İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/409 K.2011/435

Hukuk Genel Kurulu 2011/3-409 E. , 2011/435 K.

Esas2011/409Karar2011/435Tarih22 Haziran 2011Okuma6 dk · 1.182 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2011/409
Karar No
2011/435
Karar tarihi
22 Haziran 2011
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.182 kelime·6 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2011/3-409 E. , 2011/435 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 17/03/2011

NUMARASI : 2011/57-2011/193

Taraflar arasındaki “Tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.12.2009 gün ve 847-930 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 1.11.2009 gün ve 17857-17842 sayılı ilamı ile;

(...Dava, fahiş fiyatla lazer yazıcı alımı nedeniyle kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkindir. Davalıların bu eylem nedeniyle ceza mahkemesinde yargılandıkları anlaşılmaktadır. BK.nun 53.maddesine göre ceza mahkemesinin kararı hukuk mahkemesindeki davanın sonucuna etkili bulunmaktadır. Tekirdağ 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/38 esas sayılı dosyasının sonuçlanması beklendikten sonra varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken mahkemece ceza davası sonucu beklenmeden karar verilmesi bozma nedenidir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tazminat isteğine ilişkindir.

Davacı bakanlık vekili,davalıların görevli oldukları komisyonca yapılan ihale sonucunda 50 adet lazer yazıcı alımı sırasında kamu zararına sebebiyet verildiği iddiası ile tazminat isteminde bulunmuştur.

Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kamu zararına sebebiyet verilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı bakanlık vekilinin temyizi üzerine karar; Özel Dairece yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile davalılar hakkında açılan ceza davasının beklenmesi gereğine işaretle, bozulmuştur.

Mahkemece, ceza davasının eldeki davadan iki yıl sonra açıldığı, bu nedenle hukuk yargılamasındaki tahkikatın daha ileri aşamada olup, alınan bilirkişi raporu kapsamından da kamu zararı olmadığının belirlendiği, bu dosyada gerek savcılık gerekse ceza mahkemesinde alınmış bir rapordan yararlanılmadığı, ancak bu halde ceza davasının bekletici sorun yapılabileceği, ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığından sonucunu beklemesine de gerek olmadığı, gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.

Uyuşmazlık, eldeki davanın açılmasından sonra davalılar hakkında aynı eylem hakkında açılan ceza davasının eldeki davaya etkisinin ne olacağı ve bu davanın sonucunun beklenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle konuya ilişkin kavram ve kurumların irdelenmesinde yarar vardır:

Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş deyişle, ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı, hukukumuzda Borçlar Kanununun 53.maddesinde düzenlenmiş olup, kural olarak; hukuk hakimi ceza mahkemesi kararları karşısında bağımsız kılınmıştır.

Bu bağımsızlık ilkesi, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımı olması, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi, özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.

Bir eylemin hukuka aykırılığının tespiti, her zaman bir suçun unsurlarını da taşıdığı anlamına gelmemektedir. Diğer taraftan, suçun unsurlarının varlığının tespiti halinde ise durum farklı olup, bu halde her zaman hukuka aykırılığın varlığı kabul edilmektedir.

Nitekim, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53.maddesinde:

“Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.”

Hükmü yer almaktadır.

Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir.

Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” olgusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından hukuk hakimini de bağlayacaktır.

Eş söyleyişle, hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgular ile bağlı olduğu yargısal uygulamada yerleşik biçimde kabul edilmiştir.

Buna göre bir eylemin davalı tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmişse bunun suç teşkil edip etmemesi hukuk hâkimini bağlamayacak; hukuk hakimi suç teşkil etmemekle birlikte eylemin gerçekleştiği vakıasıyla bağlı olarak hukukun diğer normlarına aykırılığın olup olmadığı noktasında değerlendirme yapabilecektir.

Şayet ceza mahkemesi, isnat olunan eylemin sanık (hukuk davasında davalı) tarafından gerçekleştirilmediğini tespit etmişse, bu tespite ilişkin ceza mahkemesi kararı maddi vakıa açısından hukuk hâkimini bağlayacaktır.

Davalının eyleminin hukuk hakimini ilgilendiren yanı davanın dayanağı olan yasal düzenlemeler olup, bu eylemin ceza yargılaması açısından suçun unsurlarını taşımaması hukuk hakimini bağlayıcı bir özellik değildir. Bu nedenle de, hukuk hakiminin ceza mahkemesince verilecek beraat kararı ile bağlı olduğu düşünülemez.

Bundan ayrı, hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir ceza davasının sonuçlanmasının bekletici sorun yapması halinde, ceza mahkemesinin bu konuda vereceği kararı peşinen kabul etmiş olacağından, bekletici sorun yapılan ceza davası hakkında verilen karar, hukuk davasında kesin delil teşkil eder (Prof.Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı 2001,cilt:V, s.5153).

Bu noktada, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağladığı hallerde, kesin delilin etkisi nedeniyle, ceza mahkemesi kararında dayanılmış olan bilirkişi raporunun da hukuk mahkemesini bağlayacağı; buna karşılık ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamadığı hallerde, ceza mahkemesinde alınmış olan bilirkişi raporunun, hukuk mahkemesini bağlamayacağı, eş deyişle hukuk mahkemesinin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği, kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın kabul edilmektedir (Prof.Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.Baskı 2001, cilt:V, s:5154-155).

Konuya ilişkin yasal düzenleme ve ilgili kavramlar böylece ortaya konulduktan sonra somut uyuşmazlık yönüyle davalıların eylemlerinin konu olduğu ceza davaları ve buna bağlı olarak ceza hukuku alanındaki hükümler de irdelenmelidir:

Dosya kapsamındaki belgelerden;

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2010 gün ve 2010/581 Esas, 2010/34 nolu iddianamesi ile davalılar hakkında lazer yazıcı alımı ihalesi ile ilgili olarak “kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak” suçundan dolayı dava açıldığı; anılan iddianamede çekişmeye konu ihale ile ilgili olarak kurumun 5.580 TL zarara uğratıldığı iddiasının da yer aldığı;

Öte yandan, Tekirdağ 2.Asliye Ceza Mahkemesine 17.06.2010 tarih ve 2010/195 Esas sayı ile açılan davada da davalıların “görevi kötüye kullanmak” la suçlandıkları;

Her iki davanın birleştirilerek Tekirdağ 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/38 esas sayılı dosyasında görülmekte olduğu;

anlaşılmaktadır.

Hemen burada davalıların yargılanmalarına esas olan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 235.maddesi üzerinde de durulmalıdır:

Anılan maddede “ihaleye fesat karıştırılması” eylemleri tek tek sayılmış;

3.bendinde ise “… İhaleye fesat karıştırma sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmiş ise, ceza yarı oranında artırılır. Zararın meydana gelmiş olduğu sabit olmakla birlikte miktarının belirlenememiş olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını engellemez…” hükmüne yer verilmiştir.

Görülmektedir ki, davalılar hakkındaki ceza davaları maddi olgunun tespiti ve suça konu eylemden dolayı ilgili kamu kurum ve kuruluşunun yani hazinenin zararının olup olmadığının ortaya konulması açısından büyük önem taşımaktadır. Ceza yargılamasında amacın maddi hakikatin ortaya çıkarılması olmasına göre, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan ilkeler de gözetildiğinde burada tespit olunacak maddi olgu ile bağlı olacağında duraksama bulunmamaktadır.

Hukuk davasının ceza davasından önce açılması; bu davada bilirkişi raporu alınmış olması, varılacak bu sonuca etkili unsurlar da değildir.

Hal böyle olunca, mahkemece, bozma ilamında işaret olunduğu üzere; Tekirdağ 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/38 esas sayılı dosyasında görülmekte olan ceza davasının sonucunun beklenmesi; varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.

Bu nedenle; Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

O halde, direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.6.2011 gününde, oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/409, K. 2011/435, 22 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 17/03/2011
  5. Numarası : 2011/57-2011/193
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2011/409
Karar No
2011/435
Tarih
22 Haziran 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/410 K.2011/8371
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2011/411 K.2011/9453
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2011/414 K.2011/10407
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2011/414 K.2011/9454
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/415 K.2011/443
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2011/416 K.2011/3742

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.