KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2024/9 E., 2025/424 K.
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1682 E., 2023/1940 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.03.2023 tarihli ve
Karar Metni
719 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
2023/1168 Esas, 2023/3226 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni delile ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
1. Değerlendirme
1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
2. Mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir.
4. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin %80, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu, davacının iş kazası sonucunda %18,2 oranında malul kaldığı, bu yönden İlk Derece Mahkemesince verilen kararın isabetli olduğu,
öte yandan kusur oranları, sürekli iş göremezlik derecesi, ekonomik koşullar, sosyal durum, paranın satın alma gücü, olayın tarihi ve ağırlığı dikkate alındığında 15.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği,
taraflar vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra dosya kapsamındaki delil durumuna göre davalının taraf sıfatı bulunmadığına ilişkin itirazı değerlendirilerek davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.
5. Bölge Adliye Mahkemesince bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında davalı ve dava dışı şirkete ilişkin kayıtların yer aldığı Ticaret Sicil Gazetesi nüshaları dosya arasına alınıp gerekçede bunlarada yer verilerek davalı şirket ile dava dışı ... Giyim San. ve Tic.
A.Ş. arasında organik bağın varlığı bozma öncesi yapılan incelemede kabul edildiğinden önceki kararda bu hususun değerlendirilmediği, davacının kaza tarihinde çalıştığı mağazanın davalı şirkete ait olduğu, Ticaret Sicil Gazetesine göre davalı ve dava dışı şirketlerin adresleri, yönetim kurulu başkanları ve ortaklarının aynı olduğu, protokol ve Kurum kayıtlarından anlaşılacağı üzere davacının 04.01.2011 tarihinde 16 kodu (sözleşme sona ermeden sigortalının aynı işverene ait diğer işyerine nakil) ile dava dışı şirketten ayrılarak 05.01.2011 tarihinde davalı işveren nezdinde çalışmaya başladığı, bu devirle davacının işyerinin değişmediği,
davalı tanıkları ... ve ...’ın da davalı şirket çalışanı olduğunun ve kaza sonrası kazaya yönelik emir ve talimatların davalı şirket tarafından verildiğinin anlaşıldığı, Kurum kayıtları, protokol ve tanık beyanları dikkate alındığında birlikte istihdam olgusunun gerçekleştiği, davalı ve dava dışı şirketler arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
6. Bu durumda Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusuyla ilgili toplanan yeni delillere ve buna bağlı olarak yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu açıktır. 7. Hâl böyle olunca verilen bu yeni hükmün temyiz incelemesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye aittir. O hâlde yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/9, K. 2025/424, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama