İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/291 K.2009/318

Hukuk Genel Kurulu 2009/4-291 E., 2009/318 K.

Esas2009/291Karar2009/318Tarih8 Temmuz 2009Okuma10 dk · 2.009 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/291
Karar No
2009/318
Karar tarihi
8 Temmuz 2009
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.009 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2009/4-291 E., 2009/318 K.

AYIPLI MAL

BEDEL İADESİ DAVASI

GARANTİ BELGESİ

4077 S. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 13 ]

4077 S. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 15 ]

4077 S. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 4 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki “

“tüketici-bedel iadesi”

” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesince (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.01.2007 gün ve 2006/196-2007/13 sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 23.06.2008 gün ve 2007/13379-8569 sayılı ilamı ile;

(....Dava, davalı şirketçe üretilerek dağıtım ve pazarlaması yapılan mobilyadaki ayıp nedeniyle bedelinin iade edilmesi isteğine ilişkindir, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, dava konusu mobilyayı 13.8.2003 tarihinde satın almış, kendi beyanına göre 4–

–5 ay sonra suni deri olan kumaştaki bozulmalar üzerine başvurduğunda davalı kumaşı ücretsiz olarak yenilemiştir. Bundan sonra 2006 yılı içinde kumaşta ortaya çıkan bozulmalar nedeniyle yeniden başvurduğunu ancak bu kez davalının garanti süresinin dolduğu ve imalat hatası bulunmadığı gerekçesiyle ilgilenmediğini bildirerek ödediği bedeli istemektedir. Davacının bu anlatımı itibarıyla dava konusu mobilyanın alımından itibaren üç yıl geçmiştir.

Başlangıçta ortaya çıkan kumaş hatası davalı tarafından giderilmiştir. Bundan sonraki kullanım süresi içinde öngörülen garanti süresi geçtiği gibi, mobilyanın kumaş özelliği ve kullanım amacı gözetildiğinde ortaya çıkan durumun üretim hatasından kaynaklandığı söylenemez. Mahkemece alınmış olan bilirkişi raporu kullanım süresi gözetilmeden hazırlandığından dosya içeriğine uygun olmayıp hükme esas alınacak yeterlikte değildir.

Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmamış; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, 4077 sayılı kanuna dayanılarak, tüketici tarafından üreticiye karşı açılmış olup; mobilyadaki ayıp nedeniyle bedel iadesi istemine ilişkindir.

İlkin, uyuşmazlıkla ilgili yasal düzenlemeler üzerinde durmakta yarar vardır;

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik “

“Ayıplı Mal”

” başlıklı 4.maddesinin 1.fıkrasında; “

“Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.”

” tanımlaması yapılmış; devamında 2.fıkrasında ayıp ihbarına ve kullanılacak yasal haklara ilişkin olmak üzere; “

“Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.”

” düzenlemesine yer verilmiştir.

Aynı maddenin 5582 sayılı Kanunla değişik 3.fıkrasında da; “

“İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve …

…., ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. …

…Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.”

” denilmektedir.

Ayıba ilişkin zamanaşımı süreleri ise, maddenin 4.fıkrasında düzenlenmiş; “

“Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.”

”hükmü öngörülmüştür.

Maddenin son fıkrası gereğince; bu hükümler, mal satışına ilişkin her türlü tüketici işleminde de uygulanacaktır.

Aynı Kanunun “

“Garanti belgesi”

” başlıklı 13.maddesinde aynen:

“İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir. Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve asgari iki yıldır. Ancak, özelliği nedeniyle bazı malların garanti şartları, Bakanlıkça başka bir ölçü birimi ile belirlenebilir.

Satıcı; garanti belgesi kapsamındaki malların, garanti süresi içerisinde arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür.

Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4 üncü maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Tüketicinin malı kullanım kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar, iki ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamı dışındadır.

Bakanlık, hangi sanayi mallarının garanti belgesi ile satılmak zorunda bulunduğunu ve bu malların arızalarının tamiri için gereken azami süreleri Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilanla görevlidir.”

”

Düzenlemesi yer almaktadır.

Yine, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “

“Satış Sonrası Hizmetler”

” başlıklı, 4822 sayılı Kanunla değişik 15. maddesinde;

“İmalatçı veya ithalatçılar, sattıkları, ürettikleri veya ithal ettikleri sanayi malları için o malın Bakanlıkça tespit ve ilân edilen kullanım ömrü süresince, yeterli teknik personel ve yedek parça stoku bulundurmak suretiyle bakım ve onarım hizmetlerini sunmak zorundadırlar.

İmalatçı veya ithalatçıların bulundurmaları gereken yedek parça stok miktarı Bakanlıkça belirlenir.

İthalatçının herhangi bir şekilde ticari faaliyetinin sona ermesi halinde, kullanım ömrü süresince bakım ve onarım hizmetlerini, o malın yeni ithalatçısı sunmak zorundadır.

Bakanlık, hangi mallar için servis istasyonları kurulmasının zorunlu olduğu ile servis istasyonlarının kuruluş ve işleyişine dair usul ve esasları Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla görevlidir.

Garanti belgesiyle satılmak zorunda olan bir sanayi malının garanti süresi sonrasında arızalanması durumunda, o malın Bakanlıkça belirlenen azami tamir süresi içerisinde onarımı zorunludur.”

” Hükmüne yer verilmiştir.

Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 11.maddesinde de ; “

“Servis istasyonları, kendilerine intikal ettirilen arızalı mallar ile ilgili olarak aşağıda belirtilen hususları içeren servis fişini tekemmül ettirmek ve tüketicilere vermek zorundadırlar…

…” hükmü bulunmakta, aynı Yönetmelik’in 10/3. maddesinde de bu hükme atıf yapılmak suretiyle, “

“Servis istasyonları, 11.maddede belirtilen hususları içeren servis fişini düzenlemek ve bir nüshasını tüketicilere vermek zorundadır.”

” denilmektedir.

Diğer taraftan, Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 6.maddesinde, garanti süresinin malın tesliminden başlayacağı ve en az iki yıl olduğu, bu süre içinde malın arızalanması (ayıplı olduğunun anlaşılması) halinde tamirde geçen sürenin, garanti süresine ekleneceği, belirtilmiş; Yine aynı Yönetmeliğin 15.maddesinde, imalatçı-üretici veya ithalatçıların garanti belgesi ile sattıkları malların bakım, onarım ve kullanımına ilişkin satış sonrası hizmetlerini yeterli olarak vermek ve bunun için gerekli tedbirleri almak zorunda oldukları, ifade edilmiştir.

Sınai mallarında (eldeki örnekte mobilyada ) her satıcı, yetkili servisleri eliyle satış sonrası hizmet vermek zorundadır. Yetkili servise yapılan başvuru tarihinden itibaren yapılan ya da yapılmayan işlemler satıcının sorumluluğundadır.

Görülmektedir ki; üretici-imalatçı, ithalatçı ve satıcılar malın ayıplı olmasından birlikte sorumlu oldukları gibi, garanti süresi içinde veya dışında malın arızalanması halinde gerekli servis hizmetini vermekle de yükümlüdürler. Tüketicinin yasadan kaynaklanan haklarını kullanma şekilleri de yine yasaca belirlenmiştir.

Yukarıda da ayrıntısı ile açıklandığı üzere; malın ayıplı olması halinde taraflara ait hak ve yükümlülüklerin nelerden ibaret olduğu, 4822 sayılı Kanunla değişik Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4.maddesinde düzenlenmiş; ayıbın gizli ya da açık olması halleri için ayrı başvuru süreleri getirilmiş; hatta ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi halinde zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağı, açıkça ifade edilmiştir.

Buna göre; satılan maldaki ayıp açık ayıp niteliğinde ise, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4.maddesi uyarınca malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde; gizli ayıp niteliğinde ise, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi ;ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise,ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisi dikkate alınması, gerekmektedir. Eğer, ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse, zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağından, açılan davanın süresinde olduğunun kabulü ile sonuca varılacaktır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında;

Davacı, davalı firmanın ürettiği Bellona-Oscar marka koltuk takımını 13.08.2003 tarihinde dava dışı yetkili satıcı firmadan satın almıştır.

İbraz edilen garanti belgesine göre, kumaş cinsi “

“Chenillie”

” olup, ürün için teslim tarihinden itibaren –

–yasadaki sürenin altında- bir yıllık garanti süresi tanınmıştır.

Davacının, davalı yanca da kabul edilen beyanına göre, satın alma tarihinden bir süre sonra, garanti müddeti içinde koltuk kumaşlarında yırtılma ve aşınmalar oluşması nedeniyle davacının müracaatı üzerine, davalı firma tarafından koltukların kumaşları yenilenmiştir.

Ancak, garanti müddeti dolduktan sonra aynı sorun tekrarlamış; bu kez davalı firma şikayetler ile ilgilenmediği için; tüketici, eldeki davayı 02.08.2006 tarihinde açmıştır.

Mahkemece, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, raporda yer alan “

“kumaştaki yıpranmanın alttaki döşemede varolan imalat hatasından kaynaklandığı”

” görüşüne itibar edilerek, davacının bedel iadesi talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davalının temyizi üzerine Özel Dairece karar yukarıda başlık bölümüne aynen alınan gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hükmü, davalı üretici firma vekili temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mobilyada ortaya çıkan ve garanti müddeti içinde değiştirilmiş olmasına karşın yinelenen kumaş hatasının üretimden mi kullanımdan mı kaynaklandığı; ayıbın niteliğinin ne olduğu ve davacının yasal sürede başvuruda bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır.

Eldeki uyuşmazlığın konusunu mobilyanın döşemesi ve kumaşında ortaya çıkan ayıp nedeniyle bedelin iadesi oluşturmaktadır.

Malın tesliminden sonra garanti süresi içinde kumaşın ayıplı olduğunun ortaya çıkması ve tüketicinin imalatçıya yaptığı ayıp ihbarı üzerine kumaş değişikliği yapıldığı; tarafların kabulündedir.

Ancak bu tamirata rağmen garanti süresi geçtikten sonra kumaşta yeniden aynı tür ayıbın ortaya çıkması üzerine, tüketicinin davalıya yaptığı başvurular sonuçsuz kalınca, eldeki dava açılmış; ayıp nedeniyle akdin feshi ile bedelinin iadesini istenmiştir.

Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesine dayanılarak yargılama sonlandırılmış; davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.

Özel Dairece; inceleme eksiğine işaret edilmiş; ne var ki, bu belirlemeye aykırılık oluşturacak şekilde, davanın satış tarihinden itibaren üç yıl sonra açılmış olması, gerekçe gösterilerek davanın tümden reddi gereğine işaret edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bozma ilamında yer alan bu açık çelişki karşısında, kesin bozma görüşüne çoğunlukça iştirak edilmemiş; dosyada yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, bu şekliyle sonuca varılamayacağı oyçokluğu ile kararlaştırılarak, hüküm değişik gerekçeyle araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur.

Hemen belirtilmelidir ki, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler de nazara alındığında, dosyada yapılan inceleme ve araştırma hükme varmaya yeterli değildir.

Şöyle ki;

Davacının yasal haklarını, yine yasada belirlenen koşullara uygun biçimde ve süresinde kullanıp kullanmadığı, ayıbın niteliği, davacıdan ağır kusur veya hile ile gizlenip gizlenmediği, ayıbın imalattan mı yoksa tüketicinin hatalı kullanımından mı kaynaklandığı, hususunda uzmanınca yapılmış bir belirleme ve bunun hukuk alanındaki etkisi konusunda herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, davalı üretici tarafından düzenlenerek tüketiciye verilen garanti belgesinde, yasada öngörülen iki yıllık sürenin altında olmak üzere bir yıllık garanti süresi yer almaktadır. Oysa garanti sürelerinin yasada yer alan süreden aşağıya çekilmesi olanaklı değildir. Bu nedenle, anılan belge tüketiciyi yanıltacak niteliktedir ve getirdiği sınırlamaların kabulü mümkün değildir. Mahkemece; bu husus üzerinde durulmadığı gibi; taraflar ilk önce ortaya çıkan ayıp nedeniyle kumaş değişikliği yapıldığını belirtmişlerse de buna ilişkin belgeler getirilmemiş ve yine buna bağlı olarak davalı firmanın ayıba ilişkin tespitinin ne olduğu, tamirin ne kadar sürede gerçekleştiği –

–bu sürenin garanti süresine ekleneceği de gözetilerek- tespit edilmemiştir.

Bu nedenledir ki, sorunun sağlıklı biçimde çözümlenebilmesi için öncelikle açıklanan bu hususlar da göz önüne alınarak yeterli şekilde inceleme ve araştırma yapılması, konusunda uzman bilirkişiden alınacak rapor ile; maldaki ayıbın niteliğinin, ağır kusur veya hile ile gizlenip gizlenmediğinin, varılacak sonuca göre de, ayıp ihbarı için kısıtlayıcı bir yasal süre söz konusu olup olmadığı, garanti müddetinin belirlenmesinde ölçünün ne olacağı ve ilk ayıbın ortaya çıkış süresi, tamiri için harcanan süre ve tamir biçimi, ayıbın yeniden ortaya çıkma nedenlerinin imalat hatasına mı kullanım hatasına mı bağlı olduğunun, belirlenmesi gerekmektedir.

Kabul şekline göre de, dava konusu koltuk takımının davalı tarafa değil davacı tarafa iadesine karar verilmiş olması da doğru bulunmamıştır.

Tüm bu gereklere uyulmaksızın eksik inceleme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup; direnme kararının açıklanan bu değişik gerekçelerle bozulması gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 08.07.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/291, K. 2009/318, 8 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Ayıplı Mal
  4. Bedel İadesi Davası
  5. Garanti Belgesi
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/291
Karar No
2009/318
Tarih
8 Temmuz 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/292 K.2009/327
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/293 K.2009/329
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/294 K.2009/330
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/295 K.2009/331
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2009/296 K.2009/9614
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/296 K.2009/332

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.