İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/134 K.2011/254

Hukuk Genel Kurulu 2011/4-134 E. , 2011/254 K.

Esas2011/134Karar2011/254Tarih29 Nisan 2011Okuma5 dk · 1.019 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2011/134
Karar No
2011/254
Karar tarihi
29 Nisan 2011
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.019 kelime·5 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2011/4-134 E. , 2011/254 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 13/10/2009

NUMARASI : 2009/264-2009/328

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine, dair verilen 05.06.2007 tarih ve 2006/433 E., 2007/226 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 07.07.2008 gün ve 2007/14295 E., 2008/9286 K. sayılı ilamı ile;

(...Dava, davacılara ait gecekondu niteliğindeki yapının davalı tarafından yıkılması nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davalının tapu maliki olması ve önceden lehine kesin hüküm bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve kararı davacılar temyiz etmiştir.

Dava konusu binaların bulunduğu taşınmaz için 1983 yılında davacıların miras bırakanı adına düzenlenmiş tapu tahsis belgesi bulunmaktadır. Ancak 1989 yılında yapılan imar uygulaması sırasında oluşan yeni tapu kayıtlarında dava konusu binaların bulunduğu yer başkaları adına kaydedilmiş, bundan sonra intikaller görmüş ve 1999 yılında davalı satın alarak malik olmuştur. Davalı tapu maliki sıfatını kazanınca, davacılar aleyhine men-i müdahale ve kal davası açmış bu dava kabul edilerek davacıların müdahalesinin men-i ile binaların yıkılmasına karar verilmiş ve bu kararın infazı yolu ile binalar yıkılmıştır.

1983 tarihli tapu tahsis belgesi uyarınca davacıların binalar üzerinde yasal kullanım hakları bulunmaktadır. Binaların bulunduğu taşınmazın imar uygulaması ile başkaları adına tapuya kaydedilmiş olması davacıların kullanım haklarını ortadan kaldırmaz. 3194 sayılı İmar Kanununun 18/9.maddesi hükmüne göre imar uygulaması ile başkası adına tescil edilen taşınmaz içinde kalan yapıların bedeli ödenene kadar kullanım hakkı devam eder.

Bu yasal düzenleme sonucu yıkım ile kullanım hakları sona erdirilen davacıların zararı karşılanmalıdır. Men-i müdahale davasında yıkıma karar verilmiş ise de o davada muhdesat için bedel isteği bulunmadığından bu davadaki istek yönünden kesin hüküm oluşturmaz.

O halde davacılara ait yıkılan binalar için hesaplanacak enkaz bedeline, hükmedilmesi gerekir, Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacılar vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, davacılara ait gecekondu niteliğindeki yapının davalı tarafından yıktırılması nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar; Özel Dairece, yukarıda metni aynen yazılı gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel mahkemece, önceki gerekçeler tekrarlanarak direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararını, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Açıklanan maddi olgu, bozma ve direnme kararlarının kapsamları itibariyle Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.7.2002 gün ve 2000/468 E., 2002/494 K.sayılı kararının görülmekte olan dava yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında, işin esasının incelenmesinden önce; davacıların tazminat talebinde bulundukları muhtesatların davacıların murisine ait olduğu iddia edilerek dava açıldığına göre, davada taraf teşkili sağlanıp sağlanmadığı hususu, ön sorun olarak tartışılmıştır.

Önsorunu oluşturan olgu şudur;

Davacılar vekili, dava dilekçesinde, Dikmen, Aşağı Öveçler Mahallesi, .. ada, ..parsel üzerinde bulunan muhdesatın (3 adet konut ve eklentileri ile dikili ağaçların) mülkiyetinin müvekkillerinin murisi A.. K..’a ait olduğunu iddia ederek muhtesatların davalı tarafından yıkılması nedeniyle eldeki tazminat davasını açmıştır.

12.11.1987 düzenleme tarihli tapu tahsis belgesi ile, ..nolu parselin Ankara Belediyesi’ne ait olduğu, ancak üzerindeki 2 kapı nolu konutun davacıların murisi A... K..a ait olduğu anlaşılmaktadır.

Muris A..K..’un 15.06.1989 tarihinde öldüğü, eldeki davanın ise mirasçılardan M...ve O.. K.... tarafından 03.11.2006 tarihinde açıldığı belirgindir.

Bu hak ile isteğin temelini elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet hakkının oluşturduğu tartışmasızdır.

Bilindiği üzere; Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’(TMK)nun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir.

Öteki deyişle; ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır.

Değinilen mülkiyet türünde, malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK’nun 701 maddesinde; “Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” biçiminde açıklanmıştır.

Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.

TMK’nun 702/4 maddesinde de, “...ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasına sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.” hükmü ile bu yönde açık hüküm getirmiştir.

Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edilebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (11.10.982 tarih 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.

Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle, yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa TMK.nun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.

Somut olayda, davacılar, murisleri adına düzenlenmiş tapu tahsis belgesi ile murislerine ait olduğunu iddia ettikleri muhtesat bedellerini istediklerine ve muris A.. K..’un, 15.06.1989 tarihinde ölmüş olup, geriye mirasçı olarak davacılardan başka M.., A.., F.., A.., Z..ve A..K..adlı mirasçıların da bulunduğu ve bu mirasçıların davada yer almadıkları tartışmasız olduğuna göre, olayda, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyete dayalı istemin söz konusu olduğu tartışmasızdır.

Hal böyle olunca, davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması yada miras şirketine TMK’nun 640. md. uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.

Sonuç itibariyle, mahkeme kararının açıklanan değişik gerekçelerle bozulması gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile HUMK.’un 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 29.04.2011 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/134, K. 2011/254, 29 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 13/10/2009
  5. Numarası : 2009/264-2009/328
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2011/134
Karar No
2011/254
Tarih
29 Nisan 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2011/135 K.2011/4625
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2011/135 K.2011/6626
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/135 K.2011/251
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2011/135 K.2011/7403
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2011/136 K.2011/7236
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2011/136 K.2011/4595

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.