KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2025/371 E., 2025/506 K.
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/280 E., 2024/547 K.
- Özel daire kararı
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24.04.2024 tarihli ve
Karar Metni
956 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
2024/1256 Esas, 2024/1014 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı kısmen direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
Değerlendirme
1. Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
2. Başka bir anlatımla, mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
3. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir.
4. Somut olayda. İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında imzalanan sözleşmede ...
Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi İnşaat İşleri kapsamında bulunan tüm elektrik, elektronik proje, şartname ve müşavir işlerinin daire bazında malzeme ve işçilik olarak anahtar teslim götürü bedelle yapılmasının kararlaştırıldığı, sözleşme bedelinin 1.400.000,00 TL + KDV olarak düzenlendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme dışı yapılan imalatlara ilişkin hakediş ödemelerinden kaynaklandığı, mahallinde yapılan keşif sonucu uzman bilirkişilerden alınan raporda tamamlandığı belirlenen sözleşme dışı imalatların yapıldığı yıl birim fiyatlarına göre bedelinin 2.014.091,67 TL olarak hesaplandığı,
toplam ödeme tutarı 1.198.000,00 TL düşüldüğünde alacak miktarının 816.091,67 TL olduğu, son alınan bilirkişi raporuyla taraf defterleri arasındaki hesap farkının nereden kaynaklandığının irdelendiği ve bu raporda hükme esas alınan 17.02.2019 tarihli rapora atıf yapıldığı, icra takibinin 735.180,63 TL üzerinden yapıldığı, alacak likid olmadığından icra inkâr tazminatına ilişkin talebin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin 735.180,63 TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine,
icra inkâr tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
5. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinafını reddedilen icra inkâr tazminatına hasrettiği, mahkemece kabul edilen miktarın tespiti bilirkişi incelemesiyle mümkün olduğundan alacağın likid olmadığı, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, mahkemece davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilâfın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
6. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece,
“…Somut olayda; dava konusu takip 25.11.2015 tarihli hak ediş ve nakit teminat kesintisi alacağına dayandırılmaktadır. Dava dışı iş sahibi tarafından davacının yaptığı işin eksiksiz yapıldığına ilişkin 19.08.2015 tarihli yazı ile durum tespiti yapılmış, davalı ise bir üst yükleniciden hak ediş doğrultusunda iş bedelini tahsil etmiştir.
Davalı yüklenicinin takibin dayanağı olan davacı alt yüklenicinin hak edişlerini hesaplayabileceği, öte yandan nakit teminat kesintisi rakamının da zaten belirli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, takibe konu alacağın tamamının borçlu tarafından hesaplanabilir olduğunun kabulü gerekir.
Alacağın borçlu tarafından hesaplanabilecek ve bilinebilecek durumda bulunması karşısında likit olduğu dikkate alınarak davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin reddedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle oy çokluğu ile bozma kararı verilmiştir.
7. Özel Dairenin bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince, somut olayda götürü bedel dışında kalan ilâve işlere ilişkin taraflar arasında belirlenen birim fiyat bulunmadığından, ilâve iş bedelinin yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre mi hesaplanacağı, yoksa imalat artışları nedeniyle asıl iş sahibi olan idare ile dava dışı asıl yüklenici arasındaki ihale sözleşmesi uyarınca belirlenen birim fiyatların mı uygulanacağı belirsiz olup,
ilâve iş bedeli keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında işin yapıldığı yıl piyasa fiyatlarına göre belirlendiğinden bilirkişiler tarafından hesaplanan KDV dahil 362.091,67 TL alacağın likid olmadığı, bu nedenle bu tutar yönünden bozma kararına karşı oy çokluğu ile kısmen direnilmesi gerektiği, davalı tarafından yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra götürü bedel taşeron sözleşmesi kapsamında davacıya ödenmediği tespit edilen 454.000,00 TL alacak yönünden ise bozma kararına uyulduğu, alacağın bu kısmının likid olduğu,
bu tutar yönünden %20 oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma ilâmına kısmen uyulmasına, kısmen direnilmesine, davanın kabulü ile; itirazın iptali ile takibin 735.180,63 TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, takip konusu alacağın likid ve belirlenebilir kısmı olan 454.000,00 TL’nin %20'si oranında hesaplanan 90.800,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
8. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. 9. Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. 10. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/371, K. 2025/506, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama