İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/367 K.2011/439

Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.04.2006 gün ve 2005/135 esas, 2006/103 sayılı kararın incelenmesi davacı/banka vekili tarafından istenilmesi…

Esas2011/367Karar2011/439Tarih22 Haziran 2011Okuma7 dk · 1.307 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2011/367 E., 2011/439 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
22 Haziran 2011
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.307 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.04.2006 gün ve 2005/135 esas, 2006/103 sayılı kararın incelenmesi davacı/banka vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.11.2009 gün ve 2008/7414 esas, 2009/11618 karar sayılı ilamı ile;

(...Davacı vekili, müvekkili bankaya ait, keşidecisi Mehmet Gökçe, cirantası Mustafa Bağlık olan 425.000.000TL bedelli çekin, davalı tarafından bankaya ibrazında sahte olduğu anlaşıldığından karşılığının ödenmediğini, bunun üzerine davalının asıl borçlulara başvurmadan müvekkili banka aleyhine takip başlattığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, Antalya 6. AHM’nin 1999/476 E. 2000/660 K.sayılı itirazın iptali davasında itirazın iptali ve takibin devamına karar verildiğini,

bunun üzerine müvekkili bankanın iş bu kararı tehiri icra talepli olarak temyiz ettiğini ancak bu arada icra dosyasına depo edilen 1.500.000.000TL’lik teminat mektubunun 2.2.2001 tarihinde nakde çevrilerek tahsil edildiğini, temyiz edilen kararının Yargıtay’ca bozulduğunu, bozmaya uyularak mahkemece davanın reddine karar verildiğini, bu aşamada icranın eski haline iadesi prosedürü içinde davalının çektiği bedelin iadesi için muhtıra çıkartılarak 1.150.000.000TL’nin iadesinin istendiğini ve 15.7.2004 tarihinde bu paranın icradan alındığını,

paranın icra dairesinden çekildiği 2.2.2001 tarihinden geri aldıkları 15.7.2004 tarihine kadar geçen 3 yıl 5 ay 13 günlük sürede müvekkili bankanın bu parayı en uygun şekilde değerlendirebilecek iken faiz getirisinden mahrum kaldığını, zararın 12.450.000.000.TL olduğunu ileri sürerek, bu meblağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsilini talep etmiş, ıslahla taleplerini 7.873.44 YTL’ye indirmiştir.

Davalı, davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptaline dair Antalya 6.AHM’sinden verilen ilk kararın tehiri icra talepli olarak temyiz edildiği, Yargıtay’dan tehiri icra kararı alınıp icra dosyasına ibraz edilmediği, Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere tehiri icra kararını almayan veya alıp da takip dosyasına ibraz etmeyen kusurlu davranarak zararın oluşmasına sebebiyet veren davalı bankanın kendi eylemi ile olan zarara katlanmak durumunda olduğu, ayrıca İİK’nun 40/2 maddesi uyarınca, hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen hükmün kesinleştiği tarihe kadar elinde tutma yetkisine sahip olan davalıya herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde davalının haksız tahsil edip 3,5 yıl elinde tuttuğu 1.150.000.000 TL'nin getirisinden müvekkilinin yoksun kaldığını ve müvekkilinin 12.450.000.000 TL kazanç kaybı olduğunu ileri sürerek, dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ise de mahkemece, her ne kadar davacı banka tarafından Yargıtay’dan tehiri icra kararı alınıp icra dosyasına ibraz edilmeyerek, kusurlu davranılarak zararın oluşmasına sebebiyet verildiği ve kendi eylemi ile olan zarara katlanmak durumunda olduğu,

ayrıca İİK’nun 40/2 maddesi uyarınca, hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen hükmün kesinleştiği tarihe kadar elinde tutma yetkisine sahip olan davalıya herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, Antalya 6. AHM’nin 1999/476 E. 2000/660 K.sayılı itirazın iptali davasında itirazın iptali ve takibin devamına ilişkin kararının Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2001 tarih ve 2000/537 E. ve 2001/1382 K. sayılı ilamı bozulması ve mahkemenin bu bozma ilamına uyarak itirazın iptali davasının reddine karar vermesi ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onanması üzerine davalı ... Atan’ın haksız olduğu, davacı bankanın ise zararının doğduğu anlaşılmıştır.

Davalı ... Atan, davacı banka aleyhine yaptığı icra takibi çerçevesinde icra dosyasına depo edilen teminat mektubunu nakde çevirerek tahsil etmiş, hükmün bilahare temyizen bozulması üzerine, davacının talebiyle icra dosyasına İİK’nun 40/1-II maddesinde öngörülen icranın eski hale iadesi prosedürü içinde haksız tahsil ettiği parayı iade etmiştir.

Davacı bankanın, takip alacaklısı olan davalıya ödediği paradan bir süre yoksun kalmasından doğan zararını davalıdan isteyebileceği hususu nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, alacak istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalının haksız tahsil edip üç yıl altı ay elinde tuttuğu 1.150,00 TL'nin getirisinden müvekkilinin yoksun kaldığını ve müvekkilinin 12.450,00 TL kazanç kaybı olduğunu ileri sürerek, bu miktarın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararını, davacı/banka vekili temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı/alacaklı tarafından davacı/borçlu banka hakkında yapılan icra takibi sırasında paraya çevrilen teminat mektubunun 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)'nun 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde davacıya iadesinin sağlanması karşısında davacının söz konusu parayı kullanamaması nedeniyle meydana gelen zarardan, davalının sorumluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Fazla Verilen Paranın Geri Alınması” başlıklı 361. maddesi, “İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır” şeklinde emredici bir düzenlemeyi içermektedir.

Belirtilmelidir ki; 361. madde hükmü, ilamlı veya ilamsız tüm icra takiplerinde, her ne sebeple olursa olsun, borçludan fazla para tahsil edilen her durumda uygulama yeri ve alanı bulan, özel bir hükümdür (Yargıtay HGK'nun 24.06.2009 gün ve 2009/17-242 E.-2009/290 K.sayılı ilamı).

Aynı Kanunun "İcranın İadesi" başlıklı 40/2. maddesi, "bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur".

hükmünü içermektedir.

Açıktır ki, burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi cebri icra gücünün kullanılması kapsamındaki bir yetki söz konusudur. İcra Müdürü, dayanağı ve şekli ne olursa olsun, girişilmiş bir icra takibinde, borçludan tahsil edilen paranın, tahsili gerekenden daha fazla olduğunu hesap sonucunda belirlediği durumlarda, cebri icra gücünü kullanarak, fazla tahsilatı borçluya geri verecektir.

Tehir-i icra talebinde bulunulmaması nedeniyle, alacaklının icra takibine devam etmesi ve icra dosyasına yatırılan parayı tahsil etmesi, yasadan kaynaklanan hakkın kullanılması olarak kabul edilmelidir. Tüm bu işlemlerden dolayı alacaklıya kusur izafe edilemeyeceği de açıktır.

Tehiri icra talebinde bulunduğu halde Yargıtay'dan tehiri icra kararı alıp, icra dosyasına ibraz etmemesi nedeniyle kusurlu davranarak zararına sebebiyet veren kimsenin, kendi eylemi ile oluşan zararını diğer kimseden isteyemeyeceği, kendi kusurlu eylemi ile oluşan zararına katlanmak zorunda olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.

Ancak, alacaklının icra prosedürü içinde aldığı parayı, icra dosyasına yatırmakla yükümlü olduğu tarihten sonra iade etmesi halinde, geç kaldığı dönem itibariyle kusurlu olduğu ve bu döneme ait zararın alacaklıdan istenebileceği de kabul edilmelidir.

Şu hale göre, İİK'nun 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen muhtıradaki son gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir.

Somut olayda itirazın iptaline dair kararı tehiri icra talepli olarak temyiz eden davacı banka, Yargıtay'dan tehiri icra kararı alıp, icra dosyasına ibraz etmemiştir. Takip dosyası içinde Yargıtay’ca verilmiş bir tehiri icra kararına rastlanılmamıştır.

Yukarıda vurgulandığı üzere, tehiri icra kararını almayan veya alıp ta takip dosyasına ibraz etmeyen, kusurlu davranarak zararın oluşmasına sebebiyet veren davacı banka, kendi eylemi ile oluşan zarara katlanmak durumundadır.

Diğer taraftan, İİK'nun 40/2. madde hükmü gereğince, davalı/alacaklı hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen hükmün kesinleştiği tarihe ve hatta kendisine çıkartılan muhtırada verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma yetkisine sahip olduğundan, bu sürenin sonuna kadar temerrüt durumu da söz konusu olmayacaktır. Davalının haksız icra takibi yaptığı düşünülse dahi, söz konusu parayı mahkeme kararına dayanarak tahsil ettiğinden yasadan kaynaklanan hakkını kullanmış olması nedeniyle, davalıya herhangi bir kusur izafe etmek de mümkün değildir.

Şu durumda mahkemece, davalının hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı İİK'nun 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde muhtıranın kendisine tebliğ edildiği gün icra dosyasına yatırdığının kabulü ile davanın reddedilmesi usul ve yasaya uygun olup, direnme kararı yerindedir.

Bu nedenle, direnme kararı onanmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına 22.06.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/367, K. 2011/439, 22 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2011/367
Karar No
2011/439
Tarih
22 Haziran 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/368 K.2011/8848
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2011/368 K.2011/14632
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/368 K.2011/410
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/369 K.2011/4054
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2011/369 K.2011/3516
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2011/370 K.2011/9784

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.