KÜNYE
- Mercii
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2010/278
- Karar No
- 2010/299
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2010
Karar Metni
1.496 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Hukuk Genel Kurulu 2010/15-278 E., 2010/299 K.
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS ELİNDE HACZEDİLEN MALLARA KARŞI İSTİHKAK İDDİALARI
6183 S. AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN [ Madde 66 ]
6183 S. AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN [ Madde 67 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla; Tuzla 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 11.06.2009 gün ve 2009/240 E., 2009/646 K. sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 11.11.2009 gün, 2009/15-462 E., 2009/509 K. sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi Davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiştir.
Karar Düzeltme Talep Eden: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna dayalı istihkak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dışı Ashlar Ltd. Şti. ile aralarında imzaladıkları 10.01.2001 tarihli sözleşme gereğince "İl Vero Sogno" isimli lüks bir yat imal ettiğini, sözleşmede imalât bedelinin tamamı ödeninceye kadar mülkiyetin intikal etmeyeceğine dair hüküm bulunduğunu, iş bedelinin tamamı ödenmediği için yatın iş sahibine teslim edilmediğini, bu nedenle anılan malın mülkiyetinin kendilerine ait olduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare vekili, davanın 7 günlük dava açma süresi içinde açılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.
Mahkemece, davaya konu teknenin mülkiyetinin halen davacı şirkette olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz edilen karar, Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece; önceki gerekçelerle ve ayrıca 6183 sayılı Kanunun 67. maddesinde, üçüncü kişinin istihkak iddiası için herhangi bir süre şartı bulunmadığı gerekçesiyle ilk hükümde direnilmiştir.
Davalı vekili tarafından temyiz edilen direnme kararı, Hukuk Genel Kurulunca, Özel Daire bozma kararı benimsenerek, oyçokluğu ile bozulmuştur.
Davacı vekilince, Hukuk Genel Kurulunun bozma kararının karar düzeltme yoluyla düzeltilmesi istenmiştir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında bozma gerekçesinin maddi hataya dayalı olup olmadığı; maddi hatanın varlığının kabulü halinde de bu hatanın Hukuk Genel Kurulunca düzeltilip düzeltilemeyeceği ön sorun olarak ele alınmıştır.
1-İlk olarak; somut olayda, 18.04.2005 tarihli haciz tutanağında haciz yapılan adresin, "Gisaş Tersanesi, Tersaneler Cad., No:24 Tuzla/İstanbul olduğu, davacı adresinin ise Tersaneler Cad. No:22 Tuzla/İstanbul" olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Dolayısıyla hacze konu mal davacı üçüncü kişi elinde haczedilmediği halde Yüksek Özel Dairece ve Daire kararını aynen benimseyen Hukuk Genel Kurulunca, dava konusu malın bu davanın davacısı olan 3. kişi elinde haczedildiği kabul edilerek 6183 sayılı Yasanın 67. maddesi uyarınca mahkeme kararı bozulmuştur.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, Özel Dairenin bozma gerekçesinin dosyadaki delillerle örtüşmediği dile getirilmiş, bu hususun maddi hataya dayalı olup olmadığı ön sorun olarak ele alınmıştır.
Bilindiği üzere, usul kuralları (görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hata) kamu düzeni ile doğrudan bağlantılı olup, taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşturmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.1972 gün ve 1968/1-277-176, 01.03.1995 gün ve 1995/7-641-117, 23.01.2002 gün ve 2001/1-1010-2002/1, 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı kararları, Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-2001 Baskı, cilt 5, sayfa 4771 vd.)
Hal böyle olunca, ön sorun incelemesine hukuken engel bulunmadığı kabul edilerek yeniden yapılan değerlendirmede; 18.04.2005 tarihli haciz tutanağında haciz yapılan adresin, "Gisaş Tersanesi, Tersaneler Cad., No:24 Tuzla/ İstanbul", davacı adresinin ise "Tersaneler Cad. No:22 Tuzla/İstanbul" olmasına ve dava konusu malın dava dışı borçlu adresinde haczedilmiş olmasına karşın, maddi hata sonucu davacı 3. kişi elinde haczedildiğinin kabul edilmiş olduğu anlaşılmış; oybirliği ile maddi hatanın varlığına ilişkin birinci ön sorun kabul edilerek, ikinci ön sorunun incelenmesine geçilmiştir.
2-İkinci ön soruna gelince; dava konusu malın dava dışı borçlunun elinde haczedilmesi nedeniyle yukarıda belirtilen maddi hatanın düzeltilmesi görevinin Hukuk Genel Kurulu'na mı, Özel Daireye mi ait olduğu hususu ön sorun olarak incelenmiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde, anılan maddi hatanın düzeltilmesi görevinin Hukuk Genel Kurulu'na ait olduğu oyçokluğu ile benimsenmiş ve ikinci ön sorun da bu şekilde aşıldıktan sonra, Hukuk Genel Kurulu Kararının karar düzeltme isteminin incelenmesine geçilmiştir.
3-İşin Esası Yönünden Yapılan incelemede;
Her ne kadar karar düzeltme istemine konu Hukuk Genel Kurulu Kararında, Özel Dairenin bozma kararında kabul edilen maddi olgu aynen benimsenerek, davaya konu malın 3. kişi elinde haczedildiği kabul edilip, 6183 sayılı Kanunun 67. maddesinin uygulanması benimsenmiş ise de; karar düzeltme aşamasında yeniden yapılan incelemede, yukarıda da izah edildiği üzere Özel Dairece kabul edilip, Genel Kurulca da benimsenen olguda maddi hata yapıldığı, aslında malın borçlu elinde iken haczedildiği anlaşılmakla, somut olaya 6183 sayılı Kanunun 66. maddesinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 66. maddesinin, borçlunun elinde haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğu veya üzerinde üçüncü şahsın rehin hakkının olduğu iddiasında bulunması veya üçüncü şahıs haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin iddiasında bulunması durumunda, üçüncü şahsın 7 gün içinde mahkemede dava açması gerektiği, dava açmadığı takdirde iddiasından vazgeçmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, davacı, istihkak iddiası ile ilgili eldeki davadan önce, Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/175 Değişik İş sayılı dosyasında verdiği 20.10.2005 tarihili dilekçesiyle haczedilen malın satışının tedbir yoluyla durdurulmasını istemiştir. Öyle ise davacının anılan malın borçlu elinde iken haczedildiğini en geç bu tarihte öğrenmiş olduğunun kabulü gerekir. Bu tarihten başlayarak 7 gün içerisinde davacı üçüncü kişinin ya istihkak iddiasında bulunması ya da aynı süre içerisinde ait olduğu mahkemede istihkak davası açması zorunludur. Belirtilen sürede istihkak iddiasında bulunmayan davacı üçüncü kişi aynı takipte bir daha böyle bir iddiada bulunamaz.
Davacı üçüncü kişinin, istihkak iddiası ile açmış olduğu bu davayı, 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra, 07.11.2005 tarihinde açtığı anlaşılmış olup; davadan önce istihkak iddiasında bulunulduğuna dair dosyada herhangi bir bilgi veya belgeye de rastlanmamıştır.
Bu durum karşısında, istihkak iddiasının süresinde yapılmamış olması ve aynı sürede davanın açılmamış bulunması nedeniyle mahkemenin davayı reddetmesi gereğine işaret eden bozma kararı sonucu itibariyle doğrudur.
Bozma ilamındaki maddi hataya tespitlerin varlığı kabul edilmiş ve maddi hatanın düzeltilmesi yoluna gidilmişse de, maddi hatanın varılacak sonuca etkili olmaması ve bozma ilamının sonucu itibariyle doğru olması karşısında karar düzeltme istemine ilişkin dilekçenin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/278, K. 2010/299, 2 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama