İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/768 K.2025/768

2022/5638 Esas, 2023/5717 Karar sayılı BOZMA kararı

Esas2024/768Karar2025/768Tarih3 Aralık 2025Okuma12 dk · 2.447 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2024/768 E., 2025/768 K.

Karar tarihi
3 Aralık 2025
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Sayısı
2024/482 E., 2024/911 K.
Özel daire kararı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 27.11.2023 tarihli ve
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.447 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

2022/5638 Esas, 2023/5717 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...’ın halası, ...’nin ise kız kardeşi olan 05.05.1923 doğumlu ...’in 13.07.2019 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.09.2019 tarihli ve 2019/637 Esas, 2019/585 Karar sayılı veraset ilamından da anlaşılacağı üzere murisin yasal mirasçısı olduklarını, murisin ölümü sonrasında İstanbul Anadolu 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1217 Esas sayılı dosyası ile murise ait Kadıköy 8. Noterliğinin 02.04.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı sayılı vasiyetnamenin açıldığını, vasiyetname düzenlenirken murisin gözlerinin görmediğini,

bu durumun vasiyetnamede de belirtildiğini, bu nedenle düzenlenen vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun’un 535. maddesinde belirtilen şekil unsurlarını taşımadığı gibi söz konusu vasiyetnamenin aldatma, yanılma veya zorlama sonucu yapıldığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalılardan ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; vasiyete konu edilen taşınmazın muris ... adına kayıtlı iken Hazine adına tescil edilmesi üzerine murisin 1990’lı yıllarda Hazine aleyhine dava açtığını, yargılama aşamasında Hazinenin taşınmazı ihaleye çıkarıp sattığını, sonuç olarak ... dava açmış olsa da taşınmazın mülkiyetini kaybettiğini, müvekkillerinden ...'un dedesi ile ...'in kardeş çocukları olduklarını, bu nedenle ...’nın konuyu bildiğini, söz konusu taşınmazın bitişiği olan 1439 parselinde ...'un dedesi ... ile ...’in eşi ...'in birlikte satın adlıklarını ve onların bu taşınmazı 1993 yılında sattıklarını,

dava konusu 1438 parselin sahibi ...'in ise Hazineye karşı olan davası sonucunda taşınmazı kaybettiğini, 2012 yılı Nisan ayında çıkan 6292 sayılı Yasa uyarınca ...’in taşınmazını Hazineden geri alabilmesi için ...'un muris ... ile görüşerek yapılması gereken işlemler için vekâletname aldığını, düzenlenene vasiyetnamenin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müteveffa ...'in uzun yıllardır cemiyetin destekçisi ve bağışçısı olduğunu, 12.04.2011 tarihinde cemiyet ile Rezidans Bağış Sözleşmesi imzalayarak 2014 yılında cemiyet rezidansına yerleştiğini, bu tarihten itibaren zaman zaman rezidansta zaman zaman kendi evinde kaldığını, bu nedenlerle iptali istenen vasiyetnamenin düzenlendiğini, vasiyetin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2019/894 Esas, 2021/669 Karar sayılı kararı ile; davacının vasiyet düzenleyenin iradesinin sakatlanması ve şekil bozukluğu nedeniyle vasiyetnamenin iptalini talep ettiği, ancak inceleme konusu yapılan vasiyetnamenin şeklen uygun olduğu, dinlenen tanık beyanları uyarınca vasiyetçinin vasiyetname düzenlendiği tarihte iradesini sakatlayan bir nedenin de bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli ve 2021/3282 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararı ile; davaya konu vasiyetname içeriğinde mirasbırakanın okur yazar olduğu ancak gözlerinin görmediği belirtildiğinden vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun’un 535. maddesine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği, bu hükme göre vasiyetçinin düzenlenen vasiyetnamenin son arzularına uygun olduğunu beyan etmesinin yeterli olmadığı,

ayrıca tanıkların da vasiyetçinin kendi önlerinde beyanda bulunduğunu ve onu tasarrufa ehil gördüklerini ifade edip, bu sözlerin yazılması ile de yetinilmeyip vasiyetnamenin kendi yanlarında resmî memur tarafından vasiyetçiye okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini de belirtmeleri ve bu beyanlarının altını imzalamaları gerektiği, öngörülen ilkelerin geçerlik şartı olup bunlardan birinin eksikliğinin vasiyetnameyi geçersiz kılacağı, somut olayda vasiyet edenin "Yazılan vasiyetname Noter tarafından tanıklar huzurunda okundu.

Son ve gerçek isteklerimi tam olarak kapsadığını noter önünde ve tanıklar huzurunda beyan ederim" şeklinde beyanda bulunduğu ve beyanın imzası ile tasdik ettiği, bu beyanın akabinde tanıkların "Vasiyetname tarafımdan gözleri görmeyen vasiyet eden ... isimli kişiye tanıkların huzurunda okudum.

Adı geçenin vasiyetnamesi tanıkların huzurunda okunduktan sonra, yazılanların son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz" şeklinde beyanda bulunduktan sonra beyanlarını imzaları ile tasdik ettikleri, metinden de anlaşılacağı üzere davaya konu vasiyetnamede tanıkların "mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını" tevsik eden beyanlarının bulunmadığı, bu beyanın yokluğunun vasiyetnameyi geçersiz kıldığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davaya konu vasiyetname incelendiğinde, yapılan resmi vasiyetnamenin tanıklar önünde vasiyet edene okunduğu belirtildikten sonra vasiyet eden yazılanların tamamen son ve gerçek isteklerini kapsadığını söylemiştir. Vasiyet eden mirasbırakanın gözlerinin görmemesi nedeniyle okuyup yazamadığı anlaşılmaktadır.

Vasiyetnamenin 7 nci paragrafından da anlaşılabileceği üzere 4721 sayılı Kanun'un 535 inci maddesinin 1 inci fıkrasının yerine getirildiği ortadadır. Bu doğrultuda vasiyetname tanıklar önünde vasiyet edene okunduktan sonra vasiyet eden yazılanların son ve gerçek isteklerini kapsadığını belirtmiştir.

Bununla birlikte tanıkların beyanlarında vasiyetnamenin noter tarafından yazıldıktan sonra "Vasiyetname tarafımdan gözleri görmeyen vasiyet eden ... isimli kişiye tanıkların huzurunda okudum. Adı geçenin vasiyetnamesi tanıkların huzurunda okunduktan sonra, yazılanların son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz " şeklinde bir açıklamalarının bulunduğu görülmektedir.

4721 sayılı Kanun'un 535 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre her ne kadar tanık açıklamalarında, "miras bırakanın beyanının kendi önlerinde" yapıldığına yönelik bir ibare bulunmasa da vasiyetnamenin 3 üncü paragrafına göre tanıkların bu belgenin düzenlenmesinde başından beri bulundukları, belgenin 2 nci sayfasının son paragrafında bulunan "aynı oturumda yazılan vasiyetname" ibaresiyle de tüm işlemlerin tek seferde aynı oturumda yapıldığı görülmektedir.

Aksi yorum, vasiyetnamenin korunması başka bir deyişle onun elden geldiğince ayakta tutulması anlamına gelen favor testamenti prensibine aykırı olacağı anlamına gelecektir. Zira, kişiliği sona erdiren ölüm ile kişinin artık herhangi bir irade açıklamasında bulunamayacağı bir zaman dilimine geçilmiş olur. Bu nedenledir ki, vasiyet edenin irade beyanı lehine bir incelemenin yapılması gerekir.

Tüm bu nedenlerle, düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin şekil eksikliği nedeniyle iptaline yönelik karar verilmesi doğru görülmemiştir..."

gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesinin yanında karşı oy gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekilleri temyiz dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun hükümleriyle öngörülen şekil şatlarına uygun düzenlendiğini, dolayısıyla vasiyetnamenin iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda gözleri görmediği anlaşılan miras bırakan tarafından resmî şekilde düzenlenen vasiyetnamenin, Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesinde öngörülen şartları taşıyıp taşımadığı, buradan varılacak sonuca göre dava konusu vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekle uyulmadan yapıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 535. maddesi.

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddelerinin incelenmesinde yarar görülmektedir.

2. Mirasbırakanın ölümünden sonra meydana gelmesini arzu etmiş olduğu hususlara ilişkin her türlü irade açıklaması, ölüme bağlı tasarruf olarak nitelendirilir. Ölüme bağlı tasarruf ibaresinin kullanılmasının sebebi; mirasbırakanın, mal varlığı üzerinde, ölümünden sonra hüküm ifade edecek işlem yapması ve mal varlığının ölümünden sonraki kaderini belirlemesi nedeniyledir

(Bilge Öztan/Fırat Öztan, Ölüme Bağlı Tasarruflara İlişkin Medeni Kanunu’ndaki ve Noterlik Kanunu’ndaki Şekil Şartları, AÜHFD, 65(4)-2016, s. 3586). Yasa koyucu, miras bırakanın irade özgürlüğüne büyük önem verdiğinden, mirasbırakanın iradesinin öldükten sonra da ayakta tutulmasını ve değer taşımasını, yapacağı ölüme bağlı tasarrufların hukuk düzenince korunmasına bağlamıştır (Ahmet Kılıçoğlu, Miras Hukuku, Ankara 2018, s.32).

3. Ölüme bağlı tasarrufların şekli bakımından kanun koyucu iki farklı şekil şartı öngörmüştür. Bunlardan ilki mirasbırakanın tek taraflı yaptığı ve her zaman dönebileceği vasiyetname (4721 sayılı Kanun md. 531-544), diğeri ise iki taraflı ve bağlayıcı özelliği olan miras sözleşmesidir (4721 sayılı Kanun md. 545-549). Ölüme bağlı tasarrufların hüküm ve neticelerini, mirasbırakının ölümünden sonra meydana getirmesi söz konusu olduğu için, bu özelliği nedeniyle, kanun koyucu bu tasarrufların kurulmasını sıkı şekil şartına bağlamıştır.

4. Türk Medeni Kanunu'nun 531. maddesi "Vasiyet, resmî şekilde veya mirasbırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir" hükmünü taşımaktadır. Resmî vasiyetnamenin yapılabilmesi için, resmî memurun ve iki tanığın varlığı şarttır. 4721 sayılı Kanun'un 5 33... . maddelerinde okuma yazma bilenlerin okuyup imzalayarak düzenlettirecekleri resmî vasiyetnamelere ilişkin hükümlere yer verildikten sonra kanun koyucu okuma yazma bilmeyenlerin de vasiyetname yapmalarına imkân vermek amacıyla "Mirasbırakan tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın düzenleme" başlığı altında 535. maddeyi hüküm altına almıştır.

5. Okuma yazma bilenlerin resmî vasiyetname düzenlemesine ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 534. maddesine göre; vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. Vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir.

6. Buna karşılık okuma yazma bilmeyenlerin resmî vasiyetname düzenlemesine ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesi "Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder.

Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.

7. Her iki vasiyetnamenin düzenlenmesi de esasen iki safhadan oluşmaktadır. Birinci safhada mirasbırakan; son arzularını resmî memura bildirir. Memur gerekirse vasiyetçiye son arzuları hakkında açıklama yaptırır. Daha sonra bu arzuların son şekli resmî memur tarafından yazılır veya yazdırılır ve böylece birinci safha burada tamamlanmış olur.

8. İkinci safhada ise tanıklar vasiyetnamenin içeriğine alınır. Okuma yazma bilenler ile bilmeyenlerin düzenleyecekleri resmî vasiyetname arasındaki en büyük fark, tanıkların vasiyetnameye olan katkısı noktasında kendini gösterir. Zira okuma yazma bilenlerin düzenledikleri vasiyetnamelerde tanıkların vasiyetnamenin içeriğini bilme zorunlulukları bulunmamaktadır (4721 sayılı Kanun md. 534/3). Okuma yazma bilen vasiyetçinin tanıkları sadece "mirasbırakanın, vasiyeti memurun huzurunda okuduğuna, bunun son arzularını içerdiğine ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerine" şahitlik yaparlar.

9. Oysaki okuma yazma bilmeyenlerin düzenleyecekleri vasiyetnamelerin ikinci safhasında resmî memur "kaleme aldığı tasarrufun tamamını, iki tanık huzurunda sesli olarak" okumak zorundadır. Bunun üzerine vasiyetçi, vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini ve son arzularına uygun olduğunu yine tanıklar huzurunda beyan eder. İşte vasiyetçi tarafından yapılan bu beyan imzanın yerini tutmaktadır (Öztan/Öztan, s. 3606).

Görüldüğü üzere okuma yazma bilmeyenlerin düzenleyecekleri vasiyetnamelerde vasiyetname içeriğinin tanıklardan gizleme olanağı bulunmamaktadır.

Aksine burada tanıklar vasiyetnamenin içeriğine öylesine hakimlerdir ki "mirasbırakının kendi önlerinde beyanda bulunduğuna, yapılan bu beyana uygun şekilde düzenlenen vasiyetnamenin yine kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğuna, mirasbırakanın okunan vasiyetnameye ilişkin son arzularını içerdiğini beyan ettiğine ve ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerine" şahitlik ederler.

10. Bu arada belirtmek gerekir ki resmî vasiyetnamenin "işlemde birlik prensibi" uyarınca, vasiyetçinin vasiyetnameyi okumasından sonra, aşamalarında araya fasıla girmeksizin tamamlanması gerekir. Resmî memurun yaptığı işlemler, tevsik işlemi olduğu için baştan itibaren aynı memur tarafından yapılması ve son imza işleminin de tahriri alan, okuyan ve vasiyetçi ile tanık sözlerini dinleyen, yazdıran memur tarafından yapılması zorunludur. Bu yön işlemlerde birlik prensibinin zaruri bir sonucudur. Bu prensibe uyulmamasının, vasiyetnamenin iptali sebebi oluşturduğu Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması ile kabul edilmiştir.

11. Eldeki davaya gelince; iptali talep edilen davaya konu vasiyetname noter tarafından düzenlendikten sonra gözleri görmeyen vasiyetçiye tanıklar huzurunda okunduktan sonra vasiyet edeninin "son ve gerçek isteklerini tam olarak kapsadığını" orada hazır bulunduğu anlaşılan tanıkların ise "...yazılanların son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz..." şeklinde beyanda bulundukları, ne var ki şahitlerin "mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını" tevsik eden beyanlarının vasiyetnamede yer almadığı görüldüğünden bu noktada "vasiyetname lehine yorum" ilkesinin de açıklanması gerekmektedir.

12. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, Roma Hukukundan itibaren geniş uygulama alanı bulan "Favor Testemanti" prensibini ifade eder. Bu ilke iptal edilme ihtimâli olan bir vasiyetnamenin yorum yoluyla ayakta tutulmasını sağlar. Amaç mirasbırakanın son arzusunun yerine getirilmesidir. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, tasarrufların yorumlanması bakımından geçerli olan irade teorisinin doğal bir sonucudur.

Bu yorum tarzı, ölüme bağlı tasarrufu imkân olduğu ölçüde geçerli saymaya, onu ayakta tutmaya, başka bir ifade ile tasarruf yapanın gerçek iradesini, son isteklerini elden geldiği kadar değerlendirmeye, onu üstün tutmaya, ona saygı ve bağlılık göstermeye yönelmiş bulunmaktadır.

Vasiyetname lehine yorum ilkesinin uygulanabilmesi için; mirasbırakanın vasiyetname yapma iradesinin varlığı, vasiyetnamenin farklı biçimlerde yorumlanabilir olması ve mirasbırakanın gerçek iradesinin belirlenebilir olması koşullarının bir arada bulunması gerekir (Caner Taşatan, Vasiyetname Lehine Yorum İlkesi ve Bu İlkenin Türk Medeni Kanunu’na Yansımaları, Dergi Park, s.571).

13. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, vasiyetnamenin şekle aykırılığı durumlarında da uygulanabilir. Elbette ki bu yorum, şekil kurallarını anlamsız kılacak bir genişliğe ulaşmamalıdır. Resmî vasiyetnamenin resmî memur tarafından düzenlenmemesi veya bu işleme iki tanığın katılmaması sebepleriyle oluşan şekle aykırılık, lehe yorum ilkesi kapsamında giderilemeyeceği şüphesizdir.

Zira işlemin oluşma sürecine katılan bu kişiler, mirasbırakanın vasiyetname yapma iradesinin varlığını "kesin olarak ortaya koyan" ve vasiyetname içerisinde yer alan tasarrufların onun iradesine uygun olduğunu "beyan eden" konumdadırlar. Bunun dışında yer alan şekil koşulları bakımından ise her somut olay bazında amaca uygun değerlendirme yapılması gerekir.

Bu kapsamda; resmî vasiyetnamelerde özellikle resmî memurun veya yardımcılarının işlemlerinden kaynaklanan şekle aykırılıkların, vasiyetname lehine yorum ilkesi kapsamında değerlendirilmesine hiçbir engel yoktur.

14. Tüm bu açıklamalar ışığında davaya konu resmî memur tarafından düzenlenen vasiyetnamenin incelenmesinde; resmî memurun ilk olarak "düzenleme şeklinde vasiyetname yapılmasını" isteyen vasiyetçi ...'i huzura alarak işleme başladığı,

hemen sonrasında vasiyetçinin "yanında tanık olarak gelenlerden" bilgisi altında vasiyetname şahitleri ... ve ...'ın kimlik tespitlerini yaptığı, bu belirlemelerin ardından resmî memurun "... şu suretle söze başladı:" şeklindeki beyanından sonra mirasbırakanın tasarruf iradesine yer verdikten sonra "Yazılan vasiyetname Noter tarafından tanıklar huzurunda okundu" beyanında bulunarak vasiyetçinin "son ve gerçek isteklerimi tam olarak kapsadığı" ifadesine yer verdiği ve vasiyetçinin parmak izini aldığı,

bunun üzerine işlemin başından itibaren orada bulundukları anlaşılan tanıklar huzurunda "Vasiyetname tarafımdan gözleri görmeyen vasiyet eden ... isimli kişiye okundu" dediği, şahitlerin "yazılanların son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz,..." şeklinde beyanda bulundukları, dolayısıyla vasiyetname işleminin bir bütün olarak araya süre girmeksizin tanıklar huzurunda tamamlandığı,

böyle olunca işlemde birlik ilkesine uygun şekilde düzenlenen resmî vasiyetname lehine yorum yapılması gerektiği, vasiyetnamenin bütününden vasiyet edenin beyanının tanıklar huzurunda yapıldığının açıkça anlaşıldığı somut olayda vasiyetnamenin geçerli olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.

15. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 16. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeple; Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/768, K. 2025/768, 3 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Uyuşmazlık
  16. D. Gerekçe
  17. VII. Karar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2024/768
Karar No
2025/768
Tarih
3 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/769 K.2025/765
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/772 K.2025/6144
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2024/782 K.2025/14784
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/787 K.2025/10959
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/818 K.2025/11472
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2024/819 K.2025/800

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.