KÜNYE
Hukuk Genel Kurulu 2025/385 E., 2025/418 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/574 E., 2022/152 K.
Karar Metni
651 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında birleştirilerek görülen maddi tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda Gemencik 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararı, Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2025 tarihli ve 2023/4-1005 Esas, 2025/5 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun kararına karşı davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Hukuk Genel Kurulunca dilekçe, düzeltilmesi istenen karar ve dosyadaki ilgili bütün belgeler okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Hukuk Genel Kurulu kararında yer alan açıklamalara göre 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Aynı Kanun'un 442. maddesinin 3. fıkrası ile 4421 sayılı Kanun'un 4/b-1 maddesi uyarınca takdiren 3.000,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenlerden alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
Karar düzeltme harcı peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
02.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
"K ARŞIO Y"
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde, "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." düzenlemesine yer verilmiştir. Madde metninden anlaşılacağı üzere 2 yıllık kısa zamanaşımı (subjektif zamanaşımı) süresinin başlaması için zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmesi gerekir.
Hiç kuşkusuz bu öğrenme mutazarrırın zarar görmesine sebep olan olaya kusurlu ve hukuka aykırı eylemiyle sebep olan haksız fiil failinin kesin bir şekilde bilinmesini de amaçlar.
Zarara sebep olan olay içerisinde herhangi bir şekilde yer alan herkes otomatik olarak tazminat yükümlüsü olamayacağından zarar görenin, tazminat yükümlüsünü öğrendiğinin kabul edilebilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı davranışı ile zararlı sonucun meydana gelmesinde etkili olan kişileri bilmesi gerektiği açıktır.
Aksi hâlin kabulü, zarar göreni olay içerisinde yer alan herkese karşı dava açmak külfeti altına sokar ki, bu durum da ispat yükümlülüğü bakımından ve yargılama giderleri yönünden katlanamayacağı bir yük ile karşı karşıya bırakır ve adalete erişim hakkını ihlal eder.
Somut olayda, davacıların murisi ... ile davalı ...'un sevk idaresindeki araçlar 08/12/2001 tarihinde çarpışmışlar, trafik kazası tespit tutanağında müteveffa ... tam kusurlu, davalı ... ise kusursuz bulunmuş, kaza tespit tutanağındaki bu belirleme soruşturma aşamasında bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda ve kovuşturma sırasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan 29/08/2002 tarihli raporda da teyit edilmiştir.
Buna mukabil asliye ceza mahkemesince yapılan keşif sonucunda ..., ... ve ...'den oluşan bilirkişi heyetince hazırlanan raporda müteveffaya hiç kusur verilmemiş, kazanın oluşumunda Karayolları Genel Müdürlüğünün 3/8 oranında, davalı ...'un ise 5/8 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş, son olarak İstanbul ... Üniversitesi öğretim üyeleri ..., ... ve ...'ndan oluşan bilirkişi heyetince ise davalı ...'a 4/8 oranında, müteveffa ...'na 2/8 oranında, davalı ...
Müdürlüğüne ise 2/8 oranında kusur izafe edilmiştir. Ceza mahkemesince ... heyetince hazırlanan rapor benimsenmek suretiyle sonuca gidilmiş ise de dava zamanaşımına uğradığından 28/12/2010 tarihinde düşme kararı verilmiş, böyle olunca ceza mahkemesince benimsenen kusur durumu maddi anlamda kesinleşmemiştir.
Öte yandan, kararı temyizen incelenen Germencik Asliye Hukuk Mahkemesince de herhangi bir kusur incelemesi yapılmamış, ceza mahkemesince benimsenen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuştur.
Dosya kapsamı itibariyle hukuk mahkemesince herhangi bir kusur araştırılması yapılmamış olması, ceza dosyasında yapılan kusur araştırmasının ise hukuki anlamda kesin bir sonuca bağlanmamış bulunması sebebiyle somut olayın özelliği de gözetildiğinde (yani ortada birbiriyle çelişkili beş tane rapor bulunması, bu raporların bazılarında müteveffa tam kusurlu bulunurken bazılarında ise tali kusurlu veya kusursuz bulunması; davalı ... ve davalı ... üç raporda kusursuz bulundukları hâlde iki raporda kusurlu bulunmaları gözetildiğinde) zarar gören davacıların tazminat yükümlüsünü ıslah tarihi itibariyle bile öğrendiklerini söyleyebilme imkânı yoktur.
Hâl böyle olunca, davacıların 25 Mart 2008 tarihinde vermiş oldukları ıslah dilekçesinin süresinde olduğuna ilişkin mahkeme kabulü yerinde olduğu hâlde davalı ... yönünden ıslah ile arttırılan miktarın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gereğine işaret eden 2. bentteki bozma sebebine iştirak edilmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/385, K. 2025/418, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama