İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2018/319 K.2021/1561

1. Taraflar arasındaki “ecrimisil ve tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapanan) 13. Hukuk…

Esas2018/319Karar2021/1561Tarih2 Aralık 2021Okuma10 dk · 2.084 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2018/319 E., 2021/1561 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Aralık 2021
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.084 kelime·10 dk okuma·3 bölüm

1. Taraflar arasındaki “ecrimisil ve tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapanan) 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili; müvekkilinin davalının internet sitesine koyarak satışa çıkardığı taşınmazı, ilanda gördüğü hâliyle beğenerek 12.11.2012 tarihinde satın aldığını, tapuda devir işlemi yapılmasına rağmen taşınmazın teslim edilmediğini, tahliye yönünde keşide ettikleri ihtar üzerine davalının evi oturulamaz hâlde teslim edeceği tehditlerinde bulunduğunu, gerçekten de 13.03.2013 tarihinde teslim aldıklarında evi harabe hâlde bulduklarını ve verilen zararın mahkeme eliyle tespit edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 14.780TL maddi tazminat ile dört aylık geç teslim nedeniyle 7.000TL ecrimisilin davalıdan faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen süresinde davaya cevap vermemiş, bilirkişi raporuna karşı vekili vasıtasıyla sunduğu beyan dilekçesinde ise; internetteki ilânın müvekkili henüz evde yaşarken çekilen fotoğraflarla verildiğini, bu nedenle evdeki klima, ocak, davlumbaz gibi eşyaların boşaltılmasının beklenemeyeceğini, taşınmazı bunlarla birlikte satın aldığını iddia eden davacının bu hususu ayrıca yazılı bir delil ile ispatlaması gerektiğini, ecrimisil taleplerinin de haksız olduğunu belirtilerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkeme Kararı:

6. İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesince 24.06.2014 tarihli, 2013/372 E., 2014/231 K. sayılı karar ile; taşınmazın internet ortamında yayınlanıp davacıya gösterilen nitelikleriyle teslim edilmediği, davalı satıcının taşınmazı alıcıya gösterdiği şekilde hasarsız ve mütemmim cüz niteliğindeki eklentileri ile birlikte teslim borcu bulunduğu, yeni malikine tesliminden önce taşınma sırasında dairede meydana gelen hasarın giderilmesi ve sökülüp götürülen ankastre, ocak, davlumbaz, split klima, korniş ve salon süpürgeliklerinin, mutfak evyesinin, tuvalet kapısının takılması bedeli olarak tespit edilen zarardan davalının sorumlu olduğu,

evin teslimindeki gecikme nedeniyle davacının ecri misil talebinde bulunmasının da haklı olduğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinin tam, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay (kapanan) 13. Hukuk Dairesinin 09.12.2015 tarihli ve 2014/43776 E., 2015/36041 K. sayılı kararı ile; kararın birinci bendinde davalının sair tüm itirazları reddedildikten sonra ikinci bentte “.

2- Davacı ecrimisil isteği yanında, taşınmaza tahliye sırasında verilen zarar ve sökülüp götürülen malzemenin bedelini de istemiş, mahkemece İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/10 Değişik iş sayılı dosyasına ibraz edilen 09.05.2013 tarihli ve eldeki dava dosyasına ibraz edilen 12.05.2014 tarihli bilirkişi raporlarına dayanılarak bir takım eşyaların taşınmazdan sökülüp götürüldüg(ğ)ü saptaması yapılıp sonuca gidildiği görülmektedir.

Bilindiği ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesinde açıklandığı üzere, bütünleyici parça (mütemmim cüz) yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.

Bu kapsamda somut olaya bakıldığında, hükümde sökülüp götürüldüğü saptanan eşyalardan klima, ocak gibi eşyaların bütünleyici parça niteliğinde olmadığı, bu nevi eşyaların satış sırasında taşınmazla birlikte satıldığının ispatlanması halinde dikkate alınması gerekeceği açıktır.

Hal böyle olunca hükümde sayılan eşyalardan hangilerinin bütünleyici parça olduğu hususu saptanarak, bunlar yönünden hüküm kurulması, diğer eşyalar yönünden taşınmazla birlikte satıldığı ispatlanamadığından kabul kapsamına alınmaması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Direnme Kararı: 9. Mahkemenin 30.06.2016 tarihli ve 2016/99 E., 2016/194 K. sayılı karar ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda mahkemenin maddi tazminat istemine konu ocak ve klima gibi birtakım eşyalar yönünden davalının teslim borcu bulunduğu değerlendirmesinin haklı olup olmadığı, bu yönden mahkemece taşınmazın bütünleyici parçası olup olmadıklarına ilişkin araştırma yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki satış sözleşmesinin ne şekilde kurulduğunun, başka bir anlatımla kapsamının tespiti ve bu bağlamda davaya konu taşınmazın internet sitesine verilen satış ilanının hukukî niteliğinin belirlenmesi gerekir.

13. Sözleşmeler tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur [Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m.1 ve yürürlük tarihi itibariyle somut olayda uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.1].

14. Birbirine uygun taraf iradesinin ortaya konulmasıyla sözleşme kurulurken taraflar sözleşmenin içeriğini de tespit ettiklerinden irade beyanları arasındaki uygunluğun kapsamına sözleşmenin içeriğini oluşturan hangi konuların girmesi gerektiği önem arz eder.

15. Türk Borçlar Kanunu’nun 2. maddesine (BK, m.2) göre “Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar…”

16. İrade beyanının karşılıklı olması her iki tarafın beyanlarının aynı neticeyi doğrumak maksadıyla birbirine yöneltilmesi demektir ve bir sözleşmenin kurulması için gerekli karşılıklı irade beyanlarından zaman itibariyle önce yapılana “icap” (BK, m.3) ya da Türk Borçlar Kanunu kullanımıyla “öneri” denir.

Ancak her sözleşme yapma çağrısı icap sayılmaz; bir irade beyanının icap sayılabilmesi için bu yöne ilişkin irade beyanının karşı tarafa yöneltilmiş olması, sözleşmenin bütün esaslı unsurlarını kapsaması gerektiği gibi beyanda bulunanın da icabıyla bağlı kalmak niyetinde olması şarttır (Uygur, Turgut: Açıklamalı ve İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, I. Cilt, Ankara 1990, s.2).

Sözleşmenin kurulması için gerekli unsurları içermeyen veya bu unsurları içermekle birlikte teklifte bulunanın kendisini önerisi ile bağlamadığı durumlarda karşımıza çıkan teklif ise “icaba davet”tir.

17. İcap (ve icaba davet) muhataba varması gerekli bir irade beyanı olarak tanımlansa da bu tanımı çok dar yorumlamak doğru olmayacaktır. Örneğin, özel bir muhatap belirlenmeden icabın umuma yapılması mümkündür ve bu durumda icabı kabule herkes yetkili olacaktır, ki bunlara “aleni icap” ismi verilmektedir. TBK’nın 8/2. maddesinde de (BK, m.7/3) bu hüküm kendine yer bulmakta ve kanun aleni icabın geçerliliğini belirtmektedir.

Buna göre “Fiyatını göstererek mal sergilenmesi veya tarife, fiyat listesi ya da benzerlerinin gönderilmesi, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayılır”. Nitekim internet siteleriyle yapılan ilanlar ve internet teknolojileri üzerinden kurulan sözleşmelerin pek çoğu da tıpkı gazeteye bir ilan vermek veya vitrine fiyat koymak suretiyle yapılan mal teşhiri gibi aleni icaplardır. İcabın muhattabı tarafından “kabul” edildiğinde sözleşme de kurulmuş olur.

18. İki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette iradelerini beyan ettiği ve sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaştıkları takdirde sözleşme tamamlanır ve taraflar kararlaştırdıkları şekilde edimlerini gereği gibi ifa borcu altına girerler.

19. Sözleşmelerin kurulmasında tarafların beyanları ile iradeleri arasında uyumsuzluk bulunması hâlinde, irade beyanına muhatap olan kimsenin bu beyana doğru, dürüst ve makul bir insan vasfıyla verebileceği anlamın hukuken geçerli kabul edilmesi ve korunması gerekir. Güven kuralı olarak isimlendirilen bu görüşün niteliği objektif ve ferdiyetçidir.

Muhatap, objektif olarak ortaya konan irade beyanını; örf-adet, işin niteliği, beyan sahibinin yapısı ve kendisiyle olan ilişkisini esas almak suretiyle şahsileştirmek zorundadır. Burada kişiden beklenen özen, Medeni Kanunun 2. maddesinin getirdiği kurallarla birlikte değerlendirilmelidir. Kişi kendisine yöneltilen iradeye, kendi dışında oluşan doğruluk ve dürüstlük (objektif hüsnüniyet) kurallarına uygun olarak anlam vermek zorundadır.

İrade ve beyan arasındaki uyumsuzluk durumlarında gözetilmesi gerektiği yerleşik içtihatlarla [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2013 tarihli, 2012/19-670 E., 2013/171 K..

02.12.2020 tarihli, 2017/(19)11-917 E., 2020/985 K. sayılı kararları] kabul edilen ve güven kuralı olarak adlandırılan görüşe göre ilk önce muhatabın ve sonra da beyan sahibinin çıkarlarını koruduğu için çağdaş hukuk içinde genel kabul görmüştür (Uygur: s. 8; Esener, Turhan: Akillerin İn'ikatında İtimat Prensibinin Ehemmiyeti-Ankara Hukuk fakültesi Dergisi C:l, 1952, sayı:3-4, s. 166-197.

Kocayusufpaşaoğlu, Necip: Güven Nazariyesi Karşısında Borç Sözleşmelerinde Hata Kavramı 1968, s. 1-18).

20. Dürüstlük ilkesini temel alan bu yaklaşım irade beyanlarının yorumunda ve dolayısıyla sözleşmelerin kurulup kurulmadığını tespitte “korunmaya layık haklı güveni” esas alır ve “hukukî görünüşe güvenin korunması” alt ilkesini doğurur.

21. Güven kavramı, anlam itibariyle sadece etik ve moral beklentilerin mevcut olduğu bir kavram değil, aynı zamanda, toplum içerisindeki bireylerin iletişiminde çok ciddi rol oynayan ve bazı durumlarda eksik kalmış, tamamlanamamış ya da üstü kapalı olarak geçirilmiş, bazı irade beyanlarının yorumlanması ve tamamlanmasında önemli derecede etkisi olan psikolojik-sosyolojik bir kavramdır.

Bilgilendirme gereksinimi içinde, güven kavramının, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamları da mevcuttur. Bir görüşe göre güven kavramı, toplum içerisinde bir bireyin diğer bireylerle olan ilişkilerini tamamlayan; bu ilişkilerin yorumlanmasında kullanılan; ya da o bireyin geleceği ile ilgili olan olaylarda yol gösterici bir rol oynayan, tamamen insanın kendi iç dünyasıyla ilgili bir davranış, bir ruh hali, bir zihniyet, bir anlayıştır.

Bu kavramın temelinde; doğruluk, dürüstlük, açık sözlülük, içtenlik, gerçeklik, haklılık gibi anlamlar yatmakta; güven kavramının anlamı da sayılan bu ilkelere dayanmaktadır. Bu anlamda güven, iki taraflıdır. Bir birey, ya karşısındakine güvenir, ya da karşısındaki o bireye güven verir. Bir kimsenin çevresine verdiği güven, aynı derecede bir karşılık ve hukukî olarak korunma gerektirmektedir.

22. Hukukî bir ilişkiye girmiş taraflardan biri, hukuka ve güven ihlâli söz konusu olduğunda da hukukun öngördüğü yaptırıma güvenerek hareket eder. Karşı taraf da bu güvenden dolayı doğru ve dürüst davranmak ve sadakatli olmak yükümlülüğü altındadır. Bu ilkeye göre korunan, karşı tarafın haklı güvenidir. 23. Somut olayda Özel Daire kararında satışa konu dairedeki klima, ocak gibi birtakım malların bütünleyici parça olup olmadığının araştırılması gerektiği ifade edildiğinden kısaca bu yöne değinmekte fayda vardır.

24. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) bütünleyici parça başlıklı 684. maddesinin 2. fıkrasında bütünleyici parça (mütemmim cüz) yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça olarak tanımlanmaktadır. Anılan maddenin 1. fıkrasına göre bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur.

Eklenti ise TMK'nın 686. maddesinin 2. fıkrasında “...asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır” şeklinde tanımlanmaktadır. Maddenin 1. fıkrasında belirtildiği üzere “Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar”.

25. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı internet ilanıyla taşınmazını satışa çıkarmış, söz konusu ilanda ayrıntılı şekilde taşınmazın özelliklerini açıklamış, bununla da yetinmemiş ve devamında “bina içi özellikler” başlığı altında dairede klima ve ankastre beyaz eşyalı özel tasarım mutfak bulunduğunu da belirtmek suretiyle satış bedelini bu özellikler çerçevesinde belirlemiş ve icapta bulunmuştur.

Davacı ise ilandaki özellikleri dikkate alarak taşınmazı satın almayı değerlendirmiş, taraf ifadelerine göre henüz davalı evde yaşıyorken evi fotoğraflarda görünen hâliyle bizzat görmüş ve taşınmazı bu şekliyle satın almayı kabul etmiştir. Taraf iradeleri bu şekilde birleşerek sözleşme kurulduktan sonra 12.11.2012 tarihli resmî senetle tapu devri sağlanmış ise de taşınmaz alıcı davacıya teslim edilmemiştir.

26. Davacı 19.12.2012 tarihli ihtarnameyle dairenin boşaltılarak teslimini talep etmiş, davalı aradan bir süre geçtikten sonra taşınarak dairenin anahtarını kargoya davacıya ulaştırmış, davacı ve site görevlilerince tutulan 14.03.2013 tarihli tutanak ve devamında alınan tespit bilirkişisi raporuna göre, davalı satıcının sözleşmeye aykırı şekilde taşınmazdaki klima, davlumbaz, ocak gibi birtakım eşyaları götürdüğü, prizlerin ve apliklerin dahi söküldüğü, ayrıca taşınma esnasında daireye olağan bir taşınmanın yaratacağından öte zarar verildiği tespit edilmiştir. Bu eylemlerin davalı tarafça yapıldığı konusunda Mahkeme ve Özel Daire arasında anlaşmazlık bulunmamaktadır.

27. Taraflar arasındaki sözleşme, davalının dairenin ona değer katan özelliklerini ayrı ayrı ve açıkça belirten icabı ile şekillenmiş ve davacının bu özelliklere sahip bir taşınmazı görerek ilanda belirtilen değeri ödemeyi kabul etmesiyle kurulmuştur.

28. Hayatın olağan akışına göre bir daire satışında priz, basit aydınlatma, korniş, buat kutusu gibi şeylerin sözleşmeye dâhil olduğunun ayrıca kararlaştırılmasına gerek bulunmadığı açıktır.

29. Özel Dairenin bozma kararında bütünleyici parça sayılamayacağına işaret edilen klima, ocak gibi eşyalar yönünden ise; davalı bu eşyaları gerektiğinde taşınmaza zarar vermeden rahatlıkla sökülüp götürülebilecek ve başka yerde kullanabilecekken, bu yolu tercih etmemiş ve söz konusu eşyaları icap iradesinde açıkça taşınmaza özgülenen ve onun değerini arttıran, alıcıları kendine çekecek bir özellik olarak göstererek satış bedelinin bu ilâve özellikler çerçevesinde oluşturulduğunu ilan etmiştir.

Elbette ki ilândaki açıklamaya rağmen tarafların bir araya geldiklerinde bu eşyaları sözleşme dışı bırakmaları mümkündür. Ne var ki bu konu taraflar arasında çekişmeli bir hâle geldiğinde davalı satıcının sözleşmenin kabul edilen icaptan farklı şekilde kurulduğunu ispatlaması gerekir. Oysa eldeki davada soyut savunma dışında davalı tarafça bu yönde herhangi bir delil sunulmamıştır.

30. Dosyanın açıklanan kapsamına göre bozma kararında gösterilen şekilde satış sözleşmesinin kapsamının belirlenmesi için ayrıca araştırma yapılmasına gerek olmayıp, davalının sözleşmeye uygun davranma borcunun teslim anına kadar devam etmesi karşısında davacının kendisine vaat edilen şekilde taşınmazın teslim edileceğine olan güvenini koruyan direnme kararı bu açıdan haklı ve yerindedir. 31. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre tazminat miktarı yönünden bir inceleme yapılmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; Direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 02.12.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/319, K. 2021/1561, 2 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Yargılama Süreci
  4. II. Uyuşmazlık
  5. III. Gerekçe
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2018/319
Karar No
2021/1561
Tarih
2 Aralık 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2018/320 K.2021/1394
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2018/343 K.2021/1515
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2018/345 K.2021/1562
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2018/348 K.2021/1367
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2018/354 K.2021/1396
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2018/369 K.2021/1348

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.