İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/263 K.2019/890

Taraflar arasındaki “şikâyet” talebinden dolayı yapılan inceleme sonunda Cide İcra (Hukuk) Mahkemesince Cide İcra Dairesinin 2011/345 talimat sayılı dosyası tahtında 19.12.2011 tarihli haciz tutanağında belirtilen 1 adet Warstsıla Engine marka 6226 marka…

Esas2017/263Karar2019/890Tarih17 Eylül 2019Okuma12 dk · 2.363 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/263 E., 2019/890 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Eylül 2019
Mahkemesi
İcra Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.363 kelime·12 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasındaki “şikâyet” talebinden dolayı yapılan inceleme sonunda Cide İcra (Hukuk) Mahkemesince Cide İcra Dairesinin 2011/345 talimat sayılı dosyası tahtında 19.12.2011 tarihli haciz tutanağında belirtilen 1 adet Warstsıla Engine marka 6226 marka TYPE 6L26A2 nolu ana makina, 1 adet Warstsıla Norway marka TYPE SCV75 seri numaralı makinanın, NB 08 adlı gemiye ait mütemmim cüz olduklarından bu mahcuzlar yönünden şikâyetin kabul edilerek 19.12.2011 tarihinde konulan hacizlerin kaldırılmasına, diğer hacizli mallara yönelik yapılan şikâyetin reddine dair verilen 22.03.2013 tarihli ve 2012/36 E., 2013/22 K. sayılı karar, şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 05.12.2013 tarihli ve 2013/30774 E., 2013/38625 K. sayılı kararı ile;

"...Şikayetçi, haczedilen menkullerin gemi yapı ipoteği kapsamında olduğunu ileri sürerek, haczin kaldırılmasını istemiş, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

6762 Sayılı TTK'nun 943. maddesinde; "Gemi ipoteği inşa halindeki gemiye, inşaatın her safhasında şamildir. Gemi ipoteği bundan başka 900. maddede yazılı şeylerle, yapı malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımları müstesna, tersanede bulunup inşaatta kullanılacak olan ve bu bakımdan işaretlenmiş bulunan kısımlara da şamildir. 900. maddenin ikinci fıkrası hükmü bu halde de tatbik olunur. Gemi ipoteği, sigorta tazminatına ancak malikin yapıyı ayrıca sigorta ettirmiş olması halinde şâmildir" düzenlemesi yer almaktadır (6102 Sayılı TTK' nun 1056. maddesi).

Yapı halinde bulunan gemi ipoteğinin kapsamına (yapı malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımlar müstesna); gemi, geminin mütemmim cüzü, teferruatı, navlun, kiralar, yapının ayrıca sigorta etttirilmesi halinde sigorta tazminatı, zaruret halinde satılan geminin bedeli ve tersanede bulunup inşaatta kullanılacak olan ve bu bakımdan işaretlenmiş bulunan kısımlar girer.

TTK'nun 900/3. maddesine göre ise mütemmim cüz'ler iki halde ipoteğe konu olmaktan çıkar; l-)Normal işletmenin icabından olarak daimi surette gemiden ayrılır veya uzaklaşırsa, 2-)Gemiye alacaklı lehine el konmazdan önce temlik edilerek gemiden uzaklaştırılırsa (Turgut Kalpsüz, Gemi Rehni, 4. b., S.89 vd. Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, 2001), (Gönen Eriş, Türk Ticaret Kanunu Şerhi Deniz Ticareti ve Sigorta, 3. cilt, S.203. Ankara.

Seçkin Yayınları. 1990).

İİK'nun 83/c. maddesinde ise. "Taşınmaz rehni ipotek akit tablosunda sayılı bulunan eklenti, taşınmazdan ayrı olarak haczedilemez. Türk Medeni Kanunu'nun 862. maddesi hükmü saklıdır" hükmüne yer verilmiştir. Kural olarak taşınmaz telef, tahrip veya tağyir edilmeden ondan ayrılması mümkün olan eklenti, ana taşınmazdan ayrı haczedilip satılabilir.

Ana taşınmazın ipotekli olması hali için düzenlenmiş yukarıdaki yasa maddesine göre; ipotekli taşınmazın ipotek akit tablosunda sayılı ve eklenti niteliğindeki menkuller, taşınmazdan ayrı haczedilemeyeceği gibi, ikinci fıkra gereğince 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 862. maddesi hükmünün saklı tutulmuş olması nedeniyle bu maddeye göre rehin, taşınmazı, bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kıldığından, akit tablosunda yazılı olmasa bile ipotekli taşınmazın eklentisi niteliğindeki mahcuzlar da taşınmazdan ayrı haczedilip satılamaz.

Taşınmazın ipotekli olduğu her iki durumda da (ipotek akit tablosunda yazılı olsa da olmasa da), mahcuzların Medeni Kanun hükümlerine göre eklenti niteliğinde olup olmadığı bilirkişi aracılığı ile belirlenmeli, taşınmaz ipotekli, mahcuz menkuller de bunun eklentisi niteliğinde ise, haczedilmezlik şikayeti kabul edilmelidir.

Somut olayda; 18/02/2013 tarihli bilirkişi raporu, şikayete konu menkul mallar incelenmeden, üzerindeki bilgiler kontrol edilmeden ve yapı ipoteği tesis edilen gemi ve gemiye ait bilgi ve belgelerle gerekli karşılaştırmalar yapılmadan hazırlandığından hükme esas alınamaz.

Mahkemece, konusunda uzman kişilerden oluşacak bir bilirkişi kurulundan mahcuzların, eklenti (teferruat) ya da bütünleyici parça niteliğinde olup olmadığı hususunda Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. ...."

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan inceleme sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: İstem, şikâyetçi üçüncü kişi tarafından ileri sürülen, haczedilen menkullerin gemi yapı ipoteği kapsamında olduğundan bahisle haciz işleminin iptaline ilişkindir.

Şikâyetçi vekili; alacaklı ... tarafından borçlu Cide Gemi ve Yat San. Tic.

A.Ş. aleyhine başlatılan icra takibinde yazılan talimat uyarınca Cide 1. İcra Dairesinin 2011/345 talimat sayılı dosyasında NB 08 gemisinin inşa edildiği tersanede haciz işlemi yapıldığını, geminin mütemmim cüzü olan Wartsıla ana makine, 3 parça mavi renkli Volvo Penta jeneratör ve 1 parça mavi renkli Wartsıla Norway makinenin gemiden ayrı olarak haczinin mümkün olmadığını, müvekkili lehine geminin Zonguldak Liman Başkanlığının İnşa Halindeki Gemilere Mahsus Sicil kaydı üzerine Londra Konsolosluğunun 07.04.2008 tarih ve 861/3558647 yevmiye nolu gemi ipoteği sözleşmesi ile 15.000.000 Euro bedelli 1. derece ipotek tesis edildiğini,

bu nedenle müvekkilinin şikâyette hukuki yararının bulunduğunu, 6762 sayılı TTK'nın 943. maddesinde gemi ipoteğinin kapsamının belirlendiğini ileri sürerek Wartsıla ana makine, 3 parça mavi renkli Volvo Penta jeneratör ve 1 parça mavi renkli Wartsıla Norway makine (NB 08 gemisinin ana makinesi, jenaraörleri ve mütemmim cüz sayılan diğer ekipmanlar) üzerinde uygulanan haciz işleminin iptaline ve menkullerin geminin maliki Beşiktaş Gemi İnşa A.Ş.'ne teslimine karar verilmesini talep etmiştir.

Yerel Mahkemece; şikâyetin haczedilmezliğe ilişkin olması nedeniyle süresiz şikâyete tabi olduğu, hacizli malların NB 08 isimli gemiye ait olup olmadığı ya da mütemmim cüzü ya da eklentisi olup olmadığı teknik bir incelemeyi gerektirdiğinden bir hukukçu bilirkişi ile bir gemi inşa ve makine mühendisinin refakate alınarak mahallinde yapılan keşfe istinaden düzenlenen 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda ana makine ve şanzıman ile ilgili olarak NB 08 isimli geminin bütünleyici parçası olduğu, bu gemi dışında başka bir alanda kullanılma ihtimalinin söz konusu olmadığı,

diğer ekipmanların ise gerek jeneratör gruplarının ve gerekse vinç sistemlerinin NB 08 isimli gemiye ait olmayıp standart üretimle temin edilebilen sistemler olduğu, bu bağlamda herhangi bir markanın benzer ekipmanların yerine kullanılabileceği ya da bu ekipmanların benzer başka bir gemiye monte edilebileceği bildirildiğinden ana makine ve şanzıman yönünden NB 08 isimli geminin mütemmim cüzü olduğu gerekçesiyle Cide İcra Dairesinin 2011/345 talimat sayılı dosyası tahtında 19.12.2011 tarihli haciz tutanağında belirtilen 1 adet Wartsıla Engine marka 6226 marka TYPE 6L26A2 nolu ana makine,

1 adet Wartsıla Norway marka TYPE SCV75 seri numaralı makine yönünden şikâyetin kabul edilerek 19.12.2011 tarihinde konulan hacizlerin kaldırılmasına, diğer hacizli mallara yönelik yapılan şikâyetin reddine karar verilmiştir.

Şikâyetçi vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Yerel Mahkemece önceki gerekçelere ek olarak; dosya içerisinde mevcut yine mahkemece şikâyetin tarafları, konusu ve bilirkişisi aynı olan 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda verilen 2012/54 E., 2013/40 K. sayılı kararın, Özel Dairenin 2013/34782 E., 2014/473 K. sayılı kararı ile onandığı,

yine şikâyetin tarafı, konusu ve bilirkişisi aynı olan 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda verilen 2012/21 E., 2013/7 K. sayılı kararın Özel Dairenin 2013/34930 E., 2014/791 K. sayılı kararı ile onanmasına rağmen temyize konu kararın Özel Daire tarafından bozulduğu ve bozma gerekçesinde de şikâyete konu menkul mallar incelenmeden, üzerindeki bilgiler kontrol edilmeden,

yapı ipoteği tesis edilen gemi ve gemiye ait bilgi ile belgeler incelenmeden gerekli karşılaştırmalar yapılmadan hazırlandığından bahisle yeniden bilirkişi incelemesi ile denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde ekindeki belgelerden gemiye ait tüm belge ve bilgilerin toplandığı, ana makine, şanzıman ve teknik bilgileri ile vinç matafora sistemi Beşiktaş VIII Gemisi makine dairesinin ana makine temelinin fotoğraflandığı ve eklendiği böylelikle keşifte gerekli tüm incelemelerin yapıldığı,

ayrıca bozma kararı gerekçesinde bilirkişi raporundaki hangi hususların eksik kaldığı, neler yanlış yapıldığının belirtilmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı şikâyetçi vekili tarafından temyize getirilmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yerel mahkemece alınan 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda mahcuzların, eklenti (teferruat) ya da bütünleyici parça niteliğinde olup olmadığının yeterince araştırılıp araştırılmadığı, burada varılacak sonuca göre konusunda uzman bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Şikâyetçi üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, gemi üzerinde ipotek hakkının bulunduğu, haczedilen gemi, makine, jeneratör ve sair tüm parçalarının geminin tamamlayıcı parçası (mütemmim cüz) olduğundan bahisle taşınmaz rehni kapsamında yer alan tamamlayıcı parçaların ana taşınmazdan ayrı olarak haczedilemeyeceğine ilişkin şikâyettir.

Bu bağlamda öncelikle bütünleyici parça ve eklentinin açıklanması gerekir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)'nun bütünleyici parça başlıklı 684. maddesinin 1. fıkrasına göre "bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur". Bütünleyici parçalar bağımsız eşya vasfı taşımadıkları için ayrı bir ayni hak konusunu oluşturmazlar.

Bütünleyici parça (mütemmim cüz) yerel âdetlere göre asıl şeyin (taşınmazın) temel unsuru olduğu ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmadığı (MK m. 684) için taşınmazdan ayrı (bağımsız) olarak haczedilemez (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 440).

Eklenti, TMK'nın 686. maddesinin 2. fıkrasında "...asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır" şeklinde tanımlanmaktadır. Eklenti (teferruat) asıl şeyden ayrılması mümkün olduğundan kural olarak eklentilerin taşınmazdan ayrılması mümkündür. Eklenti asıl şeyden bağımsız bir hukuki varlık olarak ayni bir hak konusudur. Bu nedenle eklentinin asıl şeyden ayrı olarak devredilmesinde veya haczedilmesinde hukuki bir engel yoktur.

Ancak İİK'nın 83/c maddesi "Taşınmaz rehni ipotek akit tablosunda sayılı bulunan eklenti taşınmazdan ayrı olarak haczedilemez.

Türk Medeni Kanunu'nun 862 nci maddesi hükmü saklıdır" şeklinde düzenlenmiştir.

İpotek alacaklısı, haczedilen şeyin ipotekli taşınmazın bütünleyici parçası niteliğinde ise TMK'nın 684. maddesi hükmüne göre veya eklenti niteliğinde ise İİK'nın 83/c maddesi hükmüne göre taşınmazdan ayrı haczedilemeyeceğini şikâyet yolu ile ileri sürebilir.

Uyuşmazlığın çözümü için İcra ve İflas Kanunu'nda yer alan şikâyetin açıklanması da gerekmektedir.

Şikâyet İİK'nın 16, 17 ve 18. maddelerinde düzenlenmiştir. Şikâyet icra ve iflas dairelerinin, kanuna aykırı olan veya hadiseye uygun bulunmayan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesi veya yerine getirilmeyen veya sebepsiz sürüncemede bırakılan bir hakkın yerine getirilmesi için icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış kendine özgü bir kanun yoludur (Kuru, s. 103).

Şikâyeti medeni usul hukukunda yer alan hiçbir dava çeşidi içine sokmak mümkün değildir (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet 2. B., İstanbul 2017, s. 49). Şikâyet konusunu idari işlemler oluşturduğundan, şikâyet medeni usul hukuku anlamında bir dava değildir. Şikâyette kişiler arasında uyuşmazlık yoktur. Şikâyet ile icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ileri sürülür.

Takibin esasını oluşturan uyuşmazlığın maddi hukuk açısından incelenmesi ve bunun hakkında karar verilmesi şikâyette mümkün değildir. Şikâyete konu işlemin iptalini talep eden kişinin takibin diğer taraflarına karşı ileri sürebileceği bir sübjektif hakkı yoktur. Medeni usul hukukundaki davada davacı ve davalı olmak üzere iki taraf yer alır. Davanın konusunu tarafların sübjektif hakları oluşturur.

Örneğin eda davası söz konusu ise dava kabul edildiğinde davalı bir şeye mahkum edilir. İİK'nın 16. maddesine göre icra ve iflas dairesi işlemlerine karşı şikâyet yoluna ancak kanunun çözümünü mahkemeye bırakmadığı konularda (örneğin İİK'nın 142. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz davası) gidilebilir.

Kanun koyucunun bazı hâllerde şikâyet yolunu kapalı tutmasının nedeni, takibe bağlı maddi hukuka ilişkin sorunların mahkemelere bırakılması düşüncesidir (Pekcanıtez/Simil; s.31).

İcra ve İflas Kanununda şikâyet hakkı olan kişiler genel olarak düzenlenmemiştir. Ancak bu durumun herkesin şikâyet hakkına sahip olacağı anlamına gelmez. Hukuki yararı bulunmak şartı ile takip alacaklısı, borçlusu ve üçüncü kişiler şikâyet hakkına sahiptir.

Şikâyet hakkının ileri sürülebilmesi için şikâyet ehliyeti ve hukuki yararın bulunması gereklidir. Şikâyet ehliyeti usul hukukunda olduğu gibi taraf ve şikâyet ehliyeti olarak ikiye ayırmak mümkündür. Taraf ehliyeti medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukukundaki uzantısını oluşturur. Medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi şikâyette taraf olma ehliyetine sahiptir (TMK m. 8, HMK m. 50).

Dava (şikâyet) ehliyeti medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Şikâyet ehliyeti, şikâyeti ileri sürebilme ve şikâyet usul işlemlerini takip edebilme ehliyetidir.

Şikâyet ehliyetinin yanında şikâyet hakkının kullanılabilmesi için şikâyeti ileri sürmek isteyen kişinin hukuki yararının bulunması gerekir. Şikâyette bulunan kişinin icra dairesinin işlemini iptal ettirmekte veya düzelttirmekte hukuki yararı vardır diyebilmek için o işlemin doğrudan doğruya o kişinin kendi hukuki durumuna ilişkin olması ve zararına bulunması gerekir (Kuru, s.106).

Hukuki yararın, şikâyetin ileri sürülmesi sırasında mevcut olması ve korunmaya değer yani güncel bir menfaatin bulunması gereklidir.

Bu bağlamda öncelikle somut olayda inşa hâlindeki gemi üzerinde lehine olan gemi ipoteğini temlik eden üçüncü kişinin şikâyet hakkının bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekir. İİK'nın 83/c maddesinde düzenlenmiş olan haczedilmezlik şikâyeti, takip borçlusuna ve ipotek alacaklısına tanınmış bir haktır. Ayrıca haczedilen şeyin tamamlayıcı parça (mütemmim cüz) niteliğinde olup TMK'nın 684. maddesine göre taşınmazdan ayrı olarak haczedilemeyeceğini de şikâyet yoluyla ileri sürebilirler.

Şikâyeti ileri sürmek isteyen kişinin şikâyette hukuki yararının bulunması şartı, şikâyet talebi üzerine icra mahkemesince kendiliğinden gözetilir.

Somut olay incelendiğinde ise; şikâyetçi lehine geminin Zonguldak Liman Başkanlığının İnşa Hâlindeki Gemilere Mahsus Sicil kaydı üzerine Londra Konsolosluğunun 07.04.2008 tarih ve 861/3558647 yevmiye nolu gemi ipoteği sözleşmesi ile 15.000.000 Euro bedelli 1. derece ipotek tesis edildiği, söz konusu ipoteğin Beyoğlu 35. Noterliğinin 08.08.2011 tarihli ve 28664 yevmiye nolu ipotek ile teminat altına alınmış alacakların temliki sözleşmesi ile temlik edildiği, alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde borçlu Cide Gemi ve Yat. San. A.Ş.'ye ait adreste 19.12.2011 tarihinde şikâyet konusu menkuller üzerine haciz konulduğu, şikâyetçinin 19.11.2012 tarihinde İcra Mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır.

Görüldüğü üzere şikâyetçi üçüncü kişi, haciz ve şikâyet tarihinden önce lehine olan ipoteği temlik ettiğinden artık şikâyet hakkı bulunmamaktadır.

Şikâyetçi vekili, temlik sözleşmesi uyarınca müvekkilinin ipoteğe ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam ettiğini, temlik sözleşmesi uyarınca ipotek konusu gayrimenkulleri ipotek ve inşa sözleşmesindeki şekli ile teslim etmekte mükellef olduğunu, gayrimenkullerle ilgili tüm kayıpları tazmin etmekle yükümlü olduğunu ve şikâyette hukuki yararının bulunduğunu ileri sürmüş ise de; ipoteğe konu alacakla birlikte ipotek de temlik edildiğinden haczedilen malların ipoteğin kapsamında olduğundan taşınmazdan ayrı olarak haczedilemeyeceğine ilişkin şikâyet hakkı ipoteği temlik alan şirkete geçmiştir.

İpoteğin temliki sonrasında temlik alanın haklarının korunması ve sözleşmenin icrası için sözleşmede bazı beyan ve tazminat taahhütlerinde bulunmuş olması şikâyet hakkının olduğu sonucunu doğurmaz. Temlik ile şikâyetçinin doğmuş ve hukuken korunan menfaati kalmamıştır.

Doğmuş ve güncel menfaat kavramı, hâkimin görevinin, uyuşmazlık doğmasını önlemek değil, doğmuş ve güncel uyuşmazlıkları çözmek olduğu anlayışının sonucudur. Buna bağlı olarak, gelecekteki ya da muhtemel bir menfaatin varlığı davanın kabule şayan bulunması için yeterli değildir. Bu nedenle davacının davadaki menfaati dava açıldığı anda mevcut olmalıdır (Hanağası, E.: Davada Menfaat, Ankara 2009, s. 346 ).

Şu hâle göre şikâyetçinin şikâyet hakkı bulunmadığından şikâyetin reddine karar verilmesi gerekir ise de icra mahkemesinin şikâyetin kısmen kabul ile kısmen reddine dair verilen kararı sadece şikâyetçi taraf temyiz ettiğinden ve aleyhe bozma yasağı söz konusu olduğundan direnme kararı sonuç olarak yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı uygun ve yerindedir.

SONU Ç

SONUÇ / HÜKÜM

Şikâyetçinin temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı direnme kararının ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen “geçici madde 7” atfıyla uygulanması gereken aynı Kanun'un 366. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 17.09.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/263, K. 2019/890, 17 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  4. Sonu Ç
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/263
Karar No
2019/890
Tarih
17 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2017/263 K.2019/4850
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2017/264 K.2019/4409
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2017/265 K.2019/5419
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2017/266 K.2019/5364
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2017/268 K.2019/4410
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2017/269 K.2019/4408

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.