İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/425 K.2009/449

Hukuk Genel Kurulu 2009/1-425 E. , 2009/449 K.

Esas2009/425Karar2009/449Tarih21 Ekim 2009Okuma5 dk · 977 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/425
Karar No
2009/449
Karar tarihi
21 Ekim 2009
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

977 kelime·5 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2009/1-425 E. , 2009/449 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Akhisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 13/04/2009

NUMARASI

2009/62 E-2009/121 K.

Taraflar arasındaki “El atmanın önlenmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akhisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 22.11.2007 gün ve 2004/260 E- 2007/398 K. sayılı kararın incelenmesi davacılardan İsmail Hakkı Köse vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nin 10.11.2008 tarih ve 2008/8586-11446 sayılı ilamı ile; (“...Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 18 parsel sayılı taşınmazın imar şuyulandırması neticesinde oluştuğu paylı mülkiyet üzere olan taşınmazı, ortaklığın giderilmesi davası sonunda davacılar M. ve İ..'in satın aldığı ve böylece ihaleden önce malik olan davalı Y..'ın taşınmazda bir hakkının kalmadığı, diğer taraftan ihale sırasında davacıların satışla edindikleri bu taşınmaza taşkın olan yapının değeri de gözetilmek suretiyle değer tesbiti yapıldığı ve toplam değer üzerinden taşınmazın satıldığı, böylece davalılardan Yılmaz'ın yapı bedelini tahsil ettiği ve bu şekilde bedelden kaynaklanan bir hakkının da kalmadığı anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, imar uygulaması sonucu taşkınlığın meydana geldiği açıktır. Böylesi bir durumda ise taşkın yapının içinde bulunduğu parsel malikinin ya da maliklerinin kadastral parselden gelen hakkına dayalı olarak yapı sahibine, 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesinde öngörülen kaim bedeli ödemesi gerektiğinde kural olarak kuşku yoktur.

Oysa, somut olayda taşınmaz ihaleye çıkartılırken taşkın yapının değeri de ihale sırasında belirlenerek taşınmaz satılmış olmakla, yapı sahibi Yılmaz, yapıdan kaynaklanan kişisel hakkına kavuşmuştur.

Bu durum karşısında kaim bedel adı altında davalı Yılmaz'ın başkaca bir hak elde etmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle kendisine yapıdan kaynaklanan kaim bedel ödenmesi mümkün değildir.

Diğer taraftan, diğer davalı Z..'nın da taşkın yapının ana nüvesinin üzerinde bulunduğu hakim gayrimenkulun öncesini teşkil eden kadastral parselde bir hakkının bulunmadığı gözetildiğinde bunun dahi kaim bedele hak kazanmayacağı tartışmasızdır.

Öyle ise, dava sırasında diğer paydaşın payını da satın alan davacı İsmail'in davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir...") gerekçesi ile bozularak,dosya yerel mahkemesine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı İ. K.. vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, imar parseline el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davacılar, paydaşı oldukları 18 parsel sayılı taşınmaza,komşu 19 parsel sayılı taşınmaz malikleri davalılara ait yapının imarla taşkın hale geldiğini ileri sürerek,el atmanın önlenmesini istemişlerdir. Davalı Y. Y..,davanın reddini savunmuş;diğer davalı yanıt vermemiştir.

Mahkemece, yargılama sırasında davacı İsmail’in taşınmazın tamamını edindiği, taraflara ait 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların 44 nolu kadastral parselde 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18.maddesi uyarınca yapılan imar uygulaması ile oluştuğu ve yapının da imar uygulaması sonucunda tecavüzlü hale geldiği,tecavüzlü yapının yıkımının fahiş zarar doğuracak olması nedeniyle davanın kabulü için İmar Kanunu 18.md.uyarınca davalı yana ait yapının tamamının bedelinin davacı İsmail tarafından ödenmesi gerektiği,ancak ödemeye yanaşmadığı gerekçesi ile davacı İsmail yönünden davanın reddine;diğer davacı M.. yönünden ise yargılama sırasında vefat ettiği

ve payını diğer davacıya devrettiği gerekçesi ile konusu kalmayan davası hakkında karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir.Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçelerle verilen hüküm bozulmuş,mahkemece önceki kararda direnilmiş olup,hüküm davacı İ. K.. tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyada bulunan çap kayıtlarının incelenmesinde,18 parsel sayılı taşınmazın 20.4.1988 yılında yapılan imar uygulaması sonucu oluştuğu,maliklerinden davacı İ.K..’nin 104/305 payı satışla 9.10.2001 de;davacı M. Y..’ın 179/ 305 payı imarla 20.4.1988 de;davalı Y. Ya..’nın da 22/305 payı satışla 1.11.1990 tarihinde edindikleri,çekişmeli taşınmazda Akhisar Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 3.3.2005 Tarih,718-229 sayılı ilamı ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği,taşınmazın yapılan ihale sonucu 9.2.2006 tarihinde davacılar İ. K.. ve M. Y.. tarafından alındığı,davacılardan M. Y..’ın payının da yargılama sırasında 12.7.2006 tarihinde davacı İ. K..tarafından satın alındığı anlaşılmaktadır.

Davalılar adına kayıtlı olan 19 parsel sayılı taşınmaz ile davacı yana ait 18 parsel sayılı taşınmazın 44 nolu kadastral parselden geldiği ve davacılardan M. Y.. dışındaki davacı İsmail ve davalıların anılan kadastral parselde mülkiyet haklarının bulunmadığı,tecavüzlü yapının imar uygulamasından önce 44 nolu kadastral parsele yapıldığı ve imar uygulaması sonucu taşkın hale geldiği konusunda yerel mahkeme ve Özel Daire bozma ilamlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Bilindiği üzere, 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 18.maddesinde düzenlenen “…Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir.

Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur…” hükmü uyarınca imar uygulaması sonucu taşkınlığın meydana gelmesi durumunda el atmanın önlenmesi kararı verilebilmesi için, taşkın yapının içinde bulunduğu parsel malikinin ya da maliklerinin yapı sahibine, 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesinde öngörülen kaim bedeli ödemesi gerektiği tartışmasızdır.

Özel Daire bozma ilamında davalı Z. Y..’nın kadastral parselde hakkı bulunmadığı belirtilmek suretiyle yapıdan dolayı kaim bedele hak kazanamayacağı belirtilmişse de, yapıdan kaynaklanan hak kişisel bir hak olup mülk sahibini takip edeceğinden imardan sonra da taşınmazı satın alan kişinin,taşınmaz üzerinde bulunan bina bedelinden dolayı alacağının varlığı kabul edilmelidir.Özel Daire bozma ilamında belirtilen bu görüşe hukuken katlanmak mümkün değildir.

Yerel Mahkemenin,bina sahiplerinin binanın yıkımı dolayısıyla tazminat hakları bulunduğu yönündeki belirlemesi bu yön itibariyle yerindedir.

Ne var ki,18 parsel malikleri arasında görülen ortaklığın giderilmesi davası sırasında taşınmazın bedeli belirlenirken tecavüzlü yapı değeri de dahil edildiğine ve davalı Yılmaz tecavüzlü yapı bedelinden de payına isabet eden miktarı aldığına göre, yerel mahkemece kaim bedelin hesaplanmasında, bu husus göz ardı edilerek yapının tamamının bedelinin ödenmesi için davacı yana önel verilmesi isabetli değildir.

O halde mahkemece,ortaklığın giderilmesi davası sırasında davalı Y. Y..’ya ödenen yapı bedeli düşüldükten sonra kalan yapı bedeli gözetilerek belirlenecek kaim bedelin ödenmesi için davacı yana usulüne uygun önel verilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.

Bu nedenle usul ve yasaya aykırı bulunan direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı İ. K.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halindte temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.10.2009 gününde, oybirliği ile karar verdildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/425, K. 2009/449, 21 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 13/04/2009
  5. Numarası
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/425
Karar No
2009/449
Tarih
21 Ekim 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/428 K.2009/9782
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/429 K.2009/405
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/432 K.2009/9783
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/434 K.2009/425
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/435 K.2009/9784
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/436 K.2009/9785

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.