İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nurcan Gülabi Başvurusu (B. No: 2015/15355)

1. Başvuru; ceza davasında beyanları mahkûmiyete tek delil

Başvuru No2015/15355Tarih23 Mayıs 2018Okuma13 dk · 2.560 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nurcan Gülabi Başvurusu

Karar tarihi
23 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2015/15355
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.560 kelime·13 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ceza davasında beyanları mahkûmiyete tek delil

olarak esas alınan tanığın sorgulanmasına fırsat verilmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Ankara 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 26/10/1998

tarihli kararıyla terör örgütü üyeliği suçundan 4 yıl 6 ay süreyle hapis

cezasına mahkûm edilen başvurucu, bu cezanın infazı kapsamında 28/4/2002

tarihinde şartla tahliye olmuş; 19/6/2005 tarihinde ise bihakkın tahliye

edilmiştir.

9. PKK/KONGRA-GEL terör örgütünden kaçarak 31/12/2005 tarihinde

emniyet görevlilerine teslim olan E.S. 4/1/2006 tarihinde müdafi huzurunda

kollukta verdiği ifadesinde örgüt tarafından düzenlenen bir kampta başvurucunun

da aralarında yer aldığı birçok şahısla birlikte eğitim aldıkları yönünde

beyanda bulunmuş ve kendisine gösterilen fotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis

etmiştir. Söz konusu beyanın ilgili kısmı şöyledir:

"(...) Sema (K) Nurcan Güler: Daha önce

Hollanda ülkesinde bir kadın vakfında görevli iken buraya eğitimci olarak

gönderildi. Kendisi Erzincanlıdır. 27-28 yaşlarında gözlüklü olup, örgüt

tarafından 2005 yılı Nisan ve Mayıs ayları arasında

Belçika ülkesi Brüksel kenti yakınlarında açılan kampta siyasi eğitim alan

şahıslardandır. Belçika’da cephe faaliyetleri içerisinde faaliyet yürüttüğünü

biliyorum. Kendisini resimden teşhis ettim.”

10. E.S. hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçuna ilişkin

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK 250. madde ile görevli) görülen

yargılamanın 11/5/2006 tarihli celsesinde sanık, duruşmada okunan kolluk

ifadesi ile teşhis tutanağının doğru olduğunu beyan etmiştir. Söz konusu

yargılama neticesinde E.S. hakkında etkin pişmanlık hükümleri gereğince ceza

verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

11. Diğer taraftan Van Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK 250.

madde ile görevli) başlatılan soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye

olma suçunu işlediği şüphesiyle 13/4/2007 tarihinde gözaltına alınan başvurucu

14/4/2007 tarihinde müsnet suçtan tutuklanmıştır.

12. Görevsizlik kararıyla soruşturma dosyasının gönderildiği

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. madde ile yetkili) 1/6/2007 tarihli

iddianameyle başvurucu hakkında terör örgütü üyesi olma suçundan kamu davası

açmıştır. Söz konusu iddianamede başvurucunun terör örgütü adına faaliyet

gösteren dernek ve vakıflarda “Sema” kod ismiyle görev aldığı, örgüte

kazandırılmaya çalışılan veya örgüt üyesi olan kişilere eğitici konumunda

siyasi dersler verdiği iddialarına yer verilmiştir.

13. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile

görevli) (Mahkeme) 10/6/2008 tarihli kararıyla isnat olunan suçun işlendiğinin

sabit olmadığı gerekçesiyle başvurucu hakkında beraat kararı verilmiştir.

Temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28/12/2011 tarihli kararıyla hükmün

bozulmasına karar verilmiştir.

14. Bozma kararına uyan Mahkeme 4/12/2012 tarihli kararıyla

başvurucunun terör örgütü üyesi olma suçundan 6 yıl 3 ay süreyle hapis cezasıyla

cezalandırılmasına karar vermiştir.Gerekçeli

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"(...) Her ne kadar

sanık suçlamaları kabul etmemiş ise de; Mahkeme kararı ile PKK/KONGRA-GEL terör

örgütü üyeliği sabit görülerek, hakkında TCK.nun

221/2. maddesinin uygulanmasına karar verilen [E.S.nin]

aşamalardaki özde

değişmeyen tutarlı-ayrıntılı ifadeleri, fotoğraf teşhisi, Yargıtay bozma kararı

ve tüm dosya kapsamı gözönünde bulundurulduğunda; sanığındaha önce örgüt üyeliği suçundan mahkum olduğu, daha

sonra kaçak yollardan yurtdışına gittiği, yurtdışında Sema kod adını

kullandığı, PKK/KONGRA-GEL terör örgütü adına siyasi eğitim aldığı, terör

örgütünün çeşitli kuruluşlarında faaliyetler yürüttüğü,eylem

ve faaliyetlerinin bir bütün halinde terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu

anlaşıldığından cezalandırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir."

15. Başvurucu, aleyhinde beyanda bulunan sanığın duruşmada

dinlenilmesi yönündeki talep ve itirazlarının karar gerekçesinde

karşılanmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.

16. Temyiz üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesi 13/5/2015 tarihli

kararıyla Mahkemenin gerekçesine atıf yaparak hükmü onamıştır.

17. Nihai karar 24/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup

başvurucu 3/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Doğrudan soru yöneltme” kenar başlıklı

201. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil

sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere

ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak

doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim

aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun

yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.

Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.”

19. 5271 sayılı Kanun’un “Delillerin

ortaya konulması ve reddi” kenar başlıklı 206. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden

veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.”

20. 5271 sayılı Kanun’un

“Duruşmada okunması zorunlu belge ve tutanaklar” kenar başlıklı 209.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan

sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade

tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak

belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik

durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada okunur.”

21. 5271 sayılı Kanun’un

“Duruşmada okunmayacak belgeler” kenar başlıklı 210. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından

ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme

sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme

yerine geçemez.”

22. 5271 sayılı Kanun’un “Duruşmada

okunmasıyla yetinilebilecek belgeler” kenar başlıklı 211. maddesi

şöyledir:

“(1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş

veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,

b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada

hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi

olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı

değilse,

c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın

duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa,

Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce

yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu

belgeler okunabilir.

(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili,

sanık veya müdafii birinci fıkrada belirtilenlerin

dışında kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilirler.”

23. 5271 sayılı Kanun’un “Delilleri

takdir yetkisi” kenar başlıklı 217. maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya

getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller

hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.

(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde

elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

24. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendi şöyledir:

"Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara

sahiptir:

(...)

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma

tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve

dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;"

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ulusal

hukuktaki nitelemeye bakılmaksızın “tanık” kavramının Sözleşme kapsamında özerk

bir anlamı vardır (Damir Sibgatullin/Rusya,

B. No: 1413/05, 24/04/2012, § 45). Bu kavram; duruma göre suç ortaklarını (Trofimov/Rusya, B. No: 1111/02, 4/12/2008, § 37),

mağdurları (Vladimir Romanov/Rusya,

B. No: 41461/02, 24/7/2008, § 97) ve bilirkişi tanıklarını (Doorson/Hollanda, B. No: 20524/92, 26/3/1996, §§

81, 82) da kapsayabilir. Bu bakımdan duruşmada ister okunsun ister okunmasın

ifadeleri mahkeme önünde bulunan ve mahkeme tarafından dikkate alınan kişiler,

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi bakımından tanık

olarak kabul edilmektedir (Kostovski/Hollanda, B. No: 11454/85, 20/11/1989, §

40).

26. AİHM, duruşma salonunda bulunmayan tanıkların beyanlarının

mahkûmiyet hükmüne esas alındığı bir yargılamanın adilliğini değerlendirirken

iki hususa vurgu yapmaktadır. AİHM ilk olarak tanığın duruşmaya katılmaması

için geçerli nedenlerin olup olmadığını incelemektedir. İkinci olarak -makul

bir gerekçenin olduğu durumda bile- sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı

bir tanık tarafından verilen ifadenin hükmün dayandığı tek veya belirleyici

temel olup olmadığını değerlendirmektedir. Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca bu

nitelikteki tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılamalar detaylı

incelemelere tabi tutulmalıdır (Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık,[BD],

B. No: 26766/05 ve 22228/06, 15/12/2011, §§

119, 147; Cevat Soysal/Türkiye,

B. No: 17362/03,23/9/2014, § 75).

27. AİHM, yukarıda bahsi geçen ilkelere ek olarak Sözleşme’nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinin sanığa aleyhte ifade veren tanığın beyanlarına veya tanık ifadesinin

alındığı sırada ya da yargılamanın daha sonraki bir aşamasında itiraz imkânı

tanınması gerektiğini kabul etmektedir (Van Mechelen ve diğerleri/Hollanda, B. No: 21363/93,

21364/93, 21427/93 ..., 23/4/1997,§51; Lüdi/İsviçre, B. No: 12433/86, 15/6/1992, § 49; Hümmer/Almanya, B. No: 26171/07, 19/07/2012, §

38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 23/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29.Başvurucu; başka bir dosyada yargılanan ve aleyhinde beyanda

bulunan E.S.yi sorgulama

fırsatı kendisine tanınmadan elde edilen beyanların hükme esas alınması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan tanık

sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a . Genel İlkeler

31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinde bir suç ile

itham edilen herkesin iddia tanıklarını sorguya çekme hakkının olduğu

belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının "tanık sorgulama hakkı"nı

da kapsadığının kabul edilmesi gerekir.

32. Anayasa Mahkemesi birçok kararında "tanık"

kavramını özerk olarak yorumlamış ve tanığın sanığa isnat edilen fiil hakkında

bilgi veren herhangi bir kişi olabileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda suçun

iştirak edeni, olayın mağduru, şikâyetçi (müşteki), devletin görevlendirdiği

gizli olan/gizli olmayan soruşturmacı da tanık olabilir (Selçuk Demir, B. No: 2014/9783, 22/1/2015,

§ 35).

33.Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında “tanık sorgulama hakkı”yla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza

yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme

hakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığın

tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların

beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın

yapılabilmesi bakımından gereklidir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -sadece veya

belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya

sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere

dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerle

bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila

Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§

46-67; Levent Yanlık, B. No:

2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-77; İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§ 44,

45). Bu bakımdan adli makamlar, beyanı hükme dayanak yapılacak tanıkların

duruşmada hazır edilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır.

34. Sonuç olarak somut bir yargılama öncesinde veya haricinde

elde edilen tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine

zarar verip vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test

uygulanmalıdır. İlk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir

nedenin mevcudiyetine dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen

ifadenin karara götüren tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma

haklarının adil yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp

sınırlandırılmadığına bakılacaktır (Abdurrahim Balur, B. No:

2013/5467, 7/1/2016, § 80).

35. Yukarıdaki değerlendirme yapılırken "geçerli

neden" şartı, öncelikli olarak gözetilmelidir. Çünkü tek veya yegâne ispat

unsuru olmasa dahi ifadesi hükme esas alınan bir tanığın geçerli bir neden

olmaksızın duruşmada dinlenmemesi tek başına adil yargılanma hakkına aykırılık

oluşturabilir. Kamu makamları bu nedenle ifadesi hükme dayanak yapılacak

tanıkların duruşmada hazır edilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü

altındadır (Abdurrahim Balur, § 81).

36. Nitekim bu anayasal gereklilikler ilgili usul kanunlarında

da belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre de olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık

duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş

tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.

Yargılama konusu olayla ilgili sadece bir tanığın beyanından başka bir delilin

bulunmadığı hallerde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenilmesi gerektiği ifade

edilerek doğrudan doğruyalık ilkesine açık bir vurgu

yapılmıştır. Dolayısıyla, olayın tek delilinin bir tanığın açıklamalarından

ibaret olması halinde, 5271 sayılı Kanun’un 211. maddesinin (1) numaralı

fıkrası uyarınca, bu tanığın duruşmada dinlenmesi yerine önceki beyanlarının

okunması ile yetinilebilmesi mümkün değildir (Az.

M., § 58).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

37. Başvuru konusu olayda Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin

(CMK 250. madde ile görevli) E.2006/57 sayılı dosyasında görülen davada silahlı

terör örgütü üyesi olma suçundan yargılanan ve etkin pişmanlık hükümlerinden

yararlanarak beraat eden sanığın soruşturma aşamasında başvurucu aleyhine

tanıklık yaptığı ve başvurucunun talebine rağmen bu sanığın başvurucunun

yargılanması sırasında dinlenmediği anlaşılmaktadır. Gerekçe incelendiğinde

mahkûmiyet hükmüne esas olarak başka dosyada sanık konumunda bulunan bu şahsın

kollukta başvurucu aleyhine verdiği ifadelerin tek delil olarak kabul edildiği

görülmüştür (bkz. § 15).

38. Başvurucu; kovuşturma aşamasında ve temyiz dilekçesinde,

aleyhinde beyanda bulunan E.S.nin ifadelerinde

çelişkiler olduğunu ve bu ifadelerin hangi koşullar altında verildiğinin

araştırılmadığını belirterek E.S.nin duruşmada

dinlenilmesi yönünde talep ve itirazlarını dile getirmiştir. Mahkeme, bu

talepleri gerekçesiz olarak reddetmiş; Yargıtay, başvurucunun temyiz

dilekçesinde bildirdiği bu taleplerle ilgili bir değerlendirme yapmaksızın

Mahkeme kararını onamıştır.

39. 5271 sayılı Kanun’da açıkça sayılan istisnai hâllerde,

tanıkların hükme esas alınacak daha önceki beyanlarının duruşmada okunması ile

yetinilebilir. Kanun'da yazılı istisnai hâller dışında tanıkların önceki

beyanlarının duruşmada okunması ile yetinilmesi ise ancak sanığın açık

muvafakati ile mümkündür (Ali Rıza Telek,

§ 50).

40.Somut olayda Mahkeme, hükme esas aldığı beyanların sahibi

E.S. isimli tanığın duruşmada dinlenmesi için hiçbir girişimde bulunmamış;

olayın delilinin, bir tanığın açıklamalarından ibaret olması durumunda bu

tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi gerektiğini öngören 5271 sayılı Kanun'un

210. maddesini dikkate almamış, tanığı duruşmada dinlemek yerine ifadelerini

dosyaya koymakla yetinmiştir.

41. Başvurucuya beyanları mahkûmiyette tek delil olarak esas

alınan tanığı sorgulama veya sorgulatma imkânı verilmediğinden ve savunma

haklarının korunması için hiçbir tedbir alınmadığından başvurucunun hakları

Anayasa’nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmıştır.

42.Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

44. Başvurucu, manevi tazminat ve yargılamanın yenilenmesi

taleplerinde bulunmuştur.

45. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

46. Tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

47. Tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılması gerektiği sonucuna varıldığından

başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı

kapsamında tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2012/29, K.2012/296) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Zehra

GAYRETLİ

Başvurucu

:

Nurcan

GÜLABİ

Vekili

:

Av. Mehmet

ERBİL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/15355, 23 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 26766/05 ve 22228/06, 15/12/2011, §§
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Adil yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkının
  14. B. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı
  15. C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. Gayretli
  21. Gülabi
  22. Erbil
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/15355
Tarih
23 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Ankara Barosu Başkanlığı Başvurusu (B. No: 2015/17944)
  • A.d. Başvurusu (B. No: 2014/7967)
  • B.b. Başvurusu (B. No: 2015/14805)
  • Ahmet Ünal Başvurusu (B. No: 2016/17624)
  • Abdullah Yabatu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9934)
  • Yüksel Uğurlu Başvurusu (B. No: 2014/20386)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.