare iade edileceği konusundaki hileli beyanları sonucunda, davacının kardeşi ile aralarında görülen davalar sırasında kaldırılan tedbir kararı üzerine tapu kaydına yeniden tedbir konulmasını engellemek amacıyla taşınmazın tapuda davalılara devredildiği, gerçekte satış bedelinin ödendiğinin sabit olmadığı, davanın da tazminat davasının kesinleşmesinden sonraki bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı belirtilerek, davanın kabulüne, 1.800.000,00 YTL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, davalıların temyizi üzerine hüküm Dairemizce oy çokluğu ile onanmış, davalılar bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.

Davacı, dava dilekçesinde, davasını müzayaka hali ve hileye dayandırmışsa da, HUMK.nun 76. maddesi uyarınca davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit edilmesi ise hakime ait bir görevdir. Bu nedenle davada ileri sürülen iddiaların hukuki tavsifinin doğru olarak yapılabilmesi için, öncelikle muvazaa, hile ve inançlı işlem kavramlarının üzerinde durulması gereklidir.

Muvazaa; kısaca, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmeyen bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmaları şeklinde tanımlanabilir.

Hile ise; genel olarak bir kimsenin hukuki bir işlem yapmasını sağlamak için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanabilir. Hatada yanılma, hile de ise yanıltma söz konusudur.

İnançlı işlemlerde ise, başkasına bir hak devreden tarafa inanan, bir hakkı devralan tarafa da inanılan denilmekte, inanılan tarafın elde ettiği hakkı, taraflarca güdülen amaç sona erince veya gerçekleşince inanana ya da üçüncü bir kişiye devretme taahhüdünü taşıyan sözleşmeye de inanç sözleşmesi denilmektedir. Tekinay/ Akman/ Burcuoğlu/ Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1988, sh.560).

Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı, dava dışı kardeşi ile aralarında görülen davalar nedeniyle taşınmazlarını kaybedeceği korkusu nedeniyle gerek içinde bulunduğu müzayaka hali, gerekse davalıların hileli söz ve telkinleri sonucunda bilahare iade edilmek üzere davalılara devretmiş olduğu taşınmazının, talebine rağmen kayden iade edilmediğini ileri sürerek, bu suretle uğramış olduğu zararın ödetilmesi için eldeki davayı açmış olup, dava dilekçesinin içeriğine ve iddianın bu ileri sürülüş biçimine göre taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, inanç sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.

Davacı, davalılar tarafından aldatıldığını belirterek davada hileden söz etmiş ise de, inanç sözleşmesinde inanılanın, taraflarca güdülen amaç sona erdikten sonra elde ettiği hakkı iade etme konusundaki edimini yerine getirmemesi hile değil, inanç sözleşmesi ile üstlenmiş olduğu geri verme yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilmelidir.

Somut olayda da, inanılan durumunda bulunan davalıların, taşınmaza tedbir konulmasına ilişkin tehlike sona erdikten sonra kendilerine devredilen taşınmazı talebe rağmen davacıya iade etmedikleri konusundaki iddia da, hileyi değil, davalıların inanç sözleşmesindeki geri verme borçlarını ifadan kaçındıklarını gösterir. Başka bir ifade ile inanılan sıfatındaki davalıların geri verme konusundaki edimlerini yerine getirmemeleri hile değil, sözleşmeye aykırılık niteliğindedir.

Kaldı ki bir an için bu durumun hile olarak kabulü halinde dahi, işlemin yapıldığı tarih ile dava tarihi arasında geçen 3 yıl 7 aylık süre nedeniyle Borçlar Kanununun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre de fazlasıyla geçmiştir.

Her ne kadar davacı aleyhine dava dışı kardeşleri tarafından açılan tazminat davasının reddedilerek kesinleşmesi sonrasında talebe rağmen, tapu kaydının davacıya iade edilmemesi nedeniyle mahkemece söz konusu davanın kesinleşme tarihi olan 20.1.2006 tarihi, hile iddiasına dayalı bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak kabul edilmişse de, az yukarda da değinildiği gibi, iadenin yapılmayacağının anlaşılması, mahkemenin kabulünün aksine, hilenin öğrenildiğini değil, inanç sözleşmesinde inanılanın geri verme borcuna aykırı hareket ettiğini göstermektedir.

5.2.1947 gün 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, inançlı işleme dayalı bir dava, ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Başka bir ifade ile davacı, satışın iadei ferağda bulunulmak kaydıyla yapıldığı konusundaki iddiasını ancak yazılı delille ispat edebilir. Oysaki dava konusu olayda yapılan işlemi hükümden düşürecek güçte bir yazılı belge ibraz edilmemiştir.

Miktar itibariyle davada tanık da dinlenemeyeceğinden, davalıların muvafakatları bulunmamasına rağmen mahkemece davada tanık dinlenmesi ve dinlenilen tanık sözlerine itibar edilerek hüküm kurulması isabetsizdir. İnanç sözleşmesi, yazılı belge ile kanıtlanamadığına göre, davacının ayın isteme hakkının bulunmadığı bir yerde, taşınmazın bedelini talep etme hakkı da bulunmamaktadır.

Ne var ki, davacı dava dilekçesinde "deliller" kısmında "her türlü delil" demek suretiyle "yemin" deliline de dayanmış olduğundan davadaki iddiası konusunda davalılara yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce sehven oyçokluğu ile onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından,

davalıların karar düzeltme taleplerinin kabulü ile Dairemize ait 15.7.2008 tarihli 2008/7856 E. 2008/9940 K. sayılı "onama" ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir...”

”) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalılar vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 01.07.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/222, K. 2009/299, 1 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Alacak Davası
  4. Temyiz Eden
  5. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/222
Karar No
2009/299
Tarih
1 Temmuz 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/234 K.2009/11220
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/235 K.2009/10887
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/236 K.2009/5128
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/236 K.2009/7501
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/236 K.2009/345
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/238 K.2009/11219

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.