İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2010/92 K.2010/141

Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.04.2008 gün ve 2006/539 E.-2008/174 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından…

Esas2010/92Karar2010/141Tarih10 Mart 2010Okuma6 dk · 1.121 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2010/92 E., 2010/141 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Mart 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.121 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.04.2008 gün ve 2006/539 E.-2008/174 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 12.02.2009 gün ve 2008/6975 E.-2009/1009 K. sayılı ilamı ile;

(...Dava, davacının keşideci, davalının lehtarı bulunduğu, 16.07.2004 tanzim, 16.12.2004 vadeli bononun boşa imzalı olarak dava dışı Kemal Olgaç’a verildiği, adı geçenin ölümünden sonra oğlu ... tarafından ele geçirilip doldurulduğundan bedelsiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Davalı davacıya borç verildiğini, karşılığında bononun alındığını, iddiaları kabul etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda bononun yıllar önce başka ilişki nedeniyle boş olarak verildiği kanaatine varıldığı, taraflar arasındaki akrabalık ve miras nedeniyle oluşan husumet de gözetildiğinde davanın kabulü ile davacının bono ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Senedin boş olarak imzalandığı ve karşılığının bulunmadığının tespiti iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir. Mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan 18.12.2007 tarihli raporun iddiayı kanıtlamaya yeterli içeriği taşımadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir...)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kambiyo senedinin bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin kayınbiraderi olan davalıdan, 37 yıl önce (1969 yılında) bir motosiklet satın aldığını, satış bedelini ödeyebilmek için davalının babası ve müvekkilinin kayınpederi olan Kemal’den borç para aldığını ve davalıya olan borcunu ödediğini, karşılığında kayınpederine imzası atılmış ve metin kısımları tamamen boş, 5 adet senet verdiğini, müvekkilinin senet bedellerini de eksiksiz olarak ödediğini, ancak senetlerin iade edilmediğini ve eldeki davadan önce, Kemal Olgaç’ın 5 adet senetten birisine.

05.07.1999 vade tarih, 16.000.000.000 TL. miktar yazmak suretiyle takibe giriştiğini, müvekkilinin bu senet bedelini haksız olarak ödemek zorunda kaldığını, diğer yandan, davacının Kayınpederi Kemal ile imzalanan 16.08.2001 tarihli ibraname ve feragatnamede.

“Kemal Olgaç’ın ... de hiçbir alacağı kalmamıştır” şeklinde bir hükmün yer aldığını, bu belgeyi davalı ...’nin de tanık sıfatıyla imzaladığını, ancak diğer 4 senedin kendisine verilmediğini, kayınpederi Kemal Olgaç’ın ölümünden sonra oğlu Necati tarafından bonoların ele geçirildiğini ve 1 adedinin 16.07.2004 tanzim, 16.12.2004 vadeli, 300.000.000.000 TL tutarlı, lehtarı ... olarak doldurulduğunu ve takibe konulduğunu, oysa 37 yıl önce düzenlenen dava konusu senedin, daha önce takibe konu edilen senet ile aynı anda, aynı senet kâğıdı, aynı miktar pul üzerine, aynı kalemle atılan imza ile düzenlenen bir senet olduğunu;

zira senet üzerinde bulunan “25 kuruş” luk damga pulunun ve pul üzerindeki para biriminin senet üzerinde tanzim tarihi olarak gösterilen tarihte tedavülde olmadığını, davalının asıl amacının, babasından intikal eden miras hakkında, davacının eşi tarafından açılan muris muvazaasına dayalı davadan feragate zorlamak olduğunu belirterek, bedelsiz kalan bono nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı tarafın delillerini kabul etmediklerini, kambiyo hukukuna uygun bir delil sunulmadığını, kendi delillerinin senet olduğunu, ödendiğine dair yazılı belge sunulmadığını, senetteki pulun eski veya yeni olmasının davaya etkili olmadığını, tanık dinlenmesine muvafakatlerinin de olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı asıl duruşmadaki beyanında; senedin babasından kalmadığını, davacının “inşaat yaptım borcum var” diyerek para istediğini, kendisinin de para verdiğini belirtmiştir.

Mahkemece, davacının eşi Necla’nın, davalı ...’nin kardeşi olduğu ve babalarından davalıya kalan taşınmazla ilgili muris muvazaası nedeniyle dava açtığı, dolayısıyla taraflar arasında husumet olduğu, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinden rapor alındığı, her iki senetteki borçlu imzalarının arasında kalem evsaf farkı saptanmadığının, dolayısıyla her iki senedin aynı kalemle atıldığının tespit olunduğu, yine senetler üzerindeki 25 kuruşluk damga pulunun Hazine Müsteşarlığı Darphane Genel Müd. den ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığından gelen müzekkere cevaplarında belirtildiği gibi 1947 yılında basımına başlandığı,

1989 yılında da yürürlükten kaldırılıp bu tarihte de imha edildiğinin bildirildiği, Kemal Olgaç ile davacının imzalandığı ibranamenin el yazılı bölümünde, 16.08.2001 tarihi itibariyle tarafların bir biri üzerinden hiçbir alacakları kalmadığının kabul edildiği, tüm bu hususlardan senetlerin aynı anda imzalandığının ve davalının babasına davacı tarafından yıllar önce başka bir hukuki ilişki nedeniyle verilmiş olduğunun ve davalının, babasının ölümü ile boş senedi elde ederek doldurduğunun anlaşıldığı, bu itibarla davacının davalıya karşı her hangi bir borcunun olmadığı, senedin bedelsiz olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilince temyiz edilen karar, Özel Daire’ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.

Yerel Mahkeme; önceki gerekçelerle ve ayrıca davalının dava konusu senedi, babasından kalan senet olduğunu belirtmeyip, kendisine verildiğini iddia etmesinin M.K. nun 2 ve 3 maddelerinde belirtilen kurallara aykırı olduğu gerekçesiyle, ilk kararında direnmiş; direnme kararını davalı vekili temyiz etmiştir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden evvel iki husus ön sorun olarak ele alınmıştır.

Bu ön sorunlardan ilki; davacı ... vekilinin, bozma sonrası verdiği 24.08.2009 tarihli dilekçesinde, bozma kararının hukuken ve vicdanen kabul edilemez bulduğunu beyan ettikten sonra, bozma sonrası ilk (15.09.2009 tarihli) duruşmada, bozma ilamı doğrultusunda delillerini ibraz etmesi için mehil verilmesini, 17.11.2009 tarihli son oturumda ise önceki kararda direnilmesini talep etmesi karşısında, Yerel Mahkemenin direnme kararı verip veremeyeceği noktasındadır.

Davacı ... vekilinin, bozma sonrası verdiği 24.08.2009 tarihli dilekçesindeki, bozma ilamını kabul etmeme şeklindeki beyanlarının, ilk kararda direnilmesini talep etme anlamına geldiği açıktır. Nitekim davacı vekili bu beyanlarını pekiştirmek amacıyla bozma kararı üzerine yapılan son duruşmada, önceki kararda direnilmesini talep etmiştir.

Hal böyle olunca, davacı vekilinin anılan beyanlarının kapsamına göre, Yerel Mahkemenin direnme kararı verebileceğine oybirliği ile karar verilerek birinci ön sorun aşılmış, ikinci ön sorunun incelenmesine geçilmiştir.

İkinci ön sorun; Mahkemenin ilk kararında, Medeni Kanunun 2 ve 3. maddelerinden söz etmemesine rağmen, direnme kararına bu maddeleri gerekçe yapmış olması karşısında, temyize konu olan kararın gerçekte direme kararı mı, yoksa Özel Dairenin incelemesinden geçmeyen yeni bir hüküm niteliğinde mi olduğu hususudur.

Yerel Mahkemenin ilk kararı, senetlerin doğrudan davalıya verilmediği, babası Kemal'e verildiği, onun da borçlu ile ibralaştığı, bu nedenle dava konusu senedin bedelsiz olduğu gerekçesine dayanmaktadır.

Özel Dairece kararın bozulmasının ardından, direnme kararında ise; ilk kararda yer almayan “davalının dava konusu senedi, babasından kalan senet olduğunu belirtmeyip kendisine verildiğini iddia etmesinin Medeni Kanunun 2 ve 3.maddelerinde belirtilen kurallara aykırı olduğu” gerekçesine yer verilmiştir.

Direnme kararında yukarıda belirtilen şekilde MK. nın 2 ve 3.maddelerinden bahsedilmiş olmasının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429/3. maddesi anlamında gerekçenin genişletilmesi niteliğinde bulunduğu oybirliği ile benimsenmiş ve ikinci ön sorun da bu şekilde aşıldıktan sonra, direnme hükmünün esastan incelenmesine geçilmiştir.

İşin esasına yönelik olarak yapılan incelemede:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dava konusu senet üzerindeki 25 kuruşluk damga pulunun senedin tanzim tarihine dolayısiyle kambiyo senedi vasfına etkili olmamasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. un 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 10.03.2010 gününde, oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/92, K. 2010/141, 10 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2010/92
Karar No
2010/141
Tarih
10 Mart 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/93 K.2010/3139
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2010/93 K.2010/3745
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/93 K.2010/3191
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/94 K.2010/3187
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/94 K.2010/3190
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2010/95 K.2010/1537

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.