İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/990 K.2017/954

Taraflar arasındaki “ alacak ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.05.2013 gün ve 2012/470 E., 2013/248 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından…

Esas2017/990Karar2017/954Tarih10 Mayıs 2017Okuma7 dk · 1.426 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/990 E., 2017/954 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Mayıs 2017
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.426 kelime·7 dk okuma·3 bölüm

Taraflar arasındaki “ alacak ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.05.2013 gün ve 2012/470 E., 2013/248 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 31.10.2013 gün ve 2013/16245 E., 2013/14934 K. sayılı ilamı ile;

(...Davacı dilekçesinde; davalılardan Engin’in eşi, diğer davalı ...’ın ise kayınpederi olduğunu, sonradan kayınpederinin olduğunu öğrendiği eve, birlikte oturduğu zamanlarda kalıcı masraflar yaptığını, bunlara ilişkin bir kısım faturaların bulunduğunu ileri sürerek masraflar için 20.000 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davacının taşınmazda 11.500 TL masraf ettiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davalılar tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.10.2012 tarih ve 2012/14934 E-20521 K sayılı kararı ile özetle “...Davacının meskenden tahliye olmadıkça yaptığı masrafları isteyemeyeceği, mahkemece bu yönde araştırma yapılmadığı, boşanma dosyasındaki beyanlarda taşınmazı davacının kullandığının anlaşıldığı,

bu nedenle davacının ancak taşınmazı davalının açacağı dava sonucunda ya da rızası ile boşalttığında faydalı masraf bedelini isteyebileceği, bu yön araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek ayrıca, davacının tahliyesi var ise faydalı ve zorunlu masrafların keşifte bilirkişi aracılığı ile belirlenmesi faturalarla denetlenmesi, tapu kaydına göre malikin kim olduğu açıklığa kavuşturularak, kimin sebepsiz zenginleştiğinin tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” belirtilerek bozulmuştur.

Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak; yapılan zorunlu ve faydalı masrafların 11.500 TL olduğu, dosyaya sunulan “tutanaktır” başlıklı belgeye göre 11.04.2011 tarihinde taşınmazın boşaltıldığının anlaşıldığı gerekçe gösterilerek, davacının davalı ...’ın taşınmazı üzerinde 11.500 TL masraf ettiği anlaşıldığından yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline hükmedilmiştir.

Hükmü davalılar vekili temyiz etmektedir.

Mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca taşınmazın tapu kaydı getirtilmeden; kararın hüküm kısmında “davalı ...’ın taşınmazı” üzerinde masraf yapıldığı belirtildikten sonra “davalılardan tahsiline” şeklinde kendi içinde çelişki yaratacak biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Bundan ayrı olarak; bozmadan sonra davalı ... tarafından ibraz edilen 11.04.2011 tarihli tutanakta; "Engin’in boşanmak için mahkemeye başvurduğu ve eşinin tutanak tarihinden yaklaşık 1 ay önce evi terk ettiğini apartman yöneticisinden öğrendiği, şahitler huzurunda eşyaların tespitinin yapıldığı” hususları mevcuttur. Mahkemece, bu tutanak tarihinde davacının taşınmazı tahliye ettiği kabul edilmiştir.

Ancak, iş bu dava tarihi “16.05.2011” olup; davacının dava dilekçesinde, ayrıca 28.06.2011 tarihli delil dilekçesinde belirttiği adreslerin ve duruşma gününü bildirir 27.05.2011 tarihli tebligatın yapıldığı adresin, faydalı masrafların yapıldığı iddia edilen dava konusu mesken olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, tutanak tarihinden sonra davacının meskende oturup oturmadığı açıklığa kavuşturulmak suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.

Ayrıca; bilirkişi raporunda belirtilen, holdeki portmanto dolap ile mermer tezgahlı banyo dolabının davacı tarafından yapıldığı iddia ve ispat edilmediği halde, bunlara ilişkin bedeller dahil olacak şekilde hüküm kurulması da doğru değildir...) gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, başkasına ait taşınmaza yapılan giderlerin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir.

Davacı, davalılardan Enginle evli olduğunu ve aralarında derdest boşanma davası bulunduğunu, diğer davalı ...'ın ise kayınpederi olduğunu, sonradan davalı kayınpederine ait olduğunu öğrendiği eve, Engin ile birlikte oturdukları dönemde kendi parası ile kalıcı masraflar yaptığını, bu masraflara ilişkin olarak bir kısım faturaları ile şahitlerinin bulunduğunu ileri sürerek, yaptığı masraflar için 20.000,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar davaya cevap vermemiş, yerel mahkemece; davacının davaya konu taşınmaza 11.500,00 TL'lik masraf yaptığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve belirtilen bu miktarın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Davalıların temyiz isteminde bulunması üzerine karar Özel Dairece bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi raporuna göre davacının yaptığı faydalı masraflar tutarının dava tarihi itibariyle 11.500,00 TL olarak belirlendiği, dosyaya sunulan tutanaktır başlıklı belgeye göre de 11.04.2011 tarihinde davaya konu taşınmazın boşaltılmış olduğu gerekçesi ile 11.500,00 TL alacağın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Davalılar vekilince temyiz isteminde bulunulmuş, bu defa da karar Özel Dairece yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile bozulmuştur.

Mahkemece, davalıların evin tahliye edildiğini beyan ettikleri gibi tahliyeye ilişkin tutanak da ibraz ettikleri gerekçesi ile önceki hükümde direnilmiştir.

Direnme kararı davalılar vekilince temyize getirilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 31.01.2013 tarihli duruşmada bizzat davalı ... tarafından mahkemeye ibraz edilen 11.04.2011 tarihli "tutanaktır" başlıklı belge içeriği ile aynı davalının evin Ocak 2012 tarihinde davacı tarafından boşaltıldığına ilişkin beyanı karşısında, bozma kararında değinildiği gibi tutanak tarihinden sonra davacının meskende oturup oturmadığı yönünden mahkemece araştırma yapılmasının gerekip gerekmediği, ayrıca; holdeki portmanto dolap ile mermer tezgahlı banyo dolabının davacı tarafından yaptırıldığının iddia ve ispat edilip edilmediği, varılacak sonuca göre bunlara ilişkin bedellerin de mahkemece hüküm altına alınmasının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

I- Davalı ... hakkındaki temyiz istemi bakımından

Davacı vekili 03.03.2014 tarihinde sunduğu dilekçe ile davalı ... hakkındaki davadan feragat ettiğini açıkça ve koşulsuz olarak bildirmiştir. Feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 311. maddesinde ise feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı açıklanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. O halde, davalı ... yönünden davacı vekilince sunulan feragat dilekçesi değerlendirilerek mahkemece bir karar verilmesi için direnme kararı bu değişik gerekçe ile bozulmalıdır.

II- Davalı ... hakkındaki temyiz istemi bakımından ise

Bilindiği üzere "sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri" 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77 ve devamı (818 sayılı Borçlar Kanununun 61 vd) maddelerinde düzenlenmiş olup, Türk Borçlar Kanununun 77. madde hükmüne göre "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur."

Görüleceği üzere, sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşme halinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu malvarlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir.

Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade borcunun kapsamı ve yapılmış olan giderlerden hangilerinin geri istenebileceği zenginleşen kimsenin iyiniyetli ya da kötüniyetli oluşuna göre farklılık göstermekte ise de geri alma hak ve borcunun doğumu için öncelikle malvarlıklarında birinin yararına diğerinin ise zararına olmak üzere karşılıklı zenginleşme ve fakirleşme olgusunun gerçekleşmesi aranır.

Geri alma hakkı, bu zenginleşme ve fakirleşme sonucu doğmakta olup, bu olgu gerçekleşmeden geri alma söz konusu edilemeyeceği gibi iade borcunun kapsamı da anılan hak ve borcun doğduğu tarihten önce belirlenemez.

Özellikle, uyuşmazlık konusu olayda olduğu gibi dava tarihinden çok önce yapılan ve davacı tarafından kullanılmak suretiyle istifade edilen giderler nedeniyle sebepsiz zenginleşme borçlusunun giderlerin yapıldığı tarihte zenginleştiği, giderleri yapan kişinin de o anda fakirleştiğinden söz edilemez. Malvarlıklarındaki azalma ve çoğalmanın, diğer bir deyişle sebepsiz zenginleşme olgusunun dava konusu taşınmazın karşı tarafa teslim edildiği tarihte gerçekleşeceği açıktır.

Dolayısıyla, giderlerin yapıldığı taşınmaz davalıya teslim edilmediği sürece iade borcunun doğduğundan da bahsedilemez.

Diğer taraftan, dava ve cevap dilekçelerinde bildirilmiş olan vakıalar davanın sınırını çizmekte ve mahkemece ancak bu vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir.

İşte bu nedenledir ki, her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır. Bir başka ifadeyle hüküm, uyuşmazlığın başlangıcından dava açılan güne kadar gerçekleşmiş olayları kapsar.

Aksinin kabulü tarafların dayandığı olguların, dolayısıyla elde etmek istediği nihai talebin dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi; temyiz ve karar düzeltme süreçleri de dâhil, yargılamanın son aşamasına kadar gerçekleşecek hukuki ve fiili olguların nazara alınması gerektiği sorununu ortaya çıkaracaktır.

Nitekim 28.11.1956 tarih ve 15/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, “her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesine yer verilerek, davanın açılmasına kadar gerçekleşen hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiği benimsenmiştir.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, davacının faydalı giderler yaptığını ileri sürdüğü mesken niteliğindeki taşınmazın davalı ...'a ait olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak eldeki dava 16.05.2011 tarihinde açılmış olup, davanın açıldığı tarihte davacının çekişme konusu meskende oturmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.

Keza, dava dilekçesinde ve 28.06.2011 tarihli delil listesinde davacı adresi olarak gösterilen adres çekişme konusu taşınmaza ait adres olduğu gibi duruşma günü tebliğinin de aynı adreste yapıldığı, davacının adres değişikliğini yargılamanın devamı sırasında 15.08.2012 tarihinde mahkemeye bildirdiği görülmektedir.

Bu durumda, giderlerin yapıldığı belirtilen taşınmaz dava tarihi itibariyle davacı kullanımında olup, davalıya iade edilmediğinden dava tarihi itibariyle sebepsiz zenginleşme olgusu henüz gerçekleşmemiş, davalı ...'ın da iade borcu doğmamıştır.

Hal böyle olunca, mahkemece adı geçen davalı hakkındaki davanın yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. O halde, direnme kararı davalı ... yönünden de açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının davalı ... hakkında yukarıda (I) numaralı bette, davalı ... hakkında ise (II) numaralı bentte açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/990, K. 2017/954, 10 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  4. I- Davalı ... hakkındaki temyiz istemi bakımından
  5. II- Davalı ... hakkındaki temyiz istemi bakımından ise
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/990
Karar No
2017/954
Tarih
10 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2017/990 K.2017/5164
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2017/990 K.2017/3599
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2017/991 K.2017/7706
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2017/991 K.2017/5679
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2017/991 K.2017/6379
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2017/991 K.2017/3540

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.