İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/357 K.2025/652

2022/9628 Esas, 2022/15132 Karar sayılı BOZMA kararı

Esas2024/357Karar2025/652Tarih22 Ekim 2025Okuma13 dk · 2.545 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2024/357 E., 2025/652 K.

Karar tarihi
22 Ekim 2025
Mahkemesi
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/174 E., 2023/772 K.
Özel daire kararı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.545 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

2022/9628 Esas, 2022/15132 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ve tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Kurumu vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkiline 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı eşinin 03.04.2018 tarihinde vefatı üzerine ölüm aylığı bağlandığını, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı babasının ise 01.06.1995 tarihinde vefat ettiğini, babasından da ölüm aylığı alabilmek için davalı Kuruma yaptığı başvurunun reddedildiğini, müvekkilin babasının 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden vefat ettiğinden iki ölüm aylığını da alabileceğini ileri sürerek Kurum işleminin iptaline, müvekkiline eşinden aldığı ölüm aylığının yanında babasından dolayı da ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... Kurumu (SGK/Kurum) vekili; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 18.06.2021 tarihli ve 2020/90 Esas, 2021/283 Karar sayılı kararı ile; davacının babası üzerinden aylık alma açısından hakkı doğuran olayın eşinin vefatı olması nedeniyle bu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun’un 34... . maddeleri gereğince davacının çift aylığa hak kazanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 16.06.2022 tarihli ve 2021/1109 Esas, 2022/1048 Karar sayılı kararı ile; hak sahibinin, murisinden dolayı aylık alabilme hakkının doğumu ile bu hakkı kazanma koşullarının aynı anda gerçekleşmeyebileceği, davacının babasının ölümü ile birlikte hak sahibi sıfatını kazandığı, ancak babasının tabi olduğu 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm tarihi itibarı ile aylık bağlama (evli olmama/boşanmış olma/dul olma) koşuluna sahip bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C.

Emekli Sandığının ayrı tüzel kişiliğe sahip ayrı kanunlara göre sosyal güvence sağlayan kurumlar olduğu, her bir kanunun kendi sigortalıları açısından hüküm ifade ettiği ve açıkça atıf yapılmadıkça diğer kanun hükümlerinin dikkate alınamayacağı, davacının babasının 01.10.2008 tarihinden önce vefat etmesi ve eşinden dolayı da 1479 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlanması nedeni ile davacıya 5510 sayılı Kanun kapsamında bağlanacak bir aylığın söz konusu olmadığı,

babasından dolayı talep ettiği ölüm aylığının 506 sayılı Kanun hükümlerine göre bağlanmasının gerektiği, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde “Bu kanuna” göre bağlanacak aylıktan bahsedildiği için 5510 sayılı Kanun’un ölüm aylığına ilişkin maddelerinin somut davada uygulama yerinin bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da bu yönde kararlarının bulunduğu,

hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında ölen eşinden dolayı 1479 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı alan davacının, babasından dolayı da 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığına hak kazandığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, davacıya eşinden dolayı almakta olduğu ölüm aylığına ilaveten ayrıca babasından dolayı da 01.07.2018 tarihinden geçerli olmak üzere mülga 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"...Dosya kapsamı incelendiğinde, 03.04.2018 tarihinde yaşamını yitiren sigortalı eşi üzerinden 1479 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine ölüm aylığı bağlanan davacının, 01.06.1995 günü ölen 506 sayılı Kanuna tabi sigortalı babası üzerinden de ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemli işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.

Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34. maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54. maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.

Belirtilen açıklamalar ışığında dava dosyası incelendiğinde, babası üzerinden aylık alma açısından hakkı doğuran olay eşinin vefat ettiği tarih olacağından, söz konusu tarihteki ilgili mevzuatın yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca davacının çift aylığa hak kazanamadığı belirgindir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, kararın hukuka uygun olduğunu ancak vekalet ücreti yönünden bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, davacının ölen babasından dolayı ölüm aylığı alma hakkını doğuran olayın eşinin vefatı olması nedeniyle bu tarihte yürürlükte bulunan ve davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 34... . maddeleri gereğince Kurum tarafından yapılan işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 1479 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun 4/1-b) kapsamında sigortalı iken 03.04.2018 tarihinde vefat eden eşinden dolayı aldığı ölüm aylığının yanında ayrıca 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 01.06.1995 tarihinde vefat eden babasından dolayı da ölüm aylığı alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk 1. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) 68 ve geçici 91. maddeleri. 2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 34, 35, 54 ve geçici 1. maddeleri. 3. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin geçici 4. maddesi.

2. Değerlendirme

1. Bilindiği üzere sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup uluslararası hukuk normları ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyet Anayasası'nda güvence altına alınmıştır. Bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo-ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır (Kadir Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s. 95).

2. Ölüm ise gerçekleşmesi mutlak ancak ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen tipik bir sosyal güvenlik riskidir (Arıcı, s. 386). Bu risk hak sahibi konumunda olan eş, çocuk ve ana/baba yönünden etkili olacaktır. Sigortalının ölümü ile birlikte sağ kalan hak sahibi aile bireyleri gelir kaybına uğrayacak, bu nedenle sosyal güvenlik yönünden bir korumaya gereksinim duyacaklardır. İşte bu noktada ölüm sigortası ile risk altında olan hak sahiplerinin sosyal güvenlik hakları koruma altına alınmıştır.

3. Sadece hak sahibi niteliğini taşımak ölüm sigortasından aylık bağlanması için yeterli değildir. Bu niteliğe ek olarak birtakım koşulların gerçekleşmesi gereklidir. Bu koşullardan bir kısmı doğrudan doğruya hak sahibi kişiler ile ilgili iken diğer kısmı ise sigortalıya ilişkindir.

4. Belirtilmelidir ki, ölüm aylığı tahsisi yönünden ölenin tabi olduğu sosyal güvenlik kanunu kapsamında sigortalı sayılması, belirli bir sigortalılık süresine ulaşılması ve belli gün sayısı prim ödenmesine ilişkin koşullar sigortalıya ilişkin koşullardır.

5. Hak sahiplerine ilişkin koşullar ise eş ve çocuklar ile ana/baba yönünden farklılık arz etmektedir.

6. Uyuşmazlığın çözümü için hak sahibi kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanması ile ilgili yasal mevzuatın incelenmesinde yarar vardır.

7. Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 02.07.1973 yürürlük tarihli 1753 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile yeniden düzenlenen 68. maddesinin I/C-a bendine göre; "yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan" kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanması mümkün olmakla birlikte aynı maddenin (VI) numaralı bendine göre de kız çocuklarına bağlanan ölüm aylıkları Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başladıkları ya da evlendikleri tarihi takip eden devre başından itibaren kesilecektir.

Ayrıca (VI) numaralı bendin son cümlesinde "... evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir..." düzenlemesine yer verilmiştir.

8. Ancak 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile 506 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (VI) numaralı bendindeki "çalışmaya" ifadesinden sonra gelmek üzere "buralardan gelir veya aylık almaya" ibaresi eklenmiştir. 9. Öte yandan 4958 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 506 sayılı Kanun’a eklenen Ek 47. madde ile de "kız çocuklarının sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmiş ülkelerdeki sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmaya başlamaları veya bu ülkelerin sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık almaya başlamaları" hususları bağlanmış gelir ve aylıklar bakımından kesme nedeni sayılmıştır.

10. Sosyal Sigortalar Kanunu'na 5386 sayılı Kanun ile 09.07.2005 tarihinde eklenen geçici 91. maddeye göre 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıklar bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları hâlleri hariç olmak üzere geri alınmaz.

Maddenin altıncı ve yedinci fıkraları ile de birinci fıkraya göre aylığın kesilmesi önlenenlerin, 01.10.2008 tarihine kadar aylık almaya devam edecekleri düzenlenmiştir.

Sonuç olarak 02.07.1973 yürürlük tarihli 1753 sayılı Kanun ile getirilen 506 sayılı Kanun'un 68. maddesinde düzenlenen “evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmü aynı Kanun’un geçici 91. maddesi ile yürürlükten kalkmamış olup uygulanmaya devam etmiştir.

11. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 34. maddesinde ise bu Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması yanında kız çocuklarının yaşları ne olursa olsun evli olmaması ve evli olmakla birlikte sonradan boşanması veya dul kalması hâlinde aylık bağlanacağı düzenlenmiştir.

12. Gelir ve aylıkların birleşmesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde sigortalı veya hak sahibine aynı anda birden fazla aylık ve gelirin bağlanması durumu ortaya çıktığında başka bir anlatımla gelir veya aylıkların birleşmesi söz konusu olduğunda hangi aylık veya gelirin bağlanacağı hususu düzenlenmiş, maddenin 5. fıkrasında ise hem eşinden hem ana/babasından ölüm aylığına hak kazananlara tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından olan aylığın bağlanacağı belirtilmiştir.

13. Bu aşamada hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihin irdelenmesi gereklidir.

14. Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen 5510 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edileceği, gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması,

kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış olup bu maddedeki düzenleme gereğince yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümlerinin uygulanabilmesi için 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce aylık bağlanmasına ilişkin sürecin tamamlanması ya da hak kazanıldığının tespit edilmesi gerekmektedir.

15. Hak sahibi kavramı 5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasının 7. bendinde tanımlanmıştır. Bu hükme göre hak sahibi, sigortalının veya sürekli iş göremezlik geliri ile malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü hâlinde gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babasını ifade etmektedir. Şu hâlde maddede yapılan tanım doğrultusunda denebilir ki, kişilerin sadece eş, çocuk, ana ve baba gibi sıfatları taşıması hak sahipliği için yeterli olmayıp kız çocukları yönünden ayrıca bu sıfatın yanı sıra çalışmama, evli olmama ya da dul kalma gibi koşulların da oluşması gerekmektedir.

16. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un 35. maddesinde yer alan ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıkların, hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması hâlinde bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağına ilişkin düzenleme ile de her zaman sigortalının ölümü ile hak sahipliğini kazanma tarihlerinin aynı olmayacağına vurgu yapılmıştır.

17. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki, ölüm sigortasından aylık bağlama koşulları değerlendirilirken hak sahipliği sıfatının kazanıldığı başka bir anlatımla hak sahipliği hakkının doğduğu tarihteki mevzuat hükümleri ile düzenlenen şartların dikkate alınması gerekmektedir. Hakkın doğması ise hak sahipliği sıfatına yönelik tüm şartların sağlanması olarak anlaşılmalıdır.

18. Öte yandan 12.05.2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin geçici 4. maddesinini 2. fıkrası 05.12.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik ile "Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki,

hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır." şeklinde değiştirilerek Kanun’un yürürlüğünden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki kanun hükümlerinin uygulanacağı açık ve net olarak belirtilmiştir.

19. Somut olayda, davacıya 1479 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun md. 4/1-b) kapsamında sigortalı iken 03.04.2018 tarihinde vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı bağlandığı, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 01.06.1995 tarihinde vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı bağlanması talebinin Kurumun 03.06.2018 tarihli yazısı ile 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesi gereğince sigortalı eşinden ölüm aylığı alması nedeniyle babasından dolayı ölüm aylığı bağlanmayacağı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

20. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut dava incelendiğinde; sigortalıya ilişkin koşulların sigortalının ölüm tarihinde; hak sahibine ilişkin koşulların ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının eşinin 01.10.2008 tarihinden sonra vefat ettiği, babasından dolayı ölüm aylığı alma açısından hakkı doğuran olayın eşin vefatı olduğu ve babasından dolayı hak sahibi sıfatını eşinin ölümü ile kazandığı, bu nedenle eşinin ölüm tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 5510 sayılı Kanun'un 34... . maddelerindeki düzenlemelere göre davacıya hem eşinden hem de babasından dolayı ayrı ayrı ölüm aylığı bağlanması mümkün olmayıp davacının çift aylığa hak kazanmasına olanak bulunmamaktadır.

21. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli ve 2022/10-968 Esas, 2023/200 Karar; 2022/10-991 Esas, 2023/201 Karar; 2022/10-992 Esas, 2023/202 Karar; 2022/10-995 Esas, 2023/203 Karar; 2022/10-999 Esas, 2023/195 Karar; 2022/10-1002 Esas, 2023/196 Karar; 2022/10-1048 Esas, 2023/204 Karar; 2022/10-1134 Esas, 2023/205 Karar; 2022/10-1178 Esas, 2023/206 Karar; 2022/10-1179 Esas, 2023/207 Karar; 2022/10-1181 Esas, 2023/208 Karar; 2022/10-1185 Esas, 2023/197 Karar; 2023/10-81 Esas, 2023/198 Karar; 2023/10-154 Esas, 2023/199 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

22. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında davacının babasının 01.10.2008 tarihinden önce vefat ettiği, 5510 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesine göre ölüm aylığının 506 sayılı Kanun hükmüne göre bağlanacağı, babadan dolayı bağlanan aylığın 5510 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylık olmadığı,

5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde “Bu kanuna” göre bağlanacak aylıktan bahsedildiği için 5510 sayılı Kanun’un uygulanmayacağı, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinin somut olayda uygulanabilmesi için hak sahibi sıfatı ile ölüm aylığı talep edilebilecek her iki sigortalının ölüm tarihinin de 01.10.2008 tarihinden sonra olması gerektiği, hak sahipliği sıfatının babanın ölümü ile kazanıldığı ancak ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin şartlar eşin ölümü ile tamamlandığından direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

23. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. 24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

25. Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verilmesine rağmen gerekçeli kararda "..Yargıtay ilamına uyulmak sureti ile yapılan açık yargılama sonunda.." şeklinde yazılması maddi hata olarak değerlendirilmiş ve esasa etkili görülmeyerek işaret edilmekle yetinilmiştir.

VII. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Davalı ... Kurumu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/357, K. 2025/652, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Uyuşmazlık
  16. D. Gerekçe
  17. VII. Karar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2024/357
Karar No
2025/652
Tarih
22 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/366 K.2025/603
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/377 K.2025/666
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/390 K.2025/4623
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/390 K.2025/653
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/392 K.2025/4626
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/399 K.2025/643

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.