İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/149 K.2016/302

Taraflar arasındaki “kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat'' davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Manavgat 4.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın usulden reddine dair verilen 27.11.2013 gün ve 2012/194 E., 2013/449 K. sayılı kararın incelenmesi…

Esas2015/149Karar2016/302Tarih9 Mart 2016Okuma7 dk · 1.306 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2015/149 E., 2016/302 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Mart 2016
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.306 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasındaki “kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat'' davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Manavgat 4.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın usulden reddine dair verilen 27.11.2013 gün ve 2012/194 E., 2013/449 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 08/05/2014 gün ve 2014/2357 E.-2014/8570 K. sayılı ilamı ile;

(...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak;

Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacılara ait paydaşı olduğu Çayyazı Köyü 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların doğu kesiminden geçmekte olan Manavgat çayının yatak değiştirerek taşınmazlardan geçtiğini, akarsuların zarar verici etkilerinin önlenmesi, akarsularda ıslahat yapmak, akarsularda tasarrufta bulunmak bakım ve idaresini yapmakla yükümlü bulunan davalı idarenin koruma görevlerini icra etmediği gibi davacıların taşınmazından kamulaştırma yapmadan yararlandığını belirterek su altında kalan bölümünün bedeli olarak 5.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş; mahkemece uyuşmazlığın idarenin hizmet kusurundan kaynaklanması nedeniyle idari yargıda çözülmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin ve özellikle bilirkişi raporlarının incelenmesinde dava konusu taşınmazların bir bölümünün, çayın yatak değiştirmesi nedeniyle çay yatağında ve su altında kaldığı belirtilmiş ise de, Manavgat çayının dava konusu taşınmazın bulunduğu bölümünde yatak değişikliğinin niteliği, kapsamı ve sürekli olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715. maddesinde, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, aksi ispatlanmadıkça yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerlerin ve bunlardan çıkan kaynakların hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre de akarsular, nehirler, ırmaklar, çaylar özel mülkiyete konu olamaz. Bunlar üzerindeki kadim haklar ve teamüller saklı tutulmaktadır.

Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılarak, akarsu yatağındaki değişikliğin niteliği, kapsamı, etkileri ile sürekli nitelikte olup olmadığı terreddüte mahal bırakmayacak şekilde saptanarak, akarsu yatağındaki değişikliğin sürekli nitelikte olması durumunda, özel mülkiyete konu olamayacağıda göz önünde bulundurularak, taşınmazın kalıcı olarak su altında kalan bölümünün bedelinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre tespiti ile bedelinin davacıya verilmesine,

yatak değişikliğinin geçici nitelikte olması durumunda ise idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü ile uyuşmazlığın idari yargıda çözülmesi gerektiğinden mahkemenin görevsizliğine karar vermek gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir...)

gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda,

mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; müvekkillerine ait tarla vasfındaki taşınmazların doğusunda yer alan Manavgat Çayı’nın yatak değiştirmek suretiyle davacıların hissedarı bulunduğu taşınmazların üzerinden geçtiğini, bu nedenle taşınmazların kullanılamadığını ve zararın oluştuğunu, taşınmazın ekonomik kullanımının ortadan kalktığını, akarsuların zarar verici etkilerinin önlenmesini sağlamak, akarsularda ıslah yapmak ve akarsularda tasarrufta bulunmakla yükümlü olan davalı idarenin ise üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği gibi, kamulaştırma işlemlerini de yapmadığını,

bu nedenle müvekkillerin mülkiyet hakkının süresiz biçimde kısıtlandığını ve taşınmazda tasarruf edebilme imkanlarının sınırlandırıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı idare vekili; dava dilekçesinin görev ve husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, ayrıca talep edilen tazminatın çok yüksek olduğunu, davalı idarenin taşınmazları kullanmadığını ve bu taşınmazlara zorla el atmadığını, üzerine tesis yapmadığını, taşınmazlara müdahale etmediğini, sel suları ile davacılara ait taşınmazların dere yatağı haline gelmesinin mülkiyet hakkını sona erdirmeyeceğini, sonradan dere yatağının yer değiştirmesi ile taşınmazların tekrar tarla niteliğine dönüşebileceğini savunmuştur.

Mahkemece; davalı idarenin, dere yatağının değişmesini engellemek amacıyla gerekli denetimleri yapmadığı ve önlem almadığı, dolayısıyla hareketsiz kaldığı, davalı idarenin suskun ve pasif kalma olgusunun idari eylem niteliğinde olduğu, kaldı ki Danıştay 10. Dairesi’nin 2004/8703 E. 2006/2507 K. 18.4.2006 T.

Kararında da belirtildiği üzere Anayasa’nın 125 inci maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun hükme bağlandığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde de, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının, idari dava türleri arasında sayıldığı,

davalı idarenin eylemleri üzerine açılan davanın bu nedenle tam yargı davası olduğu ve tazminat istemine neden olan eylemin, idarenin gerekli denetim ve gözetimde bulunmamış olmasından kaynaklanması nedeniyle davanın idari yargının görevine girdiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, davalı idarenin eylemi üzerine açılan davanın tam yargı davası olduğu ve somut olayda davalı idarenin hukuki sorumluluğunun belirlenmesinin gerektiği, bu itibarla idare mahkemelerinin görevli olduğu, Özel Dairenin, nehir yatağındaki değişikliğin “geçici” olması halinde İdari Yargının, nehir yatağındaki değişikliğin “sürekli” olması halinde ise Kamulaştırma Kanunun ilgili hükümleri uyarınca Adli Yargının görevli olduğuna ilişkin bozma ilamında yasal dayanak olarak gösterilen ve kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi kamuya ait malların devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu belirten,

dolayısıyla yargı yolunu açıklayıcı nitelikte olmayan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715.maddesinin, genel hükmünden başka dayanak gösterilmediği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararını davacılar vekili temyiz etmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, ırmağın yatak değiştirmesi nedeniyle davacıların taşınmazının bir kısmının dere yatağı haline geldiği ve taşınmazın iki parçaya bölündüğü belirtilerek uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan eldeki davada, idari yargı yerinin mi yoksa adli yargı yerinin mi görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait mallar” başlıklı 715.maddesi;

“Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.

Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir.”

Hükmünü içermektedir.

Yine 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun “Vazife ve salahiyetle” başlıklı 2.maddesinin a bendinde ise;

“Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün vazife ve salahiyetleri şunlardır:

... sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek,…”şeklinde düzenlenmiştir.

Yukarıda belirtilen madde hükümleri dikkate alındığında, sahipsiz taşınmazların hiçbir şekilde özel mülkiyette değerlendirilemeyeceği, bahsi geçen taşınmazların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılmasının özel kanun hükümlerine tâbi olduğu kabul edilmekle birlikte, meydana gelebilecek su taşkınları ve sellere karşı özel mülkiyette bulunan taşınmazların korunması amacıyla yapılması gereken her türlü işlemden DSİ Genel Müdürlüğü’nün sorumlu olacağı açıktır.

Dosya içeriği ve toplanan deliller ile özellikle 12.04.2013 tarihli keşif zaptının incelenmesinde; dava konusu 1 numaralı parselin bir bölümünün dere yatağı haline geldiği bir bölümünün ise fiilen çocuk oyun parkı olarak kullanıldığı; dava konusu 2 numaralı parselin bir bölümünün dere yatağı haline geldiği, geriye kalan bölümünün ise fiilen park olarak kullanıldığı; dava konusu 3 numaralı parselin ise büyük bölümünün sular altında kaldığı ve dere yatağı olduğu, geriye kalan bölümün ise devam eden parkın bir bölümünü oluşturduğunun mahkeme gözlemi olarak tutanak altına alındığı,

başka bir deyişle dava konusu taşınmazın akarsu yatağındaki değişikliğin sürekli nitelikte olduğu ve bu kapsamda dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağı gözönünde bulundurularak, taşınmazın kalıcı olarak su altında kalan bölümünün bedelinin 2942 Kamulaştırma Kanunundaki esaslar çerçevesinde tespitinin gerektiği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; Özel Daire bozma ilamında belirtilen, “uzman bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılarak, akarsu yatağındaki değişikliğin sürekli nitelikte olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde saptanarak” şeklindeki yazılı ifadelerin ve “yatak değişikliğinin geçici nitelikte olması durumunda ise idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü ile uyuşmazlığın idari yargıda çözülmesi gerektiği” şeklinde yazılı ifadelerin ilamdan çıkartılması gerekmiştir. Buna göre, direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmalıdır.

SONU Ç

SONUÇ / HÜKÜM

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının bozma ilamından ''uzman bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılarak, akarsu yatağındaki değişikliğin sürekli nitelikte olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde saptanarak'' ve ''yatak değişikliğinin geçici nitelikte olması durumunda ise idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü ile uyuşmazlığın idari yargıda çözülmesi gerektiği'' ifadeleri çıkarılmak suretiyle ve yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 09.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/149, K. 2016/302, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  4. Sonu Ç
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2015/149
Karar No
2016/302
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2015/150 K.2016/7407
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2015/151 K.2016/3890
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2015/151 K.2016/7408
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2015/152 K.2016/3866
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2015/152 K.2016/7409
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2015/153 K.2016/7410

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.