İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/58 K.2011/176

Hukuk Genel Kurulu 2011/4-58 E., 2011/176 K.

Esas2011/58Karar2011/176Tarih15 Nisan 2011Okuma7 dk · 1.332 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2011/58
Karar No
2011/176
Karar tarihi
15 Nisan 2011
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.332 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2011/4-58 E., 2011/176 K.

TRAFİK KAZASI NEDENİYLE UĞRANILAN MADDİ VE MANEVİ ZARARIN TAZMİNİ

818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 53 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "maddi ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Ankara Yedinci Asliye Hukuk Mahkemesi)'nce

davanın reddine dair verilen 23.10.2008 gün ve 2004/292 E., 2008/345 K. sayılı kararın incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Önce Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinin 18.02.2010 gün ve 2009/3923 E., 2010/ 1571 K. sayılı kararıyla onanmış; sonrasında davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile yine Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinin 31.05.2010 gün ve 2010/5198 E., 2010/6490 K. sayılı ilamı ile;

"...Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin reddine karar verilmiştir. Davacının temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır. Davacı kararın düzeltilmesini istemiştir.

Davacının yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı Meselin sürücüsü olduğu aracın arka aks milinin kırılması nedeniyle devrilmesi sonucu yaralandığı ileri sürülerek, eldeki dava açılmıştır.

Yerel mahkemece, aks üzerindeki bilirkişi incelemesinin davalının yokluğunda yapıldığı, yargılama sırasında kaybolan aksın bulunamadığı, davalının üzerinde tespit yapılan aksın kendisine ait olduğunu kabul etmediği, davanın kabulü durumunda davalının ihbar olunana rücu olanağının kalmayacağı ge-rekçesiyle istem reddedilmiştir.

Dosyada bulunan Ankara Sulh Beşinci Hukuk Hakimliği'nin 2002/137 Değişik İş sayılı dosyasından alınan 14.11.2002 günlü raporda, aksın hatalı üretildiği ve çeliğin fazla oranda metal dışı kalıntı içerdiği saptanmış; bu rapora dayanılarak düzenlenen 15.11.2002 günlü raporda, kazanın malzeme hatasından doğduğu belirtilmiş; dava dışı sürücü hakkında açılan ceza davasında alınan 20.03.2003 günlü bilirkişi raporunda, aks milinin uygun çelikten yapılmaması nedeniyle kırıldığı ve aracın kontrolden çıktığı açıklanmış;

eldeki davanın yargılaması sırasında İTÜ öğretim görevlilerince düzenlenen 07.02.2006 günlü raporda kaza nedeninin hatalı üretilen sol arka aks mili olduğu yönünde görüş belirtilmiş ve yerel mahkemece benimsenen ODTÜ öğretim üyelerince düzenlenen 17.01.2005 günlü raporda da aks milinin normal kullanım sırasında değil, aldığı bir darbe nedeniyle kırıldığı belirtilmiştir.

Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporu dışındaki tüm raporlarda bilirkişiler, davacının yaralanmasına yol açan kazaya, metal dışı kalıntılar içeren aks milinin kırılmasının yol açtığını bildirmişlerdir. Bu durumda, davalının üretici olarak, davacının uğradığı zarardan sorumlu tutulması gerektiği göze-tilmeyerek, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirken onanmış bulunduğundan, davacının karar düzeltme istemi kabul edilmeli,

Dairemizin onama kararı kaldırılmalı ve karar yukarıda açıklanan nedenle bozulmalıdır.

Sonuç: Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 440-442. maddeleri gereğince davacının karar düzeltme isteminin kabulüne; Dairemizin 18.02.2010 gün ve 2009/3923-2010/1517 sayılı onama kararının kaldırılmasına; kararın yukarıda gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA)..."

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

Davacı vekili, yolcu olarak bulunduğu aracın aks milinin kırılması nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucunda malûl kalan davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararların, aks milinin kusurlu üretimi nedeniyle üretici firma olarak davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.

Yerel mahkemece "davanın dayanağını teşkil eden aks milinin temin edilememesi ve üzerinde inceleme yapılamaması nedeniyle davanın kanıtlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenlerle oyçokluğuyla bozulmuş; yerel mahkemece, önceki gerekçe tekrarlanmak suretiyle ilk kararda direnilmesine karar verilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmektedir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, üretici firmanın sorumluğu yönünden dosyada mevcut bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı, aks mili üzerinde inceleme yapılması gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.

Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporlarından ilki, dava dışı araç sürücüsü tarafından yaptırılan delil tespitine ilişkin dosyada alman bilirkişi raporu olup, 15.11.2002 tarihli raporun incelenmesinde, 14.11.2002 günlü ODTÜ Araştırma Raporu esas alınarak düzenlendiği, anılan rapor uyarınca kırık aks mili üzerinde yapılan incelemede "aks çeliği seçiminin hatalı olduğu, metal dışı kalıntı içerdiği, kaza malzeme hatasından kaynaklandığından sürücü hatası bulunmadığı" tespitini içerdiği anlaşılmaktadır.

Yargılama sırasında mahkemece alınan 17.01.2005 tarihli bilirkişi raporunda "malzeme özelliğinin kötü olmasının aks milinin kırıldığının kanıtı olamayacağı, aksın normal kullanım esnasında kırılmadığı, bir darbe sonucu kırıldığı" görüşü bildirilmiştir.

Dosya içerisinde mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 07.02.2006 günlü bilirkişi raporunda ise "gevrek mil ile kaza arasında illiyet bağı olduğu, hatalı üretilmiş mili aracında kullanan firmanın kusurlu bulunduğu" gerekçesiyle davalının sorumlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

Öte yandan dava dışı sürücü hakkında açılan kamu davasında alınan Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 25.07.2003 tarihli raporda "sanık idaresindeki aracın aksının kırılması sonucu kazanın meydana geldiği, sanığın tedbir alma imkânı bulunmadığından atfı kabil bir kusuru bulunmadığı" tespitinin yapıldığı ve ceza mahkemesince, anılan rapor esas alınmak suretiyle sanığın beraatine dair verilen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Bilindiği üzere 818 sayılı Borçlar Kanununun konuya ilişkin 53. maddesinde;

"Hakim kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek İçin, ceza hukukunun mesuliyete dair hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinden verilen beraat karariyle de mukayyet değildir.

Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez."

hükmü yer almaktadır.

Maddenin açık hükmü uyarınca ve ayrıca hukuk ile ceza davalarının konuları, tarafları ve amaçları farklı olduğundan ceza mahkemesi kararları kural olarak hukuk mahkemesi için kesin hüküm oluşturmaz; hukuk hakimi kural olarak ceza mahkemesinin beraat karan ile bağlı değildir.

Bu kuralın Yargıtay uygulamasında kabul edilen tek istisnası, beraat kararında saptanan maddi olgulardır; buna göre, beraat kararında ceza mahkemesinin saptadığı maddi olgu hukuk hakimini bağlar.

Ancak, bu istisnanın uygulama yerinin olabilmesi için, beraat kararı, ceza davasının ilişkin bulunduğu suçlama yönünden maddi olguyu tespit etmiş olmalıdır, diğer bir ifade ile hukuk hakimi ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak yapılan maddi olgular ile bağlıdır.

Bilindiği üzere, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullanna bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır.

Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, Borçlar Yasasının 53. maddesi bir engel oluşturmaz (HGK'nun 16.09.1981 gün 1979/1-131 E. ve 1981/587 K. sayılı ilamı, Mustafa Çemberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s. 22 vd.).

Hukuk Genel Kurulu'nun 17.06.1998 gün 1998/19-523 E., 1998/508 K. sayılı; 06.02.2002 gün 2002/19-16 E. 2002/47 K. sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/10-345 E. 2002/342 K. sayılı kararlarında da; "hukuk davasına konu olay sebebiyle açılan ceza davasında, ceza mahkemesince saptanan maddi olguların hukuk hakimini bağlayacağı" hususuna işaret olunmuştur.

Açıklamalardan da anlaşıldığı üzere Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Bu nedenle ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.

Somut olayın açıklanan özellikleri ve vurgulanan ilkeler uyarınca ceza davasında verilen beraat kararı yönünden hukuk hakimini bağlayacak maddi vakıa, davacının yaralanması İle sonuçlanan trafik kazasına "aks milinin kırılması" olgusunun neden olduğudur.

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında aks milinin kırılması maddi olgusunun Yerel Mahkeme için de bağlayıcı olması karşısında trafik kazasının hatalı aks milinin kırılması ile meydana geldiğinin kabulü zorunlu olup, ceza davasında belirlenerek bağlayıcı hale gelen bu maddi olgunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışmaya açılması mümkün bulunmamaktadır.

Kaldı ki, 15.11.2002 tarihli rapor ile bu raporda dayanak alınan 14.11.2002 günlü araştırma raporunun aks mili üzerinde yapılan ve belgelendirilen inceleme île düzenlendiği de açıktır.

Bu itibarla mahkemece, davacının malûl kalması ile sonuçlanan trafik kazasının hatalı çeliğin kullanıldığı aks milinin kırılması sonucunda meydana geldiğinin ve davalının araç üreticisi olarak davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğunun kabulü ile zarar miktarının tespiti yönünden yapılacak inceleme ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ve açıklanan ilkelere uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.

Açıklanan nedenlerle. Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

Sonuç: Davaa vekilinin temyiz itirazlannın kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukanda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 15.04.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/58, K. 2011/176, 15 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2011/58
Karar No
2011/176
Tarih
15 Nisan 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2011/59 K.2011/4661
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2011/59 K.2011/3852
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2011/60 K.2011/4911
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/60 K.2011/215
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2011/60 K.2011/7752
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2011/61 K.2011/188

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.