İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/556 K.2018/1127

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.03.2013 gün ve 2012/460 E., 2013/87 K. sayılı karar taraf vekillerince temyiz edilmekle, Yargıtay 13. Hukuk…

Esas2017/556Karar2018/1127Tarih23 Mayıs 2018Okuma7 dk · 1.387 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/556 E., 2018/1127 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Mayıs 2018
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.387 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.03.2013 gün ve 2012/460 E., 2013/87 K. sayılı karar taraf vekillerince temyiz edilmekle, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 29.04.2014 gün ve 2013/32587 E., 2014/13930 K. sayılı kararı ile,

“…Davacı, davalı ile aralarında 29/11/2008 tarihinde yaptıkları sözleşme ile 445-2/MIR 29 C türünde 1000 adet kayısı fidanı KDV hariç 13.000,00 TL’ye satın aldığını, fidanların bedelini ödediğini ve diktiğini, fidanlar ağaç olduktan sonra kayısı ağaçlarının farklı niteliklerde olduklarını öğrendiğini, bu durumun Antalya 8 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/30 D. İş sayılı dosyasında da tespit edildiğini, zarara uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirlenecek maddi tazminatın, satışa konu fidanlardan ilk ürün satışı tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın niteliği itibariyle talep 5553 sayılı Yasa’nın 11. maddesine göre zaman aşımına uğramış bulunduğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Davacı, 29/11/2008 tarihinde davalı ile aralarında fidan satış sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşme çerçevesinde satın aldığı 445-2/MIR 29 C türünde 1000 adet kayısı fidanının kendisine teslim edilmesi gerektiğini ancak sözleşmede kararlaştırılandan farklı türde kayısı fidanlarının teslim edilmesi nedeniyle zarara uğradığını belirterek sözleşmeye aykırılıktan uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

Davalı ise malın tesliminden itibaren 3 yıl 6 ay sonra ayıbın ihbar edildiğini, davanın ise malın tesliminden itibaren 3 yıl 8 ay sonra açıldığını, hem eski hem de yeni yasadaki tüm sürelerin geçirilmiş olduğunu belirterek öncelikle davanın zaman aşımı yönünden reddini dilemiştir.

Mahkemece, olayda 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’nun uygulanması gerektiği belirtilerek, bu Kanun’un 11. maddesi; "fiillerinin ayrıca suç sayılma hali saklı kalmak üzere zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür, bunlar zararı kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler, dava zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren 6 ay içinde her halde zararın meydana gelmesinden itibaren 2 yıl içinde açılabilir" hükmü gereğince, davacının davayı,

satın aldığı fidanlar nedeniyle zarara uğramış olduğunu öğrendiği Haziran 2011 tarihinden itibaren 6 aylık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 05/09/2012 tarihinde açtığı gerekçesi ile zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Davacı ile davalı şirket arasında “Vitroplant Fidan Satış Sözleşmesi” başlıklı 1000 adet 445-2/MIR 29 C çeşit/anaç kayısı fidanının satışına ilişkin 29/11/2008 tarihli sözleşme düzenlendiği tartışmasızdır. Bu durumda, taraflar arasında genel hükümlere tabi akdi ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlık bulunmaktadır. BK.nun 125.maddesine göre, aksine düzenleme bulunmayan hallerde, sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar 10 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.

Buna göre somut olay değerlendirildiğinde dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmamıştır. Öyle olunca mahkemece işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

2-Yukarıda açıklanan bozma nedenlerine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir…” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, yanlar arasında bin adet kayısı fidanı satışına dair 29.11.2008 tarihli sözleşmenin imzalandığını, fidanların teslim alınıp bedelinin ödendiğini, meyve vermeye başladığında ise, ağaçların ve meyvesinin aynı kalitede olmadığı, veriminin değişiklik gösterdiğinin anlaşıldığını, Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/30 değişik iş sayılı dosyasında alınan tespit raporunda da kayısı ağaçlarının üç değişik cinste belirlendiğini, sözleşmede kararlaştırılan cinsteki kayısı fidanlarının teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirlenecek tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, fidanların 16.12.2008 tarihinde teslim edildiğini, davacının 22.03.2010 tarihinde fidanların farklı türde olduğunu öğrendiğini, 27.04.2012 tarihli delil tespiti talebine ilişkin dilekçesinde de ağaçların geçen sezon farklı olduğunun anlaşıldığı yönünde beyanda bulunduğunu, fidanların tesliminden itibaren süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, müvekkilinin fidanlar dikildikten sonra teknik hizmet sunduğunu belirterek, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle, olmadığı takdirde ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, satış sözleşmesinin konusunun fide olması nedeniyle olayda 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, aynı kanunun 11/2. maddesine göre de zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her halde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde dava açabileceğinin düzenlendiği, davacı vekilinin Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği, 27.04.2012 tarihli tespit dilekçesinde, "…geçen sezon ağaçların farklı olduğu anlaşılmış, fide satıcısı karşı yan firma ile görüşülmüş, ancak bir türlü çözüm üretilmemiştir…" şeklinde beyanda bulunduğu,

böyle olunca davacının 2011 yılı kayısı sezonunda zarara uğradığını öğrendiği, bu nedenle davanın altı aylık süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Mahkemece, Tohumculuk Kanunu’nun özel kanun niteliğinde olduğu ve davanın süresinde açılıp açılmadığı yönünde yapılacak adı geçen kanunun değerlendirmede öncelikle uygulanacağı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: yanlar arasındaki fidan satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin mi, yoksa 5553 sayılı Tohumculuk Kanunun 11. maddesinde düzenlenen 6 aylık sürenin mi uygulanması gerektiği, buradan varılacak sonuca göre mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce, mahkemenin ilk kararının hüküm fıkrasının 4. bendinde “…davalı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan ücret tarifesine göre takdir edilen 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine…” şeklinde hüküm kurulduğu hâlde, direnme kararının hüküm fıkrasının 4. bendinde “…Davalı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan ücret tarifesine göre takdir edilen 5.800,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine…” şeklinde hüküm kurulması,

davacının da mahkemece direnme kararında hükmedilen vekâlet ücretine yönelik açık bir temyiz itirazı olmadığı dikkate alındığında, usulüne uygun bir direnme kararı bulunup bulunmadığı ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) somut olay bakımından uygulanmasına devam olunan 429’uncu maddesine göre, bozma kararı üzerine kendiliğinden tarafları duruşmaya davet eden mahkeme, tarafları dinledikten sonra Yargıtay bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Mahkeme bozma kararına uyduktan sonra bu karardan dönemeyeceği gibi direnme kararı verdikten sonra ilk karardan farklı bir karar da veremez. Direnme kararında, önceki karardaki gerekçeler genişletilebilir ise de verilen hükmün ilk karardan farklı olmaması gerekir.

Yine direnme kararları yapıları gereği, kanunun hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı Yargıtay dairesinin denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu bir yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, direnme kararları o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorunda olduğu gibi direnilen ve uyulan kısımları da kalem kalem net ve birbirine uygun bir biçimde içermelidir.

Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.03.2008 gün ve 2008/15-278 E., 2008/254 K.; 21.10.2009 gün ve 2009/9-397 E., 2009/453 K. ve 07.05.2014 gün ve 2013/4-1121 E., 2014/626 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.

Bu genel açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, yerel mahkemece 29.03.2013 gün ve 2012/460 E., 2013/87 K. sayılı kararda hüküm fıkrasının 4. bendinde, davalı yararına 1.320,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Bu durumda direnme kararı verildikten sonra mahkemece yapılması gereken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 ve 297’nci maddelerine uygun şekilde ilk karardaki gibi bir hüküm fıkrası oluşturmak ve buna uygun gerekçeli karar yazmaktır.

Oysa mahkemece direnme kararının hüküm fıkrasının 4. bendinde ise davalı yararına 5.800,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

Mahkemece direnme kararında, davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin farklı olması dikkate alındığında usulüne uygun bir direnme kararından söz etmek mümkün değildir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davacı vekilinin direnme kararında hükmedilen vekâlet ücretine ilişkin olarak açık temyiz itirazı bulunmaması nedeniyle ön sorun bulunmadığı görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Hâl böyle olunca, bozulan ilk karar ile direnme kararı arasında farklılık bulunduğundan yerel mahkemece usulüne uygun direnme hükmü kurulması için işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek hâlinde temyiz peşin harcının davacıya geri verilmesine, aynı Kanunun 440/I. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.05.2018 gününde oy çokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/556, K. 2018/1127, 23 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/556
Karar No
2018/1127
Tarih
23 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2017/557 K.2018/6078
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2017/561 K.2018/7101
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2017/562 K.2018/7095
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2017/562 K.2018/259
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2017/563 K.2018/4334
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2017/564 K.2018/6202

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.