İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/3250 K.2019/1385

Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Denizli 4. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.05.2014 tarihli ve 2012/50 E., 2014/300 K. sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 10. Hukuk…

Esas2015/3250Karar2019/1385Tarih17 Aralık 2019Okuma7 dk · 1.494 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2015/3250 E., 2019/1385 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Aralık 2019
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.494 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Denizli 4. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.05.2014 tarihli ve 2012/50 E., 2014/300 K. sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.12.2014 tarihli ve 2014/18910 E., 2014/28135 K. sayılı kararı ile: "…Dava, aidiyet ile yaşlılık aylığından kesinti yapılmasına ilişkin Kurum işleminin iptali istemlerine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.

12.09.1997 günlü tahsis başvurusu üzerine, 15.09.1997 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacı ...'ın (Hasan ve Fatma oğlu, 20.01.1951 Tavas doğumlu), aylık bağlanırken dikkate alınan 15219.20 sicil nolu işyerince düzenlenmiş 20.04.1974 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesi ile kendisine mal edilen 20.04.1974-30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük çalışmanın dahili davalı ...'a (Hasan ve Fatma oğlu, 06.11.1951 Tavas doğumlu) ait olduğundan bahisle iptal edilip davalı Kurumca 2009 yılında gerçekleştirilen bu işlem nedeniyle aylığının durdurulduğu,

bilahare davalı Kurumca, iptal sonucu ilk işe giriş tarihi 600 günlük askerlik borçlanması da dikkate alındığında 20.10.1973 olarak değişen davacıya 25 yıllık sigortalılık süresini doldurduğu 20.10.1998 tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlandığı ve 15.09.1997-18.03.2009 tarihleri arası dönemde ödenen aylıklar ile 15.11.1998-17.06.2009 tarihleri arası dönemde ödenmesi gereken aylıkların karşılaştırılması sonucunda davacıya yersiz ödendiği tespit edilen 10.625,43 TL fazla ödeme miktarı için davacının 2009 yılı Haziran ayı ve müteakip aylıklarından 1/4 oranında kesinti yapılmaya başlandığı belirgin olup,

20.04.1974-30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük çalışmanın davacıya aidiyeti ile yaşlılık aylığından kesinti yapılmasına ilişkin Kurum işleminin iptaline ilişkin davada mahkemece yapılan yargılamada, anılan tarihler arasındaki 10 günlük hizmetin davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmiştir.

İnceleme konusu davada, 15219.20 sicil nolu işyerince düzenlenmiş 20.04.1974 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesindeki ... adına atılı imzanın davacının eli ürünü olmayıp dahili davalının eli ürünü olduğunu belirten Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 19.09.2013 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, mahkemenin, 20.04.1974- 30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük çalışmanın davacıya aidiyeti yönündeki talebinin reddine ilişkin kararı isabetli ise de; yaşlılık aylığından kesinti yapılmasına ilişkin Kurum işleminin iptali yönünden verilen ret kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

Dosyada mevcut bulunan 15219.20 sicil nolu işyerince düzenlenmiş 1974 yılı 2. dönemine ait üç aylık sigorta primleri bordrosunda, ... adına yapılan ve aidiyet istemine konu olan 20.04.1974-30.04.1974 tarihleri arasındaki 10 günlük sicilsiz bildirimin haricinde, yine ... adına yapılmış 03.06.1974-30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmaya ilişkin olan sicilsiz bir bildirimin daha bulunduğu anlaşılmakla, bahse konu 03.06.1974-30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmanın davacıya aidiyeti hususu incelenip açıklığa kavuşturularak,

davacıya ait olması durumunda yapılacak hesaplama sonucuna göre davalı Kurum işleminin tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…" gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, Kurum tarafından iptal edilen hizmetlerin aidiyetinin tespiti ve yaşlılık aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkilinin 12.09.1997 tarihli yaşlılık aylığı talebinin kabul edildiğini, 1974 tarihli çalışmalar esas alınarak yaşlılık aylığının bağlandığını, ancak Kurum tarafından 18.03.2009 tarihinde 1974 yılında geçen 10 günlük çalışmanın başka bir ...'a ait olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini ve yaşlılık aylığının sigortalılık şartlarını yerine getirdiği 20.10.1998 tarihi esas alınarak yeniden hesaplandığını, eski ve yeni aylık arasındaki farkın borç kaydedildiğini ve Kurum tarafından müvekkili adına 10.625.43TL borç bildirim belgesi düzenlendiğini,

oysa iptal işlemine konu olan 10 günlük çalışmanın müvekkilinin fiili çalışmalarından olduğunu ileri sürerek 20.04.1974-30.04.1974 tarihleri arasında geçen 10 günlük çalışmanın müvekkiline ait olduğunun tespiti ile buna dair Kurum işleminin iptalini ve müvekkilinin maaşından yapılan kesintilerin durdurulmasını talep etmiştir.

Davalı ... Başkanlığı vekili; davacıya 15.09.1997 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak sicil dosyasının incelenmesinde 1974 yılındaki 10 günlük çalışmanın başka bir ...'a ait olduğunun belirlendiğini ve sehven davacıya mal edilerek yaşlılık aylığı bağlandığını, söz konusu hatanın fark edilmesi üzerine sigorta başlangıç tarihinin değişmesi nedeniyle aylıklar arasındaki farkın davacıdan tahsilinin istendiğini, Kurum tarafından yapılan işlemin yerinde olduğunu belirtilerek davanın reddini savunmuştur.

Dahili davalı beyanında; davacıyı köylüsü olması nedeni ile tanıdığını, açılan davayla herhangi bir ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.

Mahkemece; dava konusu 94777 varide numarası ile 08.06.1974 tarihinde kurum kaydına alınan işe giriş bildirgesindeki doğum tarihinin dahili davalının doğum tarihi olarak yazıldığı ve imzanın dahili davalıya ait olduğunun Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesince rapor edildiği, tanık anlatımlarından davacının işe giriş bildirgesinin verildiği iş yerinde fiili ve eylemli çalışmasının varlığının ispatlanamadığı, ancak dahili davalının 1974 yılında inşaat işinde çalıştığının anlaşıldığı, Kuruma bildirilen dava konusu 10 günlük hizmetin davacıya aidiyetinin kesin, inandırıcı, her türlü şüpheden uzak delillerle ispatlanamadığı ve Kurumun hizmet iptali ve yeniden aylık bağlama ile davacıdan yersiz ödemelerin tahsili işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece; somut olayda dava konusu edilen taleplerin dışında karar verilemeyeceği, taleple bağlılık ilkesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesinde düzenlendiği, Özel Dairenin anılan bozma kararında geçen 03.06.1974- 30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmanın davacıya aidiyeti hususunun dava konusu olmadığı,

davacı tarafça 10 günlük hizmete dair çalışmanın aidiyeti haricinde bir beyan ve talepte bulunulmadığı gibi, Özel Dairenin bozma kararında belirtilen 25 günlük çalışmanın temyiz dilekçesinde dahi söz konusu edilmediği ve Kurumca yaşlılık aylığının durdurulmasında hiçbir şekilde lehe/aleyhe gerekçe olarak bahsedilmediği, bu durumda açıkça dava ve uyuşmazlık konusu edilmeyen bir hususun mahkemece yargılama kapsamına alınmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Özel Daire bozma kararında belirtilen 03.06.1974-30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmanın, 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi göz önüne alındığında davacıya aidiyetinin mahkemece araştırılmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü yönünden taleple bağlılık ilkesinin açıklanması gerekmektedir.

Medeni yargılama hukukunun temel amacı tarafların maddi hukuktan kaynaklanan sübjektif haklarını korumaktır. Konusunu da bu subjektif hakların tanınması, bunların ihlali veya ihlal tehlikesi durumunda korunması oluşturur. Dolayısıyla hakkı ihlal edilen kişilerin başvurusuyla kişi ile devlet arasında bir yargılama ilişkisi kurulmuş olur. Kişinin talebine göre bu ilişki dava ilişkisi, çekişmesiz yargı ilişkisi ya da geçici hukuki koruma ilişkisi niteliğinde olabilir. Medeni yargılama hukuku temelde bu ilişkiler üzerine kurulurken birtakım ilkeler de ortaya çıkmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 24 ilâ 33. maddeleri arasında yargılamaya hâkim olan ilkeler düzenlemiştir. Bu ilkelerden bir kısmına 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda da yer verilmiştir.

Medeni hukuk yargılamasına hâkim olan ilkelerden biri de taleple bağlılık ilkesidir. Bu ilke HMK’nın 26. maddesinde açıkça ifade edilmiştir. Buna göre, hâkim tarafların talepleri ile bağlıdır. Kanunlarda gösterilen sınırlı sayıdaki istisnalar bir kenara bırakılacak olursa talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Fakat hâkimin duruma göre talep sonucundan daha azına karar vermesinin önünde engel yoktur.

Taleple bağlılık ilkesi özü itibariyle hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olduğunu ifade eder. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ilk anlam; tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyeceğidir. Buna göre tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukuki sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur.

Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ikinci anlam ise mahkemece tarafın talebinden fazlasına karar verilememesidir (HMK m. 26). Taleple bağlılık ilkesine yüklenen bu anlam aynı zamanda 24. maddede ifade edilen “tasarruf ilkesi” ve 25. maddesinde yer alan “taraflarca getirilme ilkesi” ile de bağlantılıdır.

Nihayet taleple bağlılık ilkesinin bir diğer anlamı ise hâkimin talep edilenin dışında, farklı bir şeye karar verememesidir. Talep edilenden farklı bir şeye karar verememe, dilekçenin talep sonucu kısmı ile verilen hükmün sonuç kısmının karşılaştırılması suretiyle tespit edilir.

Tüm bu açıklamalar karşısında davacı vekili dava dilekçesinde, Kurum tarafından iptal edilen 10 günlük çalışmanın müvekkiline ait olduğunun tespiti ile Kurum işleminin iptalini ve müvekkilinin emekli aylığından yapılan kesintilerin durdurulmasını talep etmiştir.

Her ne kadar yerel mahkemece dava konusunun iptal işlemine konu olan 10 günlük çalışma olduğuna, 25 gün sicilsiz şekilde bildirilen çalışmanın dava konusu olmadığına dair direnme kararı verilmiş ise de, dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere aslında davacı yaşlılık aylığı üzerinde yapılan kesintinin de durdurulmasını talep etmektedir.

Bu durumda dava konusu aynı zamanda yaşlılık aylığına ilişkin olup, yaşlılık aylığının bağlanması yönünden primi ödenmiş her türlü hizmetin Kurum tarafından dikkate alınması gerekmektedir. 03.06.1974-30.06.1974 tarihleri arasındaki 25 günlük çalışmanın davacıya ait olup olmadığı hususunda yapılacak araştırma ve varılacak sonuca göre davacının yaşlılık aylığı üzerinde yapılan kesintinin iptal edilme durumu mevcuttur.

Yerel mahkemece davacının yaşlılık aylığı yönünden talebinin de ihtilaf konusu olduğu değerlendirilmeden direnme kararı verilmesi doğru değildir.

Hâl böyle olunca, yerel mahkemece Özel Dairenin bozma gerekçesi yanında yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ile bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden ve yukarıda açıklanan bu genişletilmiş nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.12.2019 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3250, K. 2019/1385, 17 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2015/3250
Karar No
2019/1385
Tarih
17 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2015/3271 K.2019/7871
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2015/3314 K.2019/7872
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2015/3315 K.2019/7873
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2015/3327 K.2019/7874
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/3340 K.2019/1274
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2015/3343 K.2019/7953

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.