İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/2583 K.2018/776

Taraflar arasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 04.03.2014 gün ve 2013/564 E., 2014/174 K. sayılı karar, davacı Devlet Su İşleri…

Esas2017/2583Karar2018/776Tarih11 Nisan 2018Okuma10 dk · 1.923 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/2583 E., 2018/776 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Nisan 2018
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.923 kelime·10 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 04.03.2014 gün ve 2013/564 E., 2014/174 K. sayılı karar, davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 25.12.2014 gün ve 2014/23390 E., 2014/31767 K. sayılı kararı ile;

(…Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu nedenle davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;

Dava konusu taşınmazdaki ağaçların 6495 sayılı yasa uyarınca köyde yapılan ilanın askıdan indiği tarihinden önce dikildiklerinden, Kamulaştırma Kanununun 25/2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan fidanların bedellerinin tahsiline karar verilmesi gerekli ise de; ağaçların dosya içerisindeki fotoğraflarına göre dava tarihi itibari ile 2 yaşında olduğundan, bu yaşdaki ağaçlarının dava tarihi itibari ile ve adet olarak maktu bedelleri İl Tarım Müdürlüğünden getirtilip, bilirkişi raporunun denetlenmesi,

İl Tarım Müdürlüğü resmi verisi ile bilirkişi raporu faklı ise İl Tarım Müdürlüğü resmi rakamlarına göre ağaç bedellerinin objektif değer arttırıcı unsur oranı eklenmeden tespit edilip, sonucuna göre ağaç bedeline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDENLER

Davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı idare vekili davalıya ait taşımazın Ilısu Barajı ve HES Baraj Gölü alanında kalması nedeniyle kamulaştırmasına karar verildiğini, kamulaştırılacak taşınmazın değerinin belirlenmesi amacıyla uzlaşma komisyonu kurulduğunu ve mülk sahibinin kamulaştırmaya konu taşınmazı pazarlıkla satmak hususunda iradesini bildirmek ve uzlaşma komisyonu ile pazarlık görüşmeleri yapmak üzere davet edildiğini, ancak mülk sahibinin pazarlık görüşmesine katılmadığını, bu nedenle de kamulaştırma işleminin satın alma usulü ile gerçekleşmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekiline duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılmış olup, davalı vekili duruşmaya gelmemiş, esas hakkında bir beyanda da bulunmamıştır.

Mahkemece 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 25. maddesinde 02.08.2013 tarihinde yapılan değişiklik ile kamu yararı kararının ilanından sonra taşınmaz üzerinde yapılacak sabit tesisler ile dikilecek ağaç değerinin bedel tespiti davasında dikkate alınmayacağının Kanun hükmü hâline geldiği, madde gerekçesine bakıldığında düzenlemenin amacının kamulaştırmanın öğrenilmesinden sonra kamulaştırılacak alanda kalan taşınmaz üzerinde yapı ve sabit tesis yapılmak suretiyle haksız kazanç elde edilmesinin önüne geçmek olduğu,

dava tarihi itibariyle anılan düzenlemenin yapılmamış olduğu iddia edilse dahi haksız kazanımların koruma görmeyeceğinin hukukun bilinen ilkeleri arasında yer aldığının Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi ile Borçlar Kanunu’nun (BK) 77. ve devamı maddelerindeki düzenlemelerden anlaşılacağı, kamulaştırılacak taşınmazla ilgili davacı idare tarafından düzenlenen kıymet takdir raporundaki taşınmaz bilgileri ile yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporundaki taşınmaz bilgilerinin birbirini tutmadığı, keşif sırasında taşınmaz üzerinde kıymet takdir raporunda yer almayan yeni yapıların ve fidanların bulunduğunun gözlemlendiği,

kamulaştırma kararı alınan ve kısa süre sonra terk edileceği bilinen bir alana yeni yapıların inşa edilmesinin ve fidan dikilmesinin olağan bir durum olmadığı ve söz konusu davranışın, taşınmazın kamulaştırma bedeline etkili olması amacıyla yapılan bir inşa faaliyeti olarak kabul edilmesinin gerektiği, yapıların ebadı, köydeki ve hanedeki nüfus sayısı ile yeni yapıların sayı ve alan bakımından uyumsuzluğu, adres kayıt bilgilerine göre taşınmaz maliklerinin büyük kısmının Siirt dışında yaşamaları nedeniyle konut ihtiyaçlarının bulunmaması ve yapıların kısa sürede yapımına başlanıp bitirilmiş olmasının da bu yargıyı desteklediği,

bu yönüyle kıymet taktir raporundan sonra ve keşiften önceki bir zamanda yapıldığı anlaşılan yeni yapıların ve dikilen fidanların değerinin toplam bedele dahil edilmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı ve taşınmaz malikleri lehine haksız bir kazanç oluşturacağı gerekçesiyle yapı ve fidan için belirlenen miktarlar çıkarıldıktan sonra belirlenen bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davacı idare vekilinin ve davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece mülkiyet hakkının Anayasa'nın 35., İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 1 nolu Protokolünün 1. ve TMK'nın 683. maddesinde düzenlendiğini ve sahibine mülkiyet konusunu kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde tasarruf etme gibi en geniş hakları tanıdığı, kamulaştırmanın ise belirli şartlar altında idareye özel mülkiyet konusu taşınmaza bedeli karşılığında el atma imkânı veren idari bir yetki olduğu, yine kamulaştırma işleminin kanuna aykırı olması durumunda kamulaştırmadan etkilenecek kişilerin işlemin iptalini isteme hakkının bulunduğu,

TMK'nın 2. maddesinde hakkın dürüstlükle kullanılması gerektiği ve hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağına dair düzenlemeye yer verildiği, davalının, hakkında kamulaştırma kararı alınan ve kamulaştırma işleminin iptali yönünde herhangi bir dava da açılmadığı için kısa süre sonra el atılacağı kesin olan taşınmaza, idari tespit sırasında bulunmayan nar fidanlarını dikmesinin olağan bir tarım faaliyeti olmadığı, değerinin yüksek olması da dikkate alındığında, bu eylemin taşınmazın kamulaştırma bedelini arttırma amaçlı bir tasarruf niteliğinde bulunduğu,

mahkemenin ilk kararında davalıların dürüstlük kuralına aykırı davranarak haksız kazanç elde etme amacıyla taşınmaz üzerine fidan diktikleri, bu eylemin ise Kanun tarafından korunmayacağı ilkesi gereğince fidan bedelinin kamulaştırma bedeline dahil edilmeden taşınmaz bedelinin tespit edildiği belirtildiği hâlde, Özel Dairece bozma kararında bu gerekçesiyle ilgili bir değerlendirme yapılmadığı,

oysa her hak gibi mülkiyet hakkının da dürüstlükle kullanılması gerektiğine ve hakkın açıkça kötüye kullanılmasının korunmayacağına ilişkin yasal düzenleme uyarınca mahkeme tarafından verilen kararın yerinde olduğu belirtilerek ve usulüne uygun yapılan tebligata rağmen gelmeyen, mazeret dilekçesi de ibraz etmeyen taraf vekillerinin yokluğunda direnme kararı verilmiştir.

Davacı ... vekili dosya içerisine ibraz ettiği 16.09.2015 harç tarihli temyiz dilekçesi ile özetle; yazılı ve sözlü beyanları ile bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, tarımsal üretimde yer alması gereken maliyet unsurlarından değişen masrafların, döner sermaye faizi ve genel idare giderlerin bilirkişilerinin hazırladıkları raporlarda hesaplara dâhil edilmediğini, bilirkişi raporunda münavebeye dâhil edilen ürünlerin üretim masraflarının, gayrisafi üretim değerlerinin % 50’sinin altında kalmamasının gerektiğini, kapitalizasyon faiz oranının düşük alındığını,

kamulaştırılacak taşınmaz için yörede yaygın olan münavebenin dikkate alınmasının gerektiğini, taşınmazın kamulaştırma bedelini etkileyen unsurların hesaplamada iki kez değerlendirildiğini ve yüksek kamulaştırma bedeline hükmedildiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan fidanların bedelinin davalılara ödenmemesi yönündeki gerekçesinin haklı olduğunu, ayrıca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün yargı harçlarından muaf olduğunu belirterek, yerel mahkeme direnme kararının bozulması gerektiğini beyan etmiştir.

Öte yandan davalı vekili ise 14.09.2015 harç tarihli dilekçesi ile özetle; yerel mahkeme direnme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1. Protokolü’nün mülkiyetin korunması başlığını taşıyan 1. maddesinin. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın mülkiyet hakkı başlığının taşıyan 35. maddesinin. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun mülkiyet hakkının içeriği başlığını taşıyan 683. maddesinin.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun hakların sınırlandırılması ve mülkiyetin idareye geçmesi başlığını taşıyan 25. maddesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu dahi yapılamayan bir idari işlemin mülkiyet hakkında sınırlamalar getirmesinin demokratik hukuk devleti ilkesi ile çeliştiğini, Tebligat Kanunu’nun 28. maddesinde ilanen tebligatın koşulunun, adresi meçhul kişiler olarak gösterildiğini, ilanen tebligat gibi istisnai bir düzenlemenin, 2942 sayılı Kanun’un 25. maddesine eklenen fıkradaki cümle ile kural hâline getirmenin, düzenlemeler arasında yeknesaklığı bozacağını,

Kamulaştırma Kanunu’nun 25. maddesinde 02.08.2013 tarihinde yapılan değişiklik ile kamu yararı kararının ilanından sonra taşınmaz üzerinde yapılacak sabit tesisler ile dikilecek ağaç değerinin bedel tespit davasında dikkate alınmayacağının kanun maddesi hâline getirildiğini, kamulaştırma işlemi yapılmadan önce kişinin mülkiyet hakkını ortadan kaldıran bu düzenlemenin dava tarihinden sonra yapıldığını, bu nedenle de davalıyı etkilememesinin gerektiğini, dolayısıyla davalının taşınmazı üzerinde,

Kamulaştırma Kanununda yapılan değişiklikten önce ekilen fidanların değerinin bedel tespitinde dikkate alınmasının gerektiğini gerekçe göstererek mahkeme kararını temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili istemiyle açılan eldeki davada taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların kamulaştırma bedelinin arttırılması amacıyla dikilip dikilmediği ve TMK’nın 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının uygulanmasının gerekip gerekmediği, burada varılacak sonuca göre ağaçların değerinin kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce Özel Daire bozma kararı üzerine yeniden esas defterine kaydedilen dosyada taraflara yeni duruşma gününü bildirir tebligatların gönderildiği ve bu tebligatların usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, buna karşın tarafların duruşmaya gelmedikleri ve mazeret dilekçesi de sunmadıkları, ancak yerel mahkemece yargılamaya devam edilerek direnme kararı verildiği, bu durumun HMK’nın 150. maddesine aykırılık teşkil edip etmediği hususu öncelikli olarak tartışılıp, değerlendirilmiştir.

Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” başlıklı 150. maddesinde;

“(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.

(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.

(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.

(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.

(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.

(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.”

Düzenlemesi yer almaktadır.

Söz konusu madde gerekçesinde, madde ile kabul edilen hükümlerin, 1086 sayılı Kanunun 409 uncu maddesinin karşılığı olduğu, birinci fıkrada bu hükümlerin uygulanabilmesi için her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmalarının gerektiği, takip edilmeyen dava dosyasının işlemden kaldırılmasından sonra yenilenme imkânının bulunduğu, maddenin ikinci fıkrasında, bir tarafın gelmemesi hâlinde yapılacak işleme açıklık getirildiği,

“Tarafların duruşmaya daveti” başlıklı 152. ve “Ön inceleme oturumuna davet” başlıklı 144. maddelerde belirtildiği gibi, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmemesi ve gelen tarafın yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, gelmeyenin muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirilebileceği hususlarının tebligata yazılmasının gerektiği özellikle vurgulanmıştır.

Buna göre usulüne uygun yapılan tebligata rağmen tarafların duruşmaya gelmemesi ve kamu düzenine ilişkin bir durumun bulunmaması hâlinde mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.

Yapılan bu kısa açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; yerel mahkemece Özel Dairenin bozma kararı üzerine tarafların beyanlarının alınması amacıyla “Belirlenen gün ve saatte duruşmaya gelmediğiniz veya gelip de davayı takip etmediğiniz taktirde dosyanın işlemden kaldırılacağı, sulh için gerekli hazırlığı yapmanız,

duruşmaya gelmediğiniz taktirde diğer tarafın yargılamaya devam etmek istemesi durumunda yokluğunuzda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceğiniz ve diğer tarafın muvafakatiniz olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ihtar ve tebliğ olunur” şerhi yazılmak suretiyle HMK’nın 150. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak tebligat gönderildiği; davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili adına çıkartılan tebligatın 03.03.2015 tarihinde, davalı vekili adına çıkartılan tebligatın ise 26.02.2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,

ancak taraf vekillerinin bozma kararı sonrası ilk celseye gelmedikleri ve mazeret dilekçesi de ibraz etmedikleri, buna karşın mahkemece tarafların yokluğunda yargılamaya devam edilerek direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır.

Mevcut bu durum dikkate alındığında duruşmaya katılmayan tarafların yokluğunda HMK. 150. maddesi gereğince işlem yapılıp dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken resen direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme karırın bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Direnme kararının yukarıda gösterilen nedenden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, 11.04.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2583, K. 2018/776, 11 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenler
  4. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/2583
Karar No
2018/776
Tarih
11 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2017/2584 K.2018/1581
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2017/2585 K.2018/1940
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2017/2586 K.2018/3691
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2017/2590 K.2018/7205
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2017/2590 K.2018/5493
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2017/2590 K.2018/2756

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.