KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2024/770 E., 2025/423 K.
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/128 E., 2024/401 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarihli ve
Karar Metni
899 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
2021/6096 Esas 2023/95 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
Değerlendirme
1. Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
2. Başka bir anlatımla, mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir.
4. Somut olayda. İlk Derece Mahkemesince, 27.09.2009 tarihli olağan genel kurul toplantısında davacıya 72.500,00 TL karşılığında peşin bedelli üyelik verilmesine, ileride oluşabilecek imalat farklılıkları üyelere nasıl yansıtılıyorsa peşin üye olan ortaklara da aynı ölçüde yansıtılmasına,
ayrıca kooperatif bitinceye kadar proje dışı yapılabilecek otoparkın yeraltına alınması ile tapu ferdileşmesi gibi masraflar hariç peşin ödemeli ortaklardan herhangi bir talepte bulunulmamasına karar verildiği hâlde, 08.11.2014 tarihli genel kurulda eşitleme borcuna ilişkin alınan karar 3/4 çoğunlukla alınmadığı için 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 52/1. maddesine aykırı olduğu gibi daha sonra alınmış olan genel kurul kararında peşin bedelli ortak olan davacının kazanılmış hakkını ihlâl eder şekilde karar alınmasının da yerinde olmadığı,
böyle bir karar alınmış olsa dahi davacı yönünden yok hükmünde sayılacağı için davacının davalı kooperatife 39.595,00 TL eşitleme borcunun bulunmadığının kabulü gerektiği, peşin ödemeli ortaklardan inşaat finansman giderlerinin tahsili mümkün değil ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğunun devam edeceği, alınan bilirkişi raporuna göre ihtarnamelerin gerçek borç durumunu yansıtmadığı ve usulüne uygun olmadığı,
bu nedenle ihraç kararına dayanak teşkil etmeyeceği, davacının ihracının da usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı kooperatifin, davacının ihracına ilişkin 26.09.2016 tarihli ve 74 sayılı yönetim kurulu kararının davacı yönünden iptaline, davalı tarafından davacıya gönderilen birinci ve ikinci ihtarnamelerde yazılı 39.595,00 TL eşitleme borcundan dolayı, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen birinci ve ikinci ihtarnamelerde yazılı 21.166,00 TL aidat borcunun 18.202,10 TL’sinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
5. İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, davalı kooperatifin 27.09.2009 tarihli olağan genel kurul toplantısında davacı tarafından ödenecek bedelin belirlendiği, aynı kararda ileride oluşabilecek imalat farklılıkları ortaklara nasıl yansıtılıyorsa peşin ortak olan ortaklara da aynı ölçüde yansıtılmasına karar verildiği,
bu durumda genel kurulun iradesinin davacının toplu olarak ödediği bedelin diğer ortaklarca o ana kadar ödenen bedele güncelleştirilmesi olarak kabul edilmesi gerektiği, daha sonra oluşacak imalat farklılıklarının ödenmesi ortaktan talep edilebileceğine göre, davacının peşin bedelli ortak olduğundan bahsedilemeyeceği, bu durumda mahkemece, davacının normal statülü ortak olarak kabulü ile ihraç kararına dayanak ihtarnamelerin ve menfi tespit isteminin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
6. Özel Dairenin bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince, önceki karar gerekçesi yanında, Özel Dairenin bozma kararı doğrultusunda alınan 06.03.2024 tarihli ek bilirkişi raporu da değerlendirilerek, peşin ödeme bedelinin mahkemece güncelleştirme bedeli olarak yorumlanmadığı, 27.09.2009 tarihli genel kurulda davacı adına belirlenen peşin ödeme bedelinin 72.500,00 TL olarak belirlendiği, oluşabilecek imalat farklılıklarının üyelere nasıl yansıtılıyorsa peşin üye olan ortaklara da aynı ölçüde yansıtılacaktır şeklindeki kararın, standart imalat dışında yapılacak işler olarak anlaşılabileceği gerekçesiyle direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır.
7. Görüldüğü üzere İlk Derece Mahkemesince direnmeye esas kararda Özel Dairenin bozma kararı doğrultusunda alınan 06.03.2024 tarihli ek bilirkişi raporu da değerlendirilerek direnme kararı verilmiştir.
8. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, Özel Dairenin bozma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu da değerlendirmek suretiyle ilk hükmün gerekçesinden farklı ve Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni bir delil ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
9. Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
10. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/770, K. 2025/423, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama