İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2020/455 K.2022/1232

1. Taraflar arasındaki “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine ilişkin hüküm taraf…

Esas2020/455Karar2022/1232Tarih4 Ekim 2022Okuma11 dk · 2.182 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2020/455 E., 2022/1232 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Ekim 2022
Mahkemesi
... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.182 kelime·11 dk okuma·3 bölüm

1. Taraflar arasındaki “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine ilişkin hüküm taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi: 4. Davacı idare vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... köyü, 695 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak ... projesi kapsamında kamu yararı kararı alındığını, buna göre taşınmazın kamulaştırılması gerektiğini, taşınmaz malikinin uzlaşmaya çağrılmasına rağmen uzlaşmayı kabul etmediğini belirterek dava konusu taşınmaz hakkında kamulaştırma bedelinin tespiti ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesinin Kararı:

6. ...

Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.10.2017 tarihli ve 2017/49 E. 2017/418 K. sayılı kararı ile; ilgili kurumlardan taşınmazın niteliğine ilişkin celp edilen kayıtlar sonrasında bilirkişiler marifeti ile yapılan ve keşif sonucunda düzenlenen raporda; taşınmazın niteliği, bulunduğu yeri, belediye sınırları ve imar planı durumu ile köy yerleşik alanı sınırları, taşınmazın üzerinde bulunan inşai ve zirai unsurlar nazara alınarak taşınmazın ilçeye ve ana yola olan mesafesi baz alınmak suretiyle taşınmazın kamulaştırma bedelinin hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile,

... ili ... ilçesi ... köyü 695 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin rapor ve krokisinde belirtildiği üzere tamamının kamulaştırılması nedeniyle bedelinin 215.932,74TL olarak kabul ve tespitine, tespit edilen kamulaştırma bedeline 21.05.2017 tarihinden karar tarihi olan 02.10.2017 tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, dava konusu 695 parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptaline, davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 215.932,74TL'nin tapu maliki davalıya ödenmesine,

ödemenin derhâl yapılması için ilgili bankaya müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: 7. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

8. ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 04.07.2018 tarihli ve 2018/1175 E. 2018/1860 K. sayılı kararı ile; “…Dava konusu taşınmazın dosyaya ve bilirkişi raporuna yansıyan özelliklerine göre gelir metoduna göre belirlenen metrekare birim değerine % 300 oranında objektif değer arttırıcı unsur oranı uygulanması doğru olduğu gibi, her ne kadar dava konusu taşınmaz bedeli 2016 yılı esas alınarak tespit edilmişse de, istinaf kanun yolu incelemesi sırasında getirtilen ...

İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün davanın açıldığı 2017 yılına ilişkin resmi rakamları uygulandığında da, bilirkişi tarafından hesaplanan bedelin değişmediğinin anlaşıldığından, rapor zemin bedeli yönünden dairemizce doğru kabul edilmiş, Keza, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmaz üzerindeki yapılara bedel tespit edilirken, yapının konumu ve ticari getirisi nedeniyle resmi birim fiyatları dışında ‘şerefiye’ adı altında ilave yapılması doğru değilse de, davacı idarenin istinaf dilekçesinde; yapı bedelinin tespiti ile ilgili olarak herhangi bir itirazda bulunmadığı, HMK. nın 355.maddesinde ise;

kamu düzenine ilişkin hususlar dışında istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağının belirtilmesi karşısında, davacı idarece açıkça istinaf konusu yapılmayan bu durum ilk derece mahkemesi kararının değiştirilmesi sonucunu doğurmayacağı dairemizce kabul edilmiş olup, bu itibarla.

Arazi nitelindeki taşınmaza net ürün geliri esas alınarak zeminine ve üzerindeki yapılara bedel tespit edilmesinde ve tespit olunan miktarın bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde değildir. Ancak.

28.04.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7139 sayılı yasanın 10/6. maddesi gereğince Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü harçtan muaf olup, bu itibarla harca karar verilmemesi gerektiğinden, HMK'nun 353/1-b/2 maddesi gereğince hüküm düzeltilerek….davanın kabulü ile ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkii 695 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin rapor ve krokisinde belirtildiği üzere tamamının kamulaştırılması nedeniyle bedelinin 215.932,74TL olarak kabul ve tespitine, tespit edilen kamulaştırma bedeline 21.05.2017 tarihinden karar tarihi olan 02.10.2017 tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

dava konusu 695 parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptaline, davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 215.932,74TL'nin tapu maliki davalıya ödenmesine, ödemenin derhal yapılması için ilgili bankaya müzekkere yazılmasına,…” karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

9. ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

10. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 06.11.2019 tarihli ve 2018/11303 E. 2019/17657 K. sayılı kararı ile; “…Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesince kabulü ile HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmak suretiyle yeniden hüküm kurulmuş, bu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; tarım arazisi niteliğindeki ... ili, ... ilçesi, ... köyü 695 parsel sayılı taşınmazın zemininin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11/1-f maddesi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değerinin tespit edilmesine,

üzerinde bulunan yapılara ise aynı kanunun 11/1-h maddesi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesine ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı taraf vekillerinin istinaf isteminde bulunduğu,tarafların istinaf isteminin incelenmesinde idarenin harçtan muaf olduğu halde harca hükmedilmesine ilişkin benddinin HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapı yönünden resmi birim fiyatlarına göre hesaplanan bedelden yıpranma payı düşülerek bulunan miktara hükmedilmesi gerekirken, yapının lokanta olarak kullanıldığı, köy merkezinde bulunması, ulaşımın kolay olması bölgenin rafting turizmine açık olması gibi yasal olmayan gerekçelerle bedeline 60.000TL şerefiye eklenmek suretiyle fazlaya karar verilmesi Doğru görülmemiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı:

11. ...

Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/2834 E. 2020/148 K. sayılı kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın arazi niteliğinde olduğu ve yüzölçümünün de çok küçük olması nedeniyle arazi bedeline ne miktarda objektif artış eklenirse eklensin taşınmazın gerçek değerine ulaşılamayacağı için, şerefiye adı altında yapı bedelini arttırmak suretiyle kamulaştırma bedelini tespit etmiş olduğu, idare tespitinde de yapı bedelinin, resmi birim fiyatlarından oldukça yüksek tespit edildiği,

davacının yapı yönünden istinaf itirazında bulunmadığı göz önüne alındığında, Yargıtay bozma ilamına uyulması hâlinde, taşınmazın özel durumları göz önüne alınmaksızın ve idare tespitinin çok altında kalacak şekilde bedel tespit edilmesi sonucunu doğuracağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi: 12. Direnme kararı süresi içinde davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

13. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemine ilişkin eldeki davada, davacı idare vekilinin istinaf dilekçesi göz önüne alındığında yapının merkezi konumda bulunması, ulaşımın kolay olması, bölgenin rafting turizmine açık olması, pansiyon turizmi imkânı gibi gerekçelerle şerefiye bedeli eklenmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

14. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle istinaf kanun yolu ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. 15. Bilindiği üzere ülkemizde iki dereceli yargı sistemi uygulanmakta iken, 2004 yılında kabul edilen 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesi ve 6100 sayılı HMK ile istinaf kanun yolu hükümlerinin düzenlenmesi, bu düzenlemeye uygun olarak 20.07.2016 tarihinde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlaması ile üç dereceli yargı sistemine geçilmiş bulunmaktadır.

16. İstinaf ile ilgili monografilerin karşılaştırmalı hukuka ilişkin bölümlerinde “geniş (tam) istinaf sistemi” “dar istinaf sistemi” ayrımına yer verilmektedir. Geniş istinaf sistemi davanın istinaf merciinde adeta yeniden görülmesi ve yeniden hükme bağlanması esasına dayanmaktadır. Dar istinaf sistemi ise ilk derece mahkemesinde hükme bağlanmış olan davanın yeniden görülmesinden ziyade o davada verilen hükmün denetlenmesi esasını benimsemektedir.

Buna göre geniş istinafta ikinci derece mahkemesi önüne yeni vakıa ve deliller getirtilmesi konusunda bir sınırlama bulunmamakta, istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlanmamakta, istinaf yoluna başvurmanın hükmün icrasını erteleyici etkisine getirtilen istisnalar sınırlı tutulmaktadır.

Buna karşılık dar istinafta kanun yolu incelemesinin kural olarak istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı tutulduğu görülmekte, ikinci derece mahkemesinde yapılabilecek taraf işlemleri sınırlamalara tabi kılınmakta, yeni vakıa ve deliller ileri sürülmesi istisnai hâllerle sınırlı tutulmakta, istinaf incelemesi sırasında hükmün teminat karşılığında icrasına imkân veren hükümler bulunmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz dar istinaf sistemini benimsemiştir.

Gerçekten istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı tutulması, bölge adliye mahkemesinde yapılan istinaf incelemesinde kural olarak re’sen göz önünde tutulacak olanlar dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen savunmaların dinlenmemesi ve yeni delillere dayanılamaması ve bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp dosyayı bu mahkemeye geri göndermek konusunda geniş bir yetkiye sahip olması dar istinaf sistemine ait özelliklerdir (Ali Cem Budak.

İlamat Torbası İstinaf Mahkemesi Karar İncelemeleri, Ekim 2020, s. 1-2).

17. İstinaf kanun yolu, 6100 sayılı HMK’nın sekizinci kısmının birinci bölümünün 341 ilâ 360. maddeleri arasında düzenleme altına alınmıştır.

18. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İstinaf dilekçesi” başlıklı 342. maddesi “(1) İstinaf yoluna başvurma, dilekçeyle yapılır ve dilekçeye, karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.

(2) İstinaf dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:

a) Başvuran ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri.

b) Varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.

c) Kararın hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı.

ç) Kararın başvurana tebliğ edildiği tarih.

d) Kararın özeti.

e) Başvuru sebepleri ve gerekçesi.

f) Talep sonucu.

g) Başvuranın veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.

(3) İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355 inci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılır” şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere maddenin son fıkrasında istinaf dilekçesinin maddede belirtilen hususları taşımaması durumunda başvurunun sonucuna ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Bu düzenlemeye göre; bölge adliye mahkemesince, istinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıyorsa başvuru doğrudan reddedilmeyip, 355. madde çerçevesinde kararda “kamu düzenini ilgilendiren hususlarda istemle bağlı olmaksızın re’sen” gerekli incelemenin yapılması öngörülmüştür. Bununla istinaf dilekçesindeki bir usul eksikliği sebebiyle hak kaybının önlenmesi amaçlanmıştır.

19. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun özellikle 353. maddesine bakıldığında istinaf sebebinin “ilk derece mahkemesi kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olmaması” şeklinde düzenlenmiş olduğu söylenebilir. Dolayısıyla istinaf sebepleri, temyiz sebeplerinden çok daha geniş bir çerçeve çizmektedir. Buradan hareketle istinaf dilekçesinde yer alan “istinaf sebepleri” bölge adliye mahkemesince yapılacak olan incelemenin sınırlarını çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Nitekim istinaf sebebinin gösterilmemesi hâlinde, hükümde kamu düzenine aykırı bir husus da bulunmuyorsa, istinaf talebi ön inceleme aşamasında reddedileceğinden, doğal olarak istinaf sebebinin bulunmadığı talebin de kamu düzenine aykırı bir yön bulunmaması hâlinde reddedilmesi gerektiği hususu tartışmasızdır.

20. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İncelemenin kapsamı” başlıklı 355. maddesi. “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. Buna göre; bölge adliye mahkemesi, incelemesini istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapmak zorundadır.

Temyiz incelemesinden farklı olarak, bölge adliye mahkemesinde yapılacak incelemede tarafların ileri sürdüğü sebeplerle bağlı kalınmasının nedeni, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararının kanuna aykırılığını tespit etmesi hâlinde, çoğu zaman yeniden yargılama yaparak yeni bir karar verebilmesidir.

Ne var ki Yargıtayın temyiz sebepleri ile bağlı olmaksızın kanunun açık hükmüne aykırılık hâllerini inceleyebileceği öngörülmüş ise de, istinaf incelemesinde ileri sürülmediği için bölge adliye mahkemesince incelenmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi durumunda Yargıtayın bu temyiz sebebini incelemesi mümkün değildir.

Başka bir anlatımla temyiz incelemesinin sınırlarından biri ve en önemlisi, ileri sürülen temyiz sebebinin istinafta ileri sürülüp sürülmediği ve ileri sürülen sebeple ilgili bölge adliye mahkemesinin yaptığı değerlendirmenin hukuka aykırı olup olmadığı hususudur.

21. Özetle Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile düzenlenen istinaf sebeplerinin “kamu düzenine aykırılık” ve “taraflarca ileri sürülen” nedenler olmak üzere iki ayrımda incelenmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırılık mutlak istinaf sebebidir ve bölge adliye mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle kamu düzenine aykırı bir sebebin istinaf dilekçesinde ileri sürülüp sürülmemesinin de bir önemi bulunmamaktadır. Buna karşılık kamu düzenine aykırı olmayan istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise bölge adliye mahkemesince kendiliğinden dikkate alınamaz. Çünkü istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

22. Somut olay ve dosya kapsamına göre; davacı idare vekili tarafından sunulan 19.02.2018 havale tarihli istinaf dilekçesi incelendiğinde, istinaf sebebi olarak sadece zemin bedelinin yüksek belirlendiğine ilişkin itirazların ileri sürüldüğü, buna karşılık davacı idare vekili tarafından yapı bedeline yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemesince taraf vekillerinin istinaf itirazları reddedilmek suretiyle kamu düzenine ilişkin olan harç yönünden ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle yeniden karar verilmiştir. Bu itibarla bölge adliye mahkemesince, istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

23. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, bölge adliye mahkemesinin istinaf sebepleri ile bağlı olduğuna yönelik açık hüküm bulunduğu, ancak temyiz incelemesi yönünden bu yönde bir hükmün mevcut olmadığı, dolayısıyla kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından incelenebileceği, kararın değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de bu görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

24. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.

25. Ne var ki davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; Direnme uygun olduğundan, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazları ile ilgili inceleme yapılması için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 04.10.2022 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/455, K. 2022/1232, 4 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Yargılama Süreci
  4. II. Uyuşmazlık
  5. III. Gerekçe
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2020/455
Karar No
2022/1232
Tarih
4 Ekim 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2020/461 K.2022/1301
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2020/462 K.2022/671
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2020/464 K.2022/1234
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2020/466 K.2022/1337
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2020/468 K.2022/611
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2020/475 K.2022/608

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.