İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/2164 K.2015/873

KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 10

Esas2013/2164Karar2015/873Tarih25 Şubat 2015Okuma11 dk · 2.141 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2013/2164 E., 2015/873 K.·Kamulaştırma Konusu İrtifak Hakkı Bedelinin Tespiti Ve Tescil Davada Taraf Teşkili Taraf Teşkili Sağlanmadan Ve Taraflar Duruşmaya Çağrılmadan Hüküm Verilmesi Hukuki Dinlenilme Hakkı Bilgilenme Hakkı Açıklama Ve İspat Hakkı

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Şubat 2015
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.141 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 10

KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 14

KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 8

1982 ANAYASASI (2709) Madde 36

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 73

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 27

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 32

"İçtihat Metni" Taraflar arasındaki “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon Asliye 3.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.10.2009 gün ve 2009/67 E.-2009/306 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili ve davalılar A.. B.. mirasçıları vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 20.04.2011 gün ve 2010/20627 E.-2011/6971 K. sayılı ilamı ile;

(...Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10.maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem bakımından doğrudur. Ancak;

Taşınmaz maliki A.. B.. 1987 yılında öldüğü veraset ilamından anlaşılmaktadır.

Kamulaştırma Kanununun 14/5.maddesine göre; usulüne uygun olarak açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında taşınmaz malın gerçek malikinin daha önce öldüğü sabit olursa mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle devam olunacağı hüküm altına alındığından, tapu maliki mirasçıları tespit edilip adlarına dava dilekçesi tebliğ edilmek suretiyle davaya devam edilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan ölü kişi aleyhine hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir...) gerekçesi ile bozulmasına karar verilerek dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayalı kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Davacı idare vekili, mülkiyeti davalıya ait olan 211 ada 10 parsel sayılı taşınmazın bir kısmında bedel karşılığı 2942 sayılı Kanun'un 10.maddesi gereğince müvekkili kurum adına irtifak hakkı kamulaştırması yapılacağını, bu nedenle kamulaştırılacak kısmın bedelinin tespiti ile bu kısımda irtifak hakkı kamulaştırılmasına ve idare adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı A..B..’ye dava dilekçesi tebliğe çıkartılmış, tebligat “birlikte sakin” şerhi düşülerek torunu M.. B..ye yapılmıştır.

Mahkemece; “davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların irtifak hakkı kamulaştırma bedellerinin tespiti ile bu kısmına davacı idare adına irtifak hakkı tesisine, davaya müdahale eden A.. B.. mirasçıları vekilinin talebinin tapuda mülkiyet uyuşmazlığı niteliğinde olduğu görülmekle yatan paranın üçer aylık vadeli hesaba alınarak bekletilmesinin ilgili bankadan istenilmesine, açıldığı bildirilen dava sonucunda hak sahipliği mahkemeye ibraz edildiğinde ödenmesi hususunun düşünülmesine,” karar verilmiştir.

Davacı idare vekili ile katılma dilekçesi veren A..B.. mirasçıları vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Mahkemece verilen ilk direnme kararının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca gerekçeli karar kısa karar çelişkisi nedeniyle bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyularak kurulan hükümde; dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespit edildiği, davalıya davetiye tebliğ edildiği halde duruşmalara katılmadığı, müdahiller vekilinin son duruşmada müdahale dilekçesi vererek malikin A..B.. değil A..B.. olduğu ve bu kişinin ölü olduğundan bahisle tapuda isim düzeltilmesi davası açıklarını bildirdikleri, mahkemece mülkiyet uyuşmazlığı olduğundan bahisle kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba alınmasına karar verildiği,

bu konuda bankaya yazı yazıldığı, müdahiller vekilinin daha sonra ibraz ettikleri başvuru ile tapu kaydında müdahillerin murisi olarak düzeltiminin yapıldığı anlaşıldığından bedelin de mirasçılara ödenmesi hususunda bankaya yazı yazıldığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda yapılan düzenleme ve değişiklik ile kamulaştırma esaslarının önceki sisteme göre önemli değişikliklere uğradığı,

4650 sayılı Kanun’un getirdiği değişiklik ile kamulaştırma bedelinin öncelikle taşınmaz sahibi ile yapılacak anlaşma ile belirleneceği, uyuşma olmaz ise dava sonucu belirlenecek bedelin yatırılmasından sonra (kamulaştırma yapan idarenin) taşınmaza el koyabileceği esasını getirdiği ve bu esasa göre kamulaştırma davalarının ivedilikle görüleceği ve işlemlerinin belli sürelerde yapılacağı esaslarının düzenlendiği, buna göre de anılan Kanun’un 18.maddesinde düzenleme yapıldığı, mülkiyetin ihtilaflı olduğu hallerde yapılacak işlemleri belirlediği,

ihtilaf sahiplerinin haberdar edileceği ve ihtilafın sonuçlanması beklenmeden davanın sonuçlanacağı bedelin de herhangi bir tarafa ödenmeyerek bankada vadeli bir hesapta ihtilaf sonuçlandırılıncaya kadar bekletileceği esasının getirildiği, mahkemece de davalı olan ve tapu kaydında da malik olarak görülen Hakkı oğlu A.. B..aleyhine dava yürütüldüğü, Hafız Hakkı oğlu A..

B.. mirasçıları vekilinin de son duruşmada müdahalede bulunduğu, bedeli yatırılan kamulaştırma işlemi için karar oluşturulduğu ve bedelin de belirlenen uyuşmazlık çözülünceye kadar vadeli hesaba alındığı, davadan sonra da ibraz edilen uyuşmazlığı çözen mahkeme kararı ve tapu kaydı doğrultusunda müdahillere paranın ödenmesine karar verilerek bankaya yazı yazıldığı bu işlemin Kamulaştırma Kanunu’na uygun olup, tapu malikinin ölü olduğuna ilişkin bir kanıt olmadığı gibi davadan sonra çözülen uyuşmazlıkta malik olduğu anlaşılan kişinin de mirasçıları davaya müdahil olmuş olmakla katılımlarının da sağlandığı belirtilerek,

önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararını davacı vekili ve davalılar A.. B..mirasçıları vekili temyiz etmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, tapu maliki mirasçılarının tespit edilip dava dilekçesi tebliğ edilmek suretiyle davaya devam edilmesinin gerekip gerekmediği, davada taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere, taraf teşkili dava şartı olup davanın her aşamasında mahkemece re’sen nazara alınması gereken bir olgudur (6100 s.HMK m 114,115). Hakim taraf teşkilini sağlayarak iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır. Kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hüküm veremez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2014 gün ve 2013/18-1297 E.-2014/908 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, taraf teşkili sağlanmadan, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa’nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.

Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C.Anayasası’nın 36. Maddesi ile 1086 sayılı HUMK’nun 73. maddesinde de (6100 sayılı HMK’nun 27.maddesi) açıkça belirtildiği üzere mahkemece davalı yan; dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Aksi halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı, gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabul edilmektedir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt II, s.1876 vd).

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27.maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 73.maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.

Buna göre mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa’nın 36.maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hakime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27.maddesi hükmüne göre:

"(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.

(2) Bu hak;

a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,

b) Açıklama ve ispat hakkını,

c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,

içerir".

Hukuki dinlenilme hakkı, çoğunlukla "iddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır.

Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Bunlardan ilki “bilgilenme hakkı” dır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Bilgilenme hakkı, gerek karşı taraf gerekse yargı organlarının işlemleri ve dosya kapsamına girip yargılamayı etkileyen her şeyi kapsar. Tarafın bilgi sahibi olmadığı işlemler, belge ve bilgiler yargılamada esas alınamaz. Bilgilenmenin şekli bakımından, hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalı, ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır.

Bu hakkın ikinci unsuru, “açıklama ve ispat hakkı” dır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir.

AİHM’nin 6.maddesinin 1.bendinin ilk cümlesinde yer alan silahların eşitliği ilkesi, yine AİHM’ne göre, mahkeme önünde sahip olunan hak ve vecibeler bakımından taraflar arasında tam bir eşitliğin bulunması ve bu dengenin bütün yargılama boyunca korunmasıdır.

Başka bir deyişle, silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birini diğeri karşısında avantajsız bir duruma düşürmeyecek şekilde her iki tarafın deliller de dahil olmak üzere, iddia ve savunmasını ortaya koymak için makul bir olanağa sahip olması, tarafların denge içinde olması demektir. Söz konusu ilke tarafların usulüne uygun olarak mahkemenin önüne gelmelerini sağlayan tebligat işlemi açısından önemlidir.

Çünkü ancak hukuka uygun bir usulde gerçekleşen tebligat üzerine, durumdan haberdar olan taraflar iddia ve savunmalarını eşit şekilde yapabileceklerdir.

Üçüncü unsuru, “tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi”dir. Bu değerlendirmenin de, kararların gerekçesinde yapılması gerekir (6100 sayılı HMK.nun hükümet gerekçesi madde 32).

Hukuki dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değildir. Tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukuki korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukuki uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.

Taraf teşkili sağlanmaması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması, hukuki dinlenilme hakkına aykırılık bozma sebebidir. Hakkın ihlalinin niteliğine göre, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilebilir. Ayrıca adil yargılanma hakkının ihlali çerçevesinde de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir.

Bu bilgiler ışığında somut olaya gelince; davacı idare tarafından 15.01.2009 günü açılan davada, “Hakkı oğlu A.. B..” davalı olarak gösterilmiş olup, davalıya dava dilekçesi tebliğe çıkartılmış ve “birlikte sakin torunu olduğu” belirtilen dava dışı M.. B..’ye tebliğ edilmiştir. Ancak duruşmaya gelen olmamış, yanıt da verilmemiştir. Son celseden önce ise A..

B.. adlı kişinin mirasçıları vekili (mirasçı Osman dışındaki) tarafından sunulan 13.10.2009 tarihli dilekçe ile, dava konusu taşınmazın kayıt maliki olarak gözüken A.. B..’nin murisleri olduğunu, gerçekte baba adı ve soyadının “Hafız Hakkı oğlu A..

B..” olduğu, murislerinin 10.04.1987 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarının davaya dahil edilmeleri gerektiğini, ayrıca murisin tapuda kayıtlı baba adı ve soyadının düzeltilmesi için Trabzon Asliye 1.Hukuk Mahkemesinde 2009/316 E. nolu tapu kayıt tashihi davası açıldığını, eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiği bildirilerek, davaya müdahale dilekçesi verilmiş ve anılan vekil ilk karar öncesi son celseye katılarak bu istemini tekrarlamıştır.

Mahkemece, müdahale istemi konusunda bir karar verilmeden, mirasçılar davaya dahil edilmeden hüküm kurulmuştur.

Karardan sonra 01.06.2010 tarihli dilekçesi ile A..B..mirasçıları vekili, Trabzon Asliye 1.Hukuk Mahkemesinin 14.04.2010 tarih, 2009/316 E., 2010/99 K. sayılı 211 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki olan Hakkı oğlu A.. B..’nin baba adının “Hafız Hakkı”, soyadının “B..” olarak düzeltilmesine dair 01.06.2010 tarihinde kesinleşen ilamı sunmuştur. Mahkemece ilamın sunulması üzerine, Ziraat Bankası Trabzon Şube Müdürlüğüne 02.06.2010 tarihinde müzekkere yazılarak, hüküm fıkrasında bankaya yatırılan kamulaştırma bedelinin veraset ilamındaki payları oranında A.. B..mirasçılarına ödenilmesi istenilmiştir.

Dava konusu taşınmazın A..B.. (düzeltim ile B..) adına tapuya kayıtlı olduğu, kayıt malikinin davadan önce 10.04.1987 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Ahmet B..’nun mirasçıları vekili, mahkemeye sunduğu dilekçesi ve duruşmadaki beyanında, dava konusu taşınmazın kayıt maliki dışındaki bir kişiye ait olduğu iddiasında bulunmamış, mülkiyet uyuşmazlığı oluşturmamış, müvekkillerinin miras bırakanları olan taşınmazın tapu kayıt malikinin baba adı ve soyadının tapuda yanlış yazıldığını, miras bırakanın davadan önce vefat ettiğini ileri sürerek, mirasçılarının davaya dahil edilmelerini istemiştir.

Kural olarak ölü kişiye karşı dava açılamaz. Ne var ki, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 14.maddesinin 5.fıkrasında özel bir düzenleme bulunmaktadır.

Buna göre; “…İdare tarafından, bu Kanun hükümlerine göre tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik, tapu malikinin daha önce öldüğü sabit olursa mirasçıları da dahil edilmek suretiyle devam olunur.” hükmünde belirtildiği üzere, tapu malikinin davadan önce öldüğü sabit olduğuna göre, mirasçılarının davaya dahil edilerek, yargılamaya devam olunması, taraf teşkilinin sağlanması gerekir.

Her ne kadar mahkemece, bozma sonrası mirasçılar vekili ve mirasçı O.. B..’na bir kısım tebligatlar yapılmış ve direnme gerekçesinde mirasçıların katılımlarının halihazırda sağlandığı belirtilmişse de, yukarıda açıklandığı üzere, davalı taraf yargılama aşamasına katılamamış, yokluklarında keşif yapılıp, bilirkişi raporları alınmış olmakla; davanın başında bilgi edinmeleri engellenmiş, yapılan keşfe katılımları, delil sunma, bilirkişi raporlarına karşı itirazda bulunma gibi iddia ve savunma hakları, adil yargılanma hakları ve hukuki dinlenilme hakları ihlal edilmiştir.

Öyle ise, Kamulaştırma Kanunu’nun 14/5.maddesindeki açık düzenleme de gözetilerek, kayıt maliki olan A..B..’nun mirasçılarının davaya dahil edilip savunma haklarını kullanmalarının sağlanması, sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.

Açıklanan nedenlerle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekili ve A..B..mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 25.02.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/2164, K. 2015/873, 25 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2013/2164
Karar No
2015/873
Tarih
25 Şubat 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/2165 K.2015/5810
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/2165 K.2015/870
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/2168 K.2015/12191
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/2169 K.2015/1354
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/2170 K.2015/22936
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/2171 K.2015/5811

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.