İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2016/2265 K.2017/1081

Taraflar arasındaki “maddi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 6. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.11.2014 gün ve 2013/606 E., 2014/581 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı ... vekilince istenilmesi üzerine,…

Esas2016/2265Karar2017/1081Tarih7 Haziran 2017Okuma7 dk · 1.419 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2016/2265 E., 2017/1081 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Haziran 2017
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.419 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasındaki “maddi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 6. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.11.2014 gün ve 2013/606 E., 2014/581 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı ... vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15.04.2015 gün ve 2015/426 E., 2015/8199 K. sayılı kararı ile;

"...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,

2-Dava 15.02.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 22,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının ek dava ile bakiye maddi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.

İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı yasanın 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.

Somut olayda, Davacının 26.08.2013 tarihli dava ek dava dilekçesi ile kısmi davada hüküm altına alınmayan bakiye maddi tazminat istemli olarak ek davasının dava açtığı, davalı tarafça süresi içericinde zaman aşımı definin ileri sürüldüğü uyuşmazlık konusu değildir.

Uyuşmazlık bu tür davalarda gerek yürürlükten kalkan 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. maddesi ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı yasanın 146. maddesi gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği, giderek davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.

Dava konusu olayda davacının sol radius başı kırığı nedeniyle 30.04.2002 tarihine kadar raporlu kalarak 01.05.2002 tarihinden itibaren iş başı yapabileceğinin bildirildiği, sürekli iş göremezlik talebi üzerine SGK tarafından 05.12.2008 tarihli karar ile % 22 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğunun tespit edildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacıya sürekli iş göremezlik tayinine esas alınan kemik kırığının niteliğine göre değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı da ortadadır. Bu duruma göre gerek olay tarihi ve gerekse 30.04.2002 istirahat sonundan itibaren çalışabileceğine ilişkin SSK İzmir Eğitim Hastanesinin 26.04.2002 rapor tarihine göre 26.08.2013 ek dava tarihinde yasanın öngördüğü 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır.

Hal böyle olunca, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'i nin kabul edilerek dava konusu maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. 2002 yılındaki olay nedeniyle dosyadaki bilgi ve belgelere göre 2008 yılında Kuruma yapılan başvurunun zaman aşımının başlangıcının belirlenmesi anlamında davacıya bir hak kazandırmayacağı ortadadır.

Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, davanın zaman aşımı nedeniyle reddi yerine, davalının zaman aşımı define değer verilmeme nedeni açıklanmadan yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır…"

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili müvekkilinin davalı işyerinde çalışmakta iken 15.02.2002 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve %22.20 oranında malul kaldığını, bu zararının giderilebilmesi için İzmir 4. İş Mahkemesi’nin 2010/38 E., 2013/91 K. sayılı kararında müvekkili lehine taleple bağlı kalınarak 1.000,00-TL maddi tazminata hükmedildiği, söz konusu dosyada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, bu nedenle davalı işverenden tahsil edilmeyen bakiye 131.303.27-TL alacağının tahsili için ek dava açmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek 131.303.27-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili meydana gelen iş kazasının tarihinin 15.02.2002 olduğu ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığını, bu itibarla zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davacıda bulunduğunu, maluliyetin kaza sonucunda meydana geldiğine dair hiçbir delil bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece İzmir 4. İş Mahkemesinin 2010/38 E., 2013/91 K. sayılı dosyasında davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tuttuğu, kesinleşmiş karara dayanak olan 22.02.2013 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ve davacının karşılanmamış kazanç kaybının 131.303.27-TL olduğu dikkate alındığında davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 131.303,27-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Mahkemece verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece Özel Dairenin bozma kararında belirtilen zamanaşımı define değer verilmeme nedeninin açıklanmaması yönündeki kısmına uyulmasına, ancak Özel Dairenin bozma kararında söz edilen 26.04.2002 tarihli raporda sadece sol radius başı kırığından söz edildiği, oysa davacıda omurga kırığının da bulunmasına rağmen söz konusu raporda belirtilmediği ve bu durumun İzmir Eğitim Araştırma Hastanesi’nin 28.03.2007 tarihli raporunda ortaya çıkması nedeniyle zamanaşımının dolmadığı ve davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki kısmına direnilmesine karar verilmiştir.

Direnme kararını davalı ... vekili temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; iş kazası nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunan davacı vekilinin 26.08.2013 tarihinde açtığı (ek maddi tazminat) davadaki maddi tazminat talepleri yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır.

Bilindiği üzere, bazı hallerde, gerek zararı doğuran eylem veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir.

Böyle durumlarda zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır.

Bu bağlamda herhangi bir eylemden doğan zararın tümü bir birlik teşkil eder, birbiriyle ilgisi olmayan bağımsız zararların bir toplamı olarak görünmez, dolayısıyla zararın kapsamı ve tutarının belli olmaması zamanaşımının başlamasına engel oluşturmaz. Başka bir ifadeyle, zararın öğrenilmesi onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır.

Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir.

Buna karşılık, ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık, “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.

Önemle belirtilmelidir ki, burada sözü edilen “gelişen durum” kavramı uygulamada çoğu kez yanlış anlaşıldığı şekilde, doğan zararın kapsamının zarar görence tam olarak öğrenilmesinin herhangi bir nedenle geciktiği (Örneğin, buna ilişkin bilirkişi raporunun geç alındığı) durumlara ilişkin olan, böylesi bir durumu ifade eden bir kavram değildir. Başka bir anlatımla, gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder (Hukuk Genel Kurulu'nun 06.11.2002 gün ve 2002/4-882 E., 2002/874 K. sayılı kararı).

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde davacının 15.02.2002 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle %22.2 oranında malul kaldığı, davacının 1.000,00-TL maddi tazminat talep ettiği İzmir 4. İş Mahkemesi’nin 2010/38 E., 2013/91 K. sayılı dosyanın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, ek dava mahiyetinde açtığı davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğinin belirtildiği, Özel Daire’nin bozma kararında söz edilen 26.04.2002 tarihli raporda iş kazası nedeniyle davacıda sadece sol radius başı kırığının oluştuğunun açıklandığı,

ancak İzmir Eğitim Araştırma Hastanesi’nin 28.03.2007 tarihli raporu, Ege Üniversitesi’nin 15.02.2008 tarihli raporu ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 05.12.2008 tarihli sürekli iş göremezlik kararı değerlendirildiğinde davacıda 15.02.2002 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle omurga kırığının oluştuğu ve bu durumun 28.03.2007 tarihine kadar tespit edilemediği, bu nedenle davacının talep ettiği tazminat yönünden zamanaşımın dava tarihi olan 26.08.2013 tarihinde dolmadığı anlaşılmaktadır.

Buna göre açıklanan ilkeler ve somut olaya ilişkin dosyaya yansıyan delillere göre davacının talep ettiği maddi tazminat yönünden zamanaşımına uğramadığına ilişkin olarak yerel mahkemece verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir. Ne var ki; direnme kararındaki miktarın Özel Dairece denetlenmediği anlaşıldığından miktarın denetlenebilmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

SONU Ç

SONUÇ / HÜKÜM

Yukarıda gösterilen nedenlerle direnme uygun olup davalı ... vekilinin miktara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 21. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07.06.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/2265, K. 2017/1081, 7 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  4. Sonu Ç
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2016/2265
Karar No
2017/1081
Tarih
7 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2016/2266 K.2017/7259
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2016/2266 K.2017/2414
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2016/2267 K.2017/7256
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2016/2267 K.2017/2391
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2016/2267 K.2017/4927
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2016/2269 K.2017/4576

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.