İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abbas Akçay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2790)

1. Başvuru, iş akdi feshedilen sendika üyesi

Başvuru No2015/2790Tarih23 Mayıs 2018Okuma17 dk · 3.320 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abbas Akçay Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
23 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2015/2790
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.320 kelime·17 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, iş akdi feshedilen sendika üyesi

başvuruculara sendika tazminatı verilmemesi nedeniyle sendika hakkının;

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 13/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyonlara sunulmuştur.

4. Başvurucuların yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı yönündeki şikâyetleri komisyonlarca değerlendirilmiştir.

i. Birinci Bölüm Birinci Komisyonu 26/5/2016 tarihinde

başvurucu Yusuf Altun'un, 23/3/2016 tarihinde

başvurucu Alkin Koç'un, 16/6/2016 tarihinde başvurucu Gökhan Bakırcı'nın,

14/4/2016 tarihinde başvurucu Saim Çiftçi'nin,

3/5/2016 tarihinde başvurucu Hakkı Gülay'ın,

ii. Birinci Bölüm İkinci Komisyonu 9/2/2016 tarihinde

başvurucu Sait Öztürk'ün, 22/3/2016 tarihinde başvurucu Elvan Alp'in, 21/3/2016

tarihinde başvurucu Erol Kındaç'ın, 23/3/2016

tarihinde başvurucu Berk Yılmaz'ın, 9/2/2016 tarihinde başvurucu Soner

Durmuş'un,

iii. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonu 9/2/2016 tarihinde

başvurucu Ercan Musluoğlu'nun, 14/4/2016 tarihinde başvurucu Alkan Anıl'ın,

23/3/2016 tarihinde başvurucu Ayhan Ünal'ın,

iv İkinci Bölüm Birinci Komisyonu 17/12/2015 tarihinde başvurucu Veysi

Ekinci'nin, 22/3/2016 tarihinde başvurucu Tahsin İnce'nin, 22/3/2016 tarihinde

başvurucu Taner Şentürk'ün,

v. İkinci Bölüm İkinci Komisyonu 17/2/2016 tarihinde

başvurucu Sait Kurt'un,

vi. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonu 9/2/2016 tarihinde

başvurucu Levent Akkaş'ın, 31/3/2016 tarihinde başvurucu Salih Öztürk'ün, 23/5/2016

tarihinde başvurucu Nihat Demirci'nin, 26/5/2016 tarihinde başvurucu Abbas

Akçay'ın makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna; sendika hakkının

ihlal edildiği yönünden ise başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölümler tarafından yapılmasına karar vermiştir.

5.İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurucu Gültekin Taştan'a ait sendika hakkı ile makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği şikâyetlerinin bulunduğu başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. 2015/2795, 2015/2796,2015/2797, 2015/2806, 2015/2808,

2015/3496, 2015/3542, 2015/3543, 2015/3546, 2015/3548, 2015/3592, 2015/3593,

2015/3594, 2015/3595, 2015/3596, 2015/3597, 2015/6107, 2015/6109,2015/6113,

2015/3532, 2015/3536 sayılı başvuruların konu bakımından aynı nitelikte

bulunmaları nedeniyle 2015/2790 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve

incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular K. Liman Hizmetleri ve Lojistik Anonim

Şirketinde (davalı Şirket) işçi olarak çalışmaktayken 2013 yılının Şubat ayından itibaren değişik tarihlerde tek tek veya grup

hâlinde iş akitleri feshedilmiştir.

9. Başvurucular, iş akitlerinin feshedilmesinin haklı ve

geçerli bir nedeninin olmadığını iddia ederek farklı mahkemelerde işe iade

davası açmışlardır. Başvuruculara göre iş akitleri, üyesi oldukları Liman İş

Sendikasının (Sendika) bahse konu işyerinde artan sayıda örgütlenmesi ve bazı

sendikal faaliyetlerde bulunmaları nedeniyle feshedilmiştir.

10. Buna karşın davalı Şirket, şirket işlerinin daha iyi

yürütülebilmesi için nakliye hizmetlerinin tamamının alt işverene verilmesine

karar verildiğini; bu sebeple de bu hizmet alanında çalışan işçilerin her türlü

hakları ödenerek iş akitlerinin sona erdirildiğini savunmuştur. Davalı Şirket;

iş akitlerinin feshedilmesinin işçilerin sendikaya üye olmalarıyla veya

sendikal faaliyetleri ile bir ilgisi olmadığını, iş akdi feshedilenlerden bir

kısmının sendikalı olmadığı gibi bir kısım sendikalı işçilerin de Şirkete ait

işyerinde çalışmaya devam ettiğini savunmuştur. Davalı Şirket; iş akdi

feshedilen bir grup işçinin iş akdinin feshedilmesinden sonra Sendikaya üye

olduklarını, bir kısım üyenin ise iş akdinin feshedilmesinden sonra geçen kısa

süre içinde Sendikadan istifa ettiklerini ileri sürmüştür. Davalı Şirkete göre

başvurucular gerçekte öyle olmadığı hâlde diğer haklarının yanı sıra sendika

tazminatı da alabilmek için iş akitlerinin sendikal sebeplerle feshedildiğini

ileri sürmüş ancak iddialarını ispat edememişlerdir.

A. Birinci Tipteki Davalar

11. Başvurucular Yusuf Altun,

Levent Akkaş, Hakkı Gülay, Sait Kurt, Veysi Ekinci, Gültekin Taştan Bakırköy 7.

İş Mahkemesine; başvurucular Soner Durmuş, Ercan Musluoğlu, Bakırköy 23. İş

Mahkemesine; Başvurucu Erol Kındaç Bakırköy 24. İş

Mahkemesine işe iade davası açmışlardır.

12. Yukarıda zikredilen mahkemeler farklı tarihlerde

benzer gerekçelerle açılan davaları kabul etmişler ve davalı işverence feshin

geçersizliğine ve davacıların işe iadesine karar vermişlerdir. Mahkemeler

ayrıca başvurucuların sendikal tazminat taleplerinin de reddine karar

vermişlerdir. Mahkemelerin benzer gerekçeleri özet olarak şöyledir:

Davalı şirketin fesih bildiriminde iş

akdinin ekonomik sebeplerle, verimlilik ve rekabete dayalı olarak yapıldığı

tespit edilmiştir ancak şirket, 7/1/2013 tarihinde "işletimsel

karar" alındığı yönündeki savunmasını ispatlayamamıştır. Bu sebeple de

yargısal denetim yapılamamaktadır. Zira işletme, işyeri veya işin gerekleri

nedenleri ile iş akdi feshedildiğinde mahkemeler işletimsel

kararı incelerler ve istihdamı engelleyen durumu araştırırlar. İstihdam

fazlalığı bulunup bulunmadığı, işverenin işletimsel

kararı tutarlı bir şekilde uygulayıp uygulamadığı, fesihte keyfi davranılıp

davranılmadığı ve feshin kaçınılmaz olup olmadığı araştırılmalıdır. İşveren işletimsel kararı uygulamak için aldığı tedbirin feshi

gerekli kıldığını kanıtlamalıdır. Bu kapsamda amaca uygun daha hafif

tedbirlerin alınıp alınamayacağı da değerlendirilmelidir.

Somut olayda fesihten sonra işletmeye

işçi alınmıştır. Ayrıca sorunlar başka ekonomik tedbirle giderilmeye

çalışılmamıştır. İstihdam fazlası olduğu iddia edilen davacıların hangi

objektif kriterlere göre işine son verildiği belirtilmemiştir. Davalı işveren

ölçülü, gerekli, tutarlı, keyfi olmayan, denetlenebilir bir uygulama

gerçekleştirmemiştir. Bu nedenlerle feshin geçerli olmadığı kanaatine

varılmıştır.

Davacılar tarafından feshin sendikal

nedenle yapıldığı iddia edilmiş ise de; aynı

mahiyetteki diğer dosyalar da incelenmiş ve davacıların sendikal bir faaliyet

içinde oldukları ispatlanamamıştır. Bir bütün olarak bakıldığında işçilerin

fesih tarihinde, hemen sonrasında ya da hemen öncesinde sendikaya üye oldukları

gözlemlenmiştir. Halen iş yerinde sendikalı olup, çalışmaya devam edenler

bulunmaktadır. Dahası davalı iş yerinde herhangi bir sendikanın yetki tespiti

için Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığına (ÇSGB) herhangi bir başvurusu olmadığı

tespit edilmiştir. İş akitlerinin feshinin sendikal nedenle yapıldığının

ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmış, sendikal tazminat taleplerinin reddine

karar verilmiştir.

13. Yukarıda

zikredilen mahkeme kararlarının taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9.

Hukuk Dairesi farklı tarihlerde aşağıdaki aynı gerekçe ile temyiz taleplerini

kabul ederek ilk derece mahkemelerinin kararlarını bozmuştur:

"Sendikal tazminat 2821 sayılı

Sendikalar Kanununun 31 inci maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe

alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir

sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri şartına bağlı

tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır. Sözü edilen maddenin üçüncü

fıkrasında ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan

işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve

dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve

primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin

hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir

ayırım yapamayacağı kuralı getirilmiştir. Konuya dair bir başka güvence bahsi

geçen maddenin beşinci fıkrasında öngörülmüş, işçilerin sendikaya üye olmaları

veya olmamaları sebebiyle iş sözleşmelerinin feshedilemeyeceği, yine yasaya

uygun sendikal faaliyetler sebebiyle işten çıkarılamayacakları ya da farklı

uygulamaya tabi tutulamayacakları hükme bağlanmıştır.

İşverenin 2821 sayılı Sendikalar

Kanununun 31 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarına aykırı davranması

halinde, işçinin bir yıldan az olmamak üzere sendikal tazminata hak kazanacağı

hususu da Yasada ifadesini bulmuştur.

2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci

maddesinde 4773 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, işçinin iş

sözleşmesinin sendika üyeliği ya da sendikal faaliyetleri sebebiyle

feshedilmesi halinde, doğrudan sendikal tazminat talep hakkının olmadığı

açıklanmış, 4857 sayılı İş Kanununun iş güvencesine

dair hükümlerinin uygulanacağı kuralı getirilmiştir. Fesih dışında kalan

sendikal nedene dayanan ayrımcılık hallerinde ise, işçinin doğrudan sendikal

tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.

4773 sayılı Yasa ile sözü edilen maddeye

eklenen yedinci fıkrada ise, iş güvencesi hükümlerinin uygulaması dışında kalan

hallerde ve feshe bağlı tazminat istekleriyle sınırlı olmak üzere ispat yükünün

işverene ait olduğu öngörülmüştür. Bu durumda sendikal nedenle fesih iddiasıyla

açılan feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davasında ispat yükü,

önceden olduğu gibi işçi üzerindedir. Ancak, iş güvencesi hükümlerinden

yararlanamayan bir işçinin açmış olduğu sendikal tazminat isteklerini içeren

bir davada, aksinin ispatı işverene aittir.

Dairemizce, sendikal tazminat

davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya

üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen

işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup

bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde

önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi

alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi

hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih

yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler

belirlenmiştir.

Somut olayda, Mahkemece davacının iş

akdinin sendikal nedenle fesih iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle sendikal

tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de, bu

kararın yukarıdaki Dairemiz ilkeleri doğrultusunda yeterli bir araştırma

yapılmaksızın, eksik incelemeye dayalı olarak verildiği görülmüştür. Hernekadar işverenin savunması dikkate alınarak yapılan işletmesel karara ilişkin Mahkemenin kabulü dosya kapsamına

uygun ise de, ispat yükü altında olan işçinin sendikal tazminat talebinin,

davalı işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi

tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde

çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün

işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin

bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni

işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlar araştırılıp irdelenmeksizin

karara bağlandığı anlaşılmıştır. Belirtilen sebeplerle Mahkemece eksik

araştırma ve incelmeye dayalı olarak sendikal tazminat talebinin reddine karar

verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."

14. Mahkemeler, Yargıtay bozma ilamında belirtilen

eksiklikleri Sendikaya, davalı işverene ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

(ÇSGB) Çalışma Genel Müdürlüğüne sormuştur. Eksikliklerin giderilmesini

müteakip mahkemelerin kanaatlerinde bir değişiklik olmamış ve mahkemeler bir

önceki kararlarını aynen benimsemişlerdir. Mahkemeler önceki kararlarındaki

gerekçelerine ilave olarak şu tespitlerde bulunmuşlardır:

"Liman İş Sendikası ve davalı

işveren tarafından sunulan belgelere göre davalı şirkete ait iş yerinde bir

kısım sendikalı işçiler çalışmaya devam etmektedir. Davaya konu iş yerinde daha

önce toplu iş sözleşmesi yapılmamıştır. Bundan başka toplu iş sözleşmesi yetki

başvurusu da bulunmamaktadır. Fesih tarihi itibariyle iş akdi feshedilen

işçilerin bir kısmının sendika üyeliği de bulunmamaktadır. Ne yazık ki Liman İş

Sendikası tarafından aynı meseleye ilişkin farklı mahkemelere farklı cevapların

verildiği tespit edilmiştir. İş yerinde yıllara göre sendikalı çalışan

sayısının artış gösterdiği anlaşılmıştır. Davacılar feshin sendikal nedenlerle

yapıldığını ispatlayamamışlardır."

15. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2014 yılının Ekim ile Aralık ayları içinde farklı tarihlerde kararların bozmaya

uygun olduğunu tespit etmiş ve temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek hükümleri

onamıştır.

B. İkinci Tipteki Davalar

16. Başvurucular Salih Öztürk, Nihat Demirci, Abbas

Akçay, Alkin Koç, Saim Çiftçi, Tahsin İnce, Elvan Alp Bakırköy 8. İş

Mahkemesine; başvurucular Alkan Anıl, Ayhan Ünal, Taner Şentürk, Gökhan

Bakırcı, Berk Yılmaz Bakırköy 24. İş Mahkemesine işe iade davası açmışlardır.

17. Yukarıda zikredilen mahkemeler farklı tarihlerde

birinci grup davalardaki benzer gerekçelerle açılan davaları kabul etmişler,

davalı işverence feshin geçersizliğine ve davacıların işe iadesine karar

vermişlerdir. Mahkemeler ayrıca başvurucuların sendikal tazminat taleplerinin

de reddine karar vermişlerdir.

18. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2014 yılının Aralık ayı içinde farklı tarihlerde kararların bozmaya uygun

olduğunu tespit etmiş ve temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek hükümleri

onamıştır.

C. Üçüncü Tip Dava

19. Başvurucu Sait Öztürk diğer başvuruculardan farklı

olarak iş akdinin feshedildiği tarihte Sendika üyesi değildir. Ancak iş akdinin

feshinden önce Sendika üyesi işçilerle birlikte hareket ettiğini, diğer

arkadaşlarını Sendika üyesi yapmak için çabaladığını, bu faaliyetleri sebebiyle

iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ve işe

iadesine karar verilmesi talebiyle dava açmıştır.

20. Bakırköy 9. İş Mahkemesi 26/5/2014 tarihinde yukarıda

zikredilen diğer mahkemelerin gerekçelerine benzer gerekçelerle açılan davayı

kabul etmiş, davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe

iadesine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun sendikal tazminat

talebinin de reddine karar vermiştir. Mahkeme, başvurucunun iş akdinin

feshinden on gün sonra Sendikaya üye olduğunu tespit etmiş ve başvurucunun iş

akdinin sendikal sebeplerle feshedildiğinin ispat edilemediğine karar

vermiştir.

21. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 4/12/2014 tarihli ilamı ile

ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.

D. Süre Koşulu

22. Başvurucular 2015 yılı içinde farklı tarihlerde

bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvuruların süresinde yapıldığı tespit

edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

23. 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun

"Sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı" kenar

başlıklı 31. maddesi ve 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu

İş Sözleşmesi Kanunu’nun "Sendika özgürlüğünün güvencesi"

kenar başlıklı 25. maddesi.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 23/5/2018 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Sendika

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucular, iş akitlerinin Sendika üyesi oldukları

için ve sendikal faaliyette bulunmaları nedeniyle feshedildiğini ileri

sürmüşlerdir. Başvurucular, ilk derece mahkemelerinin Yargıtayın

bozma kararlarında belirtilen eksiklikleri gidermeden karar verdiklerini

savunmaktadırlar. Başvuruculara göre ilk derece mahkemeleri tarafından, ÇSGB

Çalışma Genel Müdürlüğüne güncel olarak davalı işyerinde kaç işçinin çalıştığı,

bunlardan kaçının Sendika üyesi olduğu ve hangi tarihlerde üye oldukları

sorulmamıştır. Yine üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, başvurucuların

iş akitlerinin feshinden kısa bir süre öncesinde, fesih tarihinde ve fesihten

kısa bir süre sonrasında kaç işçinin çalıştığı, kaçının sendika üyesi olduğu,

işe fesih tarihinden sonra giren işçilerin listesi ve sendika üyesi olup

olmadıkları gibi hususlar da araştırılmamıştır. Mahkemeler, ÇSGB Çalışma Genel

Müdürlüğüne sadece yetki prosedürü uygulanıp uygulanmadığını sormuştur.

Başvuruculara göre, Bakanlık kayıtları tartışılmaz gerçekleri ortaya

koyabilecek niteliğe sahiptir ve tüm gerçekleri gözönüne

sermektedir. Başvuruculara göre söz konusu kayıtlar sorulmadan eksik inceleme

ile sendikal tazminat taleplerinin reddine karar verilerek anayasal hakları

ihlal edilmiştir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasının Anayasa'nın

51. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

27. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

“Sendika kurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin

çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve

geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma,

bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir.

Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.”

a. Genel

İlkeler

28. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, başvurucuların

sendika üyesi olmaları ve bazı sendikal faaliyetlere katılmaları nedeniyle

işverence iş akitlerinin feshedildiği iddialarının derece mahkemelerince

usulüne uygun incelenmediği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, lehlerine sendikal

tazminata hükmedilmemesinin başvurucuların sendika haklarını ihlal edip

etmediğini inceleyecektir.

29. Demokrasilerde, vatandaşların bir araya gelerek ortak

amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli bir

bileşenidir. Ayrıca böyle bir örgüt, devlet tarafından saygı

gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir. İstihdam alanında

kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikalar,

bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydana getirerek

bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli bir

parçasıdır. Sendika hakkı da çalışanların bireysel ve ortak çıkarlarını korumak

amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu

niteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel

bir yönü olarak görülmektedir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/05/2017, § 75; Tayfun Cengiz, B.

No: 2013/8463, 18/9/2014,§§ 31, 32).

30. Kişiler kendi istedikleri şekilde sendika kurmak veya

kendi istedikleri bir sendikaya üye olmakta özgür olmalıdır. Anayasa'nın 51.

maddesi, çalışanların sendikalara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe

çekilme haklarına sahip olduğunu ve hiç kimsenin bir sendikaya üye

olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamayacağını ifade etmiştir.

31. Diğer yandan Anayasa'nın 51. maddesinin metninde yer

alan “çalışanlar... üyelerinin menfaatlerini korumak için” ibaresi,

gereksiz bir detay olmaktan ziyade üyelerin mesleki menfaatlerini korumak için

gerçekleştirecekleri sendikal faaliyetlerinin Anayasa tarafından korunduğunu

açıkça ortaya koymaktadır (Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166,

02/07/2015, § 54). Dolayısıyla sendika hakkı, mensuplarının menfaatlerini

korumak üzere yapılan sendikal faaliyetlere izin verilmesini de

gerektirmektedir (Tayfun Cengiz, § 31).

32. Zikredilen kurala göre devletin bireylerin sendikaya

üye olma özgürlüğüne ve diğer sendikal haklara müdahale etmemeye yönelik

negatif yükümlülüğünün yanı sıra söz konusu haktan etkili bir şekilde

yararlanmayı güvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükleri de

bulunmaktadır. Devletin bireylerin ve sendikaların haklarını işverenlere karşı

güvence altına alma pozitif yükümlülüğü söz konusudur. Söz konusu pozitif yükümlülük

etkili bir yargısal sistem kurma ödevini de içerir.

33. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda devletin sendika

hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerine uygun davranıp davranmadığını

denetleyecektir.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

34. Somut olayda başvurucular ilk olarak iş akitlerinin

işyerinde icra ettikleri sendikal bazı faaliyetler nedeniyle feshedildiğini

ileri sürmüşlerdir. Derece mahkemelerinin tamamı başvurucuların söz konusu

iddiaları ispatlayamadıkları sonucuna ulaşmıştır. Başvurucuların Anayasa

Mahkemesi önünde de aynı iddiayı dile getirmişlerdir. Bununla birlikte

başvurucular söz konusu sendikal faaliyetlerin neler olduğunu gösterememiş,

Anayasa Mahkemesinin bir değerlendirme yapmasını mümkün kılacak soyutluktan

çıkartabilmiş değildirler.

35. Başvurucular ikinci olarak ilk derece mahkemelerinin Yargıtayın bozma kararlarında (bkz. § 14) belirtilen

eksiklikleri gidermeden karar verdiklerini savunmuşlardır. Bununla birlikte

başvurucuların şikâyetlerinin odak noktasını ilk derece mahkemelerinin davalı

işyerinde çalışan sendikalı ve sendikasız işçilerin istatistiklerinin

belirlenmesine ilişkin bir dizi soruyu ÇSGB Çalışma Genel Müdürlüğüne sormamış

olmaları oluşturmaktadır (bkz. § 26).

36. İlk derece mahkemelerinin Yargıtay bozma kararına uyduktan

sonra hiçbir soruşturma işlemi yapmadığı söylenemez. Bununla birlikte

başvurucuların ÇSGB Çalışma Genel Müdürlüğüne sorulması istenen soruların

önemli bir kısmı Liman İş Sendikasına ve davalı işverene sorulmuştur.

Mahkemelerce elde edilen ve başvurucular tarafından hatalı veya çarpıtılmış

olduğu ileri sürülmemiş olan bilgilere göre başvurucuların iş akitlerinin

feshini müteakip davalı Şirkete ait işyerinde sendikalı işçiler çalışmaya devam

etmişlerdir. Söz konusu işyerinde daha önce toplu iş sözleşmesi yapılmadığı

gibi bunun için yetki başvurusu da bulunmamaktadır. Mahkemeler fesih tarihi

itibarıyla iş akdi feshedilen işçilerin bir kısmının sendika üyeliğinin

bulunmadığını da tespit etmişlerdir. Üstelik mahkemelerin belirlemesine göre

yıllara göre sendikalı çalışan sayısı artış göstermiştir. Başvuruculardan

birinin iş akdinin feshinden sonra sendika üyesi olduğunun tespit edildiği de

ilave edilmelidir. Sonuç olarak mahkemeler, iş akdinin haklı nedenle

feshedilmediği sonucuna varmış olmakla birlikte sendikal nedenlerle

feshedildiğinin de ispatlanamadığını kabul etmişlerdir.

37. Mahkemeler, ÇSGB Çalışma Genel Müdürlüğüne sadece

yetki prosedürü uygulanıp uygulanmadığını sormuş; bununla birlikte Yargıtayın toplanmasını istediği bilgilerin başvurucuların

üyesi olduğu Sendika ile davalı işverenden sormuş ve elde etmişlerdir. Anayasa

Mahkemesinin görevi, mevcut başvurudaki gibi durumlarda delillerin toplanmasına

ilişkin en iyi yöntemin ne olduğunu belirlemek değildir. Başvurucular,

mahkemelerce toplanan delillerin uyuşmazlığı çözmekte yetersiz kaldığını ve söz

konusu bilgilerin ÇSGB Çalışma Genel Müdürlüğünden elde edilmemesinin

Anayasa'nın 51. maddesinin birinci fıkrasında korunan sendikaya üye olma

hakkını ihlal ettiğini gösterebilmiş değildir.

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3),48. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda,kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Sabah

Yıldızı Radyo [GK], B. No: 2014/12727, 25/05/2017, §19-21; Veli Özdemir,

B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

39. Başvurucular, ihlal iddiasına ilişkin delillerini

sunma ve bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal

edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine

getirmemiştir. Başvurucular ne derece mahkemeleri önünde ne de Anayasa

Mahkemesi sundukları dilekçelerde iş akitlerinin feshedilmesine neden olduğunu

düşündükleri sendikal faaliyetlerin neler olduğunu gösterememişlerdir. Dahası

başvurucular, işyerinde çalışan işçilere yönelik bazı istatistiklerinin

münhasıran ÇSGB Çalışma Genel Müdürlüğünden sorulmamasının devletin şikâyetleri

dikkatli bir şekilde inceleme yükümlülüğünü yerine getirmediği anlamına

geleceği yönündeki iddiaları temellendirememişlerdir.

40. Açıklanan gerekçelerle sendika hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvurucu Gültekin Taştan, yerel mahkeme nezdinde iki

ay, Yargıtay nezdinde bir ay içinde bitmesi gereken işe iade davasının iki yıla

yakın sürdüğünü; taleplerine rağmen duruşmaların ikişer üçer aylık uzun

periyotlar içinde yapıldığını ve yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını

ileri sürmüştür. Başvurucu, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

42. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

43. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

44. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda ilk derece

mahkemesine davanın açıldığı 6/3/2013 tarihinden Yargıtayın

onama tarihi olan 13/11/2014 tarihine kadar geçen yaklaşık 1 yıl 8 aylık

yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucuların sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Başvurucu

Gültekin Taştan'ın makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 23/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan

ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Yusuf

Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Yunus

HEPER

Başvurucular : 1. Abbas AKÇAY 2. Alkan ANIL 3. Alkin KOÇ 4. Ayhan ÜNAL 5. Berk YILMAZ 6. Elvan ALP 7. Ercan MUSLUOĞLU 8. Erol KINDAÇ 9. Gökhan BAKIRCI 10. Gültekin TAŞTAN 11. Hakkı GÜLAY 12. Levent AKKAŞ 13. Nihat DEMİRCİ 14. Saim ÇİFTCİ 15. Sait KURT 16. Sait ÖZTÜRK 17. Salih ÖZTÜRK 18. Soner DURMUŞ 19. Tahsin İNCE 20. Taner ŞENTÜRK 21. Veysi EKİNCİ 22. Yusuf ALTUN Vekilleri : Av. Necip ŞENEL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/2790, 23 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Birinci Tipteki Davalar
  10. B. İkinci Tipteki Davalar
  11. C. Üçüncü Tip Dava
  12. D. Süre Koşulu
  13. IV. İlgili
  14. Hukuk
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Sendika
  18. B. Makul Sürede
  19. A. 1. Başvurucuların sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  20. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  21. Üstün
  22. Heper
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/2790
Tarih
23 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Hasan Polat Başvurusu (B. No: 2015/18879)
  • Ali Saraç Başvurusu (B. No: 2015/18525)
  • Bayram Tuğrul Yıldırım ve Hasan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/5280)
  • Ayten Yeğenoğlu Başvurusu (B. No: 2015/1685)
  • Remzi Uçucu Başvurusu (B. No: 2015/14883)
  • Sefa Koşar Başvurusu (B. No: 2015/18352)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.