İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1716 K.2021/915

1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan…

Esas2017/1716Karar2021/915Tarih6 Temmuz 2021Okuma12 dk · 2.300 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/1716 E., 2021/915 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
6 Temmuz 2021
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.300 kelime·12 dk okuma·3 bölüm

1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan biçerdöverin müvekkilinin desteğinin ölümüne neden olduğunu, kazada desteğin kusurunun bulunmadığını, davalı ... şirketine yapılan ödeme talebinin reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000TL destekten yoksun kalma tazminatının 15.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 55.524,93TL’ye yükseltmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın karayolunda değil ... makinesinin tarlada çalışması esnasında meydana geldiğini, davacının talebinin poliçe teminatı kapsamına girmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkeme Kararı:

6. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.11.2012 tarihli ve 2011/635 E., 2012/476 K. sayılı kararı ile; desteğin tarlada çalışan biçerdöver arkasında giderken manevra yapan biçerdöverin altında kaldığı, bir zararın trafik sigortası kapsamına girebilmesi için o zararın motorlu araç ile karayolunda meydana getirilmiş olmasının gerektiği, meydana gelen kazanın yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince karayolunda meydana gelmediğinden zararın teminat kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.01.2014 tarihli ve 2013/2718 E., 2014/781 K. sayılı kararı ile;

“…Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup, davalı ... kazaya neden olan traktörün (biçer döver makinesi) zorunlu malî mesuliyet sigortacısıdır. Davalı vekili yargılama konusu kazanın karayolunda gerçekleşmediğini, bu nedenle oluşan zararın sigorta teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Kural olarak, kaza sonucu oluşan zararın sigorta teminatı kapsamında olması için, kazanın karayolunda olması gerekmektedir.

Karayolu dışında olan bir kaza nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85’inci maddesi hükmüne göre işleten sorumlu olmayacağı gibi aracın trafik zorunlu malî mesuliyet sigortacısı da sorumlu tutulamayacaktır. Somut olayda zararı doğuran kazanın meydana geldiği yer ile ilgili kesin bir belirleme yapılmamış, dosya kapsamındaki belgelerde kaza yerinin tarla olarak geçtiği görülmüştür. Davacı ise tarlalar arasında geçişi sağlayan bir yol olduğunu ileri sürmektedir.

Karayolu tanımı 2918 sayılı yasanın 2. 3 maddelerinde yapılmıştır. O halde, mahkemece kaza yerinin 2918 sayılı yasada sayılan, karayolu ya da bağlantı yolu olup olmadığının belirlenmesi için, keşif de yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.10.2014 tarihli ve 2014/507 E., 2014/661 K. sayılı kararı ile; bir zararın trafik sigortası kapsamına girebilmesi için o zararın motorlu araç ile karayolunda meydana getirilmiş olması gerektiği, davacı vekili tarafından tarlalar arasında geçişi sağlayan bir yol olduğu ileri sürülmüş ise de, kaza sonrası yapılan hazırlık tahkikatında kazanın biçerdöverin çalışması esnasında tarla içerisinde meydana geldiği tespit olunduğundan tekrar araştırma yapılmasına gerek olmadığı, meydana gelen kazanın belirtilen Kanun maddeleri gereğince karayolunda meydana gelmediğinden zararın teminat kapsamında olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda zararı doğuran kazanın meydana geldiği yer ile ilgili kesin bir belirleme yapılıp yapılmadığı, buradan varılacak sonuca göre kaza yerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 2 ve 3. maddeleri gereğince karayolu ya da bağlantı yolu olup olmadığının belirlenmesi için keşif yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. Karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek amacıyla kabul edilen KTK’nın kapsamını belirleyen 2. maddesinde aynen;

“Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.

Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;

a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,

b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,

Bu Kanun hükümleri uygulanır” şeklinde düzenleme yer almaktadır.

13. Görüldüğü gibi, KTK’nın 2. maddesinde bu Kanun’un, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği hâlde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.

Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu hâliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.

14. Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlar başlıklı 3. maddesinde kullanılan terimlerden karayolu; “Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar”; bağlantı yolu; “Bir kavşak yakınında karayolu taşıt yollarının birbirine bağlanmasını sağlayan, kavşak alanı dışında kalan ve bir yönlü trafiğe ayrılmış olan karayolu kısmı” araç; “Karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz ve özel amaçlı taşıtlar ile ... makineleri ve lastik tekerlekli traktörlerin genel adı” ; trafik kazası; “ Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olay” olarak tanımlanmıştır.

15. Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur. Karayolu gibi sayılan yerler sınırlı bir biçimde sayılmamıştır. Karayolu gibi sayılan yer kavramının dar değil, geniş yorumlanması gerekmektedir.

16. İşletenin, KTK'nın 85. maddesinde düzenlenen sorumluluğunun karşılanması sağlamak üzere 91. maddesinde malî sorumluluk sigortası yaptırılması öngörülmüş, 86. madde ile de işletenin sorumluluktan kurtulması veya azaltılması hâli düzenlenmiş olup sorumluluğun kaldırılması şartlarının bulunmadığı durumda kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hâkimin, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebileceği belirtilmiş; zarar verenlerin birden fazla olması hâli ise 88. madde ile hüküm altına alınmıştır.

Zorunlu malî sorumluluk sigortasında sigortacı, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararlardan dolayı sorumluluğu üstlenmiştir. KTK’nın “Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 90. maddesine göre zorunlu malî sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar KTK’da öngörülen usul ve esaslara tabîdir. Karayolu dışında olan bir kaza nedeniyle KTK’nın 85 maddesi hükmüne göre işleten sorumlu olmayacağı gibi aracın trafik zorunlu malî mesuliyet sigortacısı da sorumlu tutulamayacaktır.

Bu durumda işletenin sorumluluğuna Borçlar Kanunu’nda düzenlenen hükümlere göre başvurulabilecektir.

17. Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan bir alanda meydana gelmesi hâlinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilecek ve diğer şartlar bulunduğu takdirde işletenin ( ve onun eyleminden sorumlu olduğu kişilerin) dolayısıyla zorunlu malî mesuliyet sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebilecektir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2011 tarihli ve 2011/17-499 E., 2011/557 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

18. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça, tarlalar arasında geçişi sağlayan bir yol olduğunu, kazanın bir tarladan diğer tarlaya geçişte köy yollarında meydana geldiği ileri sürülmüştür.

Mahkemece, zararı doğuran kazanın meydana geldiği yer ile ilgili kesin bir belirleme yapılmamış, yalnızca dosya kapsamında bulunan basit krokiye dayanılarak kazanın karayolu olarak nitelendirilemeyen yerde gerçekleştiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa KTK’nın 2 ve 3. maddeleri gereği tanımı yapılan ve karayolu ya da karayolu sayılan yerde meydana gelen kaza nedeniyle oluşan zarar zorunlu trafik sigortası teminatı kapsamında kalacaktır.

Bu nedenle de öncelikle kaza yerinin anılan maddeler de gözetilerek net olarak belirlenmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemeyeceğinden, mahkemece kaza yerinin KTK’nın 2 ve 3. maddelerinde sayılan, karayolu ya da bağlantı yolu olup olmadığının belirlenmesi için keşif de yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir.

19. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında.

KTK’nın 2 ve 3. maddelerinde tanımlanan karayolu ve karayolu gibi sayılan yerlerin geniş yorumlanması gerektiği konusunda hem fikir olunduğuna göre; dosya kapsamında bulunan basit krokiden kazanın karayolu sayılan yerde olduğunun (dolayısıyla zararın teminat kapsamı içinde kaldığının) açıkça anlaşılır olduğu, krokinin özellikle olay yeri görgü ve tespit tutanağı, otopsi raporu, soruşturma dosyasındaki tanık beyanları ve diğer belgeler ile de net olarak örtüştüğünden mahkemece ayrıca keşif yapılmasına gerek olmadığı,

karayolu sayılan yerde meydana gelen kazanın teminat kapsamı içinde kaldığı kabul edilerek gerçek zarar miktarı konusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi amacıyla direnme kararının bu farklı değişik gerekçe ile bozulmasının gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

20. Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile direnme kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.07.2021 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi

Davacı vekili, davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan biçerdöverin müvekkilinin desteğinin ölümüne neden olduğunu ileri sürerek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş; davalı vekilince, kazanın meydana geldiği yerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda (KTK) tanımı yapılan ve karayolu sayılan yerlerden olmadığından zararın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığı savunulmuştur.

Mahkemece kazanın karayolunda gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine dair verilen kararın Özel Dairece; kazanın meydana geldiği yerin karayolu ya da bağlantı yolu olup olmadığının belirlenebilmesi için keşif yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, hazırlık tahkikatından kazanın karayolunda gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, ayrıca keşif yapılmasına gerek olmadığı belirtilerek direnme kararı verilmiştir.

Somut olay bakımından zararı doğuran kazanın meydana geldiği yer ile ilgili kesin bir belirleme yapılıp yapılmadığı, buradan varılacak sonuca göre kaza yerinin karayolu ya da bağlantı yolu olup olmadığının belirlenmesi için keşif yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanan uyuşmazlığın çözümü için öncelikle KTK’nın 2 ve 3. maddelerinin incelenmesi gerekmektedir.

Karayolu “Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar”dır (KTK, m. 3). Karayolu kavramı Kanun’da geniş tutulmuştur. Kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu kabul edilmiştir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli değildir. Önemli olan fiilen bu amaçla kullanılmasıdır. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 2. maddesinde bu Kanun’un karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra devamında; “…Ancak aksine bir hüküm yoksa; a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,

Bu Kanun hükümleri uygulanır” açıklamasıyla, karayolu tanımına girmediği hâlde genel trafiğin kullanımına açık olan yerlerin “karayolu gibi” kabul edileceği, bu durumlarda da KTK’nın uygulanacağı vurgulanmıştır.

Eş söyleyiş ile karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu hâliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.

Karayolu gibi sayılan yerler sınırlı bir biçimde sayılmadığından, kavramın geniş yorumlanması gerekmektedir.

O hâlde, KTK’nın uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan bir alanda meydana gelmesi hâlinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilecektir. Sayın çoğunluk ile bu konuda aramızda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık somut olayda keşif yapılmasına gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinin 4. fıkrasında; davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevi olarak kabul edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi uyarınca da yargılamanın makul emek harcanarak ve masraf yapılarak, makul sürede tamamlanması amaçlanmıştır. Usul ekonomisi bakımından belirtilen “çabukluk” unsurunun amacı adaletin, hakkın bir an önce yerinin bulunmasının sağlanmasıdır. Davanın çabuk bir şekilde görülmesinde tarafların olduğu kadar toplumun da yararı vardır. Bu nedenle hâkim, davayı mümkün olduğu kadar çabuk, düzenli ve ekonomik bir şekilde sonuçlandırmakla yükümlüdür.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamında bulunan basit krokiden kazanın bağlantı yolu bulunan alanda, tarlalar arasında geçiş esnasında meydana geldiğinin açıkça anlaşılabildiği, olay yeri görgü ve tespit tutanağına göre de desteğin olay yerine gelen otomobil ile hastaneye götürüldüğü, her iki tutanağın birbiriyle uyumlu olduğu,

otopsi raporunda kimlik tanığı ...’ün biçerdöverin bir başka tarlayı biçmek üzere hareket hâlinde iken kazanın meydana geldiğini beyan ettiği, soruşturma sırasında ifadelerine başvurulan diğer tanıkların da aynı yönde beyanda bulundukları, bu tespitin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede de yer aldığı gözetildiğinde, kaza yerinin karayolu sayılan yerlerden olduğu ve zararın teminat kapsamı içinde kaldığının kabulü gerekmektedir.

Mahkemece sadece ödenmesi gereken gerçek zarar miktarı hesaplanmalıdır. Basit kroki, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, otopsi raporu, soruşturma dosyasındaki tanık beyanları ve birbiriyle uyumlu olan diğer belgelerden kazanın karayolu sayılan yerde meydana geldiği açıkça anlaşılabildiğine göre mahkemece ayrıca keşif yapılmasına gerek yoktur. Aksinin kabulü usul ekonomi ilkesine aykırı olup, bu durum yargılamanın gereksiz yere uzamasına neden olacaktır.

Bu durumda; karayolu sayılan yerde meydana gelen kazanın teminat kapsamı içinde kaldığı kabul edilerek gerçek zarar miktarı konusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, direnme kararının bu farklı değişik gerekçe ile bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun kaza yerinin net olarak belirlenmesi amacıyla bir de keşif yapılmasının gerektiği yönündeki düşüncesine katılamıyoruz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1716, K. 2021/915, 6 Temmuz 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Yargılama Süreci
  4. II. Uyuşmazlık
  5. III. Gerekçe
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/1716
Karar No
2021/915
Tarih
6 Temmuz 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1717 K.2021/928
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/1720 K.2021/892
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2017/1768 K.2021/19092
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2017/1803 K.2021/19428
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2017/1861 K.2021/5880
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2017/1900 K.2021/11017

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.