İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/79 K.2010/102

Hukuk Genel Kurulu 2010/3-79 E. , 2010/102 K.

Esas2010/79Karar2010/102Tarih24 Şubat 2010Okuma5 dk · 1.046 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/79
Karar No
2010/102
Karar tarihi
24 Şubat 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.046 kelime·5 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2010/3-79 E. , 2010/102 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Kayseri 3.Sulh Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 01.10.2009

NUMARASI

2009/996 E-2009/1394 K.

Taraflar arasındaki “Tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 3.Sulh Hukuk Mahkemesince dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen 18.11.2008 gün ve 2008/1734 E-2157 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 13.04.2009 gün ve 2009/3991-6503 sayılı ilamı ile;

(…Dava, davacılara ait vasıtaya zabıtaca haksız el konulması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.

Dosya içeriğinden 30.10.2001 tarihinde el konulan vasıtanın Haziran 2008 tarihinde ruhsat sahibi olan davacılara iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, CMK.nun 141 ve 142. maddeleri uygulanarak Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.

5320 sayılı CMK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında yasanın 6. maddesinde, CMK.nun 141-144 maddesi hükümlerinin 01.06.2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağı düzenlenmiştir. Somut olayda el koyma işlemi 30.10.2001 tarihinde olduğuna göre dava konusu uyuşmazlığa CMK. hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle işin esasının incelenmesi gerekirken, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi bozma nedenidir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacılar vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, davacılara ait vasıtaya haksız el konulması nedeniyle doğan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; davacılara ait aracın 30.10.2001 tarihinde Kayseri Trafik Şube Müdürlüğü ekiplerince evraklarının sahte olması gerekçesiyle bağlandığı ve özel otoparka çekildiğini, Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava sonucu beraat etmelerine ve aracın iadesine karar verilmesine rağmen el konulan aracı almak için davacıların özel otopark ücretini ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek 4.720,00 YTL. park ücretinin davalı Bakanlıktan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, görevli mahkemenin Ağır Ceza Mahkemesi olduğunu bildirerek görevsizlik kararı verilmesini, olmadığı takdirde de davanın reddini istemiştir.

Yerel Mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 142/2 maddesi uyarınca davaya bakmakla Ağır Ceza Mahkemesi görevli olduğundan mahkemenin görevsizliğine dair verilen karar, özel dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel Mahkeme “Olay, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce olmasına rağmen -Derhal Uygulanırlık- ilkesi gereği 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141 ve 142 maddelerinin eldeki davaya uygulanması zorunludur..”gerekçesi ile önceki kararında direnmiş; hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.

Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. ve 142.maddelerinin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı, davaya bakma görevinin hangi mahkemeye ait olduğu noktasında toplanmaktadır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 4.12.2004 tarihinde kabul edilmiş olup 17.12.2004 tarih ve 25673 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış; 31/03/2005 tarih ve 25772 Mük. S.R.G. de yayımlanan 31.03.2005 tarih ve 5328 sayılı kanunun Geçici 1. maddesi ile, yürürlüğe ilişkin 334.maddede geçen "1 Nisan 2005" ibaresi "1 Haziran 2005" olarak değiştirilmekle bu tarihte yürürlüğe girmiştir.

Anılan Kanunun “Tazminat İstemi” başlıklı 141/1-J maddesinde:

“Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;… Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.”

Yine Aynı Kanunun “Tazminat İstemenin Koşulları” başlıklı 142/2 maddesinde ise:

“İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.” hükümlerine yer verilmiştir.

5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı 6.maddesi

“(1) Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ila 144 üncü maddeleri hükümleri, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır.

(2) Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 7.5.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” şeklindedir.

Mülga 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun’un 1.maddesi özü itibariyle haksız yakalanma ve tutuklanma hallerinde uğranılan zararın bu kanun hükümlerince karşılanacağını, 2.maddesi ise,1 inci maddede yazılı sebeplerle zarara uğrayanların, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

Bu kanunu kaldıran 5320 sayılı Kanun ile tazminat koşulları ve kapsamı genişletilmiş; 5271 sayılı Kanuna atıfla, 466 sayılı Kanunda yer verilmeyen “eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişiler” için de maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilme olanağı getirilmiş; ancak bu talebe konu işlemlerin 01 Haziran 2005 tarihinden sonra gerçekleşmesi halinde yeni yasanın uygulanacağı da açıkça ifade edilmiştir.

Açıklanan yasal düzenlemeler göstermektedir ki, eşyaya haksız el konulmasına ilişkin tazminat taleplerine ilişkin ne 466 sayılı Kanunda, ne de eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda açık bir yasal düzenleme olmadığı için bu tip davalar dava değerine göre genel mahkemelerde ve yine tazminat hukuku ilkelerine göre görülmekte iken; 5271 ve 5320 sayılı yasalar ile 01 Haziran 2005 tarihinden sonra ilgili maddelerde sayılan işlemlerden doğan zararların devletten istenebileceği açıkça düzenlenmiş ve yine bu tür tazminat davalarına bakma görevi Ağır Ceza Mahkemelerine verilmiştir.

Eldeki davanın dayandığı maddi olgu, davacılara ait vasıtaya suça konu olduğu iddiasıyla 30.10.2001 tarihinde zabıtaca haksız el konulmuş olmasıdır.

Şu durumda; tazminat istemine dayanak alınan işlemin tarihi 30.10.2001 olup; çok açık şekilde 01 Haziran 2005 tarihinden öncedir. Bu işlemden kaynaklanan tazminat davası, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı 6.maddesindeki açık hüküm karşısında ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmemekte; bu tarihten önceki işlemlere uygulanacağı belirtilen 466 sayılı kanunda da düzenlenmediği için genel hükümlere ve dava değerine göre genel hukuk mahkemelerince bakılıp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

Sonuç itibariyle; 01 Haziran 2005 tarihinden önce, 30.10.2001 tarihinde yapılan işlemlerden kaynaklanan eldeki tazminat davasına bakma görevi genel mahkemelere ve özellikle müddeabihin değerine göre de sulh hukuk mahkemesine aittir.

Yerel Mahkemenin, yukarıda ayrıntısıyla açıklanan, uygulamanın kapsamını da belirleyen açık hükümleri göz ardı ederek, derhal uygulanırlık ilkesinden bahisle ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermesi ve aynı hususlara işaret eden Özel Daire bozma kararına uymayarak önceki kararında direnmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 24.02.2010 gününde, oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/79, K. 2010/102, 24 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 01.10.2009
  5. Numarası
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/79
Karar No
2010/102
Tarih
24 Şubat 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/80 K.2010/1511
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2010/80 K.2010/2149
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2010/80 K.2010/1015
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/80 K.2010/80
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/81 K.2010/2068
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/81 K.2010/1719

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.