İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Sil Başvurusu (B. No: 2017/24331)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan tutukluya kendi

Başvuru No2017/24331Tarih9 Mayıs 2018Okuma16 dk · 3.188 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Sil Başvurusu

Karar tarihi
9 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2017/24331
R.G. Tarih ve Sayı
3/7/2018-30467
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.188 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan tutukluya kendi

Kur'an-ı Kerim nüshasının verilmemesinin din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4 Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünün hemen

ardından 17/7/2016 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme

suçundan Adana Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanarak Adana Ceza İnfaz Kurumuna

gönderilmiştir. Başvurucu 29/7/2016 tarihinde Osmaniye 1 No.lu T Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir.

10. Başvurucunun beyanına göre Adana Ceza İnfaz Kurumuna giriş

yaptığı sırada yanında bulunan Kur'an-ı Kerim, Osmaniye Ceza İnfaz Kurumuna

nakledilince posta ile aynı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiştir. Osmaniye Ceza

İnfaz Kurumu idaresi, başvurucunun kendisine ait Kur'an-ı Kerim nüshasını talep

etmesine rağmen teslim etmemiştir.

11. Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığı 7/2/2017 tarihli

ve 2017/12 sayılı kararında terör örgütü mensuplarının ailelerinden ve kargo

yoluyla gelen kitapların ceza infaz kurumuna alınmamasına karar verildiğini

belirterek başvurucunun talebini reddetmiştir.

12. Söz konusu karara başvurucu tarafından yapılan itiraz

Osmaniye İnfaz Hâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği) 24/3/2017 tarihli kararı ile

reddedilmiştir. İnfaz Hâkimliği, Kur'an-ı Kerim'in Ceza İnfaz Kurumu

kütüphanesinden bedelsiz temin edilebilme imkânı olduğu gerekçesiyle talebin

reddine karar vermiştir.

13. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz ise Osmaniye 2. Ağır

Ceza Mahkemesinin 3/5/2017 tarihli kararı ile bir gerekçeye yer verilmeden

reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 18/5/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 22/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Din

ve vicdan özgürlüğü " kenar başlıklı 70. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Hükümlü, ceza infaz kurumunda, mensup

bulunduğu dinin ibadetlerini, düzeni bozmayacak ve çalışmayı engellemeyecek

biçimde serbestçe yerine getirebilir ve ibadette kullanılan eşyayı, dinî yaşamı

bakımından zorunlu olan kitap ve eserleri temin ve bulunduğu yerlerde muhafaza edebilir.”

16. 5275 sayılı Kanun'un “Süreli veya süresiz yayınlardan

yararlanma hakkı” kenar başlıklı 62. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış

olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma

hakkına sahiptir.

...

(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren ...

hiçbir yayın hükümlüye verilmez.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 9/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu;

i. Adana Ceza İnfaz Kurumundan Osmaniye Ceza İnfaz Kurumuna

nakledildiğini, 29/7/2016 tarihinden itibaren FETÖ/PDY soruşturması kapsamında

Osmaniye Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunduğunu, Adana Ceza İnfaz Kurumunda

yanında bulundurduğu Kur'an-ı Kerim'in daha sonra ağustos ayı içinde posta ile

kendisine gönderilmesine rağmen Ceza İnfaz Kurumu idaresince teslim

edilmediğini ileri sürmüştür.

ii. Kur'an-ı Kerim'in Ceza İnfaz Kurumu kütüphanesinden bedelsiz

temin edilebilme imkânı olduğu gerekçesiyle İnfaz Hâkimliği tarafından

talebinin reddedilmesinin kanuna ve somut olgulara uygun olmadığını ifade

ederek Ceza İnfaz Kurumunda yaklaşık 3.000 tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu,

Ceza İnfaz Kurumunda bir kütüphane olduğunu ve kitap listesinde yalnızca bir

adet Kur'an-ı Kerim nüshası bulunduğunu belirtmiştir. İdarenin ve derece

mahkemelerinin kitapların yalnızca on beş gün için ödünç alınabiliyor olmasını

göz ardı ettiğini ve mahkemelerin bu hususları araştırmadan karar verdiğini

ifade etmiştir.

iii. Şahsına ait Kur'an-ı Kerim nüshasının kendisine teslim

edilmeyerek dinî vecibelerini yerine getirmesinin engellenmesi nedeniyle maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik

ilkesinin, şahsına ait kitaba el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ve

derece mahkemeleri kararlarının gerekçesiz olması nedeniyle de adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü

tutuklularının Ceza İnfaz Kurumu içinde ve darbe girişimi öncesinde Kur'an-ı

Kerim ayetlerini şifre olarak kullanıp haberleştiklerinin tespit edildiği

belirtilmiştir. Bakanlığa göre bu yöntemlerle örgüt üyeleri birbirlerinin moral

motivasyonlarını yüksek tutmaya çalışmaktadır. Bakanlık, bu kapsamda Kur'an-ı

Kerim gibi hacimli bir kitabın birkaç sayfasında örgütsel amaçlarla

yapılabilecek küçük değişikliklerin Ceza İnfaz Kurumu personeli tarafından

görülmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple dışarıdan Kur'an-ı Kerim dâhil

hiçbir kitabın getirilmesine müsaade edilmediğini ifade etmiştir. Bakanlık

görüşünde Ceza İnfaz Kurumunda yeterli sayıda Kur'an-ı Kerim nüshasının bulunduğu

belirtilmiştir.

21. Bakanlık görüşü ile birlikte Ceza İnfaz Kurumunda bulunan

kitapların listesi de gönderilmiştir. Bakanlık ayrıca bazı bölümlerinde

Kur'an-ı Kerim'den sure isimleri ve ayet numaralarının yer aldığı bir mektuba

ait bir sayfa ile "Bylock" yazışmaları

olduğu tahmin edilen bazı yazışma fotokopileri göndermiştir.

C. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun dinî yaşamı bakımından zorunlu

olan Kur'an-ı Kerim'in kendisine verilmemesine yönelik şikâyetlerinin din ve

vicdan hürriyeti kapsamında ve ifade özgürlüğü ışığında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

23. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 24. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat

hürriyetine sahiptir.

14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadete, dinî âyin

ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî

inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

…

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya

hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî

veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun,

dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve

kötüye kullanamaz.”

24. İddianın değerlendirilmesinde gözönüne

alınacak Anayasa’nın 26.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“ Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek

başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî

makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek

serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ...kamu düzeni,

...suçların önlenmesi... amaçlarıyla sınırlanabilir...”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan din ve

vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

26. Kur'an-ı Kerim'in İslam dininin kutsal kitabı ve onu

okumanın da bir ibadet olduğu kuşkusuzdur. Bu sebeple başvurucunun din

özgürlüğüne müdahale edildiğini kabul etmek gerekir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

27. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 24. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

28. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 5. maddesinde

belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma (Tuğba Arslan [GK], B. No: 2014/256,

25/6/2014, § 59), demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

29. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin

kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

30. Eldeki başvuruya konu olayda, başvurucunun din özgürlüğüne

yapılan müdahalenin amacının ceza infaz kurumunun güvenliğini sağlamak olduğu

açıktır. Söz konusu amacın anayasal bakımdan meşru olduğu değerlendirilmiştir.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

31. Din ve vicdan özgürlüğü Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini

bulan demokratik devletin vazgeçilmez unsurlarındandır. Din ve vicdan

özgürlüğünün demokratik toplumun temellerinden biri olmasının kökeninde dinin

hem bir dine bağlı olan bireyler tarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada

başvurdukları temel kaynaklardan biri olması hem de toplumsal yaşamın

şekillenmesinde önemli bir işlev görmesi bulunmaktadır. Bu işlev sebebiyle

uluslararası düzlemde dinlerin özgürlükler karşısındaki konumlarından bağımsız

olarak bireylerin belli ölçüler içinde din özgürlüğüne sahip olduğu kabul

edilmiştir. Diğer özgürlükler gibi din özgürlüğü de uzun ve zorlu bir sürecin

sonucunda belli yasal ve anayasal güvencelere sahip kılınmıştır. Nitekim din

özgürlüğü, evrensel ve bölgesel düzeyde insan haklarına ilişkin uluslararası

bildiri ve sözleşmelerin birçoğunda korunan bir haktır (Tuğba Arslan, § 52; Esra Nur Özbey, B. No: 2013/7443,

20/5/2015, § 44).

32. Anayasa'nın 13. maddesinde ifadesini bulan “demokratik

toplum düzeninin gerekleri” kavramı; anayasal bir özgürlük üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendini

göstermesini gerektirmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal

ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilse

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak

değerlendirilemez (Esra Nur Özbey,

§ 79; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan,

B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Dolayısıyla din ve inanç özgürlüğünün

demokratik toplumdaki vazgeçilmez öneminden dolayı bu özgürlüğe müdahale

edebilmek için her durumda zorlayıcı toplumsal ihtiyacın var olduğu

gösterilebilmelidir.

33. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada devreye

girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük

ilkesi”dir. Anayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında

makul bir ilişki ve dengenin bulunup bulunmadığını (Tuğba Arslan, § 96), başka bir deyişle kamu gücü eylem ve işlemlerini

haklılaştırmak için kullanılan gerekçelerin uygun ve

yeterli görünüp görünmediğini ve izlenen meşru amaçla orantılı olup olmadığını

inceler (Esra Nur Özbey, § 77).

Dolayısıyla somut olayda din özgürlüğünün sınırlanma amacı olan ceza infaz

kurumunun güvenliğinin sağlanması ile bu amaca ulaşmak için başvurucuya kendi

Kur'an-ı Kerim nüshasının verilmemesi arasındaki ilişkinin denetlenmesi

gerekmektedir (Sebahat Tuncel, B.

No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Tuğba Arslan,

§ 97).

(a) Hükümlü ve Tutukluların

İfade Özgürlüğü

34. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme

suçundan tutuklanmıştır. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa'da korunan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Mehmet

Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hüseyin Sürensoy,

B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet

Temiz (6), B. No: 2014/10213, 1/2/2017, § 33).

35. Mevcut başvurunun özelliklerinden biri de ifade özgürlüğü

ile ilişkisidir. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında ifade

özgürlüğüne herkesin sahip olduğu belirtilmiş, bunun sonucu olarak da Anayasa

Mahkemesi pek çok kararında hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de

Anayasa'nın koruması altında olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi, hükümlü

ve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesinin bilgi ve

kanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün

koruması altında bulunduğuna karar vermiştir (Halil

Bayık [GK], B. No: 2014/20002, 30/11/2017, §§ 29, 30; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:

2013/3614, 8/4/2015, § 43; Hüseyin Sürensoy, § 44; İbrahim

Bilmez, B. No: 2013/434, 26/2/2015, § 74; Ahmet Temiz (6), § 34).

(b) Takdir Payı

36. Öte yandan mevcut başvuruda olduğu gibiceza

infaz kurumunda bulunan bir kişinin okumak istediği kitaplara müdahalenin

gerekliliğini ve ölçülülüğünü değerlendirmede ceza infaz kurumunun bir takdir

payı bulunmaktadır. Buna karşın diğer tüm özgürlüklerde olduğu gibi din ve

vicdan özgürlüğünün de söylem düzeyinde kalmaması için bu takdir payı, hem hukuki durumu hem de hukuk kurallarının

uygulanmasına yönelik kararları kapsayacak şekilde Anayasa Mahkemesinin

denetimine tabidir (Esra Nur Özbey,

§ 76).

37. Demokratik bir toplumda, ceza infaz kurumunun düzeninin ve

güvenliğinin sağlanması için din veya inancın kurallarını çiğneyecek veya din

özgürlüğünün özünü zedeleyecek nitelikteki müdahaleler bir çözüm yolu olarak

kabul edilemez. Bu sebeple demokratik bir toplumda daima hakları korumayı esas

alan yaklaşımlar benimsenmeli; bir hakkın kullanılmasından dolayı ortaya

çıkabilecek sorunlar, hakkı tümüyle kullanılamaz hâle getiren tedbirler yerine

söz konusu hakkın barışçıl kullanımını sağlayacak tedbirler ile

çözümlenmelidir.

38. Mevcut başvuruya benzer olaylarda kamu gücünü kullanan

organların ve mahkemelerin görevi; somut olayın koşullarında hükümlü ve

tutukluların din ve vicdan özgürlüğü ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin,

disiplininin, düzeninin sağlanması ihtiyacı arasında adil bir denge sağlamaya

çalışmaktır.

(c) Müdahalenin Gerekçesi

39. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından

“demokratik toplum düzeninin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Halil Bayık,§ 43; Bekir

Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan

§ 56; Ahmet Temiz (6), § 36). Din

özgürlüğünün alt bir unsuru olan ibadet özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa

Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan

müdahaleler Anayasa'nın 24. maddesini ihlal edecektir.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

40. Somut başvuruya ilişkin olayda anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklu olan başvurucuya ait Kur'an-ı Kerim

nüshası, Kur'an-ı Kerim'in kütüphaneden de temin edilebileceği gerekçesiyle

Ceza İnfaz Kurumu idaresince verilmemiştir.

41. Müslümanlar, Kur'an-ı Kerim'in İslam dininin kutsal kitabı

olduğunu ve bu kitabı okumanın ibadetlerden biri olduğunu kabul ederler.

Dolayısıyla başvurucunun dinî yaşamı bakımından zorunlu olduğu düşüncesiyle

Kur'an-ı Kerim'i sürekli olarak yanında bulundurmayı istemesi Anayasa'nın 24.

maddesinin ikinci fıkrasında koruma altına alınmış olan din özgürlüğünün bir

görünümü olan "ibadet özgürlüğü"nün

kapsamındadır.

42. Başvurucunun talebi 5275 sayılı Kanun'a da muvafıktır. 5275

sayılı Kanun'un 62. maddesinde Ceza İnfaz Kurumunun güvenliğini tehlikeye

düşüren hiçbir yayının hükümlüye verilmeyeceği, 70. maddesinde ise hükümlünün

dinî yaşamı bakımından zorunlu olan kitabı temin ve bulunduğu yerlerde muhafaza

edebileceği hükme bağlanmaktadır. 70. maddede yer alan hüküm 62. maddede yer

alan düzenlemenin bir istisnasından daha çok onu tamamlayan bir hükümdür. Buna

göre dinî yaşam bakımından zorunlu olan kitaplar tutuklu ve hükümlünün

bulundurabileceği kitap sayısına dâhil olmayacağı gibi bu kitaplara yönelik

zaman kısıtlaması da bulunmamaktadır.

43. Din ve inanç özgürlüğü alanında devlet, sadece hakkın

kullanımını engellememe yükümlülüğünü ifade eden negatif yükümlülüğün aksine

aktif bir şekilde gerekli koşulları sağlama yükümlülüğüne de sahiptir. Devlet

5275 sayılı Kanun'un 70. maddesinde yer alan hükmü, temel haklara ilişkin

pozitif yükümlülüklerinin bir sonucu olarak kabul etmiştir. Söz konusu hüküm,

din özgürlüğünün etkili olarak kullanılabilmesi için devletin aldığı

önlemlerden biridir.

44. Açıktır ki kutsal kitapların bulundurulmasına, ceza infaz

kurumunun güvenliğinin sağlanması için devletin meşru bir menfaatinin bulunduğu

hâllerde sınırlama getirilebilecektir. Böyle bir müdahale -Anayasa'nın pozitif

yükümlülük koşulunun yerine getirilmesi için- ancak devletin “bireyin

menfaatleri ve toplumun genel menfaatleri arasında adil bir denge” kurması

hâlinde mümkün olabilecektir.

45. Anayasa Mahkemesi için başka alternatiflerin bulunup

bulunmaması da değerlendirilmesi gereken bir önemli unsurdur. Somut olayda ilk

derece mahkemesi, başvurucunun kütüphaneden Kur'an-ı Kerim'in bir nüshasını temin

edebileceği gerekçesine yer vermiştir. İdarenin hükümlü ve tutuklulara Kur'an-ı

Kerim temin etmesi, bunların kendilerine ait Kur'an-ı Kerim nüshalarını

yanlarına almayı istemelerindeki haklılığı ortadan kaldıran bir neden olarak

görülebilir. Ancak başvurucu; Ceza İnfaz Kurumu kütüphanesindeki Kur'an-ı Kerim

nüshalarının sayı itibarıyla yetersiz olduğunu, bunların tutuklu ve hükümlülere

süreli olarak verildiğini öne sürmektedir. Kur'an-ı Kerim okumanın İslam

dininin önemli bir ibadeti olarak kabul edildiği ve bu ibadetin herhangi bir

zaman dilimiyle sınırlı olmaksızın yapılabildiği gözetildiğinde başvurucunun

yanında sürekli olarak Kur'an-ı Kerim bulundurmak istemesinin makul

karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıca Kanun'un açık hükmü de bunu

gerektirmektedir.

46. İdare ve derece mahkemeleri, başvurucunun beyanına göre

(İdare bu konuda bir bilgi vermemiştir) yaklaşık üç bin kişinin kaldığı Ceza

İnfaz Kurumunda yeterli Kur'an-ı Kerim nüshası olup olmadığı meselesine

eğilmemişlerdir. Bakanlık görüşünde bahse konu Ceza İnfaz Kurumunda kaç adet

Kur'an-ı Kerim nüshası bulunduğu belirtilmeden yeterli sayıda nüsha bulunduğu

ifade edilmiş ve kütüphanede bulunan kitapların uzunca bir listesi Anayasa

Mahkemesine ibraz edilmiştir. Liste dikkatli bir şekilde incelenmiş ve Ceza

İnfaz Kurumu kütüphanesinde dört adet Kur'an-ı Kerim nüshası bulunduğu tespit

edilmiştir. Bununla birlikte bu sayının Ceza İnfaz Kurumunda bulunan üç bine

yakın kişiden her isteyenin süresiz biçimde yanında bulundurmasına yetecek miktarda

olup olmadığı sorusu cevaplanmamıştır. Üstelik kütüphaneden ödünç alınan

kitapların belirli bir süre sonra iade edilmesi gerektiği de göz ardı

edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından

kendisine teslim edilmeyen Kur'an-ı Kerim nüshası dışında başka alternatifi

bulunduğu ikna edici bir şekilde gösterilememiştir.

47. Anayasa Mahkemesi, Bakanlık görüşünün ekinde gönderilen

belgeler ile başvuru arasında ilişki kurmanın oldukça zor göründüğü kanaatine

ulaşmıştır. Başvurucu ile bir ilişki kurulmadan gönderilen şifreli haberleşme

programı olan Bylock

yazışmalarında bazı dinî temalı konuşmaların yapıldığı tespit edilmiştir. Söz

konusu yazışmaların başvurucuya ait olup olmadığı belli değildir. Başvurucunun

ibadetini yapabilmesi için kendisine Kur'an-ı Kerim temin edilmesi ile Anayasa

Mahkemesine gönderilen dinî temalı yazışmalar arasında ne tür bir ilişki

bulunduğu anlaşılamamıştır. Aynı şekilde Anayasa Mahkemesine gönderilen ve bir

mahpus tarafından kaleme alındığı anlaşılan mektupta olağan sayılabilecek

ifadelerle birlikte bazı sureler ile ayet numaralarının yazılmasının hangi

surette örgütsel haberleşme niteliğinde olduğu anlaşılamamıştır. Söz konusu

mektupta yer alan ifadeler şifreli bir haberleşmenin parçası olsa bile eldeki

başvuruyla veya başvurucuyla ne tür bir ilişkisinin olduğu da gösterilmemiştir.

48. 5275 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca bir mahpusun

mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan

bedelini ödeyerek yararlanma hakkı da bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun

emanet para hesabından karşılanması koşuluyla Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla

Kur'an-ı Kerim alınması mümkündür. Buna karşın başvuruya konu olayda Eğitim

Kurulu Başkanlığı 7/2/2017 tarihli kararında Kanun'daki bu düzenlemeyi daha da

daraltarak yalnızca kurum kütüphanesinde bulunmayan kitapların Ceza İnfaz

Kurumu aracılığıyla alınmasına karar vermiş, Kur'an-ı Kerim'e bir istisna

getirmemiştir. Başka bir deyişle somut olayda başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu

aracılığıyla kendisine ait bir Kur'an-ı Kerim nüshası almasının da mümkün

olmadığı anlaşılmaktadır.

49. Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların

şifreli haberleşmede kullanma potansiyeli olduğundan veya okuyanların dinî

duyarlılıklarının, moral ve motivasyonlarının arttığından bahisle objektif bir

gerekçeye dayanmaksızın Kur'an-ı Kerim'e ve diğer kutsal kitaplara erişmeleri

konusunda aşılmaz güçlüklerle karşılaşmaları din özgürlüğünün özünü zedeler.

50. Somut olayda idare ve derece mahkemeleri, başvurucunun

Kur'an-ı Kerim okuma biçimindeki ibadetini yapabilmesi için din özgürlüğünün

gerektirdiği ve devletin pozitif yükümlülüklerinden olan tedbirlerin alındığını

Anayasa Mahkemesine gösterebilmiş değildir. Nitekim en azından başvurucunun

ücretini ödemesi karşılığında ve Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla Kur'an-ı Kerim

edinmesine imkân sağlanabilir veya devlet olanakları ile bedelsiz olarak

Kur'an-ı Kerim temin edilebilir.

51. Somut olayda, dayanakları gösterilmeden ve kişiselleştirme

yapılmadan Kur'an-ı Kerim'in kategorik olarak Ceza İnfaz Kurumu güvenliği için

tehlike oluşturabileceği varsayımına dayanılmıştır. Bu bağlamda idare ve derece

mahkemelerinin başvurucunun dinî yaşamı bakımından zorunlu olan kitabı koğuşta

veya odasında bulundurma hakkı ile bir bütün olarak Ceza İnfaz Kurumunun düzeni

ve güvenliği arasında adil bir denge kurulduğunu ortaya koyduklarından

bahsedilemez. Dolayısıyla başvurucunun din ve vicdan özgürlüğüne yapılan

müdahalenin “toplumsal bir ihtiyaç baskısı”na tekabül

ettiğinin ve bu sebeple de demokratik toplum düzeninin sürekliliği için gerekli

olduğunun ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterildiği söylenemez.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurucuya yanında sürekli olarak

bulundurabileceği şekilde Kur'an-ı Kerim verilmemesine ilişkin idare kararı ile

derece mahkemelerinin kararlarında ortaya konan gerekçelerin ilgili ve yeterli

olmadığı sonucuna varıldığından Anayasa’nın 24. maddesinde güvence altına

alınan din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…"

54. Başvurucu ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

Başvurucunun din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

55. Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna varılan Osmaniye İnfaz

Hâkimliğinin kararının hukuk âleminde bir sonuç doğurmasının mümkün olmadığı

açıktır. Geriye ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir

örneğinin Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi seçeneği kalmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 24. maddesinde güvence altına alınan din ve

vicdan özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin din ve vicdan özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığına

GÖNDERİLMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Osmaniye İnfaz Hâkimliğine

(E.2017/871, K.2017/1085) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin din ve vicdan özgürlüğüne yapılabilecek

benzer müdahaleleri önlemek için takdir edilen tedbirleri almak üzere Adalet

Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire

Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Ahmet SİL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/24331, 9 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi
  9. B. Başvurucunun İddiaları
  10. C. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet
  12. Yıldırım
  13. Akıncı
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/24331
Tarih
9 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Sedef Yüksel Başvurusu (B. No: 2015/19948)
  • Nihat Akdoğan Başvurusu (B. No: 2016/29411)
  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2015/5195)
  • J.a. Başvurusu (B. No: 2018/1627)
  • Nurcan Gülabi Başvurusu (B. No: 2015/15355)
  • Ankara Barosu Başkanlığı Başvurusu (B. No: 2015/17944)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.