KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2017/272 E., 2020/397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2020
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki "ihalenin feshi" talebinden dolayı yapılan inceleme sonunda; Kırşehir İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin 23.12.2015 tarihli ve 2015/119E. - 2015/160 K. sayılı kararın incelenmesi borçlu vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 31.03.2016 tarihli ve 2016/2511 E., 2016/9573K. sayılı ilamıyla bozulmuş, yeniden yapılan inceleme sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiş, direnme hükmü borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği görüşüldü:
Mahkemece, kısa kararda:
“…Mahkememizce direnme kararı verilerek davanın REDDİNE ,…” karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda:
“…1-Davanın REDDİNE
2-İhale bedelleri toplamı olan 103.210,00 TL üzerinden %10'u olan 10321.00 TL nin cezanın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA ,…” şeklinde hüküm kurularak kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 294. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kararın tefhimi her hâlde aynı Kanunun 297. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur.
Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlışta olsa buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak Yargıtay yoluna başvurulması ve kararın bozulması hâlinde düzeltilebilir. Bu aykırılık kamu düzenine ilişkin olup diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma sebebi yapılması ise, 10.04.1992 tarihli ve 1991/7-4 K. sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı gereğidir.
Bu nedenle mahkemece yapılacak iş, tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar ve buna uygun hüküm oluşturmak olup, buna aykırı direnme kararı usul yönünden bozulmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/272, K. 2020/397, 16 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama