İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/2788 K.2020/825

1. Taraflar arasındaki “faiz alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul (Kapatılan) 31. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme…

Esas2017/2788Karar2020/825Tarih3 Kasım 2020Okuma7 dk · 1.443 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/2788 E., 2020/825 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Kasım 2020
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.443 kelime·7 dk okuma·3 bölüm

1. Taraflar arasındaki “faiz alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul (Kapatılan) 31. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili 27.03.2012 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik hizmeti aldığı davalı şirket tarafından düzenlenen 2.815,70TL meblağlı, 12.06.2009 son ödeme tarihli ve 60.851,90TL meblağlı, 12.06.2009 son ödeme tarihli iki adet faturadan dolayı Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/477 E. 2010/165 K. sayılı dosyasıyla borçlu olunmadığının tespitine, söz konusu faturaların iptaline ve ödeme hâlinde istirdada ilişkin dava açıldığını, yargılama sırasında faturaları ödemek zorunda kalan müvekkilinin davalı yana 22.256,91TL borçlu olmadığına hükmedildiğini,

kararın İstanbul 2. İcra Dairesinin 2011/12034 E. sayılı dosyasıyla takibe konulmasıyla asıl alacağın tahsil edildiğini ancak anılan dosyada müvekkili tarafından sehven faiz talep edilmediğinden mahkemece faize hükmedilmediğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 22.256,91TL’nin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faiz alacağından şimdilik 1.000,00TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş.

24.06.2013 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 7.289,00TL’ye yükseltmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili 03.05.2012 tarihli cevap dilekçesinde, dava dilekçesiyle Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/477 E., 2010/165 K. sayılı kararıyla hüküm altına alınan alacakla ilgili faiz talep edilmişse de, bahse konu dosyada faiz talep edilmeyerek hükmün kesinleştiğini, asıl borç ödendiğinde veya herhangi bir şekilde ortadan kalktığında ona bağlı faiz ve diğer hakların da sona ereceğini, asıl alacak zamanaşımına uğradığından faiz alacağının da zamanaşımına uğradığını, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği gereği tahakkuk yapılarak mahkeme kararında belirtilen tutarda iade yapıldığını, davaya konu yerel mahkeme kararında zaten istirdada ilişkin hüküm olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme Kararı:

6. İstanbul (Kapatılan) 31. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.09.2013 tarihli ve 2012/77 E., 2013/218 K. sayılı kararı ile; Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/477 E., 2010/165 K. sayılı kararıyla verilen hükmün kesinleşmesiyle asıl alacağın sona ermediği, dava konusu olayda asıl alacağın ifa ile sona erdiği, ifa aşamasının ise İstanbul 2. İcra Dairesinin 2011/12034 E. sayılı dosyası ile yapılan takip neticesinde sonlandığı, söz konusu takipte işlemiş faiz alacağının talep edilmesiyle faiz alacağının saklı tutulduğu, bu sebeple faiz talebinin yerinde olabileceği gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile 7.289,27TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Yerel Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.02.2015 tarihli ve 2014/9624 E., 2015/2651 K. sayılı kararı ile; “… Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.

Somut olayda mahkemece, dosyanın tevdi olunduğu bilirkişi tarafından tanzim kılınan raporda; davacının Boğaziçi Elektrik Kurumuna yaptığı ödemelerden en sonuncusundan geriye doğru, huzurdaki dava tarihine kadar oluşan faiz hesaplanmış; yerel mahkemece söz konusu hesap yöntemiyle bulunan 7.289, 27 TL ye hükmolunmuştur.

Esas itibariyle mevcut yargılama dosyasında; paranın ödenmesi gereken tarih ile ana paranın ödendiği tarih arasındaki dönem için faiz hesaplanması gerekirken; bilirkişi tarafından tanzim kılınan raporda; davacının Boğaziçi Elektrik Kurumuna yaptığı ödemelerden en sonuncusundan geriye doğru, huzurdaki dava tarihine kadar oluşan faizin hesaplanmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.12.2015 tarihli ve 2015/1005 E., 2015/929 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda talep edilen faizin hesaplanmasında, davacının davalı kuruma yaptığı ödeme tarihlerinden dava tarihine kadar olan dönemin mi yoksa paranın ödenmesi gereken tarih ile anaparanın ödendiği tarih arasındaki dönemin mi esas alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili “faiz” kavramına kısaca değinmekte fayda vardır.

13. Faiz, hukuki niteliği itibariyle, yan edim olup, asıl alacağı genişleten bir yan haktır. Bu nedenle, faiz borcunun varlığı ve devamı, her şeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacak hakkı doğmamışsa, faiz borcu da doğmaz. Keza, faiz borcu, asıl alacak devam ettiği sürece devam eder. Faiz, asıl alacağa bağlı yan hak olduğu için, asıl alacak sona ererse, faiz de sona erer (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Baskı, Ankara 2017, s. 1001).

14. Bu durum, davaya konu faiz alacağının doğduğu tarihte yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 113. maddesinde [Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 131] :

“Asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair feri haklar dahi sakıt olur.

Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz.

Gayrimenkul rehine ve kıymetli evraka ve konkordatoya müteallik hususi hükümler mahfuzdur.” şeklinde düzenlenmiştir.

15. Alacaklı, asıl alacak sona erince, işlemiş faiz alacaklarını isteyebilmek için, bu hakkını saklı tutmak zorundadır. Gerçekten, BK’nın 113/2. maddesine göre (TBK m.131/2) daha önce işlemiş olan faizleri isteme hakkının saklı tutulduğu bildirilmiş veya durumun özelliğinden anlaşılmış olmadıkça, bu faizler istenemez. Keza BK’nın 131. maddesine (TBK m. 152) göre de asıl alacak zamanaşımına uğradığında, işlemiş faiz de zamanaşımına uğramış olur. Aynı şekilde, alacaklı, asıl alacağı devrettiği takdirde, faiz alacaklarını da devretmiş sayılır (BK m. 168/1; TBK m. 189/1-2; Eren, s. 1001).

16. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2020 tarihli ve 2017/4-1704 E., 2020/534 K. sayılı kararında aynı hususlara değinilmiştir.

17. Davaya konu faiz alacağının başlangıç tarihinin belirlenmesi için ise, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tespiti önem arz etmektedir.

18. BK’nın, “Borçların teşekkülü” başlığı altında, sözleşmeden doğan borçlar (m. 1–40) ile haksız fiilden doğan borçlar (m. 41–60) düzenlenmiş; yine aynı başlık altında, borçların üçüncü genel kaynağı olarak, haksız (sebepsiz) iktisaba (m. 61–66) yer verilmiştir.

19. Bunların dışında, ne hukuki bir işlemde açıklanan bir iradeye, ne de hukuka aykırı bir eyleme dayanan, kanundan doğan borçlar bulunmaktadır.

20. Özetle, hukukumuzda borçların kaynağı; sözleşme, haksız fiil, sebepsiz iktisap ya da bir kanun hükmü olarak kabul edilmiştir.

21. Borçlar Kanunu’nda sorumluluğun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.

22. Öte yandan, “Haksız bir fiil ile mal iktisabından doğan borçlar” başlığını taşıyan BK’nın 61. maddesi (TBK m. 77):

“Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır.” hükmünü haizdir.

23. Önemle vurgulamak gerekir ki, kural olarak sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece sebepsiz zenginleşme söz konusu olmayacaktır. Ancak bazen bir sözleşme ilişkisi dolayısıyla kurulan temaslar sırasında sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabilir ve bu tür kazandırmalar sebepsiz zenginleşmeye konu olur. Zira, yapılan kazandırma sözleşme çerçevesi dışındadır ve bunların sözleşmeden doğan bir hak veya borçla ilgisi bulunmamaktadır (Oğuzman, K./Öz, M.T: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2009, s. 746-747).

24. Belirtilmelidir ki, haksız fiilde ve sebepsiz zenginleşmede temerrüt için ihtarın gerekmediği yolunda açık bir yasa hükmü yoktur. Ne var ki, günümüzde de uygulama alanı bulan, müşterek hukukun “Gasp eden daima temerrüt hâlindedir” şeklindeki genel ilkesine göre, haksız fiilin faili ve sebepsiz zenginleşen daima temerrüt hâlinde bulunduğu için, zaten gerçekleşmiş olan temerrüdü sağlamak üzere alacaklının bunlara ayrıca bir ihtarda bulunması gerekmez.

25. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2020 tarihli ve 2017/3-1015 E., 2020/222 K. sayılı kararında da aynı ilkelere değinilmiştir.

26. Eldeki davada, davacının davaya konu ettiği işlemiş faizi talep edebileceği konusunda Yerel Mahkeme ve Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, hangi tarih aralığı için işlemiş faizin talep edilebileceği hususunda toplanmaktadır.

27. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davaya sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağı açıktır. Bu durumda, sebepsiz zenginleşen davalının daima temerrüt hâlinde bulunduğundan hareketle, işlemiş faiz alacağının, davacının davalıya yapmış olduğu her bir ödeme tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda faiz alacağının başlangıcı isabetli şekilde belirlenmiş ancak sona erme tarihi “kurumun ödeme yaptığı tarih” olarak gösterilmesine karşın, dava tarihi olan 27.03.2012 olarak hesaplandığı görülmüştür. Oysa kurum tarafından anaparanın davacıya 13.07.2011 tarihinde ödendiği açıktır.

28. O hâlde, davaya konu işlemiş faizin hesabında, bilirkişi raporunda tespit edildiği gibi, en sonuncusundan geriye doğru davacının davalı kuruma yaptığı ödeme tarihleri ile davalı kurum tarafından anaparanın davacıya ödendiği 13.07.2011 tarihi esas alınmalıdır.

29. Hâl böyle olunca, direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 03.11.2020 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2788, K. 2020/825, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Yargılama Süreci
  4. II. Uyuşmazlık
  5. III. Gerekçe
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/2788
Karar No
2020/825
Tarih
3 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/2789 K.2020/15849
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2017/2789 K.2020/3557
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/2791 K.2020/15885
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2017/2792 K.2020/3810
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2017/2795 K.2020/3459
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2017/2796 K.2020/3558

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.