KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2025/282 E., 2025/734 K.
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/344 E., 2023/410 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23.05.2023 tarihli ve
Karar Metni
932 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
2023/207 Esas, 2023/1545 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
Değerlendirme
1. Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
2. Mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir.
4. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda, davalı tarafından kamu gücüne dayalı olarak resen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu işlem tesis edildiği, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
5. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
6. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece, somut uyuşmazlığın taraflar arasındaki abonelik sözleşmesine dayanması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
7. Özel Dairenin bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince önceki karar gerekçesinin yanında, aynı konuya ilişkin olarak Ankara 7. İdare Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 25.10.2022 tarihli ve 2021/219 Esas, 2022/2249 Karar sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, hükmün Bölge İdare Mahkemesinden ve Danıştay onamasından geçerek kesinleştiği, Mahkemenin eldeki davada görevsiz olduğu gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
8. Bu durumda; 23.05.2023 tarihli bozma kararından sonra Danıştay 8. Dairenin 17.10.2023 tarihli ve 2023/5851 Esas, 2023/4709 Karar sayılı kararına değinilmek suretiyle direnme kararı verilmiş olup direnme olarak adlandırılan kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
9. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, Mahkemenin idari yargıda görülen ve Danıştay tarafından onanan bir kararda idari yargının görevli sayıldığını belirtmek suretiyle ilave ettiği gerekçenin yeni bir vakıa veya hukuki bir neden içermediği, bu durumun direnme kararını yeni hüküm hâline getirmeyeceği, bozmanın karşılanarak direnme gerekçesinin güçlendirildiği, bu nedenle ön sorun bulunmadığı görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
10. Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
11. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
"K ARŞIOY "
Mahkemece davaya bakmaya idari yargının görevli olduğu kabul edilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının temyizi üzerine Özel Daire tarafından; uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu gözetilerek işin esası incelenip değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmek suretiyle bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince önceki kararda direnilmiş ancak idari yargıda görülen ve Danıştay onamasından geçen bir kararda idari yargının görevli sayıldığı belirtilmek suretiyle ilave bir gerekçe yazılmıştır. Bu ilave yeni bir vakıa veya hukuki bir neden ekleyen bir gerekçe olmadığından verilen direnme kararını yeni hüküm hâline getirmez. Zira mahkeme direnme kararının nedenlerini değiştirmiş olmayıp, bozmayı karşılayarak direnmesini güçlendirmek için emsal olabileceğini düşündüğü bir dosyanın varlığından söz etmiştir.
Mahkemeler çoğu kez bozmadan farklı biçimde karar verildiğini düşündükleri emsal Yargıtay kararları ve mahkeme dosyalarının esas ve karar numaralarını yazmak suretiyle direnme kararları verebilmektedir. Bu dosyaların numaralarının yazılması direnmeye esas nedenin değiştirilmesi veya ilave neden eklenmesi olmayıp bozma kararının aksine Yargı kararlarının varlığından söz edilerek bozulan kararın yerleşik yargı uygulamasına uygun olduğunun ifade edilmek istenmesidir.
Bu ise yeni bir neden sayılmayıp ancak bozmayı karşılayan direnmeyi güçlendiren bir gerekçe olarak kabul edilebilir. Bu dosyada bir Yargıtay kararına değil de Danıştay kararına dayanılmış olmasının da bundan öte bir anlamı yoktur. Kaldı ki bozma ve direnmenin konusu da uyuşmazlığın hangi yargı kolunda görülmesi gerektiğine ilişkindir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece verilen direnme kararının yeni hüküm teşkil etmediği ve ön sorun bulunmadığı için temyiz incelemesi yapılması gerektiği görüşünde olduğumdan, Danıştay kararından söz edilerek direnildiği için yeni hüküm bulunduğu kabul edilmek suretiyle ön sorun nedeniyle dosyanın temyiz incelemesi için özel daireye gönderilmesi yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/282, K. 2025/734, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama