İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/283 K.2010/340

Hukuk Genel Kurulu 2010/8-283 E., 2010/340 K.

Esas2010/283Karar2010/340Tarih23 Haziran 2010Okuma5 dk · 1.038 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/283
Karar No
2010/340
Karar tarihi
23 Haziran 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.038 kelime·5 dk okuma·2 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2010/8-283 E., 2010/340 K.

TAPU İPTALİ VE TESCİL

TAPUDA KAYITLI OLMAYAN TAŞINMAZ MALLARIN TESPİTİ

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 429 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "Tapu İptali ve Tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.09.2007 gün ve 223-544 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 20.03.2008 gün ve 1054-1485 sayılı ilamı ile;

(...Davacı vekili, satınalma ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak 71 kadastro parselinden imar yolu ile oluşan ve hatalı imar uygulaması sonunda davalı adına tescil edilen 8801 ada 6 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu parselin imar sonunda davalı adına tescil edildiği, imar uygulamasına ilişkin işlemler iptal edilmedikçe bu davanın görülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; satınalma ve zilyetliğe dayalı TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükümleri uyarınca iptal ve tescil isteğine ilişkindir.Dosya içindeki kayıt ve belgelerden uyuşmazlık konusu taşınmazın öncesi olan 71 parsel, 03.02.1970 tarihinde kadastro yolu ile tarla niteliğinde Fatma Özel adına tespit ve tescil edilmiş, 185/4530 payı 05.02.1991 tarihinde pay satışı yoluyla davacı Mustafa Kocataşar'a satılmış, davacı tarafından bu pay 09.12.1992 tarih 6744 yevmiye numaralı satış ile davalı Mehmet Şavk'a devredilmiş, dava konusu 8801 ada 6 parsel,

23.03.2000 tarihinde yapılan imar uygulaması sonunda kargir ev ve arsa niteliğinde Mehmet Şavk adına tescil edilmiştir.

Davacı vekili dilekçesinde, özel parselasyon planında 14 ve 15 numaralı parsel olarak gösterilen bölümlerin vekil edenine ait olduğunu, 15 parselin tapuda pay satışı suretiyle davalıya devredilen yer olup imar uygulaması nedeniyle 8801 ada 5 parsel numarası alarak DSİ'ye tahsis edildiğini, dava konusu 8801 ada 6 parselin özel parselasyonda 14 numara ile gösterilen bölüme isabet ettiğini, davalı ile ilgisi bulunmadığını, imar işleminin hatalı olduğunu bildirmiştir.

Mahkemece parselin oluşumuna esas olan idari işlem iptal edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava; mülkiyet hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Kural olarak mülkiyet hakkının tanınmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davası genel mahkemelerde açılır. Dava konusu parselin esası olan imar işleminin idari nitelikte bulunduğu hususunda hiçbir kuşku bulunmamaktadır.

İmar uygulamasına ilişkin işlemin iptali aynı ada içinde imar uygulaması sonucu oluşturulmuş bulunan tüm parsellerin durumunu etkileyeceği gibi imar bakımından da kargaşa yaratır. Bundan ayrı, taraflar bakımından imar uygulamasına ilişkin işlemin kesinleştiği tarihten itibaren idari yargı yerinde dava açma süresi de geçmiş bulunmaktadır. İmar uygulamasının iptalinden sonra davanın açılması öngörüldüğü taktirde hak arama yolu kapanmış olacaktır.

Tüm bu nedenlerden ötürü mülkiyete ilişkin bulunan uyuşmazlık imar uygulaması iptal ettirilmeden genel mahkemelerde görülebilmelidir. Taraf delilleri toplanarak elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir…

….)

gerekçesiyle oyçokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı haricen satın aldığı taşınmazın imar uygulaması sırasında hataen davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuş, davalı ise imar uygulaması sonucu adına kaydedilen yerin tapulu yeri olduğundan bahisle davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemece "…

… belediye tarafından yapılan imar uygulaması iptal edilmeden bu uygulamaya dayalı olarak oluşan davalı tapusunun iptalinin mümkün olmadığı önce davacı tarafından bu uygulamanın iptali için dava açılması gerektiği davacı tarafından bu yola gidilmeden doğrudan doğruya imar uygulaması sonucu oluşan tapu kaydının iptali istenemeyeceği…

…" gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, özel Dairece yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş, yerel mahkeme aynı gerekçe ile önceki kararında direnmiştir.

Her ne kadar bozma ilamında, "…

…mülkiyete ilişkin bulunan uyuşmazlık imar uygulaması iptal ettirilmeden genel mahkemelerde görülebilmelidir…

…" denilmiş ise de bu görüşe katılmak mümkün değildir.

Bu kural imar işlemine itiraz söz konusu olduğunda dikkate alınacak bir kuraldır. İmara bir itiraz olmaksızın, imara yansıyan mülkiyet durumuna itiraz olduğu taktirde meseleyi ikiye ayırarak incelemek gerekir. Birincisinde; imarın dayanağı olan kadastral çapta davacının bir hakkı olmasına ve usulüne uygun olarak imar işlemi tebliğ edilmesine rağmen idari yargıda imarın iptali için dava açılmamış ise artık adli yargıda, kadastral çaptaki hakka dayanılarak iptal-tescil davası açılmasına olanak bulunmamaktadır. Çünkü imar, idari yolla yeni bir hukuki durum yaratmaktadır. Yeni oluşan bu hukuki durumun imar işlemi idari yargıdan iptal edilmedikçe ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi mümkün değildir.

İkincisi ise; imara dayanak teşkil eden kadastral parselde davacının imara yansıtılabilecek hakkının bulunmaması halidir. Bu da doğal olarak kayıtta bir hak bulunmadığından imara yansıtılması da söz konusu olmayacaktır. Buna rağmen böyle bir hakkın varlığı imardan sonra hukuken saptanmış veya imardan önce saptanıp tapuya yansımamış ise bunun imara yansıtılması için idari yargıdan imarın iptaline gerek bulunmamaktadır.

Burada davacının imara bir itirazı yoktur, sadece imarda davalı adına eski kadastro çapına göre belirlenen hakka itirazı vardır.

Örneğin; sahtecilik yolu ile bir kişinin taşınmazı tapuda başkasına intikal ettirildikten sonra, yeni malik adına imar parseli oluşturulduğunda, davacı genel mahkemede açtığı bir dava ile sahtecilik işlemini iptal ettirip mülkiyet hakkının varlığını mahkeme kararı ile hükme bağladığında yapılacak iş imardaki mülkiyetin davacı adına tescilini sağlamaktır. Burada amaç imarın iptali değil, imarda sahtecilik nedeniyle oluşan mülkiyet hakkının düzeltilmesidir.

Özel Daire bozma ilamında (Bundan ayrı taraflar bakımından imar uygulamasına ilişkin işlemin kesinleştiği tarihten itibaren idari yargı yerinde dava açma süresi de geçmiş bulunmaktadır. İmar uygulamasının iptalinden sonra davanın açılması öngörüldüğü takdirde hak arama yolu kapanmış olacaktır. Tüm bu nedenlerden ötürü mülkiyete ilişkin bulunan uyuşmazlık imar uygulaması iptal ettirilmeden genel mahkemelerde görülebilmelidir) denilmiştir.

Ancak Hukuk Genel Kurulu'nda yapılan görüşmelerde yukarıda açıklanan nedenle bu görüş kabul edilmemiştir. İdari yargıda açılması gereken bir dava açılmamış ise idari işlemle oluşan ve kesinleşen durumun adli yargıda dava konusu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle yukarıda açıklanan birinci halde idari yargıda dava açılmamış ise adli yargıda açılamaz.

Adli yargıda dava açılması ancak ikinci halde yani idari yargıda dava açılması mümkün olmayan durumlarda söz konusu olabilecektir. İdari yargı davalarının açılmasının belli bir süreye bağlı olması sonucu değiştirmeyecektir.

Bu belirleme ışığında somut olay incelendiğine; davacının imar işlemine dayanak oluşturan kadastral parselde payı bulunmadığından öncelikle idari yargıda dava açması zorunluluğundan bahsedilemeyeceğinden, açılan davanın adli yargıda görülüp, tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın iadesine, 23.06.2010 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/283, K. 2010/340, 23 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tapu İptali Ve Tescil
  4. Tapuda Kayıtlı Olmayan Taşınmaz Malların Tespiti
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/283
Karar No
2010/340
Tarih
23 Haziran 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2010/284 K.2010/4172
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/284 K.2010/9287
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2010/284 K.2010/5322
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2010/284 K.2010/444
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/284 K.2010/325
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/285 K.2010/8310

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.