İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayten Yeğenoğlu Başvurusu (B. No: 2015/1685)

1. Başvuru, başvurucunun genel müdürler için öngörülen ek

Başvuru No2015/1685Tarih23 Mayıs 2018Okuma22 dk · 4.487 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ayten Yeğenoğlu Başvurusu

Karar tarihi
23 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2015/1685
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.487 kelime·22 dk okuma·34 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun genel müdürler için öngörülen ek

gösterge ve makam tazminatından yararlandırılmaması nedeniyle mülkiyet

hakkının; açılan davada yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

7. Başvurucu Teoman Yeğenoğlu 9/5/2016 tarihinde vefat etmiştir.

Başvurucunun mirasçılarından Ayten Yeğenoğlu adına vekili 18/8/2015 tarihli

dilekçe ile mirasçılık belgesi sunarak bu kişinin başvuruya devam etmek istediğini

beyan etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 30/9/1971-3/9/1974 tarihleri arasında Gümrük ve

Tekel Bakanlığı Zat ve Sicil İşleri müdürü olarak görev yapmakta iken Türkiye

Kömür İşletmeleri Personel ve Sosyal İşler daire başkanı görevine atanmıştır.

10. Zat ve sicil işleri müdürü kadro unvanı 12/5/1976 tarihli

Resmî Gazete’de yayımlanan 7/11744 sayılı Bakanlar

Kurulu kararı ile iptal edilip yerine 2. dereceli personel ve eğitim dairesi

başkanı kadro unvanı ihdas edilmiştir. 17/2/1978 tarihli Bakanlar Kurulu kararı

ile de personel ve eğitim dairesi başkanı kadrosu 1. derece olarak

değiştirilmiştir. 28/8/1978 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile bu kez 1. dereceli

personel ve eğitim genel müdürü kadro unvanı ihdas edilmiştir. 8/6/1949 tarihli

ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun ek 67. maddesine

dayanılarak yürürlüğe konulan 1/5/1995 tarihli XIII sayılı Eşitlik Cetveli'yle, mülga zat ve sicil işleri müdürlüğü kadrosu

personel ve eğitim daire başkanlığı kadrosuyla eşitlenmiştir.

11. Başvurucu da bu eşitleme nedeniyle daire başkanı makam

tazminatından yararlandırılmıştır.Başvurucunun

24/8/1992 tarihli VIII sayılı Eşitlik Cetveli'nde

Gümrük ve Tekel Bakanlığı personel ve eğitim daire başkanı kadro unvanının

Maliye Bakanlığı personel ve eğitim genel müdürü kadro unvanına eşitlendiğini

ileri sürerek kendisine genel müdürlere uygulanan ek gösterge ve makam

tazminatının verilmesi istemiyle yaptığı başvuru 23/6/1995 tarihli Emekli

Sandığı Genel Müdürlüğü işlemiyle reddedilmiştir.

12. Başvurucunun ret işleminin iptali istemiyle açtığı davada,

Ankara 10. İdare Mahkemesinin 30/4/1997 tarihli kararıyla Gümrük ve Tekel

Bakanlığı Zat ve Sicil İşleri müdürü kadro unvanının önce personel ve eğitim

dairesi başkanı ve nihayet personel ve eğitim genel müdürü kadro unvanına

eşitlendiği hususları dikkate alındığında, tesis edilen işlemde hukuki isabet

görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.

13. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (İdare) tarafından

temyiz edilen karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin

23/12/2003 tarihli kararıyla bozulmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“...2. dereceli Gümrük ve

Tekel Bakanlığı Zat ve Sicil İşleri Müdürü kadro unvanının, 1. dereceli

Bakanlıklar Ana Hizmet Birimi Daire Başkanı kadro unvanı ile eşitlendiği, 1.

dereceli Maliye Bakanlığı Personel ve Eğitim Genel Müdürü kadro unvanı ile

eşitlenen kadro unvanının ise 1. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı Personel ve

Eğitim Daire Başkanı kadro unvanı olduğu sonucuna varıldığı; bu durumda,

davacının Zat ve Sicil İşleri Müdürü kadro unvanının Bakanlıklar Ana Hizmet

Birimi Daire Başkanı kadro unvanı ile eşitlendiği, Maliye Bakanlığı Personel ve

Eğitim Genel Müdürü kadro unvanı ile eşitlenmediği hususu gözetilmeden dava

konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmediği; öte

yandan, davacının Gümrük ve Tekel Bakanlığı Zat ve Sicil İşleri Müdürü

görevinden 4. derecenin 2. kademesinde iken 3/9/1974 tarihinde ayrıldığı,

eşitlenmesini istediği Bakanlık Personel Genel Müdürü kadrolarının ise 1.

dereceli kadrolar olması nedeniyle Zat ve Sicil İşleri Müdürü kadrosunun

Bakanlıklar Genel Müdürü için öngörülen ek gösterge ve makam tazminatından yararlanmamsına bu yönden de olanak bulunmamaktadır"

14. Anılan bozma kararına karşı yapılan karar düzeltme talebi

ise aynı Dairenin 19/11/2004 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

15.Ankara 10. İdare Mahkemesi bozma kararına uymayıp ilk

kararında ısrar ederek 15/3/2005 tarihli kararıyla, önceki gerekçesi

doğrultusunda dava konusu işlemi iptal etmiştir. Anılan karar üzerine İdarece

başvurucuya 1997-2008 yılları için maaş farkı olarak73.157,55 TL ödeme

yapılmıştır.

16. Davalı İdarenin temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulu 8/5/2008 tarihli kararıyla, yerel Mahkeme kararını başvurucunun

yürüttüğü zat ve sicil işleri müdürü kadro unvanının Bakanlıklar Ana Hizmet

Birimi daire başkanı kadro unvanı ile eşitlendiği ve eşitlik cetveline karşı

bir dava açılmadığı, Maliye Bakanlığı personel ve eğitim genel müdürlüğü kadro

unvanı ile eşitlenen kadro unvanının ise 2. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı

Zat ve Sicil İşleri müdürü kadro unvanı olmayıp 1. dereceli Gümrük ve Tekel

Bakanlığı personel ve eğitim daire başkanı olduğu hususunun gözetilmediği

gerekçesiyle bozmuştur. Anılan bozma kararı üzerine İdare 13/8/2008 tarihli ve

831085 sayılı idari işlemle başvurucunun ek göstergesini 3600 şeklinde

düzelterek ve temsil tazminatını iptal ederek 15/1/1997-30/9/2008 tarihleri arası

için 73.157,55 TL'ye tekabül eden maaş farkını başvurucu adına borç

çıkarmıştır. Başvurucu da mezkûr iptal kararına ve borç çıkarma işlemine

istinaden maaş farkı olarak almış olduğu söz konusu tutarın büyük kısmını

faiziyle birlikte taksitler hâlinde iade etmek durumunda kalmıştır. Söz konusu

taksitli iade ödemeleri, emekli maaşından kesinti yapılmak suretiyle devam

etmektedir.

17.Anılan karara karşı başvurucunun karar düzeltme talebi ise

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/1/2013 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

18. Bozma kararına uyan Ankara 10. İdare Mahkemesi 16/7/2013

tarihli kararıyla; başvurucunun yürüttüğü zat ve sicil işleri müdürü kadro

unvanının Bakanlıklar Ana Hizmet Birimi daire başkanı kadro unvanı ile

eşitlendiği ve bu Eşitlik Cetveli'ne karşı bir dava

açılmadığı, Maliye Bakanlığı personel ve eğitim genel müdürlüğü kadro unvanı

ile eşitlenen kadro unvanının ise 2. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı Zat ve

Sicil İşleri müdürü kadro unvanı olmayıp 1. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı

personel ve eğitim daire başkanı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar

vermiştir.

19. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Dairenin 14/4/2014

tarihli ilamı ile onanmış; karar düzeltme talebi ise 22/10/2014 tarihli ilamla

reddedilmiştir. Karar, başvurucu vekiline 30/12/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 27/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun “Kararların sonuçları” kenar

başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

(Değişik:10/6/1994-4001/13

md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve

vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya

mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz

günü geçemez.

......

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve

vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde

bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi

ve manevi tazminat davası açılabilir.

(Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince

yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine

açılabilir.

......"

22. 5434 sayılı Kanun’un ek 67. maddesi şöyledir:

"Daha önce bulundukları

kadrolar veya aylık almakta oldukları dereceler için belirlenmiş olan ek

göstergeler, yürütmekte oldukları görevler veya aylık almakta oldukları

dereceler için belirlenen ek göstergelerden yüksek olanlar hakkında 15 inci

maddenin (h) fıkrası hükmü dikkate alınarak emeklilik yönünden en yüksek ek

gösterge uygulanır. Kaldırılmış kadrolarda bulunmuş olanlardan iştirakçi

bulunanlar ile emekli olanlar veya ölmüş bulunanlar için uygulanacak ek

göstergeler Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmak suretiyle Maliye

Bakanlığı ile T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından birlikte

belirlenir.”

23. 12/5/1976 tarihli ve 15585 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 7/11744 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısımı

şöyledir:

"......

1-3/11/1971 tarihli ve 7/3434 sayılı Kararname

ile ek ve değişikliklerine bağlı (I) ve (II) sayılı cetvellerin Gümrük ve Tekel

Bakanlığına ait bölümlerinin çıkarılarak yerine yayımı tarihinden geçerli olmak

üzere İlişik (EK-A) ve (EK-B) işaretli cetvellerin konulması;

2- İlişik (EK-C) işaretli cetvelde gösterilen

(64) kadronun ihdası ve adı geçen Kuruma tahsisi;

3- İlişik (EK-D) işaretli cetvelin (A)

bölümünde gösterilen (17) kadronun iptali ile (B) bölümünde gösterilen (17)

kadronun ihdası;

4- İlişik (EK-E) işaretli cetvelde gösterilen

(3) kadronun iptali: Devlet Personel Dairesinin görüşüne dayanan Maliye

Bakanlığının 15/4/1976 tarihli ve 9411 sayılı yazısı üzerine, 657 sayılı

Kanunun değişik 34 üncü, 43 üncü ve 1976 Yılı Bütçe Kanununun 39 uncu

maddelerine göre, Bakanlar Kurulunca 29/4/1976 tarihinde kararlaştırılmıştır. .

......

GÜMRÜK

VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - A)

(Tesbit Edilen

Görevler)

Görev Unvanı Adet

1. Derece

Müsteşar 1 ......

2. Derece

......

Personel ve Eğitim Daire Başkanı 2 ......

GÜMRÜK

VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - B)

(Tesbit Edilen Ek

Göstergeler)

Unvan Ek Gösterge

1. Derece

Müsteşar +200

......

Personel ve Eğitim Daire Başkanı +100

. .....

GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - C)

(İhdas Edilmesi Uygun Görülen Kararlar)

Sınıf Unvan Derece Adet

G.İ.Hz Kontrol Genel Müdürü 1 1

. .....

G.İ.Hz Personel ve Eğitim Daire Başkanı 2 1

......"

24. 17/2/1978 tarihli ve 16203 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 7/14593 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısımları şöyledir:

" ......

1-13/11/1971 tarih ve 7/3434 sayılı Kararname

ile ek ve değişikliklerine bağlı (I) ve (II) sayılı cetvellerden Gümrük ve

Tekel Bakanlığına ait bölümlerin çıkarılarak yerine, yayımı tarihinden geçerli

olmak üzere ilişik (EK-A) ve (EK-B) işaretli cetvellerin konulması;

2- İlişik (EK-C) ve (EK-D) işaretli

cetvellerde sınıfı, unvanı, derecesi ve sayısı yazılı altıyüzellidökuz

(659) kadronun ihdası ve adı geçen Kuruma tahsisi;

3- İlişik (EK-E) işaretli cetvelde yazılı (4)

kadronun iptali; Devlet Personel Dairesinin görüşüne dayanan Maliye

Bakanlığının 14/10/1977, 25/1/1978 tarihli ve 29622, 2045 sayılı yazıları

üzerine, 657 sayılı Kanunun değişik 34 ve 43 üncü

maddeleriyle 1977 Yılı Bütçe Kanununun 38 inci maddesinin (A) fıkrasına göre,

Bakanlar Kurulunca 1/2/1978 tarihinde kararlaştırılmıştır.

......

GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - A)

(Tesbit Edilen

Görevler)

Görev Unvanı Adet

1.Derece

Müsteşar 1

......

Personel ve Eğitim Daire Başkanı 1

......

GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - B)

(Tesbit Edilen Ek

Göstergeler)

Unvan Ek Gösterge

1.Derece

Müsteşar +200 ......

2. Derece

Personel ve Eğitim Dairesi Başkanı

......

Personel ve Eğitim Daire Başkanı +100 ......

GÜMRÜK

VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - C)

(İhdas Edilmesi Uygun Görülen Kadrolar)

Sınıf Unvan Derece Adet

G.İ.Hz Müsteşar Yardımcısı 1 1

......

G.İ.Hz Personel ve Eğitim Daire Başkanı 1 1

.. ....

GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - E)

(İptal Edilen Kadrolar)

Sınıf Unvan Derece Adet

G.İ.Hz. Personel ve Eğitim Daire Başkanı 2 1 ......"

25. 28/8/1078 tarihli ve 16391 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 7/16168 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısımları şöyledir:

" ..... Bu Kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere,

1-13/11/1971 tarihli ve 7/3434 sayılı

Kararname ile ek ve değişikliklerine bağlı (I) ve (II) sayılı cetvellerden

Gümrük ve Tekel Bakanlığına ait böIümlerin

çıkarılarak yerine ilişik (EK-A) ve (EK-B) işaretli cetvellerin konulması;

2-İlişik (EK-C) işaretli cetvelde sınıfı,

unvanı, derecesi ve sayısı yazılı 68 (altmışsekiz)

kadronun ihdası ile adı geçen Bakanlığa tahsisi;

3-İlişik (EK-D) işaretli cetvelde sınıfı,

unvanı, derecesi ve sayısı yazılı 34 (otuzdört)

kadronun iptali; Devlet Personel Dairesinin görüşüne dayanan Maliye

Bakanlığının 3/7/1976 tarihli ve 19533 sayılı yazısı üzerine, 657 sayılı

Kanunun değişik 34 ve 43 üncü delen ile 1978 Yılı

Bütçe Kanununun 38 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 16/7/1978 tarihinde

kararlaştırılmıştır.

.. ....

GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - A)

(Tesbit Edilen

Unvanlar)

Görev Unvanı Adet

1. Derece

Müsteşar 1

......

Personel ve Eğitim Genel Müdürü 1

......

GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK- B)

(Tesbit Edilen Ek

Göstergeler)

Unvan Ek Gösterge

1. Derece

Müsteşar +200

.....

Genel Müdür +150

.....

GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - C)

(İhdas Edilen Kadrolar)

Sınıf Unvan Derece Adet

G.İ.Hz. Başbakanlık Başmüşaviri 1 2

......

G.İ.Hz. Genel Müdür 1 1

......

GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI

(EK - D)

(İptal Edilen Kadrolar)

Sınıf Unvan Derece Adet

G.İ.Hz. Personel ve Eğitim Daire Başkanı 1 1

......"

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 23/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; ilk derece mahkemesinin kararıyla, görev yaptığı

zat ve sicil işleri müdürlüğü kadrosunun eşitinin genel müdürlük ek gösterge ve

makam tazminatından yararlandırılmasına karar verildiğini ve bu doğrultuda

kendisine ödeme yapılmaya başlandığını belirtmiştir. Başvurucu bununla birlikte

kararın temyizi üzerine Danıştayca hükmün bozulduğunu

ve bu sebeple ilk derece mahkemesince lehine verilen karar üzerine yapılan

ödemelerin geri alındığından yakınmaktadır. Başvurucu sonuç olarak bu

gerekçelerle hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri ile mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

28. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu; mülkiyet hakkının ihlali iddiası

yanında ayrıca Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerinde düzenlenen hukuk devleti

ilkesinin, eşitlik ilkesinin ve adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri

sürmektedir. Ancak başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetlerinin özü

itibarıyla mülkiyet hakkının ihlali iddialarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle başvurucunun makul sürede yargılanma hakkı dışındaki bütün

şikâyetlerinin mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Mülkün Varlığı

31. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi

gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların

üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası

kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:

2014/11441, 1/2/2017, § 60). Bu bağlamda Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye

bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla

değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

32. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve

ekonomik değerleri koruyan bir temel haktır. Kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, bu konudaki menfaati ne kadar

güçlü olursa olsun mülkiyet kavramı içinde değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636,

15/4/2014, § 36). Ayrıca gelecekte elde edileceği iddia edilen bir gelirin

mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir (Sultan Tokay ve diğerleri, B. No:

2013/1122, 26/6/2014, § 42). Buna karşın mülkiyet hakkı, bireylere bir tür

sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle birlikte yürürlükteki mevzuatta

önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı

şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak

ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı

kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B.

No: 2013/2166, 25/6/2015, § 36).

Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en

azından ortadan kaldırılıncaya kadar mülk olarak

kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent

Akgül, B. No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56).

33.Somut olayda idare mahkemesince başvurucunun genel müdürler

için öngörülen ek gösterge ve makam tazminatından yararlandırılması istemiyle

açtığı dava kabul edilerek başvurucunun maaşı 1997 yılından itibaren bu şekilde

ödenmiştir. Ancak bu karar Danıştayca bozulmuş ve

yapılan yargılama neticesinde başvurucunun almakta olduğu aylık düşürülerek

2008 yılına kadar yapılan ödemeler de faiziyle birlikte geri istenmiştir.

Dolayısıyla başvurucuya ödenen ancak azaltılarak bir kısmının sonradan iadesi

istenen aylıklar yönünden Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında başvurucunun

mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmıştır

(Benzer yöndeki kararlar için bkz. Kuddis Büyükakıllı, B. No: 2014/3941,

5/10/2017, § 41;Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18879,

22/2/2018, § 33).

ii. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

34. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden

diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına

müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu

belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl

yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin

ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği

belirlenmekle, aynı zamanda mülkten yoksun

bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son

fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı

olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol

etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı

maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel

hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma

ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).

35. Somut olayda başvurucunun aldığı emekli aylığının

azaltılmasının ve yersiz olarak ödendiği gerekçesiyle geriye dönük olarak

ödenen emekli aylıklarının tahsil edilmesinin -başvurucunun mal varlığında

eksilmeye yol açtığı gözetildiğinde- mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği

kuşkusuzdur. Müdahalenin amacının sosyal güvenlik sisteminin devamlılığının ve

kontrolünün sağlanması olduğu dikkate alındığında başvurunun mülkiyetin

kullanılmasının düzenlenmesi şeklindeki üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi

gerektiği sonucuna ulaşılmıştır (Kuddis Büyükakıllı, § 45; Fatma Ülker Akkaya, § 46).

iii. Müdahalenin İhlal Oluşturup

Oluşturmadığı

36. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

37. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

(1) Kanunilik

38. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

39. 5434 sayılı Kanun’un ek 67. maddesine göre daha önce

bulundukları kadrolar veya aylık almakta oldukları dereceler için belirlenmiş

olan ek göstergeler, yürütmekte oldukları görevler veya aylık almakta oldukları

dereceler için belirlenen ek göstergelerden yüksek olanlar hakkında 15'inci

maddenin (h) fıkrası hükmü dikkate alınarak emeklilik yönünden en yüksek ek

gösterge uygulanır. Yine aynı maddeye göre, kaldırılmış kadrolarda bulunmuş

olanlardan iştirakçi bulunanlar ile emekli olanlar veya ölmüş bulunanlar için

uygulanacak ek göstergeler Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmak

suretiyle Maliye Bakanlığı ile T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından

birlikte belirlenir.

40. Sonuç olarak başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale,

5434 sayılı Kanun hükümlerine dayanmaktadır. Bu Kanun hükümlerinin ise belirli,

ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğu açık olduğundan müdahalenin kanuni bir

dayanağı bulunmaktadır.

(2) Meşru Amaç

41. Somut olayda müdahalenin temelinde yatan amaç, sosyal

güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığının sağlanmasıdır. Bu amacın kamu

yararına dönük olduğu açıktır. Bu nedenle müdahalenin sosyal güvenlik

sisteminin devamlılığını ve sınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde

harcanmasını gözeten meşru bir amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır (Kuddis Büyükakıllı, §

59; Fatma Ülker Akkaya, § 40).

(3) Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

42. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

43. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği,

kişilerin mülkiyet haklarına getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmaması ve

ulaşılmak istenen kamu yararı ile bireyin sınırlandırılan hakkı arasında adil

bir dengenin kurulması gerekir. Bu adil denge, mülkiyet hakkına yapılan

müdahaleyle bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi

durumunda bozulmuş olur. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa

Mahkemesi, bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer

taraftan müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin

davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya

yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif

Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

44. Diğer taraftan iyi

yönetişim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu

olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda uygun yöntemle ve her şeyden önce

tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68).

45. Kamu idarelerinin de zaman zaman hatalı işlem yapmaları

olağan kabul edilmelidir. İdarelerin bu hatalı işlemlerinden dönmeleri ve doğru

işlem tesis etmeleri görevlerinin gereğidir. Bununla birlikte hatalı işlemin

düzeltilmesinde muhatabı olan kişi üzerinde aşırı bir yüke sebep olunmamalıdır.

İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

ölçülü olup olmadığının tespitinde; hatalı işlemde idarenin payı, idarenin

hatalı işlem karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı

işlemin düzeltilmesinde takip edilen yöntem ile hatanın sorumluluğunu

paylaştırma ve muhataba ceza uygulanması gibi hususların değerlendirilmesi

gerekmektedir (Kırca Mühendislik İnş. Turz. Tic. ve San. A.Ş., B. No: 2014/6241,

29/9/2016, § 75).

46. Bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde hatalı idari işlemin

oluşmasında idarenin kendisinin de payının bulunduğu durumlarda farklı bir

ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız

bir yüke sebep olunup olunmadığının tespit edilmesi gerekir (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074,

9/3/2016, § 76). Özellikle hatanın önemli ölçüde idarelerden kaynaklandığı

durumlarda muhatap üzerindeki yük konusunda daha hassas olunması gerekir.

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

47. Somut olayda başvurucu, öncelikle emekli aylığının

azaltılmasından yakınmaktadır. Başvurucunun açtığı davada ilk derece mahkemesi

emekli aylığının genel müdürlere ödenen ek gösterge ve makam tazminatlarından

yararlandırılmak suretiyle daha fazla bir miktarda ödenmesine karar vermiştir.

Ancak bu karar Danıştayca bozulmuş ve bozma ilamına

uyan Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. İdare de bu hükmü esas alarak

başvurucunun maaşında azaltmaya gitmiştir.

48. Somut olayda başvurucu, ihlal iddiasına konu iddialarını

derece mahkemeleri önünde de dile getirmiştir. Ancak Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulunun 8/5/2008 tarihli bozma ilamında, başvurucunun yürüttüğü zat

ve sicil işleri müdürü kadro unvanının Bakanlıklar Ana Hizmet Birimi daire

başkanı kadro unvanı ile eşitlendiği ve ilgilinin bu Eşitlik Cetveli'ne karşı bir dava açmadığı, Maliye Bakanlığı

personel ve eğitim genel müdürlüğü kadro unvanı ile eşitlenen kadro unvanının

ise 2. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı Zat ve Sicil İşleri müdürü kadro

unvanı olmayıp 1. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı personel ve eğitim daire

başkanı olduğu hususu gözetilmeden verilen iptal kararında hukuki isabet

görülmediği belirtilmek suretiyle uygulamanın dayandığı ve kanuni dayanağı

bulunan eşitlik cetveline göre tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık

bulunmadığı kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi de anılan karar

doğrultusunda davanın reddine karar vermiştir.

49. Bu bağlamda bireysel başvurunun ikincil doğası gereği

Anayasa Mahkemesinin görevi, sosyal güvenlik hukukuna ilişkin olguların

değerlendirilmesi ve buna ilişkin hukuk kurallarının yorumlanması değildir. Bu

görev, esas itibarıyla derece mahkemelerine ait olup bu kapsamda delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması açık bir keyfîliğe veya bariz bir takdir hatasına yol açılmadığı

sürece derece mahkemelerinin takdirindedir.

50. Diğer taraftan başvurucu, yapılan ödemelerin geri

istenmesinden de yakınmaktadır. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli

kararlarında yersiz olarak ödendiği anlaşılan sosyal güvenlik ödemelerinin

iadesi ile ilgili ilkeleri ortaya koymuştur (Fatma

Ülker Akkaya, §§ 49-60; Tevfik

Baltacı, § 79; Uğur Ziyaretli, B. No: 2014/5724, 15/2/2017, § 76).

Bu bağlamda söz konusu kararlarda,

başvurucuların anaparanın yanında faiz ödemekle de yükümlü kılınmış olmalarının

kusurlu davranışlarıyla orantısız bir külfet yüklenmeleri sonucunu doğurduğunu

belirterek müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Fatma Ülker Akkaya, § 59; Tevfik Baltacı, § 79; Uğur Ziyaretli,

§ 76). Ancak somut olay çeşitli yönleriyle bu kararlardan ayrılmaktadır.

51. İlk olarak anılan kararlarda ödemelerin yapılmasında

idarenin kusurunun varlığına vurgu yapılmış olup somut olayda ise İdareye

atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı dikkate alınmalıdır. Anayasa'nın 38.

maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesindeki hükümler dikkate alındığında idarenin

mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu ve bu kararları hiçbir surette

değiştiremeyeceği gözetilmelidir. Nitekim Danıştayın

yerleşik içtihadına göre uyuşmazlığın tarafı idarenin aleyhine sonuçlanan

davada verilen ve objektif uygulanabilir nitelikte bulunup başka makamların ara

işlemi ve onayına tabi olmayan kararları kendisine tebliğden itibaren derhâl

uygulaması esastır (Danıştay Onbirinci Dairesinin

17/9/2012 tarihli ve E.2012/6879, K.2015/4223 sayılı kararı). Dolayısıyla

İdare, uyması zorunlu olan Mahkeme kararına dayalı olarak maaşın azaltılması ve

geriye dönük olarak yapılan ödemelerin tahsilini talep etmiştir.

52. Ayrıca her ne kadar idare mahkemesi kararları kural olarak

derhâl uygulanabilecek nitelikte olup somut olayda da bu gerekçeyle ödemeler

yapılmış ise de bu kararların İdare tarafından temyiz edilmesi üzerine

bozulabileceğinin başvurucu tarafından öngörülebileceği açıktır. Nitekim

Danıştay içtihadına göre kamu görevlilerine ilgililerin yalan beyan ve hilesi

olmaksızın yapılan fazladan ödemelerin idari dava açma süresi olan altmış gün

içinde geri alınabileceği ancak mahkeme kararıyla belirlenen hukuka aykırı

işlemlerin ise her zaman geri alınabileceği anlaşılmaktadır (Danıştay

İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1973/68-8,

K.1973/73-17 sayılı kararı).

53. Diğer taraftan idarenin bu şekilde almış olduğu geçmişe

yönelik borç çıkarılması idari işlemini resen icra edebileceği kuşkusuzdur.

Buna göre idare, nihai yargı süreci aleyhine sonuçlanan davacıya yapılan

ödemeleri icra usulüne gerek duymaksızın kendi teşkilatı ile ve haciz satış

gibi cebri icra yollara başvurmak suretiyle tahsil etme yetkisine sahiptir.

Dolayısıyla somut olayda İdarece Mahkeme kararına istinaden ödendiği tespit

edilen anapara tutarının kararın aksi yönde kesinleşmesi nedeniyle iadesinin

talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır.

54. Kesinleşmiş Mahkeme kararına dayanıyor olmakla keyfî bir

nitelik arz etmeyip aksine İdare için bağlayıcı yetki kapsamında

değerlendirilmesi gereken, yapılan ödemenin faiziyle birlikte iadesi işlemi

başvurucu için öngörülebilir bir durumun varlığına işaret etmesinin yanında

başvurucu aleyhine aşırı bir yük de teşkil etmemektedir.

55. Bu bağlamda her ne kadar yapılan ödemeler faiziyle birlikte

tahsil edilmiş ise de başvurucunun idare mahkemesi kararı tarihinden bozma

kararı üzerine geri istendiği tarihe kadar bu ödemeler sonucu edindiği parayı

uhdesinde bulundurduğu ve parayı semerelendirme

imkânına sahip olduğu olgusu dikkate alınmalıdır. Anılan süre zarfında

uhdesinde bu parayı bulunduran başvurucunun bu şekilde parayı semerelendirme imkânının getirisi ile kullanmış olduğu

parayı faiziyle birlikte iade etmiş olmasından kaynaklanan kaybı dengelenmiş

olmaktadır.

56. Ayrıca başvurucuya 1997-2008 yılları arasında yapılan

73.157,55 TL tutarındaki ödemelerin taksitler hâlinde tahsiline gidildiği

görülmektedir. Dolayısıyla geri ödenmesi istenen paranın tek kalemde ödenmesi

istenmemiş olup taksitle ödeme yapılması talep edilerek bu doğrultuda tahsilat

işlemi tercih edilmiştir.

57. Son olarak başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilebilecek sosyal güvenlik yardımı bütünüyle ortadan kaldırılmamakta

ve emeklilik statüsü zarar görmemektedir. Müdahaleyle başvurucu sadece,

Mahkemenin iptal kararına istinaden maaş farkı olarak almış olduğu paranın bir

kısmını faiziyle birlikte taksitler hâlinde iade etmek zorunda kalmıştır. Bu

durumda başvurucunun elde ettiği sosyal güvenlik hakkı çerçevesinde sosyal

riskler karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacı da ortadan

kalkmamaktadır.

58. Bu durumda başvurucunun emekli aylığının azaltılarak geriye

dönük olarak yapılan ödemelerin tahsil edilmesi yönündeki müdahalenin

başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmediği, bu

sebeple söz konusu müdahaleyle kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet

hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine

bozulmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

60. Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararından sonra geçen

süre sonrasında da yargılamanın makul bir sürede sonuçlanmadığını ileri

sürmüştür.

61. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine dair şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013,

§§ 45, 47).

62. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

63. Başvurucu, daha önce 16/7/2013 tarihinde 2013/5338 numaralı

bireysel başvuru dosyasında davanın açıldığı 14/8/1995 tarihi ile Anayasa

Mahkemesi kararı olan 17/7/2014 tarihleri arası dönem bakımından makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu

kararda başvurucu yararına 23.250,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Başvuruya konu karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin

22/10/2014 tarihli karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararıyla

kesinleşmiştir. Başvurucu, bu defa 26/1/2015 tarihinde yeniden başvurmuş olup

anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar

dikkate alındığında ihlal kararından sonraki yargılama süresinin makul olduğu

sonucuna varmak gerekir.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

M. Emin ŞAHİNER

Başvurucu : Ayten YEĞENOĞLU Vekili : Av. Mehmet SAĞLAM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/1685, 23 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. Gümrük
  8. Ve Tekel Bakanlığı
  9. (Ek - A)
  10. Gümrük
  11. Ve Tekel Bakanlığı
  12. (Ek - B)
  13. Gümrük Ve Tekel Bakanlığı
  14. (Ek - C)
  15. Gümrük Ve Tekel Bakanlığı
  16. (Ek - A)
  17. Gümrük Ve Tekel Bakanlığı
  18. (Ek - B)
  19. Gümrük
  20. Ve Tekel Bakanlığı
  21. (Ek - C)
  22. Gümrük Ve Tekel Bakanlığı
  23. (Ek - E)
  24. Gümrük Ve Tekel Bakanlığı
  25. (Ek - A)
  26. Gümrük Ve Tekel Bakanlığı
  27. (Ek- B)
  28. Gümrük Ve Tekel Bakanlığı
  29. (Ek - C)
  30. Gümrük Ve Tekel Bakanlığı
  31. (Ek - D)
  32. V. İnceleme Ve Gerekçe
  33. A. Mülkiyet Hakkının
  34. B. Makul Sürede
  35. C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  36. M. Emin ŞAHİNER
  37. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/1685
Tarih
23 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Remzi Uçucu Başvurusu (B. No: 2015/14883)
  • Sefa Koşar Başvurusu (B. No: 2015/18352)
  • Mustafa Muhammet Başvurusu (B. No: 2018/1751)
  • Kenan Aydın Başvurusu (B. No: 2015/9479)
  • Ahmet Sil Başvurusu (B. No: 2017/24331)
  • Sedef Yüksel Başvurusu (B. No: 2015/19948)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.