İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2016/2349 K.2018/555

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesince;

Esas2016/2349Karar2018/555Tarih28 Mart 2018Okuma13 dk · 2.568 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2016/2349 E., 2018/555 K.

Karar tarihi
28 Mart 2018
Mahkemesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Makemesi Sıfatıyla
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.568 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesince;

“...İDDİA

Davacı, icra hakimlerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin HMK'nun 46. ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, dava dilekçesinde özetle.

İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2010/3220 sayılı dosyasında yapılan icra takibinin kesinleşmesine müteakip borçluya ait taşınmazlara haciz konulduğunu, hacizli taşınmazların Van 2. İcra Müdürlüğü'nün 2010/245 talimat sayılı dosyası ile satışa çıkarıldığını, 127 pafta 1730 ada 10 parselde kayıtlı taşınmazın, 28.09.2012 tarihli ikinci satışta davacı tarafından satın alındığını ve ihalenin kesinleşmesi üzerine 10.10.2012 tarihinde, tapuda davacı adına tescil edildiğini, tahliye için gerekli işlemlere başlandıktan sonra,

borçlulardan ... vekilinin tahliye sırasında takipten haberdar olduğunu, ihalenin usulüne uygun yapılmadığını, fesat karıştığını belirterek ihalenin feshi davası açtığını, taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu, bu dönemde mahkeme hakiminin ... olduğunu, ilk duruşmada davalı vekilinin mazereti nedeniyle duruşmanın ertelendiğini, ikinci duruşmada ise aynı hakim tarafından dosyanın incelemeye alındığını, daha sonra sırasıyla hakim ..., ..., ... ve Turgay Sekmen'in çeşitli nedenlerle duruşmayı ertelediklerini ve 23.10.2013 tarihinde davanın kabulüne karar verildiğini, ancak,

kararın Yargıtay 12. HD.'nin 2014/3583-6014 sayılı kararı ile bozulduğunu, mahkemece bozma kararına uyularak 21.05.2014 tarihinde davanın reddine karar verildiğini, icra mahkemesinde görülen davaların ivedi işlerden olup, basit yargılamaya tâbi bulunmasına rağmen, keyfi olarak duruşmalar ertelenerek davanın sürüncemede bırakıldığını, bu haliyle HMK'nun 46/1. maddesindeki hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması nedeniyle hakimin hukuki sorumluluğundan kaynaklı tazminat davası açılması zorunluluğunun ortaya çıktığını, bu süreç nedeniyle, davacının, manevi olarak da yıprandığını, bu nedenlerle 2.500 TL maddi,

10000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, HMK'nun 46. maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığını, kararın, delillerin değerlendirilerek, soyut kanun hükümlerinin somut olaya uygulanması sonucu, hak ve nesafet kuralları gözetilerek vicdani kanaat doğrultusunda verildiğini, belirtilen nedenlerle davanın reddini ve disiplin para cezasına hükmedilmesini istemiştir.

İHBAR OLUNAN HAKİM ... SAVUNMASINDA

Davada herhangi bir ihmal ya da kusur bulunmadığını, deprem sonrası fiziki olarak çok zor şartlarda çalıştıklarını, zaman zaman terör nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını, mevcut şartlar içerisinde yargılama faaliyetlerini devam ettirdiklerini, dava konusu ihalenin feshi dosyasında taraf vekillerinin sürekli mazeret dilekçesi verdiğini, herhangi bir ihmal veya kusurunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İHBAR OLUNAN HAKİM ... SAVUNMASINDA; Geçici yetkiyle duruşmaya çıktığını, herhangi bir kasıt veya ağır ihmalinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiş, vekili Av. ... vekaletname sunmuştur.

İhbar olunan hakimler ... ve ...'na, dava dilekçesi ile birlikte duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ olunmuş, ancak; adı geçenler bir cevap dilekçesi sunmadıkları gibi, duruşmaya da katılmamışlardır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME

Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca hakimin kararından dolayı Hazine aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.

1086 sayılı Kanun'u, ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldıran, 12.01.2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 01 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ve anılan Kanun'da; “Hâkimin Hukuki Sorumluluğu” başlığı altında yapılan düzenlemeyle (46 - 49. maddelerinde); sorumluluk sebepleri, yargılamada görevli merci, dava dilekçesine dair özel yöntem ve davanın reddi halinde verilecek cezaya dair özel hükümler getirilmiş, kısaca hâkimlerin hukukî sorumluluğuna ilişkin yeni bir sistem hayata geçirilmiştir. Buna göre, hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim aleyhine tazminat davası açılamayacağı kuralı benimsenmiştir.

GÖREV

Görevli yargı merciine ilişkin olarak HMK’nun 47. maddesinde; “Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde;…açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddeye göre, karar temyiz edilse idi, temyiz incelemesi Yargıtay’ın hangi Hukuk Dairesinde yapılacak idiyse, dava o Hukuk Dairesinde açılacaktır. İcra Hukuk Mahkemesi Hâkimlerinin, ilâma dayanmayan takiplerden kaynaklanan şikayete ilişkin kararlarından dolayı tazminat davası açılmış olup, bu konuda temyiz mercii Dairemiz olduğundan, ilk derece mahkemesi sıfatıyla davaya bakmaya da Dairemiz görevli bulunmaktadır.

SÜRE

Dava yasal süre içerisinde açılmıştır.

İHBAR

6100 sayılı Kanunun 48. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “Mahkeme, açılan tazminat davasını, ilgili hâkime resen ihbar eder” emredici hükmü gereği, dava, kararları veren Hakim ..., Hakim ..., Hakim ... ve Hakim ...'na resen ihbar edilmiştir.

HARÇ VE GİDER AVANSI

HMK’nun 120. maddesinin 1. fıkrasında; “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır” hükmüne yer verilmiş olup, davacı HMK’nun 120. maddesi gereğince dava açarken yatırması gereken harç ve gider avansını yatırmıştır.

ÖN İNCELEME

Dava dilekçesi ve ekleri ihbar olunanlar ile davalıya tebliğ edilmiş, davalı vekilinin ve ihbar olunanın cevap dilekçesi davacı vekiline, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi de davalı vekiline tebliğ edilmiş, HMK’nun 137 ve devamı maddeleri uyarınca ön inceleme aşaması tamamlanmıştır. Taraflar, sulh olma durumunun söz konusu olmadığını beyan ettiklerinden ve tarafların sulh olmayacakları anlaşıldığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 41. maddesinin 2. fıkrası gereği tahkikata geçilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46/1. maddesinde; Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği vurgulandıktan sonra, dava sebepleri;

Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması, duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması, duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması, hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması şeklinde tahdidi olarak gösterilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.07.2011 gün ve 2011/4 Esas 2011/4 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Hâkimlerin görevlerini yaparken yargısal faaliyetleri sebebiyle, kasıtla veya ağır ihmalle kanuna açıkça aykırı karar vermiş olmaları durumunda, vermiş oldukları zararlar için HMK'nun 46. maddesinde sayılan hallerde haklarında tazminat davası açılabilecektir. Açıklanan hükümler, Hâkimin vicdani kanaatindeki bağımsızlığını, yargı erkinin herhangi bir etki altında kalmamasını ve adalete güven duygusunun sarsılmamasını temin amacıyla Yasa’ya konulmuştur.

HMK’nun 46 ve mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 573 ve devamı maddelerine göre, hâkimin, bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptığı işlem, yürüttüğü faaliyet ve kararları nedeniyle ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilecek olup; kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa, hâkim aleyhine tazminat davası açılamayacağı her türlü kuşku ve duraksamadan uzaktır.

T.C. Anayasasının 138/1-2. maddesi gereğince. “Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” Hâkimlerin Anayasa güvencesi altına alınan bağımsızlığı, ilke olarak yargı fonksiyonunun ifa edilmesi dolayısıyladır.

Yargı yetkisinin özellikleri, hâkimlerin kişisel sorumluluğunda, özel bir sorumluluk düzeninin uygulanmasını zorunlu kılmıştır. Zira yargı görevinin bağımsızlık ve tarafsızlık içinde aksatılmadan yerine getirilmesi esastır. Gerçekten, hâkimlerin diğer devlet memurlarının tâbi bulundukları sorumluluk esaslarına bağlanmaları, yaptıkları her işlemin, aleyhlerine bir tazminat davasına yol açabileceğini düşünmelerine ve bunun sonucu olarak tereddüt içinde kalmalarına yol açabilir.

Tabiidir ki; adaletin gerçekleşmesi, hâkim hakkında sorumsuzluk müessesesinin kabulünü gerektirmez. Ancak, hâkimin hukuki sorumluluk halleri benimsenirken, yargısal faaliyetten ibaret olan esas görevinin aksatılmamasına büyük özen gösterilmesi zorunludur. Gelişigüzel bir sorumluluk sisteminin benimsenmesi, hâkimin bağımsızlığını ve tarafsızlığını tehlikeye düşürebilir.

Hâkimlerin verdikleri kararlarından dolayı ilke olarak sorumlu tutulmayacakları esas olmakla beraber, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, hâkimin bağımsızlığı kadar tarafsızlığını da güvence altına almak amacıyla, onun hukuki sorumluluğunu sınırlı olarak kabul etmiş ve aynı zamanda sorumluluğun tespitini özel bir usule tâbi tutmuştur.

Hâkimin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesi için; HMK’nun 46. maddesinde tahdidi olarak yazılı bulunan sebeplerin bir ya da bir kaçının gerçekleşmesi, Hâkimin görevini yaparken davacıya karşı düşmanlığı veya karşı tarafla dostluğu nedeniyle, davacı aleyhine, kasıtla veya ağır ihmalle kanuna açıkça aykırı karar vermiş olması, kasten adalete ve yasalara aykırı karar verdiğinin, tevil ve tefsire ihtiyaç göstermeyecek derecede açık ve kesin olması, davacının karardan dolayı zarar görmesi ve hâkimin davranışı ile zarar arasında illiyet bağının olması ve bu hususların davacı tarafından kanıtlanması gerekir.

Somut olayın incelenmesinde.

Van 2. İcra Müdürlüğü'nün 2010/245 talimat sayılı dosyasıyla satışa çıkarılan Van Merkez Kaleardı Mah. 127 pafta 1730 ada 10 parselde kayıtlı taşınmazın, 28.09.2012 tarihinde yapılan ikinci arttırmada davacı tarafından satın alındığı, ihalenin kesinleşmesi üzerine tapu sicil müdürlüğünde adına tescil edildiği, bilahare 12.10.2012 tarihinde tahliye için adrese gidilmesi üzerine, borçlulardan ... vekili, takipten ve satıştan haberdar olmadıkları iddiasıyla 16.10.2012 tarihinde ihalenin feshi istemiyle icra hukuk mahkemesine başvurmuştur.

Müstemir yetkili icra hukuk mahkemesi Hâkimi ... tarafından 17.10.2012 tarihli tensibin yapıldığı, 08.01.2013 tarihinde ön inceleme tutanağı düzenlenerek 26.02.2013 tarihine duruşma gününün verildiği, bu duruşmada LBT Varlık vekilinin mazereti nedeniyle duruşmanın 20.03.2013 tarihine ertelendiği ve dosyanın karar için incelemeye alındığı, daha sonra yapılan 29.03.2013 ve 24.04.2013 tarihli duruşmalarda taraf vekillerinin mazereti nedeniyle duruşmaların ertelendiği, 25.06.2013 tarihli duruşmaya yetkili Hakim ...'nun, 16.07.2013 tarihli duruşmaya da yetkili Hakim ...'nun çıktığı ve dosyanın hakim değişikliği nedeniyle incelemeye alındığı,

08.09.2013 tarihinde Hakim ... tarafından yapılan duruşmada ise, davalı, yani işbu davanın davacısı ... vekilinin mazereti nedeniyle duruşmanın ertelendiği, 23.10.2013 tarihli duruşmada Hakim Turgay Sekmen tarafından davanın kabulüne karar verildiği, bilahare kararın Dairemizce bozulması üzerine aynı hakim tarafından bozmaya uyularak 21.05.2014 tarihinde davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.

Anılan bu yasal düzenleme ve mevcut olgular karşısında; ihbar olunan hâkimlerin kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı, sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı, farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm vermiş olduğunu, duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak,

duruşma tutanakları ile hüküm veya kararları değiştirmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözü hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi göstermiş ve buna dayanılarak hüküm vermiş olduğunu, hakkın yerine getirilmesinden kaçınmış olduğunu, kasıtlı hareketle veya ağır ihmal sonucu, yasaya ve adalete aykırı karar verdiğini veya memuriyet görevini savsadığını kabule yeterli delil bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Hâkimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile bunların gerçekleştirilmesine yönelik teminatlar, hâkimlerin keyfî davranabilecekleri, istedikleri şekilde karar verebilecekleri ve bu kararlardan da sorumlu olmayacakları anlamına gelmemekle birlikte, somut olayda, yukarıda detaylıca açıklandığı üzere HMK’nun 46. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisinin mevcut olmadığı; açılan ihalenin feshi davasında, makul sürelerde ön inceleme safhası tamamlanarak duruşma günü verildiği, müstemir yetkili Hakim ... tarafından icra edilen dört duruşmanın üçünde taraf vekillerinin mazeret dilekçesi sunduğu,

davacı ... vekilinin de bu süreçte iki kez mazeret dilekçesi verdiği, daha sonra icra edilen duruşmalara geçici yetkiyle çıkıldığı ve nihayet Hakim Turgay Sekmen tarafından davanın sonuçlandırıldığı, ancak; kararın bozulması üzerine bozmaya uyulduğu ve istemin reddedilerek kararın kesinleştiği, ihbar olunan hakimlerin, yasada belirtilen şekilde davayı sürüncemede bırakma yönünde kasıtlı bir davranış veya hareketlerinin bulunmadığı sonuç ve vicdani kanaatına varıldığından, işbu davanın esastan reddine ve ...nun 49. maddesi hükmü uyarınca, davacının takdiren 700,00 TL disiplin para cezası ile mahkûmiyetine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre;

1-HMK'nun 46.maddesi uyarınca açılan davanın REDDİNE,

2-HMK’nun 49. maddesi uyarınca davacının takdiren 700,00 TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına,

3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,90 TL başvurma harcı yerine 42,60 TL alınmış olduğundan, eksik kalan 2,30 TL başvurma harcı ile 60,80 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 213,50 TL harçtan düşülerek, arta kalan 150,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

5-HMK’nun 333. maddesi gereği, hükmün kesinleşmesinden sonra, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısım kalması halinde davacıya iadesine,

6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı yararına hesaplanan 3.500,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine...”

dair oy birliğiyle verilen 03.06.2016 gün ve 2015/3 E., 2016/2 K. sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Davacı tarafın temyiz isteminin süresinde olduğunun anlaşılmasından ve dosyadaki tüm belgelerin okunmasından sonra gereği düşünüldü: Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili İstanbul 10. İcra Dairesinin 2010/3220 sayılı dosyasında yapılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine borçlu ...’a ait iki adet taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, satış talebi üzerine Van 2. İcra Dairesinin 2010/245 talimat sayılı dosyasında satış işlemlerinin yapıldığını, 28.09.2012 tarihli ikinci satış gününde 1730 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tek katılımcı olan müvekkiline 165.000,00 TL bedel ile ihale edildiğini, taşınmazın müvekkili adına 10.10.2012 tarihinde tapuda tescil edildiğini,

satış işlemlerinin tamamlanmasının ardından esas icra dosyası olan İstanbul 10. İcra Dairesinin 2010/3220 sayılı dosyasına 11.10.2012 tarihinde tüm masraflar düşüldükten sonra kalan 144.306,58 TL bedelin gönderildiğini, tahliye için gerekli işlemlere başlandıktan sonra, borçlulardan ...’un “ne ödeme emrini ne kıymet takdiri raporunu ne de taşınmaz satış ilanını tebliğ aldığı, tüm bu aşamalardan taşınmazın bulunduğu adrese tahliye için gidildiği sırada haberdar olduğu,

ihalenin usulüne uygun yapılmadığı ve fesat karıştırıldığı” iddiaları ile 16.10.2012 tarihinde Van İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2012/217 E. sayılı dosyası üzerinden ihalenin feshi davası açtığını ve ihale konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiğini, davacının talebi doğrultusunda Hâkim ... tarafından dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini ve taşınmaz üzerine tedbir kaydının işlenmesi için 12.12.2012 tarihinde Van Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazıldığını,

yargılama sırasında bir an önce karar verilmesini talep etmelerine rağmen ihbar olunan hâkimler tarafından taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulü ve dosyanın incelemeye alınması gibi sebeplerle duruşmaların gereksiz yere ertelendiğini, 23.10.2013 tarihinde davanın kabulü ile ihalenin feshine karar verildiğini, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince bozulduğunu, mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştirilerek Tapu Müdürlüğüne yazılan 15.07.2014 tarihli müzekkere ile taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırıldığını,

İcra ve İflas Kanunu’nun 18. maddesine göre ivedi işlerden olup, basit yargılama usulüne tabi olan davada zorunlu olmadığı hâlde duruşma yapılmasına karar verildiğini, duruşmalar keyfi olarak ertelenerek davanın sürüncemede bırakıldığını, ayrıca kanuna alenen aykırı olarak defalarca 30 günden fazla ara verildiğini, bu durumda HMK’nın 46. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi hükmüne göre hakkın yerine getirilmesinden kaçınmış olmaları nedeniyle sorumlu olduklarını,

taşınmazın müvekkiline teslim edilmemesi ve üzerine konulan tedbir nedeniyle taşınmaz üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamadığından maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, HMK’nın 46. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 2.500,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili davanın süresinde açılmadığını, iddia edilen zararın dayanağı bulunmadığını, HMK’nın 46. maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığını, ayrıca HMK’nın 48. maddesine göre dayanılan sorumluluk nedenlerini ispata yarayacak yeterli delil sunulmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İhbar olunan Hâkim ... beyan dilekçesinde 03.09.2013 tarihli duruşmaya geçici yetkilendirme ile çıktığını, tarafların mazeret dilekçesi vermesi ve duruşma günlerinin dolu olması nedeniyle 23.10.2013 tarihine ertelediğini, bu durumda herhangi bir kasıt ve ağır ihmal bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararının taşınmazın üçüncü kişilere devrini engelleyici mahiyette olup, davacının taşınmazı üçüncü kişilere kiralanmasını engellemediğini, HMK'nın 46. maddesindeki koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İhbar olunan Hâkim ... beyan dilekçesinde herhangi bir ihmal ya da kusurunun olmadığını, taraf vekillerinin mazeret dilekçeleri vermeleri nedeniyle duruşmaların ertelendiğini, bu sırada müstemir yetkisinin değişmesi nedeniyle başka bir hâkim tarafından karar verildiğini, deprem sonrası fiziki imkânsızlıklar ve terör olayları nedeniyle çok zor şartlarda yargılama faaliyetlerini devam ettirdiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İhbar olunan Hâkimler ... ve ... yargılamaya katılmamışlar ve herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, tebliğ tarihinden itibaren on beş günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.03.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/2349, K. 2018/555, 28 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. “...iddia
  4. Savunma
  5. İhbar Olunan Hakim ... Savunmasında
  6. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Hukuki Nitelendirme
  7. Görev
  8. Süre
  9. İhbar
  10. Harç Ve Gider Avansı
  11. Ön İnceleme
  12. Hüküm
  13. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2016/2349
Karar No
2018/555
Tarih
28 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/2349 K.2018/2555
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2016/2349 K.2018/2451
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/2352 K.2018/2336
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2016/2356 K.2018/2372
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2016/2358 K.2018/2449
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2016/2359 K.2018/2368

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.