İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/1307 K.2018/1154

Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Diyarbakır 2. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.12.2010 gün ve 2010/691 E., 2010/879 K. sayılı karar davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ve davalı ... ve…

Esas2015/1307Karar2018/1154Tarih30 Mayıs 2018Okuma6 dk · 1.207 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2015/1307 E., 2018/1154 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Mayıs 2018
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.207 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Diyarbakır 2. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.12.2010 gün ve 2010/691 E., 2010/879 K. sayılı karar davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ve davalı ... ve Turizm Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 13.11.2012 gün ve 2011/4477 E., 2012/19833 K. sayılı kararı ile:

"…Dava, davacının 29.12.1995-01.03.1996 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece istemin kabulü ile davacının 29.12.1995-01.03.1996 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı hizmetinin olduğuna ilişkin hüküm verilmiş ise de, varılan sonuç usul ve yasaya uygun değildir

Davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.

Somut olayda davacının davalı işyerinden verilme işe giriş bildirgesinin olmadığı, mahkemece davacının 29/12/1995-01/03/1996 tarihleri arasında davalı ... Bakanlığında çalıştığı ancak çalıştığı bu sürenin SGK'ya bildirilmediği, her ne kadar davalı vekilince zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de çalışan kurumun bir devlet kuruluşu olması ve dosyaya ibraz edilen hizmet alım bordrosu ve puantaj cetvellerinin resmi belge niteliğinde bulunması, kamu kuruluşunun sigortasız işçi çalıştıracağının da düşünülemeyeceğinden bahisle zamanaşımının söz konusu olmadığı, hakdüşürücü sürenin geçmediği yolundaki kabulün hatalı olduğu açıktır.

Bu halde olayda işveren yönünden hak düşürücü sürenin değerlendirilmesi gerekir. Şöyle ki; 1996 Ocak ve 1996 Şubat ücret bordrolarında prim kesintisi yoktur, bu nedenle tespiti istenen hizmetin 01.03.1996 yılını izleyen yılın başından itibaren 5 yıllık hakdüşürücü süre fazlasıyla geçmiştir. 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi gereği 5 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği düşünülerek sonuca gidilmesi gerekirken hatalı yorum ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…"

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Turizm Bakanlığı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava hizmet tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilinin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının Diyarbakır’da bulunan döner sermaye işletmeleri merkez müdürlüğünde 29.12.1995 ile 01.03.1996 tarihleri arasında çalışmasına rağmen hizmetlerinin Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek, 29.12.1995 ile 01.03.1996 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 29.12.1995 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) vekili hizmet tespiti davalarının resen inceleme gerektirdiğini ve resmî belgelerle ispat edilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği 29.12.1995 ile 01.03.1996 tarihleri arasında davalı işyerinden hiçbir bildirim yapılmadığını, bu davaların 5510 sayılı Kanunun 86’ncı maddesi gereği 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmesi durumunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesinin gerektiğini,

08.09.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanunun 16’ncı maddesinde işverenin işe girişi bildirmesini yanında sigortalıya da işe girdiği tarihi takip eden bir ay zarfında girdiği işi Kuruma bildirme hakkı tanındığını, bu çalışmayı bildirmeyen davacının sigortasız çalıştığına dair böyle bir dava açamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... ve Turizm Bakanlığı vekili davacının dilekçesinde Döner Sermaye İşletmeleri Merkez Müdürlüğü bünyesinde çalıştığını iddia ettiğini, bu nedenle husumetin Döner Sermaye İşletmeleri Merkezi Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini belirterek, bu nedenle öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, zamanaşımı yönünden ise 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesinde 5 yıllık hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini ve bu sürenin mahkemece resen gözetilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemece dosyadaki belgelerden davacının 29.12.1995-01.03.1996 tarihleri arasında davalı ... bünyesinde çalıştığı, bu çalışmasının SGK’ya bildirilmediği, çalışılan işyerinin bir devlet kuruluşu olması, hizmet alım bordrosu ve puantaj cetvellerinin resmî belge niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle zamanaşımının (hak düşürücü süre) söz konusu olmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ve davalı ... ve Turizm Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiş, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme hükmü davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ve davalı ... ve Turizm Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: somut olay bakımından davacının talep ettiği 29.12.1995-01.03.1996 tarihleri arasındaki çalışmaları yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7’nci maddesi delaletiyle mülga 506 sayılı Kanunun 79/10’uncu maddesidir.

Öncelikle ifade edilmelidir ki, çalıştırılanlar 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 2’nci ve 6’ncı maddelerinde öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak, bu kimselerin aynı Kanunun 3’üncü maddesinde sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları Kanunun 6/1’inci maddesinde yer alan açık hüküm gereğidir.

Ne var ki, sigortalıların bazı haklardan yararlanmaları öncelikle kuruma bildirilmeleri, belirli süre prim ödemiş olmaları ve kanunun gerektirdiği bilgilerin açık bir şekilde bilinmesi koşullarına da bağlıdır. Anılan bilgi ve belgelerin kuruma ulaştırılmaması veya eksik ulaştırılması hâlinde ise bildirimsiz/kaçak çalıştırma olgusu ortaya çıkacaktır. Bu durum, prim ve gelir vergisi ödememek için işverenlerce sıklıkla başvurulan bir yol olup, ülkenin gerçeklerinden biridir. İşte bu noktada işçinin birtakım kanuni haklarından yararlanabilmesi için sigortalı hizmetinin tespitini istemesi gereği ortaya çıkmaktadır.

Bilindiği üzere, sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir.

Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79’uncu maddesinin 10 (eski 8) nolu bendi olup; bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır.

Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır.

Söz konusu Kanunun kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.

Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde kuruma verilmediği, bu süre içerisinde kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 gün, 2011/10-52 E.-2011/221 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Bu anlatımların ışığında somut olay değerlendirildiğinde, işveren bakanlık tarafından herhangi bir işe giriş bildirgesi verilmediği, hizmet bildiriminde bulunulmadığı ve prim kesintisi yapılmadığı ve davacının talep ettiği dönem 29.12.1995-01.03.1996 olmasına rağmen davanın 27.07.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, her ne kadar davalı işyeri resmî bir kurum olsa da hak düşürücü sürenin incelenmesi gerekmekte olup, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79’uncu maddesinde düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu göz önüne alınarak mahkemece karar verilmesi gerektiğinden direnme kararı yukarıda açıklanan gerekçelerle isabetli görülmemiştir.

Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin ve davalı ... ve Turizm Bakanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 30.05.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/1307, K. 2018/1154, 30 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2015/1307
Karar No
2018/1154
Tarih
30 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2015/1355 K.2018/4173
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2015/1675 K.2018/4437
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2015/1718 K.2018/4028
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/1769 K.2018/1182
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2015/1858 K.2018/4412
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2015/1887 K.2018/4387

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.