İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/682 K.2023/752

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.

Esas2022/682Karar2023/752Tarih12 Temmuz 2023Okuma12 dk · 2.495 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2022/682 E., 2023/752 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
12 Temmuz 2023
Mahkemesi
... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Karar
İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.495 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kabul edilen yönlere ilişkin kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; tarafların 22.05.2007 tarihinde evlendiklerini, ortak bir çocuklarının bulunduğunu, müvekkilinin tüm birlik görevlerini yerine getirmesine rağmen kadının ailesinin etkisinde kaldığını, aile içerisinde konuşulan konuları ailesi ve yakınlarına anlattığını, davalının ailesinin evliliğe olan müdahalesine sessiz kaldığı, haklı sebep olmaksızın ortak konutu terke ettiğini, ortak çocuğu babası ile görüştürmediğini, taraflar arasında gerçekleşen darp olayı nedeniyle ceza yargılaması yapıldığını ileri sürerek tarafların boşanmasına, velâyetin babaya verilmesine, çocuk yararına 500,00 TL tedbir-iştirak, müvekkili yararına 500,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

II. CEVAP VE KARŞI DAVA

Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, evliliğin ilk yıllarında erkeğin düzenli bir işi olmadığını, eşlerin kadının ailesinin maddi desteği ile geçindiklerini, ortak çocuk doğduktan sonra erkek eşin düzenli bir işe girdiğini, bu nedenle tarafların maddi açıdan rahatladığını, ne ver ki erkeğin işten ayrılarak 2014 yılı ortalarında eşinden gizli işyeri açtığını, kadının bu durumu üçüncü kişilerden öğrendiğini, müvekkilinin eşinin düzenli işini bırakıp işyeri açmasını istemediğini, bu işyerinin açılması nedeniyle eşlerin sorun yaşamaya başladıklarını,

bu sorunlar nedeni ile ceza davasının görüldüğünü ileri sürerek tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, çocuk yararına 350,00 TL tedbir-iştirak, müvekkili yararına 400,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ile düğünde takılan 10 adet 22 ayar bilezik, 2 adet 22 ayar kalın bilezik, set takımı, 1 adet söz bileziği ve 20 adet çeyrek altının aynen iadesine, aynen iade mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ve 5.000,00 TL bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli ve 2017/122 Esas, 2018/443

Karar sayılı kararı ile; tarafların 22.05.2007 tarihinde evlendikleri, ortak bir çocuklarının bulunduğu, evliliğin ilerleyen yıllarında her iki tarafın ailesinin de evliliğe müdahale ettiği, eşlerin yapılan müdahalelere sessiz kaldığı, son gerçekleşen olay nedeniyle eşlerin Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas sayılı dosyası ile yargılandıkları, dosyanın incelenmesinde her iki tarafın da karşılıklı yaralama fiilini gerçekleştirdiği, hâl böyle olunca boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesi ile her iki davanın da kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine,

çocuk yararına 200,00 TL tedbir-400,00 TL iştirak nafakası ödenmesine, eşlerin karşılıklı olarak nafaka ve tazminat taleplerinin reddine, ziynet eşyası alacağı davasına yönelik olarak yapılan yargılamada ise 1 adet 14 ayar 12 gram söz bileziğinin (1 adedi 12 gr x 84,00 TL=1008,00 TL) ve 1 adet 14 ayar toplam 18 gram (kolye, küpe, bileklikten oluşan set toplamı karşılığı 18 gr x 84,00 TL=1.476,00 TL) takı setinin aynen iadesine, olmadığı takdirde toplam 2.484,00 TL bedelin kadın eşe ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2021 tarihli ve 2018/2540 Esas, 2021/918 Karar sayılı kararı ile; mahkemece yapılan yargılama sonunda her iki tarafa da "ailelerinin evliliğe müdahalelerine sessiz kalma ve karşılıklı yaralama" kusurlarının yüklenerek eşit kusurlu kabul edildikleri, erkeğin bu karara karşı istinaf talebinde bulunmadığı, ceza dosyasının incelenmesinde taraflara TCK 129 ve CMK 223/4-c maddeleri gereği karşılıklı hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına da karar verildiği,

bu kararın kesinleştiği, dolayısıyla mahkemece belirlenen kusurlu davranışların yanında erkeğin ayrıca eşine hakaret ettiği, hâl böyle olunca boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır buna karşılık kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesi ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle kadın eş yararına 15.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, kadının sair istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/11-92 Esas, 2018/1362 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “Fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı, diğer bir anlatımla, maddî olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağı ve bu doğrultuda maddî vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlayıcı nitelikte olduğu,

ceza mahkemesince bir maddî vakıanın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı bulunmadığı izahtan varestedir.

Somut uyuşamazlıkta da bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinin de kabulünde olduğu üzere, taraflar hakkında Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/179 Esas 2015/474 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 129 uncu maddesi uyarınca karşılıklı hakaret ettikleri sabit kabul edilerek, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/4-c maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir.

Dolayısı ile davacı-karşı davalı erkeğe bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince kesinleşmiş ceza mahkemesi ilamı uyarınca yüklenen kusur, davalı-karşı davacı kadın ile birlikte gerçekleştirdikleri karşılıklı hakaret eylemidir. Bu kapsamda ceza mahkemesi hâkiminin tespit ettiği ve hukuk mahkemesi hâkimi açısından da bağlayıcı olan maddî olay davalı-karşı davacı erkeğin ve davalı-karşı davacı kadının karşılıklı olarak birbirine hakaret etmesidir.

Şu halde 5237 Sayılı Kanun’un 129 uncu maddesi kapsamında verilen hükmü istinaf edenin sıfatı itibari ile bölüp, istinaf etmeyenin aleyhine olacak şekilde değerlendirme yapmaya yasal olanak bulunmamaktadır.

Neticeten ilk derece mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlar yanında davalı-karşı davacı erkeğin ceza mahkemesi ilamı ile sabit kabul edilen karşılıklı hakaret eylemi nedeni ile tarafların kusur nispetinin değişeceğinden söz edilemeyeceği, bu eylemin kabulünde dahi evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu oldukları gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile davacı karşı davalı erkeğin daha fazla kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp, hükmün bozulması gerekmiştir.

2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata karar verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2 nci maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde, davalı-karşı davacı kadının maddî-manevî tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadın lehine maddî ve manevî tazminata karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir,..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hakaret eyleminin bir suç olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun da “karşılıklı hakaret” şeklinde ayrıca yasal unsurları düzenlenmiş bir suç tipinin bulunmadığı, TCK’nın 129 ncu maddesi uyarınca aynı yasanın 125 inci maddesinde düzenlenen hakaret suçunun karşılıklı işlenmesi hâlinde kısmi ya da tamamen cezasızlık hâlinin düzenlendiği, dolayısıyla her iki tarafın da birbirlerine karşı işledikleri hakaret eylemi ile ilgili hukuka aykırılığın ortadan kalkmadığı,

hakaret fiilini önce gerçekleştiren gibi buna karşılık hakaretle cevap verenin de hakaret suçunu işlemiş olacağı, nitekim TCK’nın 129 uncu maddesinde tam cezasızlık yanında kısmi cezasızlığın da kabul edilmesinden bu hususun anlaşıldığı, somut olaya gelindiğinde sadece kadın eş tarafından istinaf başvurularak erkeğe hakaret kusurunun yüklenmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü,

buna karşılık erkek eşin istinaf başvurusu bulunmadığı gibi istinaf cevap dilekçesinde “kadına hakaret kusurunun yüklenmediği ilk derece mahkemesi kararının” onanmasını talep ettiği, böylece kadına hakaret kusurunun yüklenmesine ilişkin vakıasından vazgeçmiş sayılması gerektiği, erkeğin TCK’nın 125 inci maddesi kapsamına giren ancak aynı Kanun’un 129 uncu maddesinin uygulanması sebebiyle sadece ceza hukuku yönünden ceza almamasına neden olan ve kesinleşen hakaret eyleminin kendisine yüklenmemesinin hukuka aykırı olacağı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı-karşı davalı vekili, kusur belirlemesi ve buna bağlı kadın yararına tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre davalı-karşı davacı kadın eş yararına 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca maddi-manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ve 174 üncü maddeleri.

2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.

2. Bilindiği üzere 4721 sayılı 6100 sayılı Kanun'un "Evlilik birliğinin sarsılması" başlıklı 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; "Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir" hükmünü taşımaktadır.

3. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı için gereken ortak hayatın sürdürülmesi olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını, ikinci olarak temelden sarsılmanın karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır.

4. Yargıtay kararlarında boşanma davalarında temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma kararı, fer’îleri ve boşanmanın mali sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusur durumlarının "kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş" şeklinde belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Yine Yargıtay, 03.07.1978 tarihli, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla da "kimin daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda önceden bir ölçü konulamayacağına ve bu hususta bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine" karar vererek her bir boşanma davasında tarafların boşanmaya esas teşkil eden kusur durumlarının kendine özgü ve o evliliğe münhasır olduğunu kabul etmiştir.

5. Diğer yandan, boşanma, bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olup, boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik birliği sona erer. Boşanmanın eşler bakımından kişisel ve mali olmak üzere bir takım sonuçlarının bulunduğu kuşkusuzdur. Maddi ve manevi tazminat talepleri de boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarındandır.

6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Maddi ve manevi tazminat" başlıklı 174 üncü maddesinde "Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir" hükmü düzenleme altına alınmıştır. Görülüyor ki hâkim, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya az kusurlu bulunan eş yararına tazminat ödenmesine karar vermek yetkisine sahiptir.

7. Maddi tazminat, kişinin malvarlığında iradesi dışında gerçekleşen azalmanın karşılığını oluşturan giderimdir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 746). Boşanma nedeniyle, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda tazminat talep edebilir.

Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir.

Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder.

8. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında maddesinde düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilen bir telafi şeklidir.

Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlâl edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak TMK’nın 174/2 nci maddesi genel tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada manevi zararı tam olarak belirlemek zordur. Manevi tazminat miktarı, maddi olarak kesin bir miktar değildir.

Manevi tazminat talep eden eşin ruhen uğramış olduğu çöküntü ile psikolojik olarak yaşamış olduğu sıkıntılara karşılık olarak onu rahatlatacak olan bir bedeldir. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen ve kişilik hakları ihlâl edilen eşe “uygun bir tazminat” verileceğini belirtmektedir.

O hâlde hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak takdir hakkını kullanmalıdır.

9. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; tarafların 22.05.2007 tarihinde evlendikleri, ortak bir çocuklarının bulunduğu, evliliğin ilerleyen yıllarında her iki tarafın da ailesinin evliliğe müdahale ettiği, eşlerin yapılan müdahalelere sessiz kaldığı, son gerçekleşen olay nedeniyle eşlerin Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas sayılı dosyası ile yargılandıkları, dosyanın incelenmesinde her iki tarafın da karşılıklı yaralama fiilini gerçekleştirmesi şeklinde gerçekleşen kusurlu davranışları ile evliliğin bu hâle gelmesinde kusurlu oldukları hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; belirlenen bu kusurlu davranışların yanında erkeğin eşine hakaret etmesi yönündeki kusurlu davranışın erkek eşe yüklenip yüklenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

10. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı erkeğin istinaf talebinde bulunmadığı, ceza dosyasının incelenmesinde ise taraflara TCK 129 ve CMK 223/4-c maddeleri gereği karşılıklı hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, her ne kadar Özel Dairece karşılıklı hakaret eylemi nedeni ile tarafların kusur nispetinin değiştiğinden söz edilemeyeceği belirtilmişse de; direnme karar gerekçesinde de belirtildiği gibi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun da karşılıklı hakaret şeklinde ayrıca yasal unsurları düzenlenmiş bir suç tipinin bulunmadığı,

TCK’nın 129 uncu maddesi uyarınca aynı yasanın 125 inci maddesinde düzenlenen hakaret suçunun karşılıklı işlenmesi hâlinde kısmi ya da tamamen cezasızlık hâlinin düzenlendiği, dolayısıyla her iki tarafın da birbirlerine karşı işledikleri hakaret eylemi ile ilgili hukuka aykırılığın ortadan kalkmadığı, hakaret fiilini önce gerçekleştiren gibi buna karşılık hakaretle cevap verenin de hakaret suçunu işlemiş olacağı, nitekim TCK’nın 129 uncu maddesinde tam cezasızlık yanında kısmi cezasızlığın da kabul edilmesinden bu hususun anlaşıldığı,

somut olaya gelindiğinde sadece kadın eş tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu ve erkeğe hakaret kusurunun yüklenmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü, buna karşılık erkek eşin istinaf başvurusu bulunmadığı gibi istinaf cevap dilekçesinde “kadına hakaret kusurunun yüklenmediği ilk derece mahkemesi kararının” onanmasını talep ettiği, böylece kadına hakaret kusurunun yüklenmesine ilişkin vakıasından vazgeçmiş sayılması gerektiği,

erkeğin TCK’nın 125 inci maddesi kapsamına giren ancak aynı Kanun’un 129 uncu maddesinin uygulanması sebebiyle sadece ceza hukuku yönünden ceza almamasına neden olan ve kesinleşen hakaret eyleminin kendisine yüklenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.

11. Öyle ise Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.

12. Ne var ki, davacı-karşı davalı vekilinin tazminatların miktarına yönelik diğer temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu yönler hakkında gerekli inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple; Direnme uygun bulunduğundan davacı-karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

12.07.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/682, K. 2023/752, 12 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap Ve Karşı Dava
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Uyuşmazlık
  16. D. Gerekçe
  17. VII. Karar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2022/682
Karar No
2023/752
Tarih
12 Temmuz 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/683 K.2023/4293
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2022/695 K.2023/4849
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2022/703 K.2023/7776
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2022/708 K.2023/6690
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/727 K.2023/728
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/742 K.2023/4161

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.