İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/592 K.2010/35

Hukuk Genel Kurulu 2009/9-592 E., 2010/35 K.

Esas2009/592Karar2010/35Tarih27 Ocak 2010Okuma6 dk · 1.289 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/592
Karar No
2010/35
Karar tarihi
27 Ocak 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.289 kelime·6 dk okuma·6 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2009/9-592 E., 2010/35 K.

FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE

FESİH BİLDİRİMİNE İTİRAZ VE USULÜ

GEÇERSİZ SEBEPLE YAPILAN FESHİN SONUÇLARI

SENDİKAYA ÜYE OLUP OLMAMA HÜRRİYETİNİN TEMİNATI

4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 17 ]

4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 18 ]

4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 19 ]

4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 20 ]

4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 21 ]

2821 S. SENDİKALAR KANUNU [ Madde 4 ]

2822 S. TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ, GREV VE LOKAVT KANUNU [ Madde 60 ]

2822 S. TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ, GREV VE LOKAVT KANUNU [ Madde 12 ]

2822 S. TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ, GREV VE LOKAVT KANUNU [ Madde 15 ]

2822 S. TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ, GREV VE LOKAVT KANUNU [ Madde 3 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki “

“feshin geçersizliği ve işe iade”

” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 6. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.01.2008 gün ve 2007/453 E-2008/10 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 23.02.2009 gün ve 2008/14710-2009/3300 sayılı ilamı ile, (...Davacı, iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz nedenle feshedildiği iddiası ile feshin geçersizliğine, işe iadeye ve buna bağlı feri haklara hükmedilmesi istemiyle dava açmıştır.

Davalı, feshin karşılıklı anlaşma yoluyla gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacının kendi el yazısı ile yazmış olduğu fesih başvurusunun baskı altında yazılarak imzalatıldığı hususunun ispatlanamadığı, bu suretle feshin karşılıklı iradeye dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, feshin karşılıklı anlaşma yoluyla gerçekleştirildiği kabul edilerek red hükmü kurulmuşsa da, dosya içeriği ve dairemize intikal eden emsal dosyalardan, davalının, işçi sayısında azaltmaya gitmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır. Davacı işçinin, makul bir neden yokken, tazminatları ödenecek dahi olsa, iş akdinin feshini talep etmesi, hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki; davacı ve aynı sebeple iş sözleşmeleri feshedilen diğer işçilere tazminat alacakları dışında ek ödeme yapılmadığı gibi tazminatlarının da taksitlendirilerek ödendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalıdır.

Öte yandan, davacı, iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür.

Dosya içeriğine göre işyerinde fesih tarihi itibari ile çalışanlardan kaç işçinin sendikaya üyesi olduğu, kaçının üyelikten çekildiği, üyelikten çekilenlerden çalıştırılan işçi olup olmadığı, kaç işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği ve işten çıkarılanların tamamının sendika üyesi olup olmadığı, işyerinde çalışması devam eden sendika üyesi işçiler olup olmadığı gibi hususlar dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır.

Feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Davacı vekili, müvekkili sendika üyesi davacının davalı işyerinde 10/06/1998-16/10/2007 tarihleri arasında boya operatörü olarak davalı işyerinde çalıştığını, davacı ile bir grup arkadaşının önderliğinde Ağustos 2006 tarihinden itibaren sendikal örgütlenme faaliyetine başlandığını, Ö.....İplik-İş Sendikasına üye olan davacı ve arkadaşlarının çoğunluğu sağlayabilmek için çaba gösterdiğini, sonuca varıldığında işverenin bunu haber aldığını ve İş Kanunun 17.maddesi gereğince iş akdini feshettiğini,

davacının iş akdinin geçerli bir neden olmadan sadece sendikal nedenlerle feshedildiğini iddia ederek haksız feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine, boşta geçen süre için en çok 4 aylık ücret ve diğer haklara, işe iade edilmeme şartına bağlı olarak feshin sendikal nedenle yapılmasından dolayı 1 yıllık ücreti tutarında tazminata karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacı işçinin 16/10/2007 tarihinde işveren şirkete yazılı bir dilekçe vererek ayrılmak istediğini bildirdiğini, işverenin de davacının bu isteğini kabul ederek iş akdine son verdiğini, davacı ve diğer çalışanların işten ayrılma sebeplerinin borçları olması ve bunu tazminatları ile ödemek istemeleri olduğunu, nitekim davacıya belirli dönemlerde banka borçlarını ödemek üzere avans verildiğini, iş akdinin feshedildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.

Yerel mahkeme, davacının kendi el yazısı ile yazmış olduğu fesih başvurusunun baskı altında yazılarak imzalatıldığı hususunun ispatlanamadığı, feshin karşılıklı iradeye dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıya aynen alınan gerekçeyle bozulmuş, Yerel mahkemece direnme kararı verilmiştir. Hükmü temyize davacı vekili getirmektedir.

Hukuk Genel Kurulu’nda görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce, 4857 sayılı İş Kanununun 20/3.maddesinde yer alan “

“mahkemece verilen kararın temyizi halinde Yargıtay ilgili Dairesinin vereceği kararın kesin olduğu”

” hükmü karşısında, Yargıtay Özel Daire kararının direnmeye konu edilip edilemeyeceği, Yerel mahkemece önceki hükümde direnme kararı verilip verilemeyeceği, ön sorun olarak tartışılmıştır.

Sorunun çözümü 4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesinin incelenip irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.Şöyle ki; 4857 Sayılı yeni İş Kanununun 20.maddesi:

“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gözetilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir.Toplu iş sözleşmesinde hüküm varsa veya taraflar anlaşırlarsa, uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır, mahkemece verilen kararın temyizi halinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir. Özel hakemin oluşumu çalışma esas ve usulleri bu yönetmelikle belirlenir.”

”

Hükmünü getirmiştir.

Madde ile iş aktinin feshinin geçersizliğine ilişkin açılacak bir davanın seri yargılama usulüne göre kısa süre içerisinde sonuçlandırılması düşüncesi, işçinin emek gelirinden olanaklar ölçüsünde çok kısa bir süre yoksun kalması ilkesinden kaynaklanmış ve bu nedenle de Yargıtay Özel Dairesince verilecek kararın kesin olması amaçlanmıştır.

Benzer nitelikteki düzenlemelere; 2821 sayılı Sendikalar Yasasının 4.maddesi, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 3, 12, 15 ve 60. maddelerinde de yer verilirken iş hukukuna yön veren temel ilke ve düşüncelerden hareket edildiği, Hukuk Genel Kurulu’nun 13.03.1985 gün 1984/9-834 Esas ve 1985/201 Karar sayılı kararında da, benzer bir konunun ele alındığı görülmüş ve 2822 sayılı Kanunun 15. maddesinde yer verilen “

“Yargıtay’ca ... kesin karara bağlanır.”

” hükmü ile yasa koyucunun burada bozma kararına karşı direnme yolunu kapamayı amaçladığının vurgulandığına işaret edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, (kesin karar verme) hususunun Yargıtay Özel Daire kararının kesin olduğunu amaçladığı, bunun için de direnmeye konu edilemeyeceğini kabul etmek gerekir. Yasa koyucu burada açıkça, “

“Yargıtay’ca kesin olarak karara bağlanır”

” demek suretiyle, bozma kararına karşı direnme yolunu kapamış bulunmaktadır.

Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2004 gün ve 2004/9-510 E.,2004/557 K.; 08.12.2004 gün ve 2004/9-654 E.,2004/664 K.; 21.09.2005 gün ve 2005/9-474 E.,2005/510 K.; 23.11.2005 gün ve 2005/9-579 E.,2005/648 K.; 12.04.2006 gün ve 2006/9-211 E., 2006/195 K.; 18.10.2006 gün ve 2006/9-621 E.,2006/673 K.; 03.12.2008 gün ve 2008/9-716 E.,2008/726 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Öte yandan, Sendikalar Kanununun 4773 Sayılı Kanunla değişik 31. maddesinin 6. fıkrasında “

“İşverenin, hizmet akdinin feshi dışında, üçüncü ve beşinci fıkra hükümlerine aykırı hareket etmesi halinde, işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere tazminata”

” karar verileceği, devamında “

“Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet akdinin feshi halinde ise, İş Kanununun 18, 19, 20, ve 21 inci madde hükümleri”

”nin uygulanacağı belirtilerek, İş Kanunu uyarınca ödenecek tazminatın “

“işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamayacağı" hükme bağlanmıştır.

Anılan değişiklik öncesinde “

“sendikal tazminat”

” işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi halini de kapsamakta iken, 4773 Sayılı Kanun ile iş güvencesi kapsamında bulunan bir işçinin, sendika üyeliği veya sendikal faaliyeti nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesi durumu Sendikalar Kanununun 31.maddesi kapsamı dışında değerlendirilmektedir. 4773 Sayılı Kanun ve ardından 4857 sayılı İş Kanunu ile sendika üyesi olması veya sendikal faaliyeti nedeniyle iş sözleşmesi feshedilen işçiler iş güvencesi hükümleri kapsamına alınmıştır. Sendikal nedenlerle iş sözleşmesinin feshinde, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31.maddesinin yaptığı yollama nedeniyle İş Kanununun iş güvencesine ilişkin hükümlerin uygulanması zorunluluğu bulunmaktadır.

O halde, sendikal tazminat istemi 4857 sayılı İş Kanununun 21.maddesi kapsamı içerisinde değerlendirileceğinden direnmeye de, konu edilemez.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, Yargıtay Özel Dairesi bozma kararının kesin olduğu ve direnme yolunun kapalı bulunduğu gözetilerek, Özel Daire bozma ilamına bu nedenle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı belirtilen nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 27.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/592, K. 2010/35, 27 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Feshin Geçersizliği Ve İşe İade
  4. Fesih Bildirimine İtiraz Ve Usulü
  5. Geçersiz Sebeple Yapılan Feshin Sonuçları
  6. Sendikaya Üye Olup Olmama Hürriyetinin Teminatı
  7. Temyiz Eden
  8. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2009/592
Karar No
2010/35
Tarih
27 Ocak 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2009/593 K.2010/537
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/593 K.2010/561
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2009/593 K.2010/20
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2009/597 K.2010/2299
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/598 K.2010/566
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2009/599 K.2010/468

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.