KÜNYE
- Mercii
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2012/492
- Karar No
- 2012/696
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2012
Karar Metni
2.279 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Hukuk Genel Kurulu 2012/1-492 E. , 2012/696 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ
Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/03/2012
NUMARASI : 2011/275-2012/165
Taraflar arasındaki “Tapu iptali ve tescil ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 21.09.2010 gün ve 347-190 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi'nin 17.03.2011 gün ve 1797-3122 sayılı ilamı ile;
(...Dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptal tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden, dava konusu 1020 ada 36 parseldeki 12 nolu bağımsız bölümün miras bırakan C. tarafından 01.11.2004 tarihinde 1 / 3’er paylı olarak satış suretiyle davalı çocuklarına temlik edildiği, akit tarihinde miras bırakanın davacı ile evli olmadıkları, miras bırakanla davacının daha sonra 30.11.2004 tarihinde evlendikleri, miras bırakanın ise 17.06.2008 tarihinde vefat ettiği davacının miras bırakanın 2. eşi, davalıların da 1. eşten olma çocuklar oldukları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere;uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.
Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; davacının evlenmeden önce ücret karşılığı yaşlı ve hasta olan miras bırakanın bakıcılığını yaptığı, daha sonra miras bırakan ile evlendiği, miras bırakan tarafından temlikin yapıldığı tarihte davalılar dışında mirasçı olabilecek başka kimsenin bulunmadığı gözetildiğinde ve bu durum yukardaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN
Davalılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıların babası olan miras bırakan C.E.ile 03.11.2004 tarihinde evlendiğini, evlenmeden hemen önce 01.11.2004 tarihinde miras bırakan tarafından maliki olduğu 36 parsel sayılı taşınmazdaki 9 nolu bağımsız bölümün, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı şekilde çocukları olan davalılara satış suretiyle temlik edildiğini,gerçekte ise bağışlandığını ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemiştir.
Mahkemece,çekişmeli taşınmazın mirasçı olan davacıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak temlik edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, başlık bölümünde metni alınan gerekçe ile bozulmuş; Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararını temyize davalılar vekili getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, temlikin yapıldığı tarihte evli olmayan ikinci eş davacının miras bırakanın ölümünden sonra,muvazaa iddiası ile açtığı davada miras bırakan tarafından yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapılıp yapılmadığı, buna göre davanın reddinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Dosya içerisindeki akit tablolarının incelenmesi sonucunda; 26.11.1997 tarihli resmi senede göre,36 parsel sayılı taşınmazın 9 nolu bağımsız bölümünün miras bırakan C.E. ile davalıların annesi olan önceki eşi M. E.adına yarı yarıya kayıtlı iken, önceki eşin 06.06.1997 tarihinde ölümü üzerine geride miras bırakan ile çocukları olan davalıları bıraktığı, davalıların annelerine ait yarı payı da miras bırakan babalarına satış suretiyle temlik ettikleri,akabinde de 01.11.2004 tarihli akitle miras bırakanın çekişmeli taşınmazı davalı çocuklarına eşit olarak satış suretiyle çıplak mülkiyetini temlik edip,intifa hakkını üzerinde bıraktığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile miras bırakanın 03.11.2004 tarihinde evlendiği, öncesinde ise davacının miras bırakanla aynı evde yaşayarak ücret karşılığı bakıcı olarak çalıştığı tanık beyanları ile bellidir.
01.04.1974 tarih, ½ sayılı İBK'da da değinildiği gibi, bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu'nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilecekleri kabul edilmektedir.
Somut olayda, çekişmeye konu taşınmazın miras bırakan tarafından davalılara 01.11.2004 tarihinde temlik edildiği, miras bırakanın temlik iradesinin gerçekleştiği tarih itibariyle davalı çocukları dışında başkaca mirasçısının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, temlik tarihinde davacı miras bırakan ile aynı evde yaşayan, ücret karşılığı miras bırakana bakıcılık yapan birisidir. Çekişmeye konu taşınmazın öncesinde davalı çocukların annelerine ait ½ payının bulunduğu da gözetildiğinde miras bırakanın mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
O halde, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/492, K. 2012/696, 10 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama