İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/6 K.2010/36

Hukuk Genel Kurulu 2010/19-6 E. , 2010/36 K.

Esas2010/6Karar2010/36Tarih27 Ocak 2010Okuma7 dk · 1.382 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/6
Karar No
2010/36
Karar tarihi
27 Ocak 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.382 kelime·7 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2010/19-6 E. , 2010/36 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

İzmir 3.Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 04.06.2009

NUMARASI

2009/80 E-2009/223 K.

Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 3.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 02.03.2006 gün ve 2000/31 Esas, 2006/53 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vasisi tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 17.11.2008 gün ve 2008/5961 Esas, 2008/11103 Karar sayılı ilamı ile; (“…Dava, kumar tutkunu olan davacı ile 1998 tarihinde ölen annesi Behice Tavaslıoğlu'nun bu durumunu bilen kişilerce alınan bonolardan 14.04.1997 tanzim tarihli 70.000.-USD. bedelli bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile takibin iptali istemine ilişkindir.

Davalı Yasemin Ünal vekili, davacı annesi Behice hakkında verilmiş kısıtlama kararı olmadığını, oğlu davacı Ümit'e ait bulunduğunu, müvekkilinin iyiniyetli 3. kişi olduğunu, senedin 55.000.-USD.lik kısmının senet lehdarından 1998 yılında temlik yolu ile alındığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Davalı E.U vekili, müvekkilinin senet lehdarından bono bedelinin bir kısmını temlikname yolu ile aldığını, asıl borç ilişkisi dışında olduğunu, senedin zorla ya da tehditle imzalatılmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, 18.11.2005 tarihli Adli Tıp Raporuna göre, Behice Tavaslıoğlu'nun bononun düzenlenmesi, tasarrufun yapılması tarihinde hukuki ehliyete sahip olduğu ve borcun kumar borcundan doğduğu kanıtlanamadığından ve davalılar 3.kişi durumunda olup, bu hususu bildikleri ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, ehliyetsizlik iddiasına dayanılarak açılmış menfi tespit davasıdır. Davacı Ü.T 'nin dava konusu senedin keşidecisi olan B.T 'nin tek mirasçısı olduğu ve vesayet altında bulunduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

Davacı Ü... İle murisi B.T hakkında İzmir (Ahkamı Şahsiye) 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1997/711 Esas sayısında kayıtlı davanın yargılaması sonucunda mahkemece anılan kişilerin haciz altına alınmaları talebinin reddine ve kendilerine müşavir tayin edilmesine karar verilmiş, ancak davacının temyizi üzerine bu karar Yargıtay 2.Hukuk Dairesi'nin 27.04.1999 tarih, 1997/4249-4247 E.K. sayılı kararı ile “Mahkemenin de kabul ettiği gibi vesayet altına alınması istenen kişilerin M.K.nun 356. maddesindeki suihal ve suiidarede bulunduklarının saptandığı, halen yönetilecek mallarının bulunmamasının vesayet kararı verilmesine engel teşkil etmeyeceği, o halde haciz kararı verilmesi gerekirken, müşavir tayini yolunda hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçeleri ile bozulmuştur.

Yerel mahkemece belirtilen bozma kararına uyulmuş, ancak yargılama sırasında B.T ölmüş olduğundan, sadece Ü.T 'nun hacir altına alınması yolunda hüküm tesis edilmiş ve bu hüküm Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Görüldüğü gibi, Behice Tavaslıoğlu ölmemiş olsaydı, bozma kararına uyularak hüküm kurulduğuna göre, onun hakkında da vesayet kararı verileceği kuşkusuzdur. Zira, bozma kararına uyulmakla bir taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşmaktadır. Yukarıda sözü edilen vesayet davası 11.04.1997 tarihinde açılmış, dava konusu senet 14.04.1997 tarihinde tanzim edilmiştir.

Bu durumda mahkemece sözü edilen vesayet davasının bu dava yönünden güçlü delil niteliği üzerinde durulup tartışılarak, uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler üzerinde durulmadan B.T 'nun ölümünden sonra, önceki raporlar incelenerek alınan Adli Tıp Raporu'nun hükme dayanak yapılması doğru görülmemiştir...”) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vasisi

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, ehliyetsizlik iddiasına dayanılarak açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.

Mahkemece, ehliyetsizlik iddiasına dayalı menfi tespit isteminin reddine karar verilmiştir.

Davacı vasisinin verilen hükmü temyizi üzerine karar, başlık bölümüne aynen alınan bozma ilamında açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne karar verilerek, davacı yararına bozulmuştur.

Davacı Ümit ile murisi Behice Tavaslıoğlu hakkında 11.04.1997 tarihinde kısıtlanmaları için açılan vesayet davasında her ikisinin de, kumar tutkunu oldukları ve bu nedenle kötü yaşama tarzı ile malvarlığını kötü yönetmelerine ilişkin maddi ve hukuki olgu Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Ancak muris B.T 'nun ölümü nedeniyle hakkında kısıtlılık kararı verilemediği de bir gerçektir.

Öte yandan, davacı Ü.T 'nun vasisi tarafından İzmir 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/228 E., 2003/295 K. sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasında mahkemece, asıl ve birleşen davalara konu 20.03.1997, 15.04.1997, 01.03.1997 keşide tarihli çek ve bonolardan “davacı Ü... ve ölen annesi B.T 'nun kumar tutkunu olduklarını, bu nedenle çek ve bonoların geçersiz olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 31.05.2004 gün ve 2003/9749 E., 2004/6476 K. sayılı ilamı ile “dava konusu bono ve çeklerin kumar borcu için verildiğinin kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre” şeklindeki gerekçeyle onanmış taraflarca yasal yollara başvurulmaksızın kesinleşmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; görülmekte olan davaya konu senedin kumar borcu nedeniyle verildiği ileri sürüldüğüne göre, vesayet davasındaki mahkeme gerekçesinde Ü.... ve B.T 'nun kumar oynamak suretiyle tam bir israf, kötü yaşam ve kötü idare örneği gösterdiklerinin tespit edilmesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi sonucu bu maddi olgunun tespitini içeren vesayet dosyası ile özellikle İzmir 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 2000/228 E.-2003/295 K. sayılı dava dosyasının eldeki dava bakımından güçlü delil niteliğinde olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır.

Yukarıda Özel Daire bozma ilamında açıklanan maddi olgu kapsamında taraflar arasındaki hukuki ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için konuyla ilgili açıklamalarda bulunulması yararlı görülmüştür.

Görülmekte olan davanın dayanağını oluşturan icra takibinde; Davalı M. K vekilince 13.05.1997 tarihli takip talepnamesiyle B.T hakkında başlatılan ve İzmir 13.İcra Müdürlüğünün 1997/3571 (önce 1999/5943 E., sonra ise 2006/3918 E.) esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde;70.000 USD(Amerikan Doları)’nın faiziyle birlikte tahsili istenilmiş; borcun sebebi olarak “14.04.1997 düzenleme tarihli, 30.04.1997 vade tarihli, keşidecisi B. T , lehtarı M.K, 70.000 USD(Amerikan Doları) bedelli(takip tarihindeki kura göre alacağın 9.507.400.000 Dokuzmilyarbeşyüzyedimilyon dörtyüzbinTL/Yenisi ile:9.507,40 DokuzbinbeşyüzyediYTL kırkYkrş) bono” olarak açıklanmıştır.

Bu arada, Mehmet Kezkiç'in takibe konu senedin 15.000 USD (Amerikan Doları)'lik kısmını 30.06.1997 tarihinde Emin Umur'a, kalan 55.000 USD (Amerikan Doları)'lik kısmını ise, 04.08.1998 tarihinde Yasemin Ünal'a noter aracılığıyla temlik ettiği tartışmasızdır.

Olayın hukuki irdelemesine gelince;

818 sayılı Borçlar Kanununun “Alacağın Dava Edilememesi” başlığını taşıyan 504.maddesinin 1.cümlesinde;

“Kumar ve bahis, bir alacak hakkı tevlit etmez.”

“Borç Senedi İtası Ve Bilihtiyar Tediye” başlığını taşıyan 505.maddesinin 1.cümlesinde ise; “Kumar oynayan veya bahis eden kimse tarafından imza edilmiş adi borç veya kambiyo senedi üçüncü bir şahsa devir edilmiş olsa bile bunlara müsteniden hiçbir kimse bir hak talep edemez.”

hükümlerini getirmiştir.

Bu düzenlemelerle, kanun koyucu, sosyal ve ahlaki yönlerden zararları olan kumar ve bahis için hükümsüzlük müeyyidesi öngörmemiş, kumar ve bahis borcuna ilişkin ifanın geçerli olması esasını benimsemiştir (Yavuz, C.: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta Yayınevi, 4.Bası, İstanbul 1996, s.831).

Öğretide baskın olan görüşe göre, kumar ve bahis sözleşmeleri geçerlidir; bunlardan borç doğar. Fakat bu borçlara dayanarak borçluyu borcunu ifa etmek üzere zorlama imkanı yoktur. Bu borç, dava hakkından yoksun, eksik (tabii) bir borçtur (Bkz.Kocayusufpaşaoğlu, N.:Borçlar Hukuku Dersleri (Genel Hükümler), İstanbul 1978, s.70, dipnot 44'de adı geçen yazarlar:Hatemi/Serozan/Arpacı; Reisoğlu, S.:Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, 12.Bası,İstanbul 1998, s.34; Yavuz, C.: a.g.e., s.831).

Kumar ve bahis borcunun eksikliği savunması bir defi değil, bir itiraz oluşturur. Varlığı yargıç tarafından görevinden ötürü dikkate alınır. Böyle bir savunmayı ortaya atmak da hakkın kötüye kullanılması sayılmaz (Yavuz, C.:a.g.e.,s.831, dipnot 15'de zikredilen yazarlar: Hatemi/Serozan/Arpacı).

Eldeki davaya konu senet 14.04.1997 tarihinde düzenlenmiş, emsal dava dosyası olarak gösterilen İzmir 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/228 E. sayılı asıl ve birleşen dava dosyasına konu senetler ise, 20.03.1997, 15.04.1997, 01.03.1997 tarihlerinde düzenlenmiş olmakla senetlerin birbirlerine yakın tarihlerde düzenlendiği çok açıktır.

Vesayet davasında verilen hüküm B.T yönünden de usulü kazanılmış hak oluşturacağından ve vesayet altına alınma kararı B.... Yönünden de aynı şekilde, hüküm ifade edeceğinden, bu dosyada Ü. ve B.T 'nun “kumar tutkusu nedeniyle sui hal ve sui idarede” olduklarına ilişkin yapılan tespitin, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin onama kararı ile kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Daha önce görülüp kesinleşen bu maddi olguların yanlar arasında kesin hüküm, kesin delil olmasa da, güçlü delil niteliği aldığı hususu yadsınamaz. Güçlü delilin aksinin ancak güçlü bir delille ispatlanabileceği de, her türlü duraksamadan uzaktır.

Şu halde mahkemece yapılacak iş; görülmekte olan davaya konu senedin kumar borcu nedeniyle verildiği ileri sürüldüğüne göre, eldeki dava bakımından güçlü delil niteliğinde bulunan İzmir (Ahkamı Şahsiye) 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1997/711 Esas sayısında kayıtlı dava dosyası ile İzmir 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/228 E.,2003/295 K. sayılı dava dosyaları dikkate alınıp, güçlü delilin aksinin aynı nitelikte başka bir güçlü delil ile ispatlanacağına ilişkin ilke de gözönünde tutularak, tüm delillerin bir bütün olarak, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular da gözetilmek suretiyle değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar vermektir.

Böylece, yerel mahkemece Özel Daire kararında ve ilave olarak yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesi ve bu kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vasisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 27.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/6, K. 2010/36, 27 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 04.06.2009
  5. Numarası
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/6
Karar No
2010/36
Tarih
27 Ocak 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/7 K.2010/17
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/7 K.2010/53
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2010/7 K.2010/357
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/7 K.2010/27
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/7 K.2010/22
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/8 K.2010/18

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.