İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2023/752 K.2024/319

2022/895 Esas, 2022/6267 Karar sayılı BOZMA kararı

Esas2023/752Karar2024/319Tarih6 Haziran 2024Okuma11 dk · 2.130 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2023/752 E., 2024/319 K.

Karar tarihi
6 Haziran 2024
Mahkemesi
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2219 E., 2022/1747 K.
Karar
Davanın reddine
Özel daire kararı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.130 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

2022/895 Esas, 2022/6267 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, 26.02.2008 tarihli 158.152,00 TL havaleye dayanılarak Bursa 10. İcra Müdürlüğünün 2014/1147 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinde ödeme emri tebligatı müvekkilinin eşinin kaza geçirmesi nedeni ile hastanede olduğu dönemde yapıldığından itiraz edildiyse de süresinin kaçırılmış olması nedeniyle takibin kesinleştiğini, davalının eşi ...'ın, müvekkilinin eşi Mehmet Gülsüyü'na borcu bulunduğunu ve belirtilen havalenin bu borcun ödenmesi amacıyla yapıldığını ileri sürerek anılan icra takibinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, haksız olarak takibe girişilmesi nedeniyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, ödeme yapılması hâlinde istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmaz üzerine bina yaptığını, davacının eşinin bu binadan iki daire satın almak istediğini ancak kredi notlarının iyi olmaması nedeni ile bir daire için davacının kız kardeşi, diğer daire için ise davacının eşinin ortağı ... adına konut kredisi kullanıldığını, konut kredisi ile yapılan satış sonrasında müvekkilinin hesabına ... tarafından 158.152,00 TL gönderildiğini, paranın yattığı gün davacının eşinin arayarak bu bedelin borç olarak kendisine verilmesini istediğini, davacı ve eşine yardım etmek amacı ile davaya konu edilen ödemenin yapıldığını,

davacının eşinin ölümünden sonra borç alınan parayı inkâr ettiğini, taraflar arasında anılan havale dışında doğmuş bir borç ilişkisinin bulunmadığını, 16.09.2015 tarihli haciz tutanağında borcun kabul edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2016/259 Esas, 2019/322 Karar sayılı kararıyla; havalenin bir ödeme aracı olduğu, karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği, havalede paranın borç olarak gönderildiğine ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, 16.09.2015 tarihli haciz tutanağındaki "Şu an ödeme imkanım yoktur, durumum düzelirse ödeme yapabilirim, ancak dosya borcunu ben kullanmadım, itiraz etmiştim, süresinde olmadığı için reddedildi. Dosya borcu ile ilgili olarak ayrıca görüşmeye geleceğim" şeklindeki beyanın borcun kabulü anlamını taşımadığı, davalının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüyle, davacının anılan icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli ve 2019/1979 Esas, 2021/1673 Karar sayılı kararıyla; 16.09.2015 tarihli haciz tutanağındaki davacı beyanının havale ile gönderilen paranın borç ödemesi değil borç olarak gönderildiğini ispatladığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “...Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, 6100 sayılı HMK’nın 190.maddesine göre, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir.

Somut olayda davalının dayandığı belge yalnız başına borç verildiğini ispata yeterli değildir. Zira kural olarak havale bir ödeme aracı olup, havale belgesinde paranın borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi gereklidir. Aksi halde gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği karine olarak kabul edilmelidir. Oysa davalı tarafından icra takibine dayanak yapılan havale evrakında paranın borç olarak gönderildiğine dair bir açıklama bulunmamaktadır.

Hal böyle iken ispat külfeti alacaklı olduğunu iddia eden davalıdadır.

Her ne kadar bölge adliye mahkemesince, davacının 16/09/2015 tarihli haciz tutanağında yer alan “Şu an ödeme imkanım yoktur, durumum düzelirse ödeme yapabilirim, ancak dosya borcunu ben kullanmadım, itiraz etmiştim, süresinde olmadığı için red edilmiştir, dosya borcu ile ilgili olarak görüşmeye geleceğim." şeklindeki beyanının borcu kabul mahiyetinde olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, bu beyan kayıtsız şartsız bir kabul beyanı olarak da kabul edilemeyeceğinden ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup, bölge adliye mahkemesince yanılgılı bir şekilde,

ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması yönünde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, davacının eşinin dava dışı yakınlarına kredi kullandırmak suretiyle davalının eşinden iki daire satın alarak malî sıkıntılarını gidermeye çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, takip dosyasının içeriğine göre, davacının takibe itiraz etmediği, evine dört kez hacze gidildiği, son haciz tutanağındaki beyanı borcu kabul sayılamaz ise de hiçbir aşamada borca karşı durmadığı, icra dosyasında geçen aşamalardan sonra, takip tarihinden beş yıl sonra tasarrufun iptali davasının aleyhine sonuçlanması ile borçlu olmadığının tespiti davası açmasının karinenin temelini çürüteceği gerekçesiyle oy çokluğuyla direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; icra memuru tarafından icra baskısı altında alınan müvekkilinin beyanının borcu kabul anlamına gelmediğini, Mahkemenin hiçbir aşamada borca karşı durulmadığına ilişkin tespitinin doğru olmadığını, süresinde olmasa da borca her zaman itiraz edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; herhangi bir açıklama içermeyen havaleye dayanılarak başlatılan ve kesinleşmiş icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istenilen somut olayda, davacının borçlu olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre davanın kabulüne karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 187, 190 ncı maddeleri.

2. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 457 nci maddesi.

3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi.

4. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.

2. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Baki Kuru: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).

3. Menfi tespit davası, 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.

4. Bir başka anlatımla; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).

5. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer.

6. Bu aşamada "ispat yükü" kavramına genel olarak değinilmelidir. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).

7. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir.

8. 6100 sayılı Kanun'un 187 nci maddesinin birinci fıkrası; “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir” şeklinde düzenlenmiştir.

9. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.

10. Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 6100 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 190 ıncı maddesinde yer almakta olup;

“İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde hüküm altına alınmıştır.

11. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.

12. Bu hüküm, 4721 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 6 ncı maddesinde yer alan; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.

13. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller. 6100 sayılı Kanun'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler.

Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir.

Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.

14. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2021 tarihli ve 2017/(13)3-3146 Esas, 2021/1051 Karar; 07.12.2021 tarihli ve 2018/(13)3-979 Esas, 2021/1589 Karar; 28.12.2022 tarihli ve 2021/3-978 Esas, 2022/1944 Karar; 01.03.2023 tarihli ve 2022/11-221 Esas, 2023/134 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

15. Somut olayda, davalı taraf takibe dayanak gösterilen havaledeki bedelin davacıya borç olarak gönderildiğini, dolayısıyla alacaklı olduğunu iddia etmektedir.

16. 818 sayılı Kanun'un 457 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal niteliği itibarıyla (tıpkı onun özel biçimlerinden biri olan çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir anlatımla, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Prof. Dr. Arif. B. Kocaman, Türk Borçlar Hukukunda Havale, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, Ankara 2001; Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2003 tarihli ve 2003/3-118 Esas, 2003/158 Karar sayılı kararı).

17. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu edilen havalenin davacıya borç olarak gönderildiğine dair davalı tarafın iddiası davacı tarafça kabul edilmemiş, borç ödemesi olduğu savunulmuştur. Bu durumda yasal karinenin aksini iddia eden davalının havalenin borç olarak gönderildiğini ispat yükünü taşıdığı her türlü duraksamadan uzaktır. Bu husus Mahkeme ile Özel Daire arasında çekişme konusu olmamakla birlikte anılan havalede nedenine ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığından havalenin kendisi davalının iddiasını ispata yeterli değildir. Miktar itibarıyla dinlenmelerine açık muvafakat de bulunmadığından tanık ifadeleri de değerlendirmeye alınamaz.

18. Her ne kadar, davalı taraf 16.09.2015 tarihli haciz tutanağında yer alan davacının "Şu an ödeme imkanım yoktur, durumum düzelirse ödeme yapabilirim, ancak dosya borcunu ben kullanmadım, itiraz etmiştim, süresinde olmadığı için reddedildi.

Dosya borcu ile ilgili olarak ayrıca görüşmeye geleceğim" beyanının borcu kabul mahiyetinde olduğunu iddia etmiş ve bu iddia Mahkemece kabul edilmiş ise de anılan beyandan borca itirazda bulunulduğunun belirtildiği dikkate alındığında borcun kabul edildiği anlamının çıkarılamayacağı açıktır.

İcra takibi ve hacizler sırasında davacının borca karşı durmadığına ilişkin Mahkemenin tespiti de dosya kapsamı ile uyumlu değildir; davacı taraf süresinde olmasa dahi borcu kabul etmediğini aşamalarda ifade etmiştir.

Mahkemenin direnme gerekçelerinden bir diğeri ise takip tarihinden uzun süre sonra eldeki davanın açılması olup hukukî yarar bulunduğu sürece menfi tespit davası her zaman açılabileceğinden davacının takip talebinden uzun zaman sonra ve tasarrufun iptali davasının sonrasında eldeki davayı açmasının bir önemi bulunmamaktadır. Bu durumda, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın iddiasını ispat edemediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.

19. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

20. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire kararında belirtilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/752, K. 2024/319, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Uyuşmazlık
  16. D. Gerekçe
  17. IV. Karar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2023/752
Karar No
2024/319
Tarih
6 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/753 K.2024/4040
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/760 K.2024/4499
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/768 K.2024/1826
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/776 K.2024/8413
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2023/781 K.2024/321
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/794 K.2024/3909

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.