İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/541 K.2010/560

Hukuk Genel Kurulu 2010/3-541 E. , 2010/560 K.

Esas2010/541Karar2010/560Tarih3 Kasım 2010Okuma8 dk · 1.549 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/541
Karar No
2010/560
Karar tarihi
3 Kasım 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.549 kelime·8 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2010/3-541 E. , 2010/560 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Ankara 7.Sulh Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 12.06.2007

NUMARASI

2007/279 E-2007/1289 K.

Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 20.12.2005 gün ve 2005/1550 E-1808 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 18.12.2006 gün ve 2006/17607-17787 E- K. sayılı ilamı ile;

("...Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili, Sümer Holding A.Ş.

Genel müdürlüğünün; sermayesinin %100'ü devlete ait bir kuruluş olup, 4046 Sayılı Yasa uyarınca Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bağlı, özelleştirme kapsamında; personel ücretlerinin ve diğer özlük haklarının tespiti konusunda Başbakanlık Yüksek Planlama Kurulu'nun kararlarına; bunların uygulamaları ile ilgili olarak da Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu denetimine tabi bir kuruluş olduğunu; müvekkili kuruluşun Yönetim Kurulu kararı ile, Sözleşmeli Personel Yönetmeliğinin 134. maddesi dahilinde performans esasına dayalı olarak,

2004 yılı için ödenmesine karar verdiği prim ödemelerinin, Yüksek Denetleme Kurulu'nun 23.06.2004 tarih ve 818 sayılı yazısı uyarınca (mevzuata aykırı bulunduğundan), tüm personelden geri alınmasına karar verildiğini; davalıya 15 Ocak 2004 tarihinde ödenen prim tutarı olan 1.265,18 YTL'nin 5 eşit taksitle ödenmesi için yazılı bildirimde bulunulduğunu, ancak, davalının verdiği cevapla talep edilen meblağı ödemeyeceğini bildirdiğini, bu durumda; davalının haksız zenginleştiğini iddia ederek; davalıya fazladan ödenen 1.265,18 YTL alacağın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, kendisine yapılan prim ödemesinin Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.02.1973 tarih 1968/8, 1973/14 sayılı kararı uyarınca müktesep hak oluşturduğunu ve geri alınamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 27.01.1973 tarih, 1972/6 Esas, 1973/2 karar sayılı içtihadı gözetilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temiz edilmiştir.

Davacı kurum; sözleşmeli personel yönetmeliğinin 134.üncü. maddesine istinaden, performans esasına dayalı olarak Holding'in tüm personeline tek bir prim esasına göre prim verilmesini öngören yönetim kurulu kararının, Yüksek Denetleme Kurulu tarafından mevzuata aykırı bulunması nedeniyle; uygulamadan kaldırılmasına ve karar gereğince personele ödenen primlerin, ödeme öncesinde alınmış bulunan taahhütnameler çerçevesinde, geri alınmasına karar verildiğinden; davalıya ödenen primin istirdaten tahsiline yönelik bu davayı açmıştır. Mahkeme hükmüne gerekçe yapılan hususlar 27.01.1973 tarih ve 72/6 E-73/2 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında anılan yanlış şart tasarrufu (özellikle yanlış intibak işlemi) ile ilgilidir. Bu nedenle olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.

Davalı, aldığı primden önce verdiği taahhütname başlıklı belgede.

"Sümer Holding Yönetim Kurulunun 23.12.2003 tarih, 25/85 sayılı kararı uyarınca tarafına ödenecek primin müktesep hakkım sayılmayacağını, yetkili merciler tarafından prim ödemesinin yürürlükten kaldırılması halinde, almış olduğum prim ödemelerinin halen doğmuş ve ileride doğacak her türlü istihkaklarından Holding Yönetiminin uygun göreceği şekilde kesilmesine muvafakat ettiğimi ..." diyerek, ödenecek primin geri alınabileceğini kabul etmiş durumdadır.

O halde, davalının aldığı prim avans niteliğindedir. Prim ödenmesine ilişkin alınan yönetim kurulu kararı Yüksek Denetleme Kurulu tarafından mevzuata uygun bulunmadığından yürürlükten kaldırılmış olmasına göre, gerçekleşememiş alacağa ilişkin verilen avans niteliğindeki primin; sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadı mümkün bulunmaktadır.

Mahkemece, yapılan ödemenin haksız iktisap kuralları çerçevesinde istenip istenemeyeceği tartışılmadan bu konuda araştırma ve inceleme yapılmadan yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....") gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, alacak istemine ilişkindir.

Yerel Mahkemece verilen; yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile sebebiyet vermemiş olmak kaydı ile idarenin yanlış şart tasarrufunun, ancak iptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre var ise bu süre içinde yahut iptal davası açılmış ise dava sonuna kadar geri alınabileceği, bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geriye alınamayacağı, bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınması halinde, geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere,

hukuken kazanılmış durum olarak tanınması gerektiği gerekçesine dayalı, davanın reddine dair karar Özel Dairece metni yukarıya aynen alınan ilamla bozulmuş. Yerel Mahkeme, gerekçesini tekrar ederek ve genişleterek önceki kararında direnmiş; direnme kararını da davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı Holding bünyesinde sözleşmeli personel olarak çalıştığı dönemde davalıya, davacı tarafından 15.01.2004 tarihinde prim ödendiği; bu ödemeden önce davalıdan “Sümer Holding Yönetim Kurulunun 23.12.2003 tarih, 25/85 sayılı kararı uyarınca tarafıma ödenecek primin müktesep hakkım sayılmayacağını, yetkili merciler tarafından prim ödemesinin yürürlükten kaldırılması halinde, almış olduğum prim ödemelerinin halen doğmuş ve ileride doğacak her türlü istihkaklarından Holding Yönetiminin uygun göreceği şekilde kesilmesine muvafakat ettiğimi,

Holding’den ayrılmam durumunda yine söz konusu ödemelerin Holding’deki alacaklarımdan mahsup edilmesini kabul ettiğimi, Holding’de alacağım bulunmaması halinde Mahkemeden ve icradan bir sonuç alınmasını beklemeden defaten ve nakden ödeyeceğimi gayri kabili rücu, beyan ve taahhüt ederim”şeklindeki beyan ve taahhüdü içeren tarihsiz ve matbu bir taahhütname alındığı, bilahare davalının emekliye ayrıldığı çekişmesizdir.

Davalıya yapılan prim ödemesinin dayanağını, Sümer Holding A.Ş. Sözleşmeli Personel Yönetmeliği’nin 134.maddesindeki “Personele, Sümerbank Holding A.Ş. Yönetim Kurulunca belirlenecek esaslara göre prim ödenebilir” hükmüne istinaden yürürlüğe konulmuş olan “Sümer Holding A.Ş. Prim Ödeme Esasları” oluşturmaktadır.

Bu Esaslar’ın, konuya ilişkin hükmü, aynen;

“Holdingimizde Sözleşmeli Personel Yönetmeliği Hükümlerine göre sözleşmeli statüde çalışan personele başarı, gayret ve verimliliği arttırmak amacıyla 2 aylık ücret tutarında olmak üzere aşağıdaki esaslar dahilinde prim ödenir.

1)Prim ödeme tarihleri 15 Ocak ve 15 Temmuz’dur.

2)Prim yıl içinde çalışan personele yıl sonuna kadar çalışmış kabul edilerek ödenir. İstifa, başka bir kuruluşa nakli veya askerlik nedenleriyle görevlerinden ayrılanlar ile müstafi addedilenlerin primleri, ayrılış tarihleri itibariyle fiilen çalıştıkları süre esas alınarak yeniden hesaplanır. Aradaki fark tahsil ve tediye olunur. Ancak, emeklilik ve ölüm nedeniyle ayrılmalarda ödenmiş bulunan prim geri alınmaz…” şeklindedir.

Davacı Sümer Holding A.Ş.Yönetim Kurulu’nun; Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nca gönderilen 23.06.2004 tarihli yazı uyarınca, önce, prim ödemesi uygulamasına son verilmesi yönündeki 30.06.2004 günlü; ardından da, ödenen primlerin geri alınmasına ve bu işlemlerin yerine getirilmesi hususunda Genel Müdürlük makamının yetkili kılınmasına ilişkin 01.03.2005 günlü kararı aldığı; bu karar çerçevesinde, ödenmiş olan primin, ödemeden sonra emekliye ayrılan davalıdan bir yazıyla geri istenildiği, ödeme yapılmaması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan duruma göre; davalıya ödenen dava konusu primin dayanağı durumundaki “Sümer Holding A.Ş. Prim Ödeme Esasları”; davacıya ait Sözleşmeli Personel Yönetmeliği’nin metni yukarıda bulunan 134. maddesindeki açık yetki hükmüne dayanılarak yürürlüğe konulmuştur.

Anılan Esaslar’ın; yürürlüğe koyan makamın yetkisizliği yahut, içeriğinin dayanak Yönetmeliğe uygun bulunmaması veya başka bir nedenle hukuka aykırı olduğu yolunda herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir.

Hal böyle olunca, prim ödemesine dayanak oluşturan “Sümer Holding A.Ş. Prim Ödeme Esasları”nın, yetkili organ tarafından ve dayanak normun içerik konusunda tanıdığı düzenleme yetkisi kullanılmak suretiyle yürürlüğe konulduğunun kabulü zorunludur.

Davalıya yapılmış olan ve eldeki davaya konu edilen prim ödemesinin; ödeme tarihi, miktar ve davalının statüsü itibariyle söz konusu Esaslar’a herhangi bir aykırılık taşımadığı da çekişmesizdir.

O halde, ortada, yapıldığı tarihteki durum itibariyle hukuka uygunluğu tartışmasız olan bir ödeme bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle, dava konusu primin davalıya ödenmesi, davacının hukuka uygun bir tasarrufu niteliğindedir.

Kural olarak, bir idari tasarruf sonradan idare tarafından geri alınabilir. Ancak, bu geri alma, esas itibariyle, ancak o tasarrufun geri alma tarihinden sonraki dönemde uygulanmasının önlenmesi veya farklı bir şekilde uygulanmasının sağlanması amacına yönelik olabilir. Hukuka uygun bir idari tasarrufun geçmişe yürürlü olarak ve uygulandığı dönemde ilgilileri yönünden oluşmuş hakları etkileyecek şekilde geri alınması, hukuken mümkün değildir.

Direnme kararında dayanılan, 27.01.1973 gün ve 1972/6 esas, 1973/2 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, esas itibariyle idarenin yanlış (hukuka uygun bulunmayan) tasarruflarının geri alınmasına ilişkin olup, hukuka uygun bir tasarrufa dayalı ödemenin geri alınması istemini içeren eldeki davaya konu uyuşmazlıkla doğrudan bir ilgisi bulunmamaktadır.

Ne var ki; anılan karar da, idarenin yanlış tasarrufuna dayalı geri alma haklarının dahi belirli bir süreyle sınırlı bulunduğu yönündeki bir saptamayı içerdiğinden, somut olaydaki uyuşmazlığın çözümü sırasında gözönünde bulundurulmasında yarar vardır.

Anılan karara göre, yanlış tasarrufun dahi geçmişe etkili şekilde geri alınabilmesi, ancak belirli sürelere uyulmak koşuluyla mümkündür; süre geçtikten sonraki geri alma işlemi geçmişe etkili olamaz ve geri alma tarihine kadar doğmuş olan durumların kazanılmış hak olarak tanınması gerekir.

Somut olayda ise, ortada, hukuka uygun bir idari tasarruf bulunmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, idarenin hukuka uygun bir tasarrufunu sonradan geri almasına herhangi bir hukuki engel mevcut değildir ve ilgililer, salt geri alınan tasarrufun hukuka uygun bulunmasına dayanarak, gelecekte o tasarrufun kendilerine sağlayabileceği hakları idareden isteyemezler. Ancak idare de, geri aldığı hukuka uygun tasarruf çerçevesinde doğmuş, gerçekleşmiş hakları, kazanılmış hak olarak tanımak zorundadır; geri alma işlemini geçmişe yürütüp, bu hakları geri isteyemez.

Ödemeden önce davalıdan alınan taahhütnameye gelince: Yukarıda değinildiği gibi, davacı tarafından, dava konusu ödemeden önce davalıdan tarihsiz ve matbu bir taahhütname alınmıştır. Yargıtay uygulamasında, işveren karşısında daha zayıf ve güçsüz durumda bulunan bir çalışanın, işverence sağlanması muhtemel bir mali hakka kavuşmadan önce, o hakkın ön koşulu olarak kendisinden istenilen böylesi bir taahhütnameyi gerçek ve özgür bir iradeyle imzalamış olamayacağı benimsenmekte ve bu nedenle de, bu tür taahhütnamelere geçerlilik tanınmamaktadır.

Bu durumda, görülmekte olan davadaki alacak isteminin konusunu oluşturan, davacı tarafından davalıya yapılmış olan ödemenin; gerek dayanağı, gerek içeriği ve gerekse davalının statüsü itibariyle bütünüyle hukuka uygun bulunduğunun, davalının imzasını taşıyan taahhütnameye hukuken geçerlilik tanınamayacağının, dolayısıyla da, davanın reddi gerektiğinin kabulü zorunludur.

Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 28.02.2007 gün ve 2007/3-87 E.2007/86 K.; 28.02.2007 gün ve 2007/3-88 E.2007/87 K.; 17.10.2007 gün ve 2007/3-672 E. 2007/727 K; 20.10.2007 gün ve 2007/3-518 E. 2007/517 K.; 05.12.2007 gün ve 2007/3-916 E. 2007/934 K. sayılı ilamlarında da aynı ilkeler vurgulanmıştır.

O halde, Yerel Mahkemenin aynı gerekçeye dayalı, davanın reddine dair kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/541, K. 2010/560, 3 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 12.06.2007
  5. Numarası
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/541
Karar No
2010/560
Tarih
3 Kasım 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/542 K.2010/12379
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/543 K.2010/12421
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/547 K.2010/6856
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2010/548 K.2010/11337
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/549 K.2010/6855
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/549 K.2010/616

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.