İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/555 K.2019/384

Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Manisa 1. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.11.2011 tarihli ve 2010/778 E., 2011/923 K. sayılı karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 21. Hukuk…

Esas2015/555Karar2019/384Tarih2 Nisan 2019Okuma9 dk · 1.843 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2015/555 E., 2019/384 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Nisan 2019
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.843 kelime·9 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Manisa 1. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.11.2011 tarihli ve 2010/778 E., 2011/923 K. sayılı karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 06.05.2013 tarihli ve 2012/2280 E., 2013/9043 K. sayılı kararı ile:

"…Dava, davacının kayıtlarının olmadığı ancak icraen primlerin tahsil edildiği 1.1.1986-2.5.1991 tarihleri arasında zorunlu Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile 1.8.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

Mahkemece, davacının 1.1.1986-2.5.1991 tarihleri arasında 1479 Sayılı Yasa'ya tabi isteğe bağlı sigortalı sayılmasına ve 1.8.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 2.12.1994 tarihli bildirgeye göre vergi kaydı nedeniyle 1.1.1986 tarihi itibariyle tescil edildiği, davacının 13.7.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunması üzerine Kurumun davacının vergi kaydını araştırdığı, Vergi Dairesinden gönderilen 15.6.2010 tarihli yazı ile 02.05.1991-16.3.1993, 2.12.2002-25.5.2010, 13.10.2005-25.5.2010 tariheri arası vergi kaydının bulunduğunun bildirilmesi üzerine sigoralılık başlangıcının 02.05.1991 tarihine alınarak 1.1.1986-2.5.1991 arası dönemin iptal edildiği, davacının 1991-devam şeklinde esnaf sicil kaydı, 2003-devam şeklinde oda kaydının bulunduğu, başkaca bir kaydının olmadığı, sehven kayıt edilen 1.1.1986-2.5.1991 arası döneme ilişkin primlerin 17.4.1996 tarihinde icraen tahsil edildiği, anlaşılmaktadır.

1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş,

2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.

Davacının 1479 sayılı Yasa gereği tescili 1.1.1986 tarihinden itibaren yapılmış olmakla, 1986 yılında yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasanın 24.maddesi gereğince vergi veya oda kaydı kaydının bulunmadığı, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin sigortalılık koşullarının oluşmadığı ortadadır. Davacının sigortalılık koşullarının bulunmadığı halde sehven kayıt ve tescil edildiğinden ve başlangıç tescili hatalı olduğundan icraen prim tahsili davacıya sigortalılık hakkı bahşetmez.

Yapılacak iş; uyuşmazlık konusu 1.1.1986-2.5.1991 tarihleri arası dönem yönünden davacının sigortalılık koşulları bulunmadığı halde sehven kayıt edildiği ve prim tahsil edilmesinin de sigortalılık hakkı vermeyeceği gözetilerek bu döneme ilişkin talep yönünden davanın reddine karar vermek, yaşlılık aylığı koşullarını da yeniden değerlendirmekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır..."

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, davacının mülga 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu kapsamındaki sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkilinin mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında 01.01.1986 ile 30.06.2010 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, ancak Kuruma yaptığı 23.06.2010 tarihli tahsis başvurusu üzerine Kurum tarafından 01.01.1986 ile 02.05.1991 tarihleri arasında mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmasını gerektirecek sicil, vergi ve oda kaydının bulunmadığı gerekçesiyle 01.01.1986 ile 02.05.1991 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin iptal edildiğini, bu dönemler yönünden sicil,

vergi ve oda kaydı bulunmasa dahi 24 yıl boyunca 01.01.1986 tarihinden itibaren sigortalı kabul edildiğini ve Kurum tarafından icra yolu ile bu dönemlere dair primlerin alındığını, ihtilaflı dönemler yönünden sigortalı kabul edilirse yaşlılık aylığına haiz olduğunu ileri sürerek 01.01.1986-02.05.1991 tarihleri arasında mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve yasal faiz hakkı saklı kalmak kaydıyla 23.06.2010 tarihli tahsis dilekçesine istinaden 01.07.2010 tarihinden itibaren mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 17.11.2011 tarihli celsede tahsis dilekçesinin 13.07.2010 tarihinde Kuruma ulaşması nedeniyle 01.08.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.

Davalı ... vekili; 02.05.1991 tarihinde davacının sigortalı olarak tescil edildiğini, 01.01.1986 tarihinde vergi kaydı olduğunu beyan etmesi nedeniyle 01.01.1986 tarihi itibariyle sigortalılığının başlatıldığını, ancak vergi dairesinden alınan bilgiler sonucu vergi kaydının 02.05.1991 tarihinde başladığının öğrenilmesi ile 01.01.1986-02.05.1991 tarihleri arasındaki sigortalılığının iptal edildiğini, davacının taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; davacının 01.01.1986-02.05.1991 tarihleri arasında vergi, sicil ve oda kaydı olmadığı, ancak davalı Kurum tarafından 01.01.1986 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilerek prim borcunun yapılan icra takipleri neticesinde cebren tahsil edildiği, 17.04.1996 tarihli icra ödemesinin 01.01.1986-02.05.1991 tarihleri arasındaki dönemin prim borcunu karşıladığı,

Kurum tarafından uzun süre primler kullanıldıktan sonra davacının 01.01.1986-02.05.1991 tarihleri arasındaki sigortalılığının iptal edilmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle ihtilaflı dönemler yönünden mülga 1479 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı sigortalı kabul edilmesi gerektiğinin tespitine ve mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

Davalı ... vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından 01.01.1986-02.05.1991 tarihleri arasında vergi, sicil ve oda kaydı bulunmayan davacının bu döneme dair primlerin icraen tahsil edilmesi nedeniyle mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Somut olayın özelliklerine girmeden önce, konuya ilişkin genel düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır.

01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun'un 24. ve 25. maddelerinde “…kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”; “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 tarihli ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.

20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “...gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıt oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadırlar.

Ne var ki; 1479 sayılı Kanun'a 2654 sayılı Kanun ile eklenen Ek Geçici 13. madde ile, “...sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği (20.04.1982) tarihinde başlayacaktır” hükmü getirilmiştir.

22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkârlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar” dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkârlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.

619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK’nin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra 4956 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu kez; gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkârlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise, talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır.

Gerçekten, 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun'un 24. maddesine göre; bir kimsenin, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekmektedir. 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanun'un 24.maddesinde ise, bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılabilmesi için, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olması, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması gerektiği hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü üzere; 20.04.1982 tarihinde yapılan değişiklik; değişiklikten, önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun'un 24. ve 25. maddelerinde “…kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”; “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.

20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “...gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıt oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadırlar.

Öte yandan, 1479 sayılı Kanun'un 79. maddesinde düzenlenen isteğe bağlı sigortalılığın geçerliliği için Kuruma talepte bulunmak ve sigortalılık süresine ilişkin primleri ödemek gerekmekte olup, yerleşik uygulama uyarınca talebe konu dönem içinde yapılmayan geriye dönük toplu prim ödemelerinin isteğe bağlı sigortalılık iradesi ve primi ödenen sürelerin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Yukarıdaki açıklamaların ışığında somut olay incelendiğinde; davacının 02.12.1994 tarihli giriş bildirgesi ile Kuruma kayıt ve tescil talebinde bulunduğu, Kurumca 01.01.1986 tarihi itibariyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, davacının 02.05.1991-16.03.1993, 02.12.2002-25.05.2010 ve 13.10.2005-25.05.2010 tarihleri arasına ilişkin vergi kaydı, 27.05.1991-04.05.2010 tarihleri arasında oda kaydı, 22.07.1991 tarihinden devam eden esnaf sicil kaydı bulunduğu, tahsis talebi üzerine Kurumca yapılan incelemede vergi, oda ve sicil kaydı bulunmayan 01.01.1986-02.05.1991 tarihleri arası dönem sigortalılığının iptaline karar verildiği;

ne var ki, davacının vergi kaydının bulunmadığı 01.01.1986-02.05.1991 tarihleri arası döneme ilişkin primlerinin Kurumca 17.04.1996 tarihinde icraen tahsil edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Bu durum karşısında geçmişe yönelik olarak primleri tahsil ettikten ve uzun süre bu primleri kullandıktan sonra Kurum tarafından sigortalılığın iptalinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı bu nedenle primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmekte olup davacının 01.01.1986-02.05.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı olduğunun kabulü zorunlu bulunmaktadır.

Ne var ki, yerel mahkemece anılan dönem yönünden davacının 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığına geçerlilik tanınması gerekli iken direnme kararının hüküm fıkrasında ve kısa kararda 1479 Sayılı Kanun'a tabi isteğe bağlı sigortalılığına geçerlilik tanınması hatalıdır.

Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda, davacının 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığına geçerlilik tanınması gerekli iken direnme kararının hüküm fıkrasında ve kısa kararda 1479 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı sigortalılığına geçerlilik tanınması hatalı olmakla birlikte bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararının hüküm fıkrasının tamamı çıkarılarak yerine;

“1-0737402869 Esnaf Bağ-Numaralı davacı ...'in kurumca kabul edilen hizmet süresine ilaveten 01/01/1986-02/05/1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerektiğinin TESPİTİNE ,

2-Yasal şartlar gerçekleşmekle 13/07/2010 tahsis talep tarihini takip eden 01/08/2010 tarihinden itibaren davacıya 1479 sayılı yasadan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin TESPİTİNE ,

3-Davacının yasal faiz hakkının saklı tutulmasına,

4-Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, davacının yatırdığı 17,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde yatıran davacıya iadesine,

5- AAÜT uyarınca 1.500,00-TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp, davacıya ödenmesine,

6-Davacı tarafça yapılan harç hariç 235,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” fıkralarının yazılmasına ve hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02.04.2019 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/555, K. 2019/384, 2 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2015/555
Karar No
2019/384
Tarih
2 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2015/584 K.2019/183
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2015/601 K.2019/167
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/781 K.2019/338
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/807 K.2019/251
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/822 K.2019/351
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/837 K.2019/253

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.