İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/376 K.2010/397

Hukuk Genel Kurulu 2010/19-376 E., 2010/397 K.

Esas2010/376Karar2010/397Tarih14 Temmuz 2010Okuma6 dk · 1.299 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/376
Karar No
2010/397
Karar tarihi
14 Temmuz 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.299 kelime·6 dk okuma·3 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2010/19-376 E., 2010/397 K.

ALACAĞIN LİKİT OLMASI

İCRA İNKAR TAZMİNATI

İTİRAZIN İPTALİ

2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 67 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın "kısmen kabulüne" dair verilen 04.06.2008 gün ve 2007/939 E- 2008/590 K. sayılı kararın incelenmesi, taraflar vekillerince istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 09.11.2009 gün ve 2009/1065-10295 sayılı ilamı ile;

("…

…Davacı vekili, davalının müvekkili bankanın yatırım müşterisi olduğunu, 12.05.2006 ve 06.07.2006 tarihlerinde davalıya yatırım işlerinde kullanması amacıyla (6) adet bilgisayar cihazı teslim edildiğini, bir süre sonra davalının müvekkili ile çalışmaması üzerine müvekkilince bilgisayarların iadesinin istendiğini, ancak iade edilmediğini bunun üzerine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu bilgisayarların müvekkilinin davacı banka ile çalışmaya başlaması için hediye olarak verildiğini, malların mülkiyetinin davalıya ait olduğunu, bu durumun bankacılıkta yaygın bir uygulama olduğunu, ödeme emrinde cihazlar için talep edilen miktarların fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre malların davalıya kullanım amaçlı verildiği, davalının hibe savunmasını kanıtlayamadığı, malların değerinden yıpranma değerinin düşülmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 3.838.72 YTL asıl alacak, 65.72 YTL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.904.44 YTL üzerinden asıl alacağa takipten itibaren % 25 faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle devamına, fazla istemin reddine, taraflar lehine icra inkar tazminatına hükmolunmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Somut olayda dava konusu alacak bilinebilir (muayyen, likit) olduğundan hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken bu yöndeki talebin reddedilmiş olması, İİK.'nun 67/2. maddesine aykırılık oluşturur…

…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Davacı/alacaklı, bankanın yatırım müşterisi olan davalıya yatırım işlemlerinde kullanılması ve bankayla çalışmasında kolaylık sağlaması için altı adet bilgisayar cihazının 12.5.2006 ve 06.07.2006 tarihlerinde teslim edildiğini, davalının banka ile çalışmayı bırakması üzerine teslim edilen cihazları aynen veya olmadığı takdirde bedelini iade etmesi için 12.3.2007 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek davalının itirazının iptaline ve %40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hüküm olunmasını istemiştir.

Davalı/borçlu aletlerin borsada yüksek hacimli alış verişler yapan müşterilere iade edilmemek üzere verildiğini, bir süre davacı banka ile çalıştığını, bu süre içerisinde bankaya daha fazlasını kazandırdığını, cihazlar için talep edilen bedelin fahiş olduğunu, ifadeyle davanın reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece itirazın iptaline yönelik istemin kısmen kabulüne, icra inkar tazminatı isteminin reddine ilişkin kurulan karar Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temyize davacı/alacaklı vekili getirmiştir.

Uyuşmazlık, dava konusu alacağın bilinebilir (muayyen, likit) olup olmadığı, belirlenecek sonuca göre, İİK'nun 67/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 9/11/1988 gün ve 3494 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 67. maddesinin 2. fıkrasında; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü yer almaktadır.

Görülmektedir ki, İİK.nun 67. maddesi icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK.nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında takip tarihi itibarı ile haklı olup olmadığının belirlenmesidir. İcra inkar tazminatının kanuna konuluş amacı da borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olan borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine icrada borcunu inkar etmesini önlemektedir. Bu nedenledir ki, diğer yasal koşulların yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur.

Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez.

Diğer bir anlatımla, icra inkar tazminatı, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminattır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur.

Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığı saptanacak ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkar tazminata hükmedilmesi gerekecektir.

İcra inkar tazminatı açısından somut olaya bakıldığında: davacı bankanın davalı müşterisine fatura bedeli 4.838,73 TL olan 6 adet bilgisayarı teslim ettiği, davalının bir süre bilgisayarları kullandığı, davalı bankanın da bundan kazanç elde ettiği, davalının banka ile çalışmayı bırakması üzerine ihtar çekilerek bilgisayarların aynen olmadığı takdirde bedelinin geri istenildiği, istemin reddedilmesi üzerine bankanın 4.838,73 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, yapılan yargılama sonunda mahkemece bilgisayarların fatura bedeli üzerinden "Cihazların tahminen 10 ay kadar yatırım işlerinde kullanıldığı, fatura tarihi itibariyle değil de temerrüdün gerçekleştiği tarih itibariyle cihazların değerinin dava edilmesi gerektiği…

…" gerekçesi ile yıpranma değeri olarak 1000 TL düşüldüğü ve mahkemenin bu kabulünün Özel Dairece onandığı anlaşılmaktadır.

Bu hukuki süreç anlatıldıktan sonra öncelikle şunu belirtmek gerekir ki: Özel Dairece yerel mahkemenin fatura değerinden yıpranma değeri olan 1000 TL düşüp 3838.73 TL üzerinden itirazın iptaline dair verdiği kararın onanmasının alacağı likit olmaktan çıkarıp çıkarmayacağı Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında tartışılmış; yıpranma değerinin tespitinin hakimin hukuki bilgisi ile çözemeyeceği, bu konuda uzman teknik bir bilirkişinin yapacağı araştırma sonucunda belirlenebileceği dikkate alındığında, alacağın likit olma vasfını kaldıracağı kabul edilmiştir.

Bir malın bir süre kullanıldıktan sonra bedelinin iadesi mükellefiyetinin doğması halinde, fatura bedelinden bir miktar yıpranma payının düşülmesi hakkaniyet gereğidir. Düşülecek bu miktarın ise uyuşmazlık konusu malın kullanım şekli, süresi, piyasaya sürüm hızı, malın yıpranma oranı, taraflara sağladığı faydalar gibi kriterler dikkate alınarak yargılama sırasında belirlenebilecek bir durumdur. Bu miktarın belirlenmesi ise az yukarıda açıklandığı üzere teknik bir konudur. Yıpranma değeri miktarının ne kadar olacağının davalı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, miktarın yapılacak yargılama sonunda ortaya çıkacağı, bunun ise alacağı likit olmaktan çıkaracağının kabulü gerekliliği çoğunluk tarafından benimsenmiştir.

Bir kısım Genel Kurul üyeleri davalının tacir olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, yıpranma bedeli düşülmesinin ticari hayatın olağan kaidesi olması gerektiği hususu dikkate alındığında, bu değerin düşülmesinin davalı tacir açısından alacağı likit olmaktan çıkarmayacağı ileri sürülmüş ise de, buna karşı çoğunluk tarafından davacının da tacir olduğu bu durumda davacının da talebini yıpranma değerinin düşerek yapması gerektiği görüşüyle karşı çıkılmış ve ileri sürülen bu azınlık görüşü kabul görmemiştir.

Bu kabul şekline bağlı olarak, itirazın iptali halinde alacaklının icra inkar tazminatı isteyebilmesi için gerek uygulamada, gerekse öğretide öngörülen alacaktaki "likit" yani muayyenlik ve belirlenebilirlik niteliği ve koşulunun bulunmadığı açıktır.

Zira, takip tarihi itibariyle takibe konu alacak miktarının yıpranma değerinin düşülmesi sonucu ortaya çıkacak olması ve bununda teknik bir konu olup araştırmayı gerektiriyor olması ve yukarıda açıklanan; alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması;

başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması ilkesi gözetildiğinde, gerek icra takip ve gerekse dava tarihi itibariyle likit bir alacak bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca, davalı/borçlunun icra inkar tazminatından sorumlu tutulması da hukuken olanaklı değildir.

Sonuçta, yerel mahkemenin icra inkar tazminatı isteğinin reddine ilişkin direnme kararı yukarıda açıklanan gerekçeyle doğru olduğundan onanması gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

S 0 N U Ç : Davacı/Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14.07.2010 gününde yapılan görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/376, K. 2010/397, 14 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Alacağın Likit Olması
  4. İcra İnkar Tazminatı
  5. İtirazın İptali
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/376
Karar No
2010/397
Tarih
14 Temmuz 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2010/377 K.2010/6249
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/377 K.2010/365
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2010/379 K.2010/5707
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/382 K.2010/3711
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/383 K.2010/367
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/384 K.2010/9781

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.