KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2024/206 E., 2025/254 K.
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/383 E., 2023/760 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.11.2022 tarihli ve
Karar Metni
893 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
2022/9854 Esas, 2022/16378 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı ile davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
1. Değerlendirme
1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
2. Mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir.
4. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davalı işverenin kazanın iş kazası olduğunu belirterek Kuruma bildirimde bulunduğu, davayı da kabul ettiği, Kurum tarafından da 06.11.2021 tarihli ünite kararı ile kazanın iş kazası olduğunun tespit edildiği, davanın konusuz kaldığı ancak davacının 27.04.2020 tarihli başvurusunun Kurumca 60 gün içinde cevap verilmeyerek reddedilmiş sayılması nedeniyle davalı Kurumun davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle her iki davalı yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
5. Kararın davacı ile davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise davacının uyuşmazlık konusu olmayan hususun tespitini talep ettiği ayrıca Kuruma yaptığı başvurunun sonucunu beklemeden dava açtığı, bu nedenle dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
6. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece, "...söz konusu iş kazasının işveren tarafından olay tarihinden iki gün sonra davalı Kuruma bildirilmesi, davacının 27.04.2020 tarihinde davalı Kuruma başvurması ve Kurum tarafından 16.06.2020 tarihli yazı ile bir takım eksiklikler nedeni ile evrakı iade etmesi, başvurudan itibaren altmış gün içinde gerekeni yapmaması hususlarıyla birlikte davanın açılış tarihi ve 08.11.2021 tarihinde olayı iş kazası olarak kabul etmesi karşısında, kurumun yukarıda belirtilen kanunda öngörülen altmış günlük süreye riayet etmeyerek red iradesini ortaya koyduğu ve giderek dava açılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan yargılama safhasında olayın davalı kurum tarafından iş kazası olarak sayılması ile davalı işverenin iş kazası bildiriminde bulunması karşısında, davanın konusuz kaldığı belirgin olup, mahkemece bu husus gözetilerek karar verilmesi gerekmektedir..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
7. Özel Dairenin bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işverenin 22.01.2020 tarihli bildirimine dayanılarak olayın iş kazası kabul edildiği ve Kaza No: 20200120932 numarasının verildiği, 20.01.2020 tarihli iş kazası nedeniyle davacının 20 gün istirahatı sonrası 09.02.2020 tarihinde çalışabileceği konusundaki Aliağa Devlet Hastanesi raporunun Kurum kayıtlarında yer aldığı,
kaza sonrası ilk istirahat raporu ve sonraki raporlar nedeniyle davacıya ilki 10.02.2020 tarihinde olmak üzere istirahatlı kaldığı dönemler için iş kazasına bağlı geçici işgöremezlik ödeneği ödemelerinin yapıldığının kayıtlarla sabit ve dava tarihi itibariyle çekişmesiz olduğu, bozma ilamında atıf yapılan 27.04.2020 tarihli dilekçenin ise iş kazası nedeniyle yapılan soruşturma hakkında bilgi istemiyle sigortalıya sürekli işgöremezlik geliri bağlanması istemine yönelik olduğu,
16.06.2020 tarihli yazıyla sürekli işgöremezlik geliri bağlanmasına ilişkin talep belgeleri konusundaki eksiklikler bildirilip yazı içeriğinde de 20.01.2020 tarihli kazanın iş kazası olduğunun belirtildiği, bu nedenlerle dava tarihi itibariyle davacının geçirdiği kazanın iş kazası olup olmadığı yönünde herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi iş kazası nedeniyle geçici işgöremezlik gelirinin dahi ödenmiş olduğu ve davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerle de bu durumun sabit olduğu belirtilerek direnme kararı verildiği anlaşılmıştır.
8. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, ilk hükmün gerekçesinden farklı ve Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni ve değişik gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. 9. Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyiz incelemesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. 10. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/206, K. 2025/254, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama